Fetva Meclisi
Soru
"Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedî kalacaklardır." (Mü'minun suresi 102-103. ayetler) Bu ayete göre günahları ağır gelen Müslümanlar ebediyyen cehennemde mi kalır? Yoksa cehennemde yandıktan sonra Müslüman olarak öldüğü için cennete mi gider? Eğer er ya da geç cennete girilecekse bu durum ayete ters değil mi? Çünkü 'Ebediyyen' buyuruluyor ayette. Bu ayet kâfirler içinse onlar sorgusuz sualsiz cehenneme gidecekse günahların ve sevapların azlığı ya da fazlalılığı mevzubahis olmasa gerek diye düşünüyorum. Bu ayetler kimler için indi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Kur'an'ımızın bir ayeti münferit alınarak tefsir edilmesi durumunda yanlış anlaşılabilir. Bu âyet örneğinde olduğu gibi yanlış anlaşılma ortaya çıkabilir. Örnekteki ayette ise durum şöyledir: Bundan önceki âyet, kurtulanlardan söz ediyor. Bu âyet de, kurtulamayanları anlatmaktadır. Onlar da kâfirlerdir. Dolayısıyla mü'min olanlar için söz konusu bir durum yoktur. Nitekim bu ayetin bir benzeri olan A'raf suresinin dokuzuncu âyeti, açık bir şekilde 'kendilerine yazık edenlerin' kâfirler olduğunu beyan etmektedir.
Selamünaleyküm. Bu ayette anlaşılamayacak bir durum yoktur. Önceki ayetlerle (99’dan itibaren) beraber okuduğunuzda anlam daha kolay ortaya çıkar. İkinci bir husus da şudur: Orada bir tartıdan söz edilmektedir. Bu tartının malzemesi sadece namaz ve diğer hasenat ya da sadece mesela alkol gibi bir haram değildir ki! Tartılırken hasenat arasında iman da bir yer alacak, küfür de bir yer alacak. Böylece terazisinde iman bulunmayan batmış olacak. Meseleye böyle bakınız. Allah Teâlâ akıbetimizi hayretsin, imanımızı muhafaza buyursun. Dualarınızı bekleriz.
Selamünaleyküm. Bu ayette anlaşılamayacak bir durum yoktur. Önceki ayetlerle (99’dan itibaren) beraber okuduğunuzda anlam daha kolay ortaya çıkar. İkinci bir husus da şudur: Orada bir tartıdan söz edilmektedir. Bu tartının malzemesi sadece namaz ve diğer hasenat ya da sadece mesela alkol gibi bir haram değildir ki! Tartılırken hasenat arasında iman da bir yer alacak, küfür de bir yer alacak. Böylece terazisinde iman bulunmayan batmış olacak. Meseleye böyle bakınız. Allah Teâlâ akıbetimizi hayretsin, imanımızı muhafaza buyursun. Dualarınızı bekleriz.
Ashab-ı Kiramdan itibaren bu ümmetin büyüklerinin, ulemasının inandığı şudur: a- Cennet iman ile ölenlere, cehennem küfür üzere ölenlere ebedî olarak tahsis edilecektir. b- Kâfir olarak ölenler için ayrıntı yoktur, direkt cehenneme girecek ve ebedî olarak orada kalacaklardır. c- Mümin olarak ölenlerden günahı olmayanlar ebedî olarak kalmak üzere cennete gireceklerdir. d- Mümin olarak ölen ama günahları olanlar ise Allah Teâlâ’nın dilemesine kalmışlardır; direkt affedip cennete koyabileceği gibi belli bir süre cehennemde cezalandırıp cennete de koyabilir. Allah Teâlâ’nın muradının nasıl tecelli edeceği hakkında rakamlı, ölçülü bir görüş beyan etmek mümkün değildir. Mesela, bu dünyada yaşarken günahkâr olan ama şu veya bu sıkıntılara sabır ve imanla dayanabilen ve imtihanı kazananlar o çektikleri sebebiyle direkt cennete girebilecekleri bir af görebilirler. Böyle bir beklentinin elimizde kati ve rakamsal bir ölçüsü yoktur. Ayetler ve hadislerde umut eksenli ifadelerden genel olarak anlaşılan bir sonuçtur bu. e- Bu kural ulemanın genel olarak çizdiği çizgiyi yansıtır. Şaz denebilecek tek tük tahminler, mantık oyununa dayalı beyanlar da varsa bile ilmî bir değeri yoktur.
