Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz on bir kardeşiz, ben en küçükleriyim. Yirmi bir yaşındayım ve İstanbul’da çalışıyorum. Ailem Adıyaman’da, annem ve babam evde tek kalıyorlar. Ben yurt dışına gitmek istiyorum ama annem bizim yanımıza gel diyor. Abilerim de memlekette. Ne yapmalıyım, onları nasıl ikna edebilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Mahremsiz gitmeniz doğru olmayacağı gibi babanızın ezilmiş olacağı bir gezi yapmanız da doğru olmaz. Babanızı ikna etmenin yollarını keşfetmeye çalışın.
Erkek kardeşiniz varsa o bu sorumluluğu almalıdır. Erkek yoksa bütün kardeşler bir aile meclisi oluşturun, görev taksimi yapın, yükü aranızda bölüştürün, zamana ve kişilere yaydığınızda daha rahat olur.
Anne ve baban senin burada bulunmandan memnun iseler senin onlardan uzakta olman, hizmetlerini yapamaman bir vebal oluşturmaz. Allah göstermesin, bir gün sana çok acil ihtiyaçları olur da ilgilenmezsen o zaman vebal altında olursun. Allah Teâlâ sana sabır ve sebat, onlara da afiyet ve huzur ihsan etsin. Âmin.
Böyle bir yolculuk ancak zaruret durumunda caiz olur.
Annenize bakmak erkek kardeşlerinizin görevidir. Siz sevap kazanacak bir kapı olarak görüp hizmet edeceksiniz elbette. Keşke onun elindeki paraya hiç bakmadan bu işi yapabilseniz. Eşinizden de rica edin, o da böyle düşünmeye çalışsın. Ciddi bir ihtiyacınız yoksa bırakın kadını dilediği gibi yapsın. O yaşta onu değiştiremezsiniz. O her işi doğru yaptığını düşünüyordur. Sevabınızı azaltmayın. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Annenin neden böyle yaptığını sormaya bile gerek yoktur. Doğurduğundan kira istemek annenin işi olmamalı ama bunu yaparken de önünde bir hukuk engeli yoktur. Ekmeğe muhtaç durumun yoksa dediğini yapacaksın ve asla ona küsmeyeceksin. Ya da evini terk et ama onu terk etme. O ezilsin sonunda ve hatasını anlasın sen hata etme sakın. Kırılma da. Dünya bu, başı dibi imtihandır.
aile konusundaki diğer fetvalar
Ailenle tartışma ama tavırların ve yaşantınla olgun olduğunu ispat et. Onlar seni olgunlaşmamış gördükleri için öyle davranıyorlardır. Sen de üzerlerine sözle gittikçe de onları haklı duruma düşürüyorsun. Mesela hem çalış hem oku, bu onları kendine getirir.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Allah Teâlâ hepimizi şeriatı üzere kalabilen kullarından kılsın. Âmîn. Özellikle kadınlar arasında “Mü'min Ahlakı” çizgisi üzerinde kalınarak sürdürülebilen muhabbet ortamlarını gayet değerli ve önemli buluyoruz. Zira insanın arkadaş ve sohbet ihtiyacı fıtrîdir. Tabii ve helal yollarla giderilemeyen bu ihtiyaç günümüzde olduğu gibi insandan olmayan metal parçaları ile ve yapay arkadaşlarla giderilmek durumu ile karşılaşılmaktadır. İnsandan daha değerli ve samimi telefonların ve teknik cihazların bulunduğu zannedilmesi böyle bir sıkıntıyı göstermektedir. Belli kurallara dikkat edilerek sürdürülebilecek muhabbet ortamları sadece çocukların ihtiyaçlarını karşılama veya vakit geçirme ile de sınırlı kalmayacaktır. Belki iddialı bir söz gelecektir size ama iyi biliniz ki sürdürülebilmesi durumunda sağlığımıza ve aile içi muhabbetimize bile olumlu etkisi muhakkak vardır. Ana hatları ile böyle bir beraberlik için şu kurallara dikkat edilmesini tavsiye ederiz: Mü'minin hayatında boş ve karşılıksız bir iş yoktur, olamaz da. Her yaptığı işin muhakkak Allah katında bir karşılığı vardır. O iş sonunda sevap ve azap olarak onu bulacaktır. Böyle iman ediyoruz. Yaptığımız spora