Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yıllardır ihtiyacı olan kardeşlerimizi belirleyip başkalarına duyurup yardım yapılmasına vesile olurum biiznillah. Rabbimin lütfuyla güvenilir bir insan olarak bilinip elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Zekâtlarını, fitre ve fidyelerini bana veriyorlar ben de dağıtıyorum. Sen nasıl uygun görürsen öyle yap diyorlar ama benim de çok ihtiyacım oluyor, durumumu bilen var bilmeyen var. Ben de utandığım için durumumu bilmeyenlere bildirmek istemiyorum. Bana verilen zekât, fitre ve fidyelerden (dağıtmak için) karşımızdaki bana niyet etmediği halde alabilir miyim? Rabbim yardımcınız olsun hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Zekât ve fitre gibi ibadetlerde vekalet caizdir. Bu asırda da vekalet en uygun çareler arasında görülmektedir. Ancak vekalet verenin kimi vekil ettiğine dair güveni kendisi sağlamalıdır. İki açıdan güvenli bir vekalet oluşturmak gerekmektedir. Birincisi, ibadetimizi zayi etmeden ulaştıracak bir vekil bulmak. İkincisi de, zekât ve fitre gibi hayır anlayışının ötesinde bir fıkıh ayrıcalığı olan bağışların nasıl değerlendirileceğine ait fıkhî bilgisi olan bir vekil bulmak. Bu iki şartı tahakkuk ettirdikten sonra zekât ve fitreleri her yere gönderebiliriz. Buradaki durum da sizin kalbinizin vekil edeceğiniz kurum hakkındaki tatminliğinden geçmektedir. Allah yardımcımız ve koruyucumuz olsun.
a- Vekalet fıkıhta yeri olan bir uygulamadır. Pek çok konuda vekalet caizdir. Mesela hacc ibadetini bile belli şartlardan sonra vekaletle yaptırmak mümkündür. Aynı şekilde zekât, fitre, kurban gibi ibadetlerde de vekalet caizdir. Şartlarına uygun bir vekaletle zekatınızı verdiğinzde biiznillah ibadet etmiş olursunuz. b- Vekalet bir mü'min kişiye verilebileceği gibi güvenli bir kuruma da verilebilir. c- Kurumlar zekât vekaleti aldıklarında büyük ve önemli bir güven devrede olmalıdır. Bu güvenin gereklerinden biri de o kurumların kesinlikle bir fıkıh eğitimi almış olmaları ve istişare ettikleri fıkınçılarının bulunmalarıdır. d- Kişiler veya kurumlar, kendilerini vekil edenlerin vekalete ait özel şartlarına muhakkak dikkat etmeleri gerekir. Mesela ‘bu zekâtı filan kişiye veya filan yerdekilere vereceksin’ uyarısı önemlidir. Yerine getiremeyecek olan vekaleti kabul etmemelidir. Ters bir uygulamada zekât zayi edilmiş olacağından vekil onu ödemek zorunda olur. e- Vekil olan biri, vekalet verenin izni veya genel müsamahası olmadan başka birine vekalet veremez. f- Vekil durumunda olanlar, zekâtı başka yerlere ulaştırırken yapacakları masrafları zekâttan düşemezler. Zekâtın ulaştırılmasına yönelik masrafları zekât verenyani vekalet veren karşılamalıdır.
Zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri temliktir. Temlik eşya üzerindeki mülkiyet hakkını veya malî bir hakkı başkasına devretmeyi ifade eder. Bu itibarla fakirlere temlik etmek üzere zekât ve fıtır sadakalarını ayrı bir fonda toplayan ve her bakımdan kendilerine güvenilen kimseler eliyle yönetilen dernek ve kurumlara (muhtaçlara ulaştırmaları için yöneticileri, vekil tayin edilerek) zekât ve fıtır sadakası verilebilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/4) Söz konusu dernek ve vakıflar, zekât almaları caiz olan kimselerin tedavileri için zekât almak ve aldıkları zekâtı bu ihtiyaçlara sarf etmek üzere bunlardan vekâlet aldıkları takdirde, onlar adına zekât alabilirler. Henüz ergenlik çağına varmamış küçükler için de bunların velilerinden vekâlet almak gerekir. Şüphesiz vekâlet verilecek kişilerin her bakımdan güvenilir kimseler olmaları, toplanacak zekâtın başka işlere harcanmaması ve bu yöndeki denetimlerin ihmal edilmemesi gerekir. Adı geçen vakıf ve kuruluşlarda tedavi gören ancak fakir olmayan insanlara zekât, fitre ve fidye gelirlerinden harcama yapılamaz.
