Fetva Meclisi
Soru
Yakın bir arkadaşım bir kaç gün sonra evlenecek. Düğününü tasavvufi müziklerle yapacağını söyledi. Ancak kadın-erkek karışık oturacak. Kadınlar ve erkeklerin aynı ortamda oturduğu düğünlere gitmeli miyiz? Bu konudaki tavrımız ne olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Müzik kadın ve erkek ayrı ayrı oturunca helal olmaz. Müzik genel çizgileri ile her türlü haramdır. Müziğin yerine alternatif üretmeye çalışın.
Ailenizi incitmeden günah işlenen bir ortama gitmeyeceğinizi kararlılıkla ortaya koyun. Taviz vermeyin. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/kadin-erkek-karisik-olan-bir-salon-dugunune-gidilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/calgili-dugunlere-gidilebilir-mi
Sizin asıl böyle bir ortamda mümin kimliğinizi ortaya koymanız gerekmez mi? Mümin kimliğinizi ileri derecede olmayan dostlarınız için mi saklıyorsunuz? Düğüne gitmeyin, günaha ortak olmayın. Bir gün önce gidip hediyenizi vererek de dostluğunuzu ispat edin.
Bu noktayı şeytanın yuvanızı dağıtmak için kullanabileceğini iyi bilin. Sözleriniz ve tavırlarınız buna göre olsun. Açık bir haram olan yere gitmenizi size emretme hakkı yoktur. Kadın erkek karma eğlence yapılan yerde elbette bulunmayacaksınız. Bir köşede beklemek de bu hususta caiz olmaz ancak sizin için bu durum tek başına sorun ise bunu telafi edene kadar zaruret miktarı orada bulunabilirsiniz. Yeter ki eşiniz, bu nedenle aranızdaki muhtemel diğer sorunları abartmasın.
Oyunsuz olması o açıdan bir olabilirlik oluşturur. Diğer günahlar ise bulundukça oraya katılımın hükmü aynıdır. Karma oturma mesela caddede yürüme gibi olduğunda yani kimsenin kimseye dikkat etmediği ve dış kıyafet açısından korunaklı olduğunda sakıncasızdır. Düğün ortamında bunun ne kadar sağlanabileceği ise meçhuldür. Buna göre karar veriniz.
Aleykümselam. Dikkatiniz için teşekkür ederim. Gittiğimiz yerlerdeki bu sıkıntının mesuliyeti şüphesiz bizde de vardır. İstanbul'dan kalkıp gittiğimiz bir şehirdeki salonu düzeltmemiz tahmin edersiniz ki elimizde olmayacaktır. Şunu da belirtmekte yarar vardır: Bir salondaki konuşmayı dinleme ortamı ile düğün ortamı aynı değildir. Düğün dinleme değil tanışma, konuşma yeridir. Her şeye rağmen, içimizi boğuk duruma getiren bir meseleye değindiniz; bu da hâlimizi gösteren bir işarettir. Size teşekkür ederim, doğruyu söylediniz. 'Gerçeğini yapamıyorsak yerimizde oturalım' şeklinde de düşünebiliriz meseleyi. Allah'a emanet olunuz.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Ahiret ilmi ile iki şey kastedilebilir. Birincisi ahirete ait konuların yazılması. İkincisi de sonuçları ahirette Allah’ın rızasını kazanmaya yarayacak ilimler. Ya da okuduğumuz öğrendiğimiz ilimlerin bizi o sonuca görürüyor olmasıdır. İhya da o maksadı gerçekleştirmek için yazılmış bir kitaptır.
Kur'an'ımızın ve hadislerin bize öğrettiği dua üslubunda DÜNYA/AHİRET DENGESİ vardır. Bir mümin, cenneti ve nimetlerini ister gibi dünya huzurunu da ister, istemelidir de. Dünyada nimet ve huzur istemek, afiyet temenni etmek mümin için tam anlamı ile Allah'ın nimetlerini arzu etmektir. Bunun bir sakıncası yoktur.
Allah’ın nimetleri bize haram değildir. Bir müminin dünyadaki en zengin insan olmasında hiç bir sakınca olmaz. Sakıncalı olan müminin ahiretinden verip dünyadan almasıdır. Buna karşı dikkati olunmalıdır. Haramlardan bir harama bulaştırmayan, farzları ihmal etme nedeni olmayan, insani sorumluluklarımızı ertelettirmeyen bütün nimetler mubahtır. Allah’ın mubah ettiğinden kaçmak da gerekmez. İnsan durması gerektiği yerde durmayı becerebiliyorsa ne güzel, her şeyin en iyisini en bolunu alsın. Nimet kullanımı arttıkça ibadet lezzetini artıramamak, İmkânlar çoğaldıkça mümin kardeşleri ve ilişki yoğunluğunu geliştiremiyor olmak, Dünya bize açıldıkça bizim onu bir imtihan olarak görüp ahirete olan yönümüzü pekiştirmek yerine bize gelen dünyaya ondan daha hızlı yürümek, Mezarlıkları mermerlerle imar etmeyi imanla imarın yerine ikame etmek, Ölümü başkalarının muhtemel derdi gibi görmek, Her geçen yılı, haramları biraz daha helale yaklaştıran bir takvim olarak hissetmek… Bunlar bizi bitirir. Bunlara karşı uyanık bulunan için ise risk henüz yok demektir. Allah yardımcımız olsun.
Dünya hayatını Allah'ın razı olacağı şeylerle geçirenler o büyük nimete edeceklerdir. Bunu siz, iyi Müslümanlık olarak da adlandırabilirsiniz.
Böyle bir kalp sahibi: a. Tevhidi ve imanı hayatın birinci meselesi olarak göremez. b. İbadetlerden zevk alamaz. c. Günahlardan uzak duramaz, tevbeye gerek duymaz ya da erteler. d. Müttaki insanlara mesafeli durur. e. Gaflet ortamlarından yani ahireti unutturan ortamlardan ayrılmaz, gönlü oralarda kalır. f. Bütün bunlara rağmen cennetlik olduğunu kesin gibi bilir.
Buna ulemamız HAŞYET demektedir. Allah’a karşı haşyetimizin gelişmesi ve aktif olması için şunlara dikkat etmek gerekir: a. İmana ait meseleleri hiçbir şekilde tartışmayacaksın, tartışanlardan uzak duracaksın. b. Allah’ın haramlarından korkacaksın, haramı ahirette ateşe düşüren bir sebep olarak değil dünyada bile yakan ateş olarak göreceksin. c. Allah’ın farz olarak emrettiği işleri aksatmayacaksın. d. Kıyamet, ölüm, sırat, cennet ve cehennem gibi isimleri ciddiye alacaksın. e. Mahlukata karşı merhametli olacaksın, insanı saygın tutacaksın. f. Ağlayan göz sahibi olmalısın. Bunun için de kendine ona uygun bir çevre bulmalısın.