Fetva Meclisi
Soru
Âyette; “Zinâ eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez; zinâ eden kadınla da ancak zinâ eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu mü’minlere haram kılınmıştır.” buyrulmaktadır. (en-Nûr, 3) Açıkça anlaşıldığı üzere, Cenâb-ı Hakk temizi temize, günahkârı da günahkâra lâyık görmektedir. Hocam Nur suresi 3. ayette de buyurulan bu durum için tevbe edip af dileyenlerin durumu ne olacaktır? İlla zina değil flört için bunu soruyorum. Allah hiçbir mümini bu durumlara düşürmesin. Yani hocam zina edip tövbe ettiğini sevdiği kıza söyleyen kişi de olsa temiz bir kızın evlenmesi doğru mudur? Nur suresinin başka bir ayetinde ise tövbe edenler ise ayrı diyor Rabbimiz. Bu ayet ile bağlantılı mı Hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Nur suresinin yirmi altıncı ayetidir bu âyet. Ayette, kötü sözler, kötü kararlar kötüler içindir tarzında bir anlam da vardır. Ayette ayrıca, temiz erkekler temiz kadınlarla evlensin ifadesi herkes dengi ile evlensin şeklinde anlaşılmalıdır. Zina eden bir erkek tevbe etmedikçe temiz bir kadınla evlenmesin şeklinde anlayabiliriz bunu ama ahlâk zafiyeti gibi konulara indirgememiz doğru olmaz. Bariz çirkinlik ve ağır bir hata olan zina, sonrasında tevbe edilmedikçe bir pisliktir, faili de pistir. Ayeti genel olarak böyle anlarsanız tereddüdünüz de gitmiş olur.
Selamünaleyküm. İşlediği günahtan samimi bir tövbe ile tövbe eden temizdir. Zina eden de zinasından Allah'ın razı olacağı şekilde tövbe etmiş ise o da herkes gibi evlenebilir.
Günahın hacmi ve sayısı ne olursa olsun TEVBE bütün günahların temizleyicisidir. Sorun, tevbenin temizlemesi veya temizlememesi değil hata eden müminin samimi bir tevbe edip etmemesidir. Bu nedenle size şunu tavsiye edebiliriz: A- Tevbenin en büyük desteği, gerçek oluşunun belgesi kulun, Allah'ı Rabbi olarak bilip, Rabbine itimat etmede ciddi olmasıdır. “Acaba tevbem kabul olur mu?” Endişesi yerine, “Ben tevbe etmesem kim eder?” Mantığı ile bakmalıdır konuya. Tevbeyi bir kurtuluş kapısı olarak gören mümin, yönünü bulmuş mümindir. Yönünü bulan da er veya geç hedefine erer biiznillah. Bu noktayı tekrar tekit edelim: Tevbeyi ne kadar kurtarıcı görebiliyoruz, ne kadar da klasik bir pişmanlık yöntemi olarak görüyoruz, sorun buradadır. B- Tevbe bir ACİL KURTULUŞ PLANIDIR. Acili ertelemek kurtuluşu ihmal etmektir. Dolayısıyla TEVBE hemendir, ertelendikçe işlerliği azalabilir, kabul oranı sıkıntıya girebilir. Sloganımız şudur: Her günah için ilk iş hemen tevbedir. Hemen ve ertelemeden. Şeytan haramlara iterken hangi gücünü kullanıyorsa haram işlemiş bir mümini, hiçbir şey olmamış gibi oyalarken de o gücünü ve şeytanlığını kullanmaktadır. Haram işlemek bir haram, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek öbür haramdır. Buna dikkat edeceğiz. C- Tevbenin en aktif şartı korunmasıdır. Tevbe eden, günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş biri olmayı bir avantaj olarak kullanıp temiz yaşamaya gayret etmek, tevbeyi hazmetmektir. Hazmedilmiş bir tevbe biiznillah, Allah'ın huzuruna temiz çıkmaktır. D- Tevbenin felsefesini, günahın geçmiş seyrini sık sık gündem yapıp stres yoğunluğu yaşamak da bir tuzaktır. Her türlü tuzaktan korunmak gerekir. Özet olarak size şunu söylemeliyim: Tevbe et. Tevbeni koru. Tekrarına karşı uyanık ol. Allah'a güven. Bu güveni sözde kalmaktan koru, pratik olarak göster. Ömrünün sonuna kadar.
Bu ayeti kerime, zina eden birinin ahlâki seviyesinin ancak kendisi gibi ya da müşrik biriyle evlenebileceğini beyan etmektedir. Ama zina eden bir erkek veya kadının, tevbe ettikten sonra iffetli biri ile evlenmesinde fıkhen bir sakınca yoktur.
Zina etmiş bir kadınla evlenmenin fıkhi hükmünü soruyorsanız, evlenilebilir. Ancak, şimdi ona acıyorken ileride siz acınacak hale gelebilirsiniz. Dikkat edin, duygusal olmayın. Evet, tevbesi mümkündür, etmiştir de. Ama siz bunu ne kadar ölçtünüz, ya da o tevbesinde ne kadar direnebilecek? İyi düşünün, acınacak hale gelmeyin. Allah'a emanet olun.
O hocalar bir gün Medine'de Ömer'in başta olduğu devlette iken bunu söylesinler. Samimi bir tevbenin kapatamayacağı hiçbir günah yoktur. Hiçbir günah!
ayet konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. O et yenebilir. Yenebilir denmesi hususi onu yemek için uğraşmak değildir, misafirlik gibi bir durum olursa yenir demektir.
Selamünaleyküm. Elimizdeki mushaflara göre BİR SATIR kadar Kur'an okumak, namazda Kur'an okuma emrini yerine getirir. Bu, farzın yerine gelmesi için gerekli asgari ölçüdür.Bunun dışında, -Birinci rekâtda ikinciden biraz daha uzun okumak, -Âyeti bölmeden okumak, -Surelerin sırasına, âyetlerin sırasına dikkat etmek namazın Sünnet’lerindendir. Bunların aksinin yapılması ise mekruhtur. Mekruh namazın sıhhatine zarar vermez.
Selamünaleyküm. Merak etmeyin; iki yüz sene önce de aynı saatte insanlar imsak yapıyorlardı. Renkleri ayırma meselesi sadece ufuktaki güneşin yaklaşan ışıkları ile zifiri karanlığın kesiştiği noktayı temsil etmektedir. Meseleyi yüzeysel ele alırsanız dediğiniz gibi bir sonuca çıkarsınız. Takvimlerde bir yanlışlık yoktur.
Selamünaleyküm. On altı yaşı için bu durum normaldir hatta bir hanım kız için iyidir bile. Endişe etmenize gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Bir kere Kur'an'ın Bakara suresinden başka yüz on üç suresi daha var. Bakara suresindeki ayetler genellikle evlilikle alakalı ayetlerdir. Evlilikte de yük erkeğin omzunda olduğu için, mes'ul kişi olarak ona hitap edilmektedir. Ancak bu ifadenin Kur'an'ın tümüne şamil olmadığını bilmelisiniz.
Selamünaleyküm. Bu kural, Peygamber aleyhisselamın bütün kişiliğini teminat altına almaktadır.