Küçük veya büyük günahlar cehennemde ebedi kalma nedeni değildir. Kur'an ve hadislerin beyanından anlaşılan odur ki, günahlarla iman sıkıntısı olan yani, günahları helal gören böylece günahı kuşanan cehennemde ebedi kalır. Çünkü cehennemi ebedileştiren imanla ilgili boyuttur.
Selamünaleyküm. nBunun gibi pek çok hadis vardır. Bu bir kuraldır: Cehennemde sıfır imanlı olanlar yani kâfirlerden başkası sonsuza kadar kalmayacaktır. Müm'inler ise dünya hayatında günah işledilerse ve tevbe etmeden öldülerse, günahlarının gerektirdiği kadar cehennemde kalacaklardır. Sonra da Allah Teâlâ'nın lütfu ile cehennemden çıkıp cennete gireceklerdir. Tabii bu durum, mü'minin günahlarını Allah Teâlâ'ınn affetmemesi hâlindedir. Af görürse zaten kurtulacaktır. Allah Teâlâ sonumuz hayertsin.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Ayet yazılı kâğıtların ayak basmayacak bir yere gömülmeleri şeklinde bir çözüm kitaplarımızda vardır. Yakılması durumunda da külün aynı şekilde gömülmesi gerekmektedir. Ancak yaşadığımız hayat tarzında bu neredeyse mümkün olmayacak duruma gelmiştir. Kâğıt imha makineleri bu iş için kullanılabilir diye düşünüyorum. Zira onlar kâğıdı talaş durumuna getirmektedir. Allah'a emanet olun.
Kur'an’ımızdaki bu emir, ‘evlenmek isteyenlerin evlenmesini sağlayın’ şeklindedir. Muhatabı da kişinin velisi ya da devletin başı yani mü’minlerden sorumlu olan kişidir. Sıradan herkes değildir. Birbirimizi üzecek işlerden ve sözlerden uzak durmalıyız. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir surenin Mekki veya Medeni olması âyetlerinin tamamının orada indiğini göstermiyor. Genel akışa göre surenin yeri belirlenmektedir. Bahsettiğiniz mevzu ile ilgili hadisler sahihtir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Merak etmeyin; iki yüz sene önce de aynı saatte insanlar imsak yapıyorlardı. Renkleri ayırma meselesi sadece ufuktaki güneşin yaklaşan ışıkları ile zifiri karanlığın kesiştiği noktayı temsil etmektedir. Meseleyi yüzeysel ele alırsanız dediğiniz gibi bir sonuca çıkarsınız. Takvimlerde bir yanlışlık yoktur.
Selamünaleyküm. Elimizdeki mushaflara göre BİR SATIR kadar Kur'an okumak, namazda Kur'an okuma emrini yerine getirir. Bu, farzın yerine gelmesi için gerekli asgari ölçüdür.Bunun dışında, -Birinci rekâtda ikinciden biraz daha uzun okumak, -Âyeti bölmeden okumak, -Surelerin sırasına, âyetlerin sırasına dikkat etmek namazın Sünnet’lerindendir. Bunların aksinin yapılması ise mekruhtur. Mekruh namazın sıhhatine zarar vermez.
Selamünaleyküm. Şunu bilmeliyiz: Tevbe yüzde yüz temizler. Yüzde yüz! Zina eden ve hâlâ tövbe etmeyen biri kesinlikle temiz biri ile evlenemez. Tövbe eden ise, tövbesinde samimi ve ısrarlı ise temizdir. Herkes gibidir. Geçmişindeki hatayı beyan ederek, onu kabul eden biri ile evlenebilir.