Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Kurban ve bayram konusunu okurken bir meseleye takıldım. Kurban kesmeye niyetlenen mükellefin, Zilhicce ayının on gününde tırnaklarından ve kıllarından almaması müstehab mıdır? Fakat kendi tırnak ve kıllarından mı yoksa kurban hayvanın mı çıkaramadım? Araştırdığım kitapların bazılarını ve düşüncemi madde halinde arz edeyim. 1- Merhum Ömer Nasuhi Bilmen hoca efendi’nin ilmihal kitabında bayram konusunda şu geçiyor: "Kurban kesecek kimse, tırnaklarını ve başının saçlarını kesmeyi te'hîr eder. Bu menduptur. Fakat bu te'hîr keraheti celbedecek bir müddetle olmamalıdır. Bu müddetin âzâmî haddi ise kırk gündür." ("tırnaklarını" ve "başının saçlarını" derken, kurban kesecek kimseye atfediliyor. Üstelik " mekruh olan âzâmî 40 gün" insanla alakalıdır. Kurban hayvanda mevzu bahis değil. İbni Abidin Reddul Muhtar’da da böyledir.) 2- Halebî Sagîr`in Arapça metninde " ve yendubu limen erade en yudahhiye te'hîru taklimil ezfâri ve halkir ra'si." geçiyor. (Burda da kurban kesmek isteyenle alakalı olduğunu anlıyorum, çünkü taklîmul ezfâri ve halkur ra'si kurbana atfedilmiyor."men erade en yudahhiye" kastediliyor.) 3- Müslim şerhinde bunun hikmeti izah edilirken, muhrime benzetiliyor ve cehennemden azad olmak için vücudun bütün uzuvlarının kemal üzere kalmasıdır, deniliyor. Başka Müslim şerhinde "Muhrime benzemek için" sözü tenkid ediliyor. (hasil-i kelam, bu tartışmalar insanla alakalıdır, hayvanla değil.) 4- Öbür yandan ama sahih-i müslim'de "kurban kesmek isteyerek zilhicce ayının onuna varan kimsenin hayvanın kılından veya tırnaklarından bir şey almasının yasaklanması babı" geçiyor. Bu kafamı karıştırdı. Burada açıkça izah edilirken, neden âlimlerimiz ibarelerde kurbanla alakalı olduğunu yazmıyorlar. Bu yazılarımda hiçbir tenkide içeren niyetim yoktu. Gerçekten nasıl düşündüğümü yazdım. Yardımcı olabilirseniz mutlu olurum. Şimdi, zilhicce ayının on gününe giren, kurbanın tırnaklarından ve kıllarından mı almaması müstehab, yoksa kurban kesmek isteyenin mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu konudaki hüküm 'kesmemek Sünnet' olacak şekilde anlaşılmalıdır. Kurban kesecek olan bir zilhicce ile on zilhicce arasında saç ve tırnağını kesmemekle bir Sünnet icra etmiş olur. Kesilmesi bildiğimiz 'haram' anlamında haram değildir, fukahanın önemli bir bölümünce mekruh olarak anlaşılmıştır.
Hanefî mezhebine göre kurban, bayramın ilk üç gününde kesilir. Daha önce kesilemez. Tehir edilerek daha sonra kesilmesi durumunda, İmam Ebû Hanîfe’ye göre ceza olarak ayrıca bir dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. İmam Muhammed ve İmam Ebû Yûsuf’a göre tehirden dolayı ceza gerekmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/616) Şâfiî mezhebine göre temettu‘ kurbanı, umreyi tamamladıktan sonra hac için ihrama girmeden önce kesilebilir. Bu kurbanın kesiminin son vakti yoktur. Ancak kurban bayramı günlerinde kesilmesi daha faziletlidir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/183-184) Nâfile olarak kesilen kurbanın, Hanefîlere göre kurban bayramı günlerinde kesilmesi efdal olmakla birlikte daha önce de kesilebilir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/181; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/616) Bunların dışındaki adak ve ceza kurbanları, bunları vacip kılan sebebin oluşmasından sonra ister bayram günlerinde isterse diğer günlerde kesilebilir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/181; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/616) Şâfiîlere göre ceza kurbanı, sebebin oluşmasından itibaren hem bayram günlerinde hem de başka zamanlarda kesilebilirken, adak ve tatavvu (mendup) kurbanları, ancak bayram günlerinde kesilebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/498-500) Şâfiîlere göre fevât (ihrama girdiği hâlde Arafat vakfesine yetişemeyen kişinin ertesi yıl haccedip, kesmesi gereken) kurbanı, haccın kazâ edildiği yılda kesilir. Hanefîlere göre ise fevât dolayısıyla kurban kesmek gerekmez. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/499; Merğînânî, el-Hidâye, 1/177) Muhsar, ihrama girdikten sonra iradesi dışında gerçekleşen bir engel dolayısıyla umrede tavafı veya hacda Arafat vakfesini yapamayan kimsedir. Bu kişi, o sene hac yapamayacağına kanaat getirdikten sonra hemen kurban keser ve ihramdan çıkar. Ancak Hanefîlerden İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre ihsâr hedyi denilen bu kurban ancak bayramın ilk üç gününde kesilir. İmam Ebû Hanîfe ve İmam Şâfiî’ye göre bayramdan önce de kesilebilir. İhsâr kurbanının Harem bölgesinde kesilmesi Hanefîlere göre gerekli iken Şâfiîlere göre gerekli değildir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/175-176)
Kurban, Kur'ân-ı Kerîm, Sünnet ve icmâ ile sabit bir ibadet olup hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kur'ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır: “Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (el-Hac, 22/28), “Her ümmet için Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık.” (el-Hac, 22/34) Sahih hadis kaynaklarında yer alan rivâyetlerde, Hz. Peygamber (s.a.s.), Kurban Bayramında Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın boynuzu, tırnağı da dâhil olmak üzere her şeyinin kişinin hayır hanesine yazılacağını ifade etmiştir. (Tirmizî, Edâhî, 1 [1493]; İbn Mâce, Edâhî, 3 [3126]) Nitekim kendisi de kurbanın meşru kılınmasından itibaren vefat edinceye kadar her yıl kurban kesmiştir. (bk. Tirmizî, Edâhî, 11 [1506-1507]; Buhârî, Hac, 117, 119 [1712, 1714]; Müslim, Edâhî, 17 [1966]) Ayrıca hicretin ikinci yılından günümüze kadarki süreçte Müslümanların kurban kesmeleri, bu konuda görüş birliği olduğunu da göstermektedir.
