Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben anlık bir gafletle büyük bir günaha düştüm. Eşcinsel bir yönelimle hareket ettim, tam bir ilişki yaşanmadı ama harama vesile olacak bir davranışta bulundum ve bu beni derinden sarstı. Ardından tövbe namazı kıldım, içten bir şekilde Allah’tan af diledim. Ancak içimdeki pişmanlık, vicdan azabı bir türlü geçmiyor. Günlerdir ağlıyorum, içim yanıyor. Ne yapmalıyım? Allah beni affeder mi? Bu pişmanlığı nasıl hafifletebilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle şunu bilmelisin: Sen bir umutsuzluk girdabında değilsin çünkü Allah’ın rahmeti sonsuzdur. Kalbinin bu kadar acı çekmesi, senin Allah’a olan inancının ve sevginin bir göstergesidir. Eğer imanını tamamen kaybetmiş olsaydın, şu an burada bu kadar pişmanlıkla, tevbe etme isteğiyle bu soruları sormazdın. Bu duygular bile senin hâlâ iman sahibi olduğunun en büyük işaretidir. Senin günahların ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmetinden büyük değildir. Şeytanın en büyük hilesi, insanı günah işledikten sonra ümitsizliğe sürüklemektir. Bu ümitsizlik, insanı Allah’tan uzaklaştırır. Senin yapman gereken, bu oyunu fark etmek ve Allah’a yönelmektir. Allah Teâlâ, samimi bir şekilde tevbe eden her kulunu affedeceğini Kur’an’da defalarca vurgulamıştır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: "Tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir." (İbn Mâce, Zühd, 30) Namaz, insanın Rabbine olan bağıdır. Sen namaza sıkıca sarıldığında, Allah senin kalbine huzur verecek. Namaz seni hem günahlardan alıkoyar hem de Allah’a yakınlaştırır. Bu yüzden, şu anki durumun ne olursa olsun, vakit namazlarını kılmaya başla. Bu, senin ruhunu yavaş yavaş temizleyecek. Allah’ın kelamı olan Kur’an, bir rahmettir. Kur’an’ı anlamaya, okuduğun ayetleri içselleştirmeye çalış. Her gün az da olsa bir vakit ayır ve Kur’an’ı oku. Kalbine işleyen ayetler, sana umut ve huzur verecektir. Allah, imtihanlarımızda sabretmemizi ve O’na yönelmemizi istiyor. Geçmişteki hatalarına bakarak kendine lanet etmek yerine, o hatalardan ders çıkar ve Allah’ın seni affedeceğine inanarak geleceğine odaklan. Kardeşim, sen kaybolmuş değilsin. Allah’ın rahmeti ve affı sonsuzdur. Yeter ki samimi bir şekilde O’na yönel. Senin kurtuluşun, Allah’ın kapısını çalmak ve O’na güvenmekle mümkün. Geçmişin seni cezalandırmasına izin verme. Allah’a hüsnüzan et ve yeni bir başlangıç yap. Unutma ki Allah, pişmanlıkla O’na dönen hiçbir kulunu geri çevirmez. Seni affetmesini dilediğin gibi, kendini de affetmeyi öğren. Çünkü Allah senin tevbeni kabul ettiği zaman, senin günahını artık yok sayar. Öyleyse sen de kendini o günahların yükünden kurtar.
Günahınızdan duyduğunuz derin pişmanlık, tevbenizin kabul edilmesi için güçlü bir işarettir. Bu durumda size düşen, Allah’a yönelmeye devam etmek ve bu hatanın sizi daha iyi bir Müslüman olmaya sevk etmesine fırsat tanımaktır. Allah’a söz verin ki, bu hatayı bir daha asla tekrarlamayacaksınız. Eğer sizi bu günaha götüren sebepler (ortam, kişiler, alışkanlıklar vb.) varsa, onlardan uzak durun. Her namazdan sonra Rabbimize dua edin ve istiğfâr dileyin. Allah’a olan bu bağlılık sizi daha güçlü kılacak. Güzel amellerle hatayı silmeye çalışın. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Bir kötülük yaptığında, ardından bir iyilik yap ki o kötülüğü silip götürsün." (Tirmizî, Birr ve Sıla, 55). Sadaka, günahları siler ve Allah’ın rızasını kazandırır. Çevrenizde yardıma muhtaç insanlara destek olun, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. İslam’ı öğrenmek, Allah’a yakınlaşmanın yollarından biridir. Bir Kur’an tefsiri ya da hadis kitabı okumaya başlayabilirsiniz. Günahınızı unutmak için kendinizi faydalı şeylerle meşgul edin. Sürekli geçmişteki hataya odaklanmak sizi daha fazla yıpratır. Bunun yerine, geleceğe bakın ve kendinize hedefler koyun. Hocamızın “Tevbe Hastanesi” ders serisini not tutarak izleyebilirsiniz. https://www.youtube.com/playlist?list=PL3P7x9qFB3oVtBnXHyjVTQ_fnwmPcdh7u Rabbim sizi bağışlasın, kalbinize huzur versin ve bu hatayı daha hayırlı bir geleceğe vesile kılsın. Unutmayın ki, Rabbimiz rahmet sahibidir ve sizin O’na yönelmenizi ister. Bolca dua edin, kendinize hedefler belirleyin ve Allah’a olan bağlılığınızı artırın.
