Fetva Meclisi
Soru
Tarihte Yezid kötü bir insan mı, günahı var mıdır? Hz. Hüseyin olayın hakkında bilgilendirirseniz çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Yezid, laneti hak edecek bir duruma girmiştir ama biz lanet edici bir durumda değiliz. Ona lanet vazifemiz yoktur. Onu da, işini de Allah'a havale eder geçeriz.
Bu karalamayı yanlış biri ile paylaştınız. Elhamdülillah Müslüman’ız biz. Bu karalama ise Müslüman olmayan bir oryantalistin derlemesidir. Biz Mü'miniz. Elhamdülillah.
Şunu unutmamak gerekiyor: Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim gibi bir insandı. İnsan olarak biz ne ile karşılaşıyorsak o da onların pek çoğu ile karşılaşmıştı. Yemesi içmesi, üşümesi terlemesi ve benzeri insan olmaktan kaynaklanan pek çok şey onda da vardı. Hristiyanların İsa aleyhisselamı ilahlaştırdıkları gibi bir hissiyatı biz sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz için taşımıyoruz, taşıyamayız. Ağlamışlığı hakkında elimizde bir istatistik yoktur ama şu anda hiçbir araştırma yapmadan sadece okuduğumuz hadislerden onun ağlamasına dair şu notlar hemen akla gelmektedir. Belki incelense daha fazlası da bulunabilir ya da özel hayatında ağladığı hâlde bize aktarılmamış durumlar da olabilir: Annesi Âmine’nin kabrini Ebva denen yerde ziyaret ettiğinde ağlamıştı. Dedesi Abdülmuttalib vefat ettiğinde ağlamıştı. Cebrail ona, torunu Hüseyin’in öldürüleceğini bildirdiğinde ağlamıştı. Oğlu İbrahim vefat ettiğinde ağlamıştı. Torunlarından biri vefat ettiğinde ağlamıştı. Kızı Ümmügülsüm onun yanında can çekişirken ağlamıştı. Amcası Hamza’nın yaralı bedenini gördüğünde Uhud’da ağlamıştı. Osman bin Mez’un isimli sahabinin vefatında ağlamıştı. Sa’d bin Ubade isimli sahabiyi hastalığında ziyaret ederken ağlamıştı. Sahabeden birinin kabri başında uzunca ağlamıştı.
Aleykümselam. Canım kardeşim, her şeyi bilen koca alimler şimdi çıktı. Onlar her şeyi bilen alimler değildiler. Her şeyi öğrenmeye hazırdılar, bilmediklerinin şuurunda idiler. Onları bu şekilde tanımalıyız. İbni Mesud radıyallahu anhın hafız sahabilerden olduğuna dair bilgimiz kati değildir. İbni Mesud'un yazılmış muteber bir mushafı da bilinmiyor. Ebu Bekir radıyallahu anhın cem etmesi zamanına kadar hemen hemen her sahabinin durumu böyle idi. Elimizdeki mushaf, ashabı kiramın icma ettiği mushaf şeklidir. Bu nedenle, diğerlerininki, onların fırsat buldukça yazdıkları taslaklar durumunda kalmışır. İbni Mesud radıyallahu anhın durumu da böyledir. Allah onlardan razı olsun.
