Fetva Meclisi
Soru
Zekat ya da fitre, Pakistan, Filistin vb. muhtaç Müslüman ülkelere devlet kurumları ya da dernekler aracılığı ile gönderilebilir mi? Gönderilen yardım ulaşmadığı takdirde kişi sorumlu mudur? Farz üzerinden düşer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
a- Vekalet fıkıhta yeri olan bir uygulamadır. Pek çok konuda vekalet caizdir. Mesela hacc ibadetini bile belli şartlardan sonra vekaletle yaptırmak mümkündür. Aynı şekilde zekât, fitre, kurban gibi ibadetlerde de vekalet caizdir. Şartlarına uygun bir vekaletle zekatınızı verdiğinzde biiznillah ibadet etmiş olursunuz. b- Vekalet bir mü'min kişiye verilebileceği gibi güvenli bir kuruma da verilebilir. c- Kurumlar zekât vekaleti aldıklarında büyük ve önemli bir güven devrede olmalıdır. Bu güvenin gereklerinden biri de o kurumların kesinlikle bir fıkıh eğitimi almış olmaları ve istişare ettikleri fıkınçılarının bulunmalarıdır. d- Kişiler veya kurumlar, kendilerini vekil edenlerin vekalete ait özel şartlarına muhakkak dikkat etmeleri gerekir. Mesela ‘bu zekâtı filan kişiye veya filan yerdekilere vereceksin’ uyarısı önemlidir. Yerine getiremeyecek olan vekaleti kabul etmemelidir. Ters bir uygulamada zekât zayi edilmiş olacağından vekil onu ödemek zorunda olur. e- Vekil olan biri, vekalet verenin izni veya genel müsamahası olmadan başka birine vekalet veremez. f- Vekil durumunda olanlar, zekâtı başka yerlere ulaştırırken yapacakları masrafları zekâttan düşemezler. Zekâtın ulaştırılmasına yönelik masrafları zekât verenyani vekalet veren karşılamalıdır.
Başkasının zekâtını dağıtmak üzere alan kişi vekil veya emin olarak anılır. Vekil veya emin olmak şeffaf olmayı gerektirir. Buna göre: a- Şu kişiye veya şuraya diye size verilen bir zekâtı söz konusu kişiye veya yere ulaştırmanız gerekir. Aksi takdirde emanete hıyanet etmiş olursunuz. b- “Sen dilediğin gibi...” şeklinde esnek bırakılmış bir vekalet ile verildi ise bazı alimler gerçek bir fakir ise vekil kendine de alabilir demişlerdir ama size bu kapıyı aralamamanızı tavsiye ederiz. Nefsi zapt etmenin zor olduğu bir boşluğa düşebilirsiniz. İtimat ettiğinize sizin de ihtiyacınız olduğunu söyleyin ve öyle alın.
Zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri temliktir. Temlik eşya üzerindeki mülkiyet hakkını veya malî bir hakkı başkasına devretmeyi ifade eder. Bu itibarla fakirlere temlik etmek üzere zekât ve fıtır sadakalarını ayrı bir fonda toplayan ve her bakımdan kendilerine güvenilen kimseler eliyle yönetilen dernek ve kurumlara (muhtaçlara ulaştırmaları için yöneticileri, vekil tayin edilerek) zekât ve fıtır sadakası verilebilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/4) Söz konusu dernek ve vakıflar, zekât almaları caiz olan kimselerin tedavileri için zekât almak ve aldıkları zekâtı bu ihtiyaçlara sarf etmek üzere bunlardan vekâlet aldıkları takdirde, onlar adına zekât alabilirler. Henüz ergenlik çağına varmamış küçükler için de bunların velilerinden vekâlet almak gerekir. Şüphesiz vekâlet verilecek kişilerin her bakımdan güvenilir kimseler olmaları, toplanacak zekâtın başka işlere harcanmaması ve bu yöndeki denetimlerin ihmal edilmemesi gerekir. Adı geçen vakıf ve kuruluşlarda tedavi gören ancak fakir olmayan insanlara zekât, fitre ve fidye gelirlerinden harcama yapılamaz.