Fakir olan bir kardeşe zekât verilebilir. Bu, fıkhen câizdir. Hatta kişinin en yakınına zekât vermesi, akrabalık bağı sebebiyle daha sevaplıdır. Burada önemli olan şu iki nokta: Kardeşin nisap miktarı mala sahip değilse, yani yıllık giderlerini karşılayacak kadar malı yoksa ve borçları varsa zekât alabilir. Ahlaki veya kulluk zaafları, onu “zekât alamaz” hâle getirmez. (Namaz kılmıyor olması, zekât verilemeyecek kişi statüsüne sokmaz.) Sen parayı annenin eline verir, “Bu benim zekâtım, oğluna okul taksiti olarak öde” dersen ve annen de kardeşine bu paranın kaynağını söylemeden ona haber verdikten/izin aldıktan sonra onun borcunu öderse, zekât geçerli olur. Çünkü burada iki şart sağlanmış olur: Zekât, hak sahibine ulaşmış olur. Kardeşin, paranın senin tarafından verildiğini bilmediği için ne incinir ne de reddetmiş olur. Fakihler, "fakir olsa bile, zekât verdiğimiz kişi parayı israf ediyorsa yine de verilebilir ama en güzel olanı onun yerine doğrudan ihtiyacını karşılamaktır" der. Bu da senin yaptığın gibi parayı nakit vermek yerine, onun ihtiyaçlarını (okul aidatı gibi) izin alarak doğrudan ödemekle olur. Böylece hem israfın önüne geçilir hem de zekât maksadına ulaşır.
Selamünaleyküm. Hayvancılıkla ilgili kuralları belirleyen kanunlara, kurallara uymanız gerekir. Onlara aykırı davranmanız durumunda insana zarar verdiğiniz için veya hayvana eziyet ettiğiniz için vebale girersiniz. Geçmiş için istiğfar edin yeterlidir. Annenizin biriktirdiği para zekât seviyesine gelince zekâtı verilecektir. Akide konularına ilmihal düzeyinden daha fazla girmenizi tavsiye etmem size, zihniniz karışabilir.
Aleykümselam. Fıkıh olarak zekât kullanmanın farkını bilen ve bildiği ile amel ettiğine inandığınız bir kuruma sizin adınıza kullanılmak üzere zekât gönderebilirsiniz. Allah kabul etsin.
fakir konusundaki diğer fetvalar
Şöyle anlarsak yanlış olur: Sahabi zengin de olsa yamalı giyinir. Sahabiler fakirlik kadar zenginlik de yaşadılar. Fakir iken de kulluğu becerdiler, zengin iken de kulluğu becerdiler. Kulluk mali duruma göre değişmedikçe bir iki pozisyondan da tehlike çıkmaz. Zengin olunca kullukta eğip bükmek tehlikelidir. Allah onlardan razı olsun. Sahabiler zengin olsalar da imanlarını ve ibadetlerini aksatacak bir hataya düşmediler. Zengin iken yamalı gibi bir kıyafet giyindikleri doğru olabilir ama bu onların aksatmadığı bir kural değildi. Ömer bin Hattab radıyallahu anh ise zengin sahabilerden değildi.
Sizi bu hususta tatmin edebileceğimi zannetmiyorum. Ben de bu konuda mutmain değilim. Bu uygulamayı sadece bir imtihan olarak gördüğümü ve özellikle haccın ruhuna en azından aykırı olduğunu söyleyebilirim. Rabbim akıbetimizi hayretsin.
Zaruri olan ihtiyaçlarına yönelmelisin. İnternet zaruri değil ama gerekli. Açık bir hata gözlemleyene kadar ödeyebilirsin.
Promosyon parasını faiz şüphesi olarak değerlendiriyoruz. Kardeşiniz fakirse ona bu paranın mahiyetini (promosyon olduğunu) söylemeden verebilirsiniz.
Bunun sakıncası olmaz. Biiznillah kurban da güvenli bir vakıf ise size aracılık eden yerini bulur. Yine de kurban ibadetinin ailede unutulmasına sebep olmayacak bir orta yöntem belirlemek daha doğru olacaktır. Allah kabul etsin.
Öğrenci fakir ise zekât alabilir. Öğrenci olduğu için değil de fakir olduğu için ona zekât verilmiş olur. Sizin zaten vereceğiniz zekâtı çocuğunuzun öğretmenine vereceğiniz ücretle örtüştürmeniz ise uygun olmaz.