Fetva Meclisi
Soru
Ahirette mezheple ilgili sorgulamaya tabi olacak mıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah'ın adaletine iman ediyorsanız hiç şüpheniz olmasın.
Dünya hayatını Allah'ın razı olacağı şeylerle geçirenler o büyük nimete edeceklerdir. Bunu siz, iyi Müslümanlık olarak da adlandırabilirsiniz.
'Allah gibi' ifadesi söz götürür. Onun yerine 'Allah'ın lütfu ile' dersek sorun kalmaz.
Orada bir doldurma yapılacağı biliniyor ama neyin yerine ne konacağı hakkında bilgimiz yoktur.
Selamünaleyküm. Hangi mezhebe göre size dininiz öğretildi ise o mezhebe göre devam edeceksiniz.
İmanımıza ters düşen sözleri söyleyenlere hidayet duası yapar, derin tartışmalara girerek onun bataklığını daha derine hale getirmemeye çalışırız. Allah'a emanet olun.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ahiretteki durum şudur: İmanla gidenler ve gitmeyenler diye iki grup olunacak. İmanla gidenler de günahı az olanlar ve çok olanlar diye ikiye ayrılacaklar. Günahı sevabından çok olanlar günahlarının karşılığı olarak cehenneme girecekler. Sevabı çok olanlar da cennete girecekler. Kâfirle yani imansız olarak ahirete gidenler hariç herkes için en temel umut ise ALLAH'IN RAHMETİDİR. O rahmet, nasıl gerçekleşir, kime gerçekleşir onu bilemeyiz. Umut o rahmettir. Onu temenni eder, onun için gayret ederiz.
Selamünaleyküm. Hayır, İnsanın dünyadaki hiçbir görüntüsü ahiretteki akıbetini göstermez.
Selamünaleyküm. Allah o gün yardımcımız olsun; karşılaşalım veya karşılaşmayalım, durum ağırdır. O kişiyle karşılaşsan o ağır, onu yaratan ile karşılaşsan o daha ağır. Kul hakkını düzeltip ahirete gitmekten başka çaremiz yoktur.Evet, orada da helalleşmek mümkündür ama bu bizim ibadetlerimizden öbürüne verilmek yoluyla olacaktır. Allah Teâlâ bir yolla onu râzı edebilir ama böyle bir garanti yoktur, umuttur o sadece. Karşımızdakinin zararı telafi edilebiliyorsa açıklamaya gerek olmayabilir. Allah yardımcımız olsun.
Bir gelecek endişesi taşıyorsunuz. Bu endişeniz iman esasları açısından bir sorun oluşturmuyor mu? Öte yandan arkadaşınızın ahiret inancını merak ediyorsunuz ama bu konuda topluca hepimizin bir imanımız ne durumda muhasebesi yapmamız gerektiği kanaati oluşuyor. Dünyada tevekkül, ahirette kurtuluş çizgisini iyi dengelemek şart olmaktadır. Allah yardımcımız olsun.
Kabir, fani insanın dünya ile ahiret arasındaki tampon noktasıdır. Cesetlerimizin kıyamet vaktine kadar emanet edildiği yer orasıdır. Şöyle de diyebiliriz: Kabir, ahiretin ilk durağıdır. Ölen her insanın kıyamet vaktine kadar bekleyeceği yer olan kabir aynı zamanda ahirette insanı bekleyen iyi/kötü akıbetin de bir benzeri ile karşılaşılacak olan yerdir. Akıbet olarak cennete gidecek olanlar kabri, bir çeşit cennet bahçesi gibi bulacaktır. Akıbet olarak cehenneme gidecek olanlar da kabri bir çeşit cehennem olarak bulacaklardır. Elbette kabir cennet veya cehennem değildir ama kabirde nimet veya azap vardır. Bize ulaşan pek çok hadiste kabirle alakalı olarak nimet veya azaptan söz edilmektedir. Kur'an ayetleri arasında da kabir azabına işaretler vardır. Bu nedenle mü'min olarak kabir hayatının azap/nimet açısından bir tür karşılık yeri olacağına iman ederiz. Ehlisünnet inancında genel anlayış böyledir. Yalnız şunu vurgulamamız gerekmektedir: Kabirdeki durum tamamen gayb alemine dair bir durumdur. Orada ne olup bittiğini, ne olabileceğini ancak vahiy yoluyla bize bildirilenler kadar bilebiliriz. Tahminler ya da rüya gibi yöntemlerle kabir hakkında bilgi sahibi olmamız mümkün değildir. Hadislerde zikredilen kadarı ile yetinmemiz ve konuyu derinleştirmememiz gerekmektedir. Kabirle alakalı itikamızın özeti şöyledir: a- Kabir, insanın ahirete açılan yolculuğunun ilk durağıdır. Bu ilk durak ahiretteki akıbetin özetinin görüleceği yerdir. b- Kabirde azap veya nimet vardır. Bu hakikat hadislerle sabittir. c- Kabirde sorgu sual vardır. Dünyadaki iman durumuna göre orada cevap verme ya da verememe olacaktır. d- Kabir alemi insanın meçhulü olan bir alemdir. Vahyin dışında kabirle alakalı kati bilgimiz olamaz. İnsan meçhul gördüğü her şeyde olduğu gibi kabirde de bilgi sahibi olmak istemiştir. Bu insan ilgisinin abartılması veya fiziksel bir araştırma gibi görülmesi yanlıştır. Bize ulaşan ayetler/hadisler bilgimizin sınırını göstermektedir. Onunla yetinmesini bilmeye mecburuz. e- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hadislerinde kabir azabından Allah'a sığınmayı ihtiva eden dualar vardır. O duaları virt edinmek gerekir.
Sen önce cennete girmeye bak!