Dernek veya vakıflar zekât konusunda zenginin vekili durumunda kabul edilir. Zengin zekâtını hak edilen yere ulaştırmak için bir şahsı veya dernek gibi bir kişiliği vekil tayin etmiştir. Vekil kendisine vekaleti verilen şeyden idari gider olarak adlandırılan bir yöntemle adına bir kesinti alamaz. Kişi veya kurum olması bu kuralı değiştirmez. Zekât bir ibadet olarak kısıntıya gidilmeden eda edilmelidir. Dernek ve vakıflar kendisine zekât için vekalet verenlerden ek olarak bir idari gider talep etmelidirler. Zekât veren ve vekalet eden için en iyisi böyle yapılandır. Şartlı bağışlar da böyledir, dernek şartlı bağışlardan kesinti yapmadan yerine ulaştırmakla yükümlü sayılır. Bunun bir benzeri de keffaret olarak derneğe teslim edilen paradır. Keffaret de zekât gibi kurumun kesinti yapamayacağı kalemden kabul edilir. Dernekler/vakıflar zekât, keffaret ve şartlı bağış dışındaki diğer gelirlerinden idari kesinti yapabilirler. Bazı alimler, İslam devletinin veya zekât toplamak için yetkilendirdiği kurumların böyle bir kesinti yapabileceğini söylemişlerdir. Zira bu durumda o kurum ayette geçen sarf yerlerinden biri durumuna karşılık gelmektedir. Takdir edersiniz ki yaşadığımız coğrafya için böyle bir uygulama söz konusu değildir ve olamaz da. Netice olarak dernek veya vakıflar zekât ve keffaret olarak gelen maldan idari kesinti yapamazlar. Başka türlü olmuyor gibi bir gerekçeye sığınmak da doğru değildir. Zekâttan başka idari masraf için mal bulamayan o işi yapmasın, vebale girmesin.
Selamünaleyküm. Zekât kişiye harcanması gereken bir ibadettir. Bina ve benzeri yapılara, dernek veya vakfın tüzel kişiliğine zekât verilemez. Buna dikkat ettikten sonra kişiye zekât verilebilir. Projenizin şahıslarına çocuk da olsalar zekât verebilirsiniz. Yalnız bunu bizzat eline teslim etme şeklinde yapacaksınız. Kâğıt üzerinden verme olmaz. Burs, yardım ve benzeri isimlerle yapacağınız aktarmaları zekâttan yapabilirsiniz. Bunun dışında sizin özel bir durumunuz varsa onu da yazın bize.
Müslüman fakirlerin hacca gönderilmesi için vakıf veya dernek kurmayı olduğu gibi hayır ve bereket olarak görmek durumundayız. Yalnız farklı bir iki hususu bilmek gerekir: Müslüman, başkasının parasıyla hacca gidebilir. Dolayısıyla FAKİRLER HACCETSİN diye toplanmış hayırlarla böyle bir hizmeti yapmakta sakınca yoktur. Vakfa veya derneğe genel olarak bağışlanmış yani belli bir şart koşulmadan verilmiş paralarla fakirlerin haccetmesi sağlanabilir. Buna prensip olarak sakıncası olmaz deriz ancak; Şartlı verilmiş malların sadece o şarta ait noktalarda kullanılabileceğini bilmeliyiz. Fakirlerin bulunduğu bir toplumda haccetmekten daha önce gelebilecek ihtiyaçların aşılıp aşılmadığının da iyi incelenmesi gerekir. Mesela farz olmayan bir hacdan çok daha öncelikli genç kızların ve erkeklerin evlenmesi olabilir. Veya bir gıda aciliyeti söz konusu olabilir. Vakıf/dernek yönetimi böyle bir kararı verirken kırk kere ölçüp bir kere biçmelidirler. Tam anlamı ile kaş yaparken göz çıkarma riski ihmal edilmemelidir. Vakfın veya derneğin kullanacağı para zekât parası ise şöyle bir ayrıntıya dikkat edilmelidir: Hacc ibadeti tek başına zekât harcama alanlarından biri değildir. Ulemanın önemli bir bölümü bu maksatla zekât parasının harcanmasını sakıncalı bulmuşlardır.