Fetva Meclisi
Soru
Yüce Allah Kur’an’da bir ayette mealen şöyle buyuruyor. “Aranızdan bekâr olanları evlendirin.” Bu ayetin açıklamasını yapar mısınız? Buradaki emir, evlenecek olana ekonomik anlamda destek olmayı ve eş bulmaya yönelik bir yardımı mı içeriyor? Yoksa ne olursa olsun, kişi evlenmek istemese de, evlilik çağına gelmiş birisinin kesinlikle evlendirilmesini mi anlatıyor? Çevremizdeki insanların hele de ailemiz dışındakilerin, arada samimiyet derecesi az ya da çok olsun, evlilik konusunda yerli yersiz bu konuyu açıp kişiyi zor duruma düşürmeleri doğru mudur dinimize göre?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle bir evliliğin dinen hiçbir sakıncası yoktur; evlenebilirsiniz. Ne var ki, bugüne kadar böyle bir evlilikte başarı oranı istatistiği büyük rakamlarla etkilemeyecek kadar düşük kalmıştır. Bu nedenle de sizi çevreniz ikaz etme ihtiyacı hissetmiştir. Size tavsiyemiz şudur: Evlilik sizin için olmazsa helak olacağınız düzeyde bir ihtiyaç değilse evlenmeyin, bekleyin.
Allah’ın cennetine girmek isteyen herkes anne babasının hizmetinde bulunmak zorundadır. Evli veya bekâr olmak bu kuralı değiştirmez. Çünkü bu bir ibadettir, ibadet herkesin sorumluluğudur. Böyle bir ayrıma gitmeden herkes namaz kıldığı gibi ebeveyninin rızasını kazanmaya da gayret etmelidir. Gücünün yetmediği bir noktaya gelen elbette güç yetiremediğinden sorumlu olmaz. Sizin durumunuzda da anne-babanıza hizmet edebilmek niyetiyle bulunduğunuz şehirde kalabilmeyi istemeniz makul bir durumdur. Ancak evlilik ihtiyacınızın sizi sıkıştırdığını hissedip şehir dışına dahi razı olacak bir duruma gelmenize rağmen hâlâ şehirde kalmak istiyorsanız kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Üzerinize düşen vazifeyi yaptıktan sonra kendi ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmanız gerekmektedir.
Evlenmek istemek fıtri bir durumdur, kardeşler olarak bunun hayırlısını istemeniz çok güzel. Evlilik hayırsız bir eş olduktan sonra evlenerek hem dünyanızı hem de ahiretinizi kaybetmeniz daha mı iyi; Rabbim böyle evlilikten herkesi korusun. Siz en güzelini yapıyorsunuz, sakın çevrenizin dediklerine kulak asmayın. Evliliğin yaşı yok ki evlilik yaşı geçmiş olsun. Evlilik kişinin tercihiyle yapılır şüphesiz ama Rabbimizin kaderi olduğunu da unutmamak gerekir. Allah her kulunu her an görür, duyar. Biz hayırlısını isteyelim, kalbimiz ile razı olalım, başımıza ne gelirse gelsin hayırlısı buymuş diyerek teslim olalım. Bakın o zaman nasıl da kalbimiz huzurlu olur. Onlar istemediğiniz dua etseler bile âmin demeyin, sizin duanız olmasın. Rabbimiz ile bağınızı hiç koparmayın. Dikkat edin, şeytan kulluğunuzu unutarak evlilik konusunu sizin çıkmazınız yapmasın. Kendinizi geliştirmeye bakın, güzel çevreler edinin, evlilik konusunda büyüklerinizden yardım isteyin ve istişarede bulunmayı ihmal etmeyin onlarla. Bekârlık da bir imtihan, evlilik de; sakın unutmayın! Cenneti kazanmak için bize verilmiş olan dünya hayatını güzel değerlendirelim. Rabbimizden hayırlısını ve vereceği her şeye kalbimizin de razı olmasını istemeyi ihmal etmeyelim.
