Fetva Meclisi
Soru
Hocam, babaları Suriye'de vefat ettikten sonra Türkiye'ye gelmiş yedi yetimle altı senedir ilgileniyorum. En başından beri süreci eşimle birlikte yürütmeye gayret ediyoruz. Anlattıklarına göre babaları çok kıymetli, güzel bir insanmış. Anneleriyle de tanışma fırsatımız oldu; çocuklarını güzel yetiştirme endişesi taşıyan, iffetli bir hanımdı. Anne yaklaşık iki sene önce vefat etti ve çocukları biz emanet olarak devraldık. Başladığımız zaman çocuklar henüz ergenliğe girmemişlerdi, sonraları biz ilişkilerimizde daha dikkatli davranmaya özen gösterdik ve haramlık-helallikle alakalı her çizgi konusunda saygılı olduk. En büyüğü on beş yaşında olan dört kız çocuğu büyümeye başladı. Çocukların geçmişte yaşadığı -cinsel istismarlar dâhil- ağır travmaları var. Hem Suriye'de hem Türkiye'de akrabaları ve komşuları tarafından istismar edilmişler. Bu konuda psikiyatrik destek alıyoruz. Bana bugüne dek çocukların doğal olarak yükledikleri bir nevi baba rolüyle ilgili psikiyatrımız da çocukların bana baba gözüyle baktıklarını, bu sebeple tavırlarımı ince hesap ederek belirlememi ve onlarla alakayı kesmemem gerektiğini söylemişti. Ben elbette onların benim için namahrem olduklarının farkındayım ve davranışlarım bu hassasiyetle şekilleniyor ama psikiyatr, onlara “dışarıdaki bir yabancı” gibi yalıtım uygularsam bunun duygusal yoksunluğa sebebiyet vereceği, buradan da birçok sorun doğacağı hususunda beni uyardı. Benim şu anda yapmakta olduklarımın, zaten bu minvalde oluşmuş sorunları giderme çabası olduğunu da söyledi. Çocuklarda annelerinin vefatından sonra hayatı sorgulama yönünde bir tepki meydana geldi. İnanç konusunda da bazı pürüzler oluştuysa bile çabalayıp didinerek bunları giderdik. Her biri için ayrı yol haritaları çizerek meslek edinmelerine de çalışıyoruz. Soruma gelecek olursam: Benim bu çocuklarla ilgilenmem icabında halvet olabilecek durum ihtimallerini de beraberinde getiriyor. Etrafımızdaki dostlarımız, bu çocukların onlar için mahremiyet açısından dışarıdaki herhangi bir insandan farksız olduğumuz uyarılarını dile getiriyor. Sizden öğrendiklerimizden biri de namahremlerin kişiyi kışkırtacak durum söz konusu değilse karşılarındaki insanla konuşabilecekleri bilgisiydi. Çocukların helal/haram farkındalığı var, babaları olmadığımı da biliyorlar. Bense gerektiğinde onların dertlerini dinliyor, şefkat gösteriyor, ihtiyaçlarıyla ilgilenip konuşuyorum. Mesela onların Kur'an derslerini dinlememde bir sakınca var mıdır? Çocukları önceleri okula otobüsle gönderiyorduk ama erkek öğrencilerin uygunsuz davranışlarına maruz kaldıklarından -geçmişteki kötü anılarını da tetiklediği için- artık servis işini ben görüyorum. Bu üç kız çocuğunun üç ayrı okul güzergâhı olduğundan sırayla her birini bırakıyorum. Bu esnada da onlar bana veya ben onlara ders ezberlerimizi dinletiyoruz. Duygusal olarak kendilerini muhtaç hissettikleri ya da yaşadıklarını hatırladıkları, anne-babaları akıllarına geldiğinde ağlama krizi geçirebiliyorlar. Sevgimi göstermeme çok ihtiyaçları olan durumlar yaşanabiliyor. Onları teselli edeceğim zamanlarda dahi sarılmayıp başörtüleri üzerinden başlarını tutuyor, rahatlatıcı sözlerle sakinleştirmeye çalışıyorum. Yani ben onları esasında tam da “dışarıdaki bir yabancı” gibi görmüyorum, onlar da bana karşı böyleler. Psikolog arkadaşlarımız bu durumun bir süre böyle devam etmesi gerektiği kanaatindeler. Bahsettiğim bu hususlarda bana nasihatte bulunmanızı rica ediyorum. Allah sizden razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