veya aile için neşelenmelere varıncaya kadar her işimiz bu kurala dâhildir. Bu nedenle kadın kardeşlerimiz aralarında oluşturacakları muhabbet ortamlarını kesinlikle Allah İÇİN YAPTIKLARI İŞ olarak göreceklerdir. Evet, söz konusu oturumumuz bir Kur'an tilaveti değildir ama mü'min olma ilkelerimizle çevrelenmiş bir iştir biiznillah. Böyle göreceksiniz ki neticesinde sevap kazanın. Ana prensibimiz şudur: Mü'min mü'min ile oturur kalkar. Mü'min olmayanla ise sınırları daraltılmış ve etkilenme riskine karşı tedbir alınmış bir ortamda oturulmalıdır. Mü'min olmayanla oturulmaz demeyiz ama mü'min ile oturulur gibi oturulmaz da deriz. Mü'min olduğu hâlde imanını ötelemiş yani haram işlemekten çekinmeyen insanlarla da oturuşumuz bu çizgi içinde olmalıdır. ZARURİ VE SINIRLI BİR OTURUM! Hiçbir beraberliğimiz: 1- Haram işlenebilen bir oturum olamaz. 2- Annelik ve eşlik görevimizi ihmal etmeye yönelik bir oturum olamaz. 3- İbadetleri ihmal etme nedeni olan bir oturum bizim oturumumuz değildir. 4- Kul hakkına girmemize neden olabilecek bir oturum yapamayız. 5- Asla zaman israfı yapamayız. Evli kadınların eşlerinin üzerlerindeki haklarını yok sayarak bir iş yapmaları dinimizin uyardığı hatalardan biridir. Evinde veya evinin dışında böyle bir toplantıya eşinin olurunu almadan mü'min bir kadın katılmamalıdır. Böyle bir toplantı sebebiyle eşi ile huzuru dağılan bir kadın vebal altında kalır. Kadın ve erkek toplantılarının en riskli noktası hele bu zamanda gıybettir. Gıybete asla aralık bırakmadığınız bir toplantıyı sürdürün. Bir iki kere gıybet, dedikodu, iftira ve özel hayata dalma gibi arıza hissederseniz uyarın, uyarınız işe yaramazsa katılmayın. Aileye özel ve kadına mahrem konular o toplantının hiçbir şekilde konusu olmamalıdır. Yatak odası konusu olabilecek bir konu açıldığında anında susturmalısınız, susturamazsanız toplantıyı terk etmelisiniz. Tarikat, siyaset, özel faaliyet kimsenin kimseyi yönlendirmediği başlıklar olmalıdır. Yönlendirme olursa terk etmelisiniz. Kadınların birbirlerinden etkilenmede hassas oldukları unutulmamalıdır. Birbirini kışkırtma gibi bir durum uyarı konusu olmalıdır. Çocuk eğitimi, aile düzeni gibi konularda kültür aktarımı faydalı bir iş olarak görülmelidir. Mümkünse her toplantı birkaç âyet okunarak başlamalı ve bir hadis şerhi ile beraber kısaca okunmalıdır ki bereket olsun. Vakit hassasiyeti önemlidir. Şu kadar saat için toplanıyoruz diye bilinmeli ve o saat limiti aşılmamalıdır. Toplantı bittiğinde şu dua okunmalıdır: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ ، أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Bütün samimiyetimle seni ve eşini tebrik ederim. Diyebilirim ve umarım ki ailece cennetteki bir üzüm salkımına elinizi temas ettirdiniz de ha kopardı ha koparacak kadar güzel bir noktadasınız. Allah mübarek etsin. Tekrar ve tekrar tebrik ederim sizi. Kesinlikle güzel bir iş yapıyorsunuz ve güzel sürdürüyorsunuz. Doğrusu imrendim size, hem de çok imrendim. Tavsiyemi şöyle özetleyebilirim: -Bu süreçten niyetiniz kadar sevap kazanacaksınız. Niyetinizi, ihlasınızı yüksek tutun. Şeytanın sizi rahat bırakmayacağını tahmin edebilmelisiniz. - Size o kızlar tamamen yabancınızdır diye tespit yapanlar isabetli bir tespit yapmış. Esasen de tam olarak dinimizin hükmünü iletmişler size. Yalnız bir fark var. O fark da şudur: Siz o çocuklar için bir doktor hükmündesiniz. Doktorun hastası ile olan ilişkisindeki ayrıntıların sizin için de muteber olacağını