Kıymetli kardeşim evlilik ile alakalı düşüncelerinin, duygularının ve inançlarının ne olduğunu anlayıp varsa düzeltilmesi gereken bir yeri düzeltmek için bir psikolog ile görüşmenizi tavsiye ederiz. Bunun yanı sıra hayatı sadece bugününüz için değil, -Allah ömür verirse- sonraki yaşlarınız için de göz önüne alıp ona göre değerlendirin ki bugün aldığınız kararlardan ötürü yarın pişmanlıklar yaşamayın. Sizi tanıyan ve ehil olan kimselerle istişareler yapın. Allah'a bolca dua edin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Evliliğin iki boyutu var. Biri, sizin eşinizle yaşamanız için gereken ekonomik miktar. Bir de sizin eşinizle yaşadığınızı çevrenize ispat etmek için harcamanız gereken miktar. İkisi arasındaki farkı incelediğinizde, birincisinin küçük bir imkânla gerçekleşebileceğini görürsünüz. Yapacağınız evlilik eğer, birincisi ise birkaç bursla bile bu sorunu çözersiniz. İkincisi ise zaten evliliğiniz gereği yoktur. Siz kendiniz için evlenmiyorsunuz demektir. Büyütmeyin korkutmayın. Okulu da bırakmanız gerekmiyor, insanların ne diyeceğini bırakın yeter.
Boşanmak ne erkek için ne de kadın için bir ayıplılık değildir. Evli olduğu hâlde ayıplı olabilir insan, dul iken ayıpsız olabilir. Önemli olan kişiliktir. Evet, büyük oranda boşanmışlara sorunlu olarak bakılır ama bunu genellemek doğru olmaz. Kişisel bir araştırma yapılmalıdır. Ailelerin ‘bekârla bekâr evlensin’ şeklindeki titizliklerini de yok saymak doğru olmaz. Abartmamak ve kişiye göre özel muamele etmek kaydıyla evlenilebilir.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir surenin Mekki veya Medeni olması âyetlerinin tamamının orada indiğini göstermiyor. Genel akışa göre surenin yeri belirlenmektedir. Bahsettiğiniz mevzu ile ilgili hadisler sahihtir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Merak etmeyin; iki yüz sene önce de aynı saatte insanlar imsak yapıyorlardı. Renkleri ayırma meselesi sadece ufuktaki güneşin yaklaşan ışıkları ile zifiri karanlığın kesiştiği noktayı temsil etmektedir. Meseleyi yüzeysel ele alırsanız dediğiniz gibi bir sonuca çıkarsınız. Takvimlerde bir yanlışlık yoktur.
Selamünaleyküm. Elimizdeki mushaflara göre BİR SATIR kadar Kur'an okumak, namazda Kur'an okuma emrini yerine getirir. Bu, farzın yerine gelmesi için gerekli asgari ölçüdür.Bunun dışında, -Birinci rekâtda ikinciden biraz daha uzun okumak, -Âyeti bölmeden okumak, -Surelerin sırasına, âyetlerin sırasına dikkat etmek namazın Sünnet’lerindendir. Bunların aksinin yapılması ise mekruhtur. Mekruh namazın sıhhatine zarar vermez.
Ayet yazılı kâğıtların ayak basmayacak bir yere gömülmeleri şeklinde bir çözüm kitaplarımızda vardır. Yakılması durumunda da külün aynı şekilde gömülmesi gerekmektedir. Ancak yaşadığımız hayat tarzında bu neredeyse mümkün olmayacak duruma gelmiştir. Kâğıt imha makineleri bu iş için kullanılabilir diye düşünüyorum. Zira onlar kâğıdı talaş durumuna getirmektedir. Allah'a emanet olun.
Kur'an'ın tek bir ayetini alarak ondan kati hükümler çıkarmanın doğru olmadığını anlayabileceğimiz bir örnek karşısındayız. Ayetlerin, diğer ayetlerle nasıl kesiştiğini, ayetler arasındaki bağlantıları bilmeden hüküm çıkarmak yanlıştır. Ehli Sünnet'in ittifak ettiği en temel ilkelerden biri şudur: Kâfirler ebediyen cehennemde kalacaklardır. Mü'minler de ebediyen cennette kalacaklardır. Mü'minler, günahları mağfiret görmezse geçici bir süre cehenneme gireceklerdir. Sonra da cennete gireceklerdir. Kâfirler, ayrıntılı bir hesap görmeyeceklerdir. Ama neden iman etmediği sorgulanıp, küfrünün cezası olan cehenneme sevk edileceklerdir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Şunu bilmeliyiz: Tevbe yüzde yüz temizler. Yüzde yüz! Zina eden ve hâlâ tövbe etmeyen biri kesinlikle temiz biri ile evlenemez. Tövbe eden ise, tövbesinde samimi ve ısrarlı ise temizdir. Herkes gibidir. Geçmişindeki hatayı beyan ederek, onu kabul eden biri ile evlenebilir.