Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben oruç tutmak istiyorum ama çok zayıfım. Bir hafta oruç tuttum daha çok kilo verdim. Bu kadar zayıflık sağlığımı etkileyecek diye çok korkuyorum. Ailem de tutmam için baskı yapıyor ve beni anlamıyorlar bu konuda çok takıntılıyım. Ne yapmam gerekiyor? Şimdiden teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Doktorunuzla görüşün, sakıncalı bulursa tutmayın. Tutmadığınızı da ilan etmeyin, gizlice yiyin. Sonra, tutamadığınız kadar gün kaza edersiniz. Geçmiş olsun.
İlk fırsatta kaç gün tutmadı isen o kadar gün ara ara da olsa tut. Böyle bir hata işlediğin için çok samimi bir tevbe yap. Yeni oruçlarına samimi sarıl, aksatma. Bu kadar. Allah kabul buyursun.
Geçmiş olsun. Bu bir tıp meselesidir. Bizim tıbben olan bölümüne yönelik söyleyebileceğimiz bir şey yoktur. Bildiğimiz kadarı ile açlık bu hastalığı tetikleyen unsurlardandır diye kati bir veri yoktur. Sizin psikolojiniz açısından durumu değerlendirin. Doktorunuz kesin bir çizgi çizmiyorsa oruçlu olmanızın daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
Sizin gibi bir hasta oruç tutamayabilir. Düzelme ihtimaliniz de gözükmüyorsa, her gün için bir “fidye” verin. Fidye bir fitre miktarı demektir. Bunu da veremeyecek kadar fakir iseniz merak etmeyiniz, Allah Ğafûr’dur. Geçmiş olsun.
Aleykümselam. Sıhhatinize kavuşuncaya kadar oruç borçlarınızı erteleyebilirsiniz. Bir kenara not edin, borçlarınızı unutmayın. Tutmaya kararlı olun. Gerisini Allah'a havale edin.
Allah size de yavrunuza da afiyet versin. Oruç tutun. Bir zafiyet veya ağrı hissederseniz bozmanızda sakınca olmaz. Bozduğunuzu kaza edersiniz.
aile konusundaki diğer fetvalar
Evlilik önemli hatta çok önemli ama hayatın tamamı değildir. Pek çok mü'min de senin bu sözlerinin bir benzerini evli olduğu için söylemektedir. Bu da gösteriyor ki önemli olan imtihanı kazanmaktır. Bulunduğun yer açısından da konuyu ele al. Belki başka yerde bir nasip yazılmıştır sana.
Psikoloji okuduğun iyi oldu, derdimi sana daha iyi izah edebilirim zannederim. Kızım, Allah hepimizi bir plan üzere yarattı ve hepimizle alakalı asla şaşmaz bir kaderi vardır. Baban veya başka bir insan, herkes imtihan durumundadır. Baban sana din ve ahlâk aşılaması gerekirken sen ona ahlâk vermeye çalışıyorsun. Garip, değil mi? İşte hayat böyle bir sınavdır. Kimi yokuş yukarı tırmanır, kimi iner, kimi de düz yolda sürçer. Hayat bu. Sana düşen şudur: Kendi imanını ve ahlakını önemse öncelikle. Kendini düşün; İmanlı bir hayat ve akıbeti cennet olan bir imtihan. Ana stratejin bu olsun. Baban, annen veya kardeşlerin senin en yakınların olarak ilgi alanında bulunsun. Onlarla ilgilen ama kendinden öne geçirme onları. Bu şu demektir: Onlara bir ikaz yapılacağı zaman yap. Tekrar edilecekse et ama üzerlerine yığılıp kalma. İşine bak. Hayatı bir iki sömestrden ibaret görme. Enerjini ve sabrını bir ömre yaymayı bil. Böyle yapamazsan kendini bitirirsin fark etmeden. Allah yardımcın olsun.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Annenizin bakıma ihtiyacı var ve diğer kardeşlerinden biri o ihtiyacı göstermediği için seni yanında istiyorsa gitmek zorundasın. Onun emri senin için bağlayıcıdır. Annen sana acıdığı için mesela seni yanında görmek istiyorsa onu ikna ederek izin al git ki, yaptığın işten bereket göresin.
Güzel kardeşim, Sen de anlamışsın ki, mesele fetvaya göre iş yapma meselesi değil zevkini tatmin meselesi olmuş. Senin bir nişanlı eş adayı olarak rızan etkili değildir. Nikâh akdinden önce nişanın hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Onun hayat takdiri bu şekilde ve değişimi kabul etmiyorsa sen de taviz verebileceğin nokta olarak görmüyorsan meseleye “aile içi mesele” olarak bakma, “aile zemini oluşturma çalışması” olarak bak. Zaten doktorun doktorla evlenmesi bu ve benzeri sıkıntıları beraberinde getirir büyük ihtimalle. Konuya daha geniş bir yelpazeden bakmaya çalış.
Anne ağlatarak yapılan bir evlilik ağlayarak süren bir evlilik olabilir. Birbirinizin kölesi olmayın. Kız, annesini ikna edebilir. O diretsin ikna etsin. Olmazsa prestijinizi birbirinize ezdirmeden herkes yoluna gitsin.