Selamünaleyküm. Bu hanımın Mekke'ye bir kurbanlık bedeli gönderip kestirmesi gerekir. İhrama niyet ettikten sonra onu bitirmek şarttır. İnşallah kurban kestirmesi yeterlidir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin beraberinde kurbanlıklar getirmesi ise bir yandan barışçıl bir nedenle Mekke'ye girdiğini göstermek bir yandan da Mekke'ye tazim içindi. Çünkü beraberinde kurbanlık getiren ibadetini bitirmeden onu kesemeyecektir.
Selamünaleyküm. Cünüpken tırnak kesmenin, saç kesmenin kerihliği ile alakalı fıkıh için delil olabilecek bir bilgi yoktur. Daha ziyade edep kuralları içinde zikredilmiş meselelerden biri olarak kitaplarda bulunabilmektedir. Fıkıh olarak böyle bir sakınca yoktur. Kitaptaki bilgi inşallah doğrudur.
Selamünaleyküm. 1 -Sizin orada bayram namazı kılmanızda bir sakınca yoktur, Allah kabul etsin. 2 -Âyet, 'yarattığı şeyi en güzel yaratan' şeklinde anlaşılmalıdır. Burada 'yaratma' kelimesinin, ortaya çıkarma anlamında başkaları için de kullanılabileceğini, kullanılması durumunda Allah Teala'nın daima en güzeli yaptığını anlamış oluruz. 3- Kullandığınız bu 'iptal' kelimesi pek uygun değil; 'neshetme'/kaldırıp yerine başka getirme anlamı daha uygundur. Hadislerin bir âyetin hükmünü neshetmesi meselesi, usulcüler arasında tartışmalı bir konudur. Genel kanaat, MÜTEVATİR HADİSİN, bir âyetin hükmünü neshedebileceği şeklindedir. 4-Elbette teheccüd kılabilirsiniz. Allah kabul etsin, bize de dua edin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. İlaç olarak kullanıyorsanız ve doktor tarafından verilen tıbbî bir ilaç ise zararı olmaz.
Aleykümselam. Hiçbir insan, uğruna helak olmaya değer değildir. Kendinize bakın, başkası uğruna helak olmayın. Onda sizi bırakma meyli vardı ve erkenden bıraktı sizi. Evlendikten beş sene sonra bıraksa idi daha mı iyi olurdu? Şükret haline ve nasibini başkasından ara, küçük düşünme, küçülme.
Aleykümselam. TRT'de memur olmak, direkt haramla meşgul olmak değildir. TRT'nin iyi olarak yaptığı işler de vardır. Oradaki yaptığınız işin niteliğine bağlı olarak karar vermek gerekir. Meseleye, kötü iş de yapan patronun tezgâhı gözüyle bakacak olursanız bütün devlet memurlukları için aynı şey geçerlidir. Bulunduğunuz yerin, Allah'a isyan ihtiva edip etmediğine bakın.
Selamünaleyküm. Yezid, ashabı kiramdan Muaviye radıyallahu anhın oğludur. Bir dönem Müslümanların başında yönetici olarak bulunmuştur. Onun yönetimi altında bu ümmetin en büyük yaralarından biri açılmış ve Peygamber aleyhisselamın torunu Hüseyin radıyallahu anh şehit edilmiştir. Böyle büyük bir vebalde onun ismi ve emri vardır. Kâfir olduğunu söyleyemeyiz ama içine daldığı günahın haddini Allah'tan başkası bilemez.
Aleykümselam. Böyle bir nedenle cem etmek mümkün olmaz. Namaz için kendinizi zorlamalısınız. Allah yardımcınız olsun.
CEVAP:Size geçmiş olsun diyorum. Allah Teâlâ sabrınızı sabit kılsın.Evlenmenizde hiçbir sakınca yoktur. Evlenmeniz gerekir bile. Yalnız bu durumu olduğu gibi evleneceğiniz kişiye anlatmanız gerekir. Kabul ettikten sonra hiçbir itiraz hakkı da kalmaz. Gizler de sonra ortaya çıkar bir durum olursa bu sefer onun sizden boşanma hakkı doğar. Bulamam diye de sakın endişelenmeyin. Merakınız olmasın; Allah Teâlâ size eş olacak birini muhakkak yaratmıştır. Sebat edin ve evlenin.