Bu konuyu aile danışmanından ziyade kendiniz bireysel olarak bir psikoloğa giderek kendiniz ve çocuklarınız için en doğrusunun ne olduğunu anlamak niyetli destek almalısınız. Bunun yanı sıra da aile geleceğiniz için de aile büyüklerinizle ve fikir danışabileceğiniz tecrübeli ve yakın büyüklerinizle istişare etmelisiniz. Bu süreçte Allah'tan size yardım etmesini dileyin. Size hidayet etmesini dileyin. Allah bir yol gösterecektir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Anne ve babanıza siz olabildiğince iyi davranın. Onların gönüllerini yatıştırın. Onlara daima moral ve umut verin. Onları kıracak üzecek bir şeyi asla yapmayın. Ablanızla münakaşaya girmekten sakının. Siz doğru bir hayat çizgisini koyup ona odaklanın. Ona şu halde yapabileceğiniz en iyi yardım, sessiz ama güçlü bir örnek olmaktır. Yapabilirseniz onu salih insanlarla tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını ve kendisine örnek alabileceği kişileri örnek alıp kendine dair düzelmelere teşvik olmasını sağlamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Güzel kardeşim tartışmalardan uzak kalmaya çalışarak en doğrusunu yapıyorsun. Buna rağmen ara ara yeniden benzeri şeylerle karşılaşma ihtimalin var. Bunu en baştan bilip kendini buna hazırlarsan daha rahat edersin inşallah. Bunların yanı sıra babanın sakin olduğu zamanlarda bazı meselelerde farklı düşündüğünüzü bazı meselelere farklı baktığınızı fakat bunun baba kız ilişkinize asla zarar vermemesi gerektiğini tatlı bir dille konuşuverin. Bu konuşma sırasında onu ne kadar çok sevdiğinizi, ona ne kadar minnettar olduğunuzu dile getirin. Akabinde de aranızdaki bu ilişkinin daima iyi gitmesini ve asla zarar görmemesini istediğinizi dile getirin. Onun da size yardımcı olmasını isteyin. Siz de bu konuda elinizden geleni yapın. İnşaallah durumunuz daha iyi olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ yavrunuza afiyet size sabır versin. Annenizi uyarmışsınız, yeter. Siz onu değiştiremezsiniz. Kayınvalidenizi de değiştirmeniz zordur. Siz kendinizi kollamaya bakın. Seviyeli olun. O konuşurken aslında sevabından kırptığını fark edemiyor. Siz tatlı bir şekilde söyleyip işinize bakın. İnşaallah vebale ortak olmazsınız. Siz katılmayınca da bir zaman sonra o da bırakacaktır. Tekrar geçmiş olsun. Allah Teâlâ size sabır versin.
Haklı olmanız veya olmamanız bir yana, sizin böyle bir meselede çözüm sahibi olmanız çok zordur. Sadece kendinizi yıpratmış olursunuz. Size tavsiyemiz şudur: Aile büyüklerinize karşı asi durumunda olmayın. Onların aralarındaki tartışmalara açık bir taraf olmayın. Evet, annenizin yanında olun, onu teselli edin ama bir savcı gibi de olmayın. Sabırla ve seviyenizi koruyarak olayı izlemeye bakın. Büyüklerinize sevgi beslemeyebilirsiniz, elinizden gelmeyebilir sevmek ama seviyesizlik de yapmamaya çalışın. Böylece ilerisi için size kazanç getirecek olanı yapmış olursunuz. Nefsinizin hoşuna gitmese ve zor da olsa seviyeli olan budur.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu tür karmaşık konularda tek taraflı anlatımların adil karar vermeye yeterli olmayacağını zannediyorum. Kızımız mağdur kimliği ile durumu savcılığa taşıyabileceğini karşı tarafa iletmeli ve bir kereliğine de olsa boşama sözünü duymalıdır. Aksi takdirde ömrünün sonuna kadar şeytan onu “…zaten sen…” diye kemirir durur. Nikâha gelince de anlatılan kadarı ile nikâh olmasında şöyle veya böyle bir sorun görülmüyor.
Bundan da beteri olabilir hatta dünya yıkılabilir ama sen ve ben elimizdeki fidanı dikmekle yükümlü değil miyiz? Kimse kalmadı ise sen ve ben yaşamıyor muyuz? Matem ibadet değildir ama gayret ibadettir. Umut ibadettir. Bir dakikayı değerlendirmek ibadettir. İbadeti yapmaya devam et.