zannederim. Doktora, karşı cinsi tedavi ederken tanınan ruhsatın bir benzeri size tanınabilir. Örtüsü başındayken elinizle teselli etmeniz örneği biraz riskli bir örnek. Bu da dâhil olmak üzere yüzde yüz garantide hissetmeden kendiniz çocuklarla ilgilenmeniz, onlara babalık yapabilmeniz bir yandan gerekli bir yandan da alternatifsiz gibi duruyor. Gevşememek, eşinizle mümkün olduğunca bir arada olmak gibi tedbirler alarak devam etmenizi tavsiye ederim. -Bu çalışmayı yürütürken psikolojik destek almanız çok önemli ve zorunludur, asla ihmal etmeyin. Aynı şekilde devletin yabancı çocuklarla ilgili kurallarıyla da sürtüşmeyin. -Sizin kız çocukları karşısındaki durumunuzun bir benzerinin eşiniz açısından erkek çocukları için geçerli olacağını unutmayın. -Bu yaptığınız bereketli işin sizi kendi çocuklarınıza karşı babalık/annelik eksikliğiyle itham edilecek duruma getirme riskine çok dikkat edin. -Önceki dönemlere ait taciz ve benzeri iddiaların ne kadar ve nasıl var olduğunu bilmiyoruz ama sık sık öyle bir gündem çocukların ilerlemesini engelleyebilir. Bu başlık psikolog kardeşlerimizi çok ilgilendiriyor ama bir yandan da hayatın ilerlemesi gerektiğini, “insan” kelimesinin unutmak anlamındaki “nisyan” sözcüğünden türediğini unutmamak gerekir. Geçmişteki sıkıntıları ebedîleştirmeme yönünde gayret etmeli, çocukları bu şekilde mümkün olduğu kadar yönlendirmeliyiz. -Bildiğin olumsuz örneklerden yola çıkarak bir hususu daha hatırlatmak isterim: Gönül ister ve akıl der ki bu çocuklarla bu kadar samimi ilgilenmenin doğal sonucu, onların bu hizmeti yapanlara karşı minnet duygusu içinde olması ve kendilerinden beklenene uygun bir yaşantı içinde olmalarıdır. Dilerim böyle gerçekleşir ama siz en kötü sonuca hazırlıklı olun ki manevî bir yıkım yaşamayasınız. Böyle olmaması için dua edin. -Bu çocuklar nedeniyle size yapılan maddî desteklerin her an sizin için bir şayia nedeni olabileceği ve ailenizin de masumların duygusallığını sömürme iftirasına uğrama tehlikesine karşı tedbirli olun. Buna çok dikkat edin. Birilerinin size desteğini mümkünse bir dernek üzerinden kayıtlı hâle getirin. Bu mümkün değilse şahısları verdiklerinin nasıl değerlendirildiğiyle yüzleştirin. Bugünün gülücükleri ve dualı tebessümleri sizi aldatmasın. -Çocukları en erken zamanda iş sahibi yapmaya çalışın. Onların iş sahibi olmaları iyi bir eğitim olur. Hafızlık ve benzeri eğitimlerini ise psikoloğun izni kadar yürütün. Önce insan kalitesi, sonra bilgi diye bir planınız olmalıdır. Allah yardımcınız olsun. Size imrendim. Özellikle de eşinizin bu yükün altına girmesi pek mübarek bir iş, ne mutlu. Sizin için dua ederim. Sizden de dua beklerim. Benim size desteğim olacağı minvalinde bir kanaatiniz olursa o desteği vermeye hazırım. Allah'a emanet olun.
Bu tür karmaşık konularda tek taraflı anlatımların adil karar vermeye yeterli olmayacağını zannediyorum. Kızımız mağdur kimliği ile durumu savcılığa taşıyabileceğini karşı tarafa iletmeli ve bir kereliğine de olsa boşama sözünü duymalıdır. Aksi takdirde ömrünün sonuna kadar şeytan onu “…zaten sen…” diye kemirir durur. Nikâha gelince de anlatılan kadarı ile nikâh olmasında şöyle veya böyle bir sorun görülmüyor.
Bundan da beteri olabilir hatta dünya yıkılabilir ama sen ve ben elimizdeki fidanı dikmekle yükümlü değil miyiz? Kimse kalmadı ise sen ve ben yaşamıyor muyuz? Matem ibadet değildir ama gayret ibadettir. Umut ibadettir. Bir dakikayı değerlendirmek ibadettir. İbadeti yapmaya devam et.