Fetva Meclisi
Soru
Selamun Aleyküm, efendim birden aklıma "Siyah iplik ile beyaz iplik birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip için." ayeti geldi. Biz, 4:06'da kestik ama 5:06 oldu ve hava hala zifiri karanlıktı. Diyanetin dakikasına göre hesapladığını söylüyorlar ama peygamberden, 1900'lerin başına kadar müslümanlar ne yapıyordu? İftardan sonra da yememeye devam etmek nasıl sevap değil zulümse, bu da bir zulüm olmuyor mu? Vaktimiz varken ve hava karanlıkken niçin yemeyi kesiyoruz? Siz kendiniz nasıl davranıyorsunuz? Selametle.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Diyanet takvimine uymanız durumunda yanlış söz konusu olsa bile sizin orucunuz muteberdir biiznillah. Rahat olun, bu tip dedikodularla ibadetinizi zedelemeyin, huzurunuzu kaçırmayın. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Siz, bir şey düşünebiliyorsanız bizim cevabımıza ne gerek var? Sadece, o siyah/beyaz ipliğin hadis değil âyet olduğunu bilememişsiniz!
Selamünaleyküm. Herkes bir kere düğün yapar. Allah da hayatta bir kere olan iş için O'nu ne kadar sevdiğimizi görmek ister. Şeytan da 'bir kere' diyerek bizi sapıtmaya uğraşır. Çevre dediğiniz de budur zaten. Eğer beyaz veya siyah her ne ise normal zamanda kendinize onu caiz görmüyorsanız, düğününüzde de giymeyeceksiniz ki o gün mücahit olasınız. Bunu bir cihat kabul edin. Herkes bir kereliğine sınanıyor bu âlemde. Şehitlik de bir kereliğine önüne konur insanın. Böyle bir durumda eş adayları aralarında anlaşmalıdırlar. Onlar anlaştıktan sonra bütün dünyanın öbür taraf olması önemli değildir. En çok düğüne gelmeyeceklerdir. Gelmesinler, melekler gelir ya. Onlar bahşişi vermeyecekler. Olsun, Allah bereket verir ya! O çevre dediğiniz, kendileri bunu başaramadıkları için kıskanan tiplerdir. Ne mutlu size o zaman. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ dilediğine yemin eder. O'nun yemin etmesi, sözünün doğruluğunu belgelemek için değildir; kullarının dikkatini çekmek ve yemin edilen nesnelerin önemini vurgulamaktır asıl maksat. Bizim ise aynı nesnelere yemin etmemiz mümkün değildir.
Selamünaleyküm. Siz, kafa yiyecek yerde kafanızı her işe sokmamalısınız. Kendi kendinize ürettiğiniz bilgilerle sorun oluşturuyorsunuz.
Selamünaleyküm. Makul bir şekilde caminin elektriğini tüketmeniz, caminin direkt işi olduğu için sakınca oluşturmaz. Sakınca israf olan tüketimde ya da sizin keyfi tüketiminizde olabilir.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Elimizdeki mushaflara göre BİR SATIR kadar Kur'an okumak, namazda Kur'an okuma emrini yerine getirir. Bu, farzın yerine gelmesi için gerekli asgari ölçüdür.Bunun dışında, -Birinci rekâtda ikinciden biraz daha uzun okumak, -Âyeti bölmeden okumak, -Surelerin sırasına, âyetlerin sırasına dikkat etmek namazın Sünnet’lerindendir. Bunların aksinin yapılması ise mekruhtur. Mekruh namazın sıhhatine zarar vermez.
Selamünaleyküm. Bir surenin Mekki veya Medeni olması âyetlerinin tamamının orada indiğini göstermiyor. Genel akışa göre surenin yeri belirlenmektedir. Bahsettiğiniz mevzu ile ilgili hadisler sahihtir. Allah'a emanet olun.
Kur'an’ımızdaki bu emir, ‘evlenmek isteyenlerin evlenmesini sağlayın’ şeklindedir. Muhatabı da kişinin velisi ya da devletin başı yani mü’minlerden sorumlu olan kişidir. Sıradan herkes değildir. Birbirimizi üzecek işlerden ve sözlerden uzak durmalıyız. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Şunu bilmeliyiz: Tevbe yüzde yüz temizler. Yüzde yüz! Zina eden ve hâlâ tövbe etmeyen biri kesinlikle temiz biri ile evlenemez. Tövbe eden ise, tövbesinde samimi ve ısrarlı ise temizdir. Herkes gibidir. Geçmişindeki hatayı beyan ederek, onu kabul eden biri ile evlenebilir.
Ayet yazılı kâğıtların ayak basmayacak bir yere gömülmeleri şeklinde bir çözüm kitaplarımızda vardır. Yakılması durumunda da külün aynı şekilde gömülmesi gerekmektedir. Ancak yaşadığımız hayat tarzında bu neredeyse mümkün olmayacak duruma gelmiştir. Kâğıt imha makineleri bu iş için kullanılabilir diye düşünüyorum. Zira onlar kâğıdı talaş durumuna getirmektedir. Allah'a emanet olun.
Kur'an'ın tek bir ayetini alarak ondan kati hükümler çıkarmanın doğru olmadığını anlayabileceğimiz bir örnek karşısındayız. Ayetlerin, diğer ayetlerle nasıl kesiştiğini, ayetler arasındaki bağlantıları bilmeden hüküm çıkarmak yanlıştır. Ehli Sünnet'in ittifak ettiği en temel ilkelerden biri şudur: Kâfirler ebediyen cehennemde kalacaklardır. Mü'minler de ebediyen cennette kalacaklardır. Mü'minler, günahları mağfiret görmezse geçici bir süre cehenneme gireceklerdir. Sonra da cennete gireceklerdir. Kâfirler, ayrıntılı bir hesap görmeyeceklerdir. Ama neden iman etmediği sorgulanıp, küfrünün cezası olan cehenneme sevk edileceklerdir. Allah'a emanet olunuz.