Allah Teâlâ hepimizi şeriatı üzere kalabilen kullarından kılsın. Âmîn. Özellikle kadınlar arasında “Mü'min Ahlakı” çizgisi üzerinde kalınarak sürdürülebilen muhabbet ortamlarını gayet değerli ve önemli buluyoruz. Zira insanın arkadaş ve sohbet ihtiyacı fıtrîdir. Tabii ve helal yollarla giderilemeyen bu ihtiyaç günümüzde olduğu gibi insandan olmayan metal parçaları ile ve yapay arkadaşlarla giderilmek durumu ile karşılaşılmaktadır. İnsandan daha değerli ve samimi telefonların ve teknik cihazların bulunduğu zannedilmesi böyle bir sıkıntıyı göstermektedir. Belli kurallara dikkat edilerek sürdürülebilecek muhabbet ortamları sadece çocukların ihtiyaçlarını karşılama veya vakit geçirme ile de sınırlı kalmayacaktır. Belki iddialı bir söz gelecektir size ama iyi biliniz ki sürdürülebilmesi durumunda sağlığımıza ve aile içi muhabbetimize bile olumlu etkisi muhakkak vardır. Ana hatları ile böyle bir beraberlik için şu kurallara dikkat edilmesini tavsiye ederiz: Mü'minin hayatında boş ve karşılıksız bir iş yoktur, olamaz da. Her yaptığı işin muhakkak Allah katında bir karşılığı vardır. O iş sonunda sevap ve azap olarak onu bulacaktır. Böyle iman ediyoruz. Yaptığımız spora veya aile için neşelenmelere varıncaya kadar her işimiz bu kurala dâhildir. Bu nedenle kadın kardeşlerimiz aralarında oluşturacakları muhabbet ortamlarını kesinlikle Allah İÇİN YAPTIKLARI İŞ olarak göreceklerdir. Evet, söz konusu oturumumuz bir Kur'an tilaveti değildir ama mü'min olma ilkelerimizle çevrelenmiş bir iştir biiznillah. Böyle göreceksiniz ki neticesinde sevap kazanın. Ana prensibimiz şudur: Mü'min mü'min ile oturur kalkar. Mü'min olmayanla ise sınırları daraltılmış ve etkilenme riskine karşı tedbir alınmış bir ortamda oturulmalıdır. Mü'min olmayanla oturulmaz demeyiz ama mü'min ile oturulur gibi oturulmaz da deriz. Mü'min olduğu hâlde imanını ötelemiş yani haram işlemekten çekinmeyen insanlarla da oturuşumuz bu çizgi içinde olmalıdır. ZARURİ VE SINIRLI BİR OTURUM! Hiçbir beraberliğimiz: 1- Haram işlenebilen bir oturum olamaz. 2- Annelik ve eşlik görevimizi ihmal etmeye yönelik bir oturum olamaz. 3- İbadetleri ihmal etme nedeni olan bir oturum bizim oturumumuz değildir. 4- Kul hakkına girmemize neden olabilecek bir oturum yapamayız. 5- Asla zaman israfı yapamayız. Evli kadınların eşlerinin üzerlerindeki haklarını yok sayarak bir iş yapmaları dinimizin uyardığı hatalardan biridir. Evinde veya evinin dışında böyle bir toplantıya eşinin olurunu almadan mü'min bir kadın katılmamalıdır. Böyle bir toplantı sebebiyle eşi ile huzuru dağılan bir kadın vebal altında kalır. Kadın ve erkek toplantılarının en riskli noktası hele bu zamanda gıybettir. Gıybete asla aralık bırakmadığınız bir toplantıyı sürdürün. Bir iki kere gıybet, dedikodu, iftira ve özel hayata dalma gibi arıza hissederseniz uyarın, uyarınız işe yaramazsa katılmayın. Aileye özel ve kadına mahrem konular o toplantının hiçbir şekilde konusu olmamalıdır. Yatak odası konusu olabilecek bir konu açıldığında anında susturmalısınız, susturamazsanız toplantıyı terk etmelisiniz. Tarikat, siyaset, özel faaliyet kimsenin kimseyi yönlendirmediği başlıklar olmalıdır. Yönlendirme olursa terk etmelisiniz. Kadınların birbirlerinden etkilenmede hassas oldukları unutulmamalıdır. Birbirini kışkırtma gibi bir durum uyarı konusu olmalıdır. Çocuk eğitimi, aile düzeni gibi konularda kültür aktarımı faydalı bir iş olarak görülmelidir. Mümkünse her toplantı birkaç âyet okunarak başlamalı ve bir hadis şerhi ile beraber kısaca okunmalıdır ki bereket olsun. Vakit hassasiyeti önemlidir. Şu kadar saat için toplanıyoruz diye bilinmeli ve o saat limiti aşılmamalıdır. Toplantı bittiğinde şu dua okunmalıdır: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ ، أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Bu tavrınızı bir yanlış olarak göremeyiz. Bir kadın, evliliğini ailesinde yaşadığı standartlara göre isteme hakkına sahiptir. Evet, bu bir şart değildir ama kadının hakkıdır. Bu arayışınızı yok kabul edip evlendikten sonra huzursuz olmaktan ise şimdiden bu şartla ilgilenin, tavsiyemiz budur.
Ailenle tartışma ama tavırların ve yaşantınla olgun olduğunu ispat et. Onlar seni olgunlaşmamış gördükleri için öyle davranıyorlardır. Sen de üzerlerine sözle gittikçe de onları haklı duruma düşürüyorsun. Mesela hem çalış hem oku, bu onları kendine getirir.
Annenizin bakıma ihtiyacı var ve diğer kardeşlerinden biri o ihtiyacı göstermediği için seni yanında istiyorsa gitmek zorundasın. Onun emri senin için bağlayıcıdır. Annen sana acıdığı için mesela seni yanında görmek istiyorsa onu ikna ederek izin al git ki, yaptığın işten bereket göresin.