Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam benim sorum su, ben bes yıldır süren bir beraberliğim var bes yıldan beri artık evli gibiyiz herseyimizi biliyoruz zamanında cahillikten ve gençlik hatası edip aynı evdede yasadık günahımız büyük bunu simdi anladık simdi bir yıldır namazımızı kılıyoruz aynı evde degiliz ama görüsüyoruz hayla cok samimi değiliz ama el ele tutusuyoruz mesela bizim bi gecmişimiz olduğu için ve kötu niyetli olmadığımız için bu durum normal diyor esim bizim durumumuz nedir görüşmeyi tamamen kesmelimiyiz günah işliyormuyuz biz nikah kıymak istiyoruz ama okulun bitmesine iki yıl var iki yıl sonra düğün yapacağız ailemden habersiz nikah yapmam olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bunu ailenize rağmen onların bilgisi dâhilinde yapın. Onlardan gizli olmasın. Onlar da belki akıllarını başlarına alırlar. 'Okul bitene kadar görüşün seneye evlenirsiniz' diyen aileye karşı mümin kimliğinizi bu şekilde ispat edin. Gizli işte hayır yoktur.
Selamünaleyküm, daha sonra tekrar nikâh kıymayacak iseniz ve 'otuz yıllık gibi' olacağınızı biliyorsanız, sakıncası yok, nikâh kıyabilirsiniz. Kız tarafı olarak bunu sizin çok iyi düşünmeniz gerekir. Kaybetme ihtimaliniz sizin açınızdan daha yüksektir. İyi düşünün, aile büyükleriniz de iyi düşünsün ama bu 'otuz yıllık gibi' yi onlar da iyi düşünsün. Ebeveyn de katıldı mı bu iyi düşünmeye, Şer'an hiçbir sakıncası yoktur. Düğün masrafından da kurtulursunuz. Mübarek olsun.
Selamünaleyküm. Bu bir veya iki defa gerçekleşmiş ise bu sözün üzerinden üç hayız süresinden az bir zaman geçti ise eşiniz size dönebilir. Üç hayız süresinden fazla bir zaman geçti ise yeniden nikâh yapmalısınız. İki defadan fazla gerçekleşti ise yapacak bir şey yoktur, başkası ile evleneceksiniz.
Gayet yanlış bir bekleme süreci yaşayacaksınız. Şu anda doğru olmayan ve evlendikten sonra da sizi üzecek olan bir süreçtir bu. Yıllarca söz/nişan süreci hiç doğru değil. Uyduruk yani işlevsiz bir nikâhı da ne gerçekleştirebilirsiniz ne de doğru olur. Bu hesabı yeniden yapmanızı tavsiye ederiz size.
Selamünaleyküm. Eğer iki şahidin huzurunda mehri konuşulmuş bir şekilde nikâhlandı iseniz siz evli durumdasınız. Böyle değilse mesela şahitler yoksa siz evli değilsiniz. Boş sözünüz de boş bir söz durumundadır. Nikâhın var olduğunu kabul edersek, üç hakkın ikisini bitirmiş bulunuyorsunuz ki bu en iyimser ihtimaldir. Üç bağından ikisi kopmuş bir evlilik sürdüreceksiniz. Sizce yürür mü? İyi düşünüp karar verin.
Selamünaleyküm.Resmi nikâh sonrasındaki ilişkiniz inşaallah zina değildir. Çalışarak kazandığınız parayı da eşinize vermek durumunda değilsiniz. Vereceğim diye söz verdi iseniz sözünüzü çiğnemeyin.
cahillik konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle yapabilirsiniz.
Bu tür senaryolarla vakit geçirmeyelim. Daha yoğun ve daha acil pratik meselelerimiz vardır. Ancak insanların, cehaletten kaynaklanan idraklerini değiştirmenin zaman alacağını bilmeliyiz. Mümkün olduğu kadar tevil edilebilecek sözleri tevil edelim. Çünkü mesela bu kişinin durumunda namaz, imanı; kullandığı sözler de küfrü temsil ediyor. Ama bilememe durumunu yok sayamayız. Tatlı sözlerle, uzun bir zamanda da olsa ikna olmasını bekleyeceğiz. Allah yardımcımız ola.
Laiklik, imanın karşısındaki bir kavram olarak kullanıldığında kesinlikle haklısınız. Bulunduğumuz toplumda ise laiklik açık ve net bir şekilde İslam karşıtlığı gibi anlaşılmamaktadır ya da laikler bunu gizlemeyi tercih etmektedirler. Bu nedenle her laik çıkış için açık bir küfür gibi bakmayı tehlikeli buluruz.
Bu sözün Ali bin Ebi Talib radıyallahu anha isnat edilirken güçlü bir senedi yoktur, kime ait olduğu da sabit değildir. Dolayısıyla bir dini metin olarak görülmesi yanlıştır.
“Tarikattan başka yol olmayacağını” söylemek cahilliktir. “Tarikat daha iyidir” sözü ise kabul edilebilir. Dünyalığı öne çıkarmayan, dergisini sattırmayan, insanların malını konuşmayan, derdi zikrullah olan ve on sene öncesi ile on sene sonrasında aynı mal varlığına sahip olan, mü'minlerin arasına fırkalaşmayı sokmayan, şeriatın önüne hiçbir şeyi geçirmeyen, herkese okuduğu ve amel ettiği Kur'an kadar değer veren, sünnet düşkünü, fıkıh ve ilmihali tarikatından önce tutan bir şeyhin nezaretinde tarikat erbabı olmak mübarek bir iştir. Belirttiğiniz konular ise işin esası değildir. Esas olan zikrullahtır, salih ameller yapabilmektir. Bunlar ise din ve ümmet derdi olmayanların dertleridir.
Allah Teâlâ hepimizi mağfiret buyursun. Cennetlerinde olmayı bize müyesser kılsın. Mü'min kardeşlerimle bir derdim yoktur benim, kimseden de hak talebim yoktur. Müsterih olunuz.