Fetva Meclisi
Soru
Hocam bu akıllı telefonlar ve internet nimet midir zillet midir anlayamadım. Gün oluyor çok faydalı buluyorum istifade ediyorum diyorum. Tebliğ için de birçok insana kolaylıkla ulaşma imkanı sağladığını düşünüyorum. Ancak gün oluyor kendimi bana hiç faydası olmayan hatta zararı olan yerlerde buluyorum, başında zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Bu konuda kendime nasıl bir harita çizmeliyim ? Tamamen hayatımdan çıkarmalı mıyım? Bağımlılık gibi bir şey.. Hayatımı islama göre tanzim eden bir insan olmak için uğraşıyorum. Bu noktada vicdanım rahatsız ve kendimi Allahın hoşuna gitmeyen bir iş yapıyormuş gibi hissediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Önce bir noktayı aydınlatalım: İslam nedir? Namaz, oruç veya Ramazan’da Kur'an okumak mıdır? Yoksa bu ve benzeri ibadetler İslam’ın parçaları mıdır? Hayatımızın hangi bölümünü, bu bölümü ile İslam ilgilenmez diyerek ‘İslam dışında’ tutabiliriz? Kesinlikle İslam ‘hayat’ demektir. Allah’ın mülkü olan her yerde O’nun sözü caridir. Eğer O, bir hikmete binaen bazı alanları kulları için serbest bırakmış ise, biz o alanlarda dilediğimiz gibi tavır belirleyebiliriz. Telefon büyük bir nimet olduğu kadar, kullanımında ikinci insanlarla beraberliği gerektiren yönler bulunduğuna göre önümüzde dikkatten kaçırılmaması gereken bir ‘kul hakkı’ ihtimali vardır. Telefon gerçekten büyük bir nimettir; her nimet gibi telefonun da şükrü ifa edilmelidir. Takdir edersiniz ki, bir nimetin en güzel şükür çeşitlerinden biri