Fetva Meclisi
Soru
Ahirette kimler Cemâlullah ile şereflenecek? Bu eşsiz mükâfat için nasıl bir Müslüman olmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Ahirette hangi mezhepten olduğumuz üzerinden hesap sorulmayacaktır. İmanın ve İslam’ın şartları üzerinden hesaba tabi olacağız.
Bütün insanların Müslüman olmasını beklemeye gerek yoktur. Bütün insanlara hükmedecek otoritenin Allah’ın dini olması şeklinde anlamak daha doğru olur.
Bu zannınız asla doğru değildir. Müslüman Allah’ın mübah kıldığı nimetleri kullanabilir, dünyanın en zengini olabilir. Müslümanlara temiz ve helal nimetler veren Allah’tır. Sakıncalı ve büyük bir titizlikle kaçınılması gereken durum nimetlerin hak ettiği şükrü yapamamak ve israf etmektir. Ahiretteki değerlendirmeler dünyadaki nimetler üzerinden değil iman ve salih ameller üzerindendir. Malı az veya çok olan yerine takvası çok olan veya az olan ayrımı vardır. Nice salih kullar hatta nebiler vardır ki servetlerinin hesabı bilinmemektedir. Ama onlar mallarındaki Allah’ın hakkını verdikleri gibi mallarına esir olmadılar. Böylece ellerindeki nimetler de onların ahiretine zarar vermedi. Ahireti unutturmadığı sürece nimetin zararı yoktur. Ahiret hesabını unutarak tüketilen en küçük nimet bile perişanlık nedeni olabilir maazallah.
Bunu iman kardeşliği olarak da adlandırabiliriz. İhya-ı Ulumu'd-Din adlı eserden bu bölümü okumanızı tavsiye ederim. Allah'a emanet olun.
Ashabı kiram için 'Allah hepsinden razı olsun/makamları cennet olsun' demek kadar yerinde bir söz olur mu?
'Allah gibi' ifadesi söz götürür. Onun yerine 'Allah'ın lütfu ile' dersek sorun kalmaz.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Müzik müziktir. Şu dünyada bir araya gelmesi hiç mümkün olmayan sözcüklerden biri de müzik ve tasavvuf sözcükleridir. Bir kere bu bölümü ile düğünü terk edebilirsiniz. Karmalık ise zaten uzak durmak için yeterli bir sebeptir. Ahiretimizi bir düğün için feda edemeyiz. Nazik bir şekilde gitmeyin.
Ahiret ilmi ile iki şey kastedilebilir. Birincisi ahirete ait konuların yazılması. İkincisi de sonuçları ahirette Allah’ın rızasını kazanmaya yarayacak ilimler. Ya da okuduğumuz öğrendiğimiz ilimlerin bizi o sonuca görürüyor olmasıdır. İhya da o maksadı gerçekleştirmek için yazılmış bir kitaptır.
Kur'an'ımızın ve hadislerin bize öğrettiği dua üslubunda DÜNYA/AHİRET DENGESİ vardır. Bir mümin, cenneti ve nimetlerini ister gibi dünya huzurunu da ister, istemelidir de. Dünyada nimet ve huzur istemek, afiyet temenni etmek mümin için tam anlamı ile Allah'ın nimetlerini arzu etmektir. Bunun bir sakıncası yoktur.
Allah’ın nimetleri bize haram değildir. Bir müminin dünyadaki en zengin insan olmasında hiç bir sakınca olmaz. Sakıncalı olan müminin ahiretinden verip dünyadan almasıdır. Buna karşı dikkati olunmalıdır. Haramlardan bir harama bulaştırmayan, farzları ihmal etme nedeni olmayan, insani sorumluluklarımızı ertelettirmeyen bütün nimetler mubahtır. Allah’ın mubah ettiğinden kaçmak da gerekmez. İnsan durması gerektiği yerde durmayı becerebiliyorsa ne güzel, her şeyin en iyisini en bolunu alsın. Nimet kullanımı arttıkça ibadet lezzetini artıramamak, İmkânlar çoğaldıkça mümin kardeşleri ve ilişki yoğunluğunu geliştiremiyor olmak, Dünya bize açıldıkça bizim onu bir imtihan olarak görüp ahirete olan yönümüzü pekiştirmek yerine bize gelen dünyaya ondan daha hızlı yürümek, Mezarlıkları mermerlerle imar etmeyi imanla imarın yerine ikame etmek, Ölümü başkalarının muhtemel derdi gibi görmek, Her geçen yılı, haramları biraz daha helale yaklaştıran bir takvim olarak hissetmek… Bunlar bizi bitirir. Bunlara karşı uyanık bulunan için ise risk henüz yok demektir. Allah yardımcımız olsun.
Böyle bir kalp sahibi: a. Tevhidi ve imanı hayatın birinci meselesi olarak göremez. b. İbadetlerden zevk alamaz. c. Günahlardan uzak duramaz, tevbeye gerek duymaz ya da erteler. d. Müttaki insanlara mesafeli durur. e. Gaflet ortamlarından yani ahireti unutturan ortamlardan ayrılmaz, gönlü oralarda kalır. f. Bütün bunlara rağmen cennetlik olduğunu kesin gibi bilir.
Buna ulemamız HAŞYET demektedir. Allah’a karşı haşyetimizin gelişmesi ve aktif olması için şunlara dikkat etmek gerekir: a. İmana ait meseleleri hiçbir şekilde tartışmayacaksın, tartışanlardan uzak duracaksın. b. Allah’ın haramlarından korkacaksın, haramı ahirette ateşe düşüren bir sebep olarak değil dünyada bile yakan ateş olarak göreceksin. c. Allah’ın farz olarak emrettiği işleri aksatmayacaksın. d. Kıyamet, ölüm, sırat, cennet ve cehennem gibi isimleri ciddiye alacaksın. e. Mahlukata karşı merhametli olacaksın, insanı saygın tutacaksın. f. Ağlayan göz sahibi olmalısın. Bunun için de kendine ona uygun bir çevre bulmalısın.