Yaptığın yanlış ve günah bir iştir. Ama onun gibi bir günah iş de Allah’tan umut kesmendir. Ne olursa olsun, ne kadar olursa olsun, nerede olursa olsun sen tevbede samimi olduğun sürece Allah’ın kapısı sana açıktır. Zaten senin tek kurtuluşun Allah’ın kapısıdır, onun rahmet ve mağfireti seni kurtaracaktır. Sen ise o kapıyı ihmal ediyorsun veya yanlış değerlendiriyorsun. Önce bundan kurtul yani Allah beni sildi deme aksine o varken ben kurtulurum de. Böyle bakmaya çalış. Böyle bir direnç gösterirsen biiznillah takıldığın şeyi de bırakırsın. Kendine farklı meşguliyetler üret. O his sana ne zamanlar ve nerelerde geliyor olduğunu tespit et. Sen de o zaman ve durumları başka şeylerle doldur. Namazlarına dikkat et. Çokça Kur'an oku. Zikirler yap. Allah yardımcın olsun.
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
Kader, Allah’ın ilmî ezelisinde yaşanacak olayları bilmesidir. Bu manada kadere kasıtlı ve bilinçli bir şekilde küfredildiyse kişiyi dinden çıkarabilir. Çünkü kader, Allah’ın ilmi, kudreti ve takdiridir. Kadere sövmek, O’na sövmek gibidir. (Allah muhafaza) Ancak burada en önemli mesele niyettir. Anlık öfke, şok veya cinnet hali varsa, kişi bu sözün anlam ve sonuçlarını düşünmeden söylediği için dinden çıkmış sayılmaz. Zira kastın olması, yani bilerek ve isteyerek inkâr etmek gerekir. Eğer kişi söyledikten sonra pişmanlık duyuyorsa, kalbinde Allah’a karşı kin yoksa iman hâlâ içindeyse, bu bir zelle, bir ayak kaymasıdır. Her hâlükârda Kelime-i şehadet getir; iki rekât tövbe namazı kıl, samimi bir şekilde tövbe et. Şu duayı sıkça yap: “Allah’ım! Öfkem beni aştı, sen beni affet. Bilmeden ettiklerimden dolayı kalbim kan ağlıyor. Beni affet, beni bırakma, beni tut Ya Rab.” Sadaka ver, Kur’an oku, istiğfarı artır; kendini imanla, takvayla yeniden inşa et. Allah böyle bir felaketin tekrarından muhafaza buyursun. Kardeşim, iman, insanın en kıymetli hazinesidir. Onu kaybetme ihtimaliyle bile oynamak, ateşle oynamak gibidir. Şeytan böyle öfke anlarını fırsat bilir, seni daha büyük hatalara sürüklemek ister. Bu yüzden duygularını değil, aklını ve imanını merkeze al. Bir daha böyle bir sözü aklına bile getirme.
Selamünaleyküm. Önce sizi binlerce kere tebrik ederim. Ne mutlu size, ne mutlu ne mutlu! Yolunuz nur olsun, Allah yardımcınız olsun. Elbette böyle bir vesveseye gireceksiniz; kolay mı şeytan eski bir müşterisini kaybetmektedir. Kahrolup kahretmek onun hakkı değil mi? Sakın yılmayın. Kalktığınız yerden düşmeyin bir daha. Beş kere daha düşerseniz beş kere kalkmaya hazır olun. Sürekli yenilikler yapın kendinizde ki geri dönüşünüz olmasın. Ara sıra inişler çıkışlar herkeste olur. Ashap bile böyle durumlar gördüler. Önünüze bakın, ileriye bakın, cennete bakın. Yok artık günah ve geçmiş. Onlar gitti. Ğafûr olan Allah, onları temizledi. Yeni hayatınıza bakın. Sizi tekrar tebrik ederim, kutlu olsun cihadınız.