Günah, ilahi emir ve yasaklara aykırı tutum ve davranışlar anlamına gelir. Mahiyeti ve boyutları değişmekle birlikte günah mefhumu tüm dinlerde vardır. Günah, Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde; “ism”, “zenb”, “vizr”, “cünâh”, “hûb” ve “seyyie” gibi farklı sözcüklerle ifade edilmiştir. Her insan iyilik veya kötülük yapabilecek özellikte yaratılmıştır. (bk. eş-Şems, 91/8) Hz. Peygamber'in (s.a.s.) “Her insan hata eder, hata edenlerin en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyamet, 49 [2499]; İbn Mâce, Zühd, 30 [4251]) şeklindeki beyanı, insanların günah işleme ve hata yapma özelliğine sahip olduğu gerçeğinin açık bir ifadesidir. Aynı doğrultuda Hz. Peygamber'in (s.a.s.); “Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah günah işleyen ve günahlarından tövbe ve istiğfar eden bir topluluk yaratır da onları bağışlardı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10 [2748]) ifadeleri de oldukça anlamlıdır. Hadis-i şerif, insanın mutlak olarak hatasız, kusursuz ve günahsız olamayacağını vurgulamaktadır. Şüphesiz bu ifadeler, günah işlemeye bir teşvik olmayıp aksine insanın doğasını açıklayan ve kendisini tanımasını sağlayan birer hatırlatma ve uyarıdır. Nitekim pek çok âyet ve hadiste insanın günahlardan ve Allah’ın (c.c.) yasaklarını çiğnemekten sakınması emredilmiştir. İslâm inancında peygamberler dışında “masum” yani günah işlemekten korunmuş kimse yoktur. Bu sebeple herhangi bir kimsenin günahsız olduğunu kabul etmek İslâm inancına aykırı bir durumdur. Zira günahtan korunmuşluk anlamına gelen “ismet sıfatı” sadece peygamberlere aittir. İslâm âlimleri, peygamberlerin birer beşer olmaları hasebiyle zelle olarak tabir edilen küçük hatalar işleyebilecekleri, ancak peygamberlik görevlerine zarar verecek türden hatalara ve günahlara düşmekten korundukları üzerinde ittifak etmişlerdir. Diğer yandan İslâm dininde, Hristiyan teolojisinde olduğu gibi “aslî günah” anlayışı yoktur. Zira hiç kimse doğuştan günahkâr sayılmaz. İslâm’da, herkes kendi günahından sorumludur. "Hiçbir kimse başkasının günahını yüklenmez." (el-En‘âm, 6/164; en-Necm, 53/38-39) âyet-i kerîmesi bu hususu ifade etmekte ve işlenen günahtan ancak onu işleyenin sorumlu tutulacağını belirtmektedir. İslâm’da, herhangi bir soydan gelmekten veya başka bir sebepten dolayı günahtan korunmuş̧ olduğu kabul edilen kişi ya da zümre yoktur. Dinî konularda topluma rehberlik eden âlimler de günahtan korunmuş değildir. Onların görevi İslâm’ın inanç, ibadet, ahlak ve muamelat esaslarını insanlara hatırlatmak ve gerektiğinde içtihat ederek Müslümanların amelî hayatını düzenlemelerine katkı sağlamaktır. Bu bağlamdaki içtihatları isabetli olabileceği gibi hataya da açıktır. Sonuç olarak masûmiyet sadece peygamberlere özgü bir korunmayı ifade etmektedir. Bunun dışında, herhangi bir kimse ya da grubun hatadan veya günahtan korunmuş olduğu kabulü veya iddiası İslâm inanç esaslarına aykırıdır.
Neyin niçin olduğunu sadece Allah bilir. Her halimizi imtihan kabul edersek bu kadar vesvese yapmaya da gerek kalmaz. Yine de insan günahları için sürekli istiğfar etmeli ve günahta ısrar etmemelidir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Böyle bir nedenle cem etmek mümkün olmaz. Namaz için kendinizi zorlamalısınız. Allah yardımcınız olsun.
CEVAP:Size geçmiş olsun diyorum. Allah Teâlâ sabrınızı sabit kılsın.Evlenmenizde hiçbir sakınca yoktur. Evlenmeniz gerekir bile. Yalnız bu durumu olduğu gibi evleneceğiniz kişiye anlatmanız gerekir. Kabul ettikten sonra hiçbir itiraz hakkı da kalmaz. Gizler de sonra ortaya çıkar bir durum olursa bu sefer onun sizden boşanma hakkı doğar. Bulamam diye de sakın endişelenmeyin. Merakınız olmasın; Allah Teâlâ size eş olacak birini muhakkak yaratmıştır. Sebat edin ve evlenin.
Selamünaleyküm. İlaç olarak kullanıyorsanız ve doktor tarafından verilen tıbbî bir ilaç ise zararı olmaz.
Aleykümselam. İnsanın malına varis olacak kimselere ilave vasiyet yapması caiz değildir. Kalan mal dinimizin emrettiği şekilde dağıtılmalıdır.
Aleykümselam. Mesele şöyledir: a- Bir hayvanı kurban etmek üzere satın alan veya ayıran kişi zilhicce günlerinde hayvan üzerinde sözünü ettiğimiz işleri yapmaz. b- Kurban kesecek olan mümin de zilhicce günleri içinde tırnaklarını ve saçını kesmez. Bu kesmeme vacip düzeyinde değildir.İki kesmeme arasında bir bağlantı yoktur. Ya da iki ayrı tavsiye vardır diyebiliriz. 'Saç' ve 'tırnak' zikredildiğinde de bunu insan için anlamalıyız.
Aleykümselam.İstiharede rüyada görülene değil kalbinizin meylettiğine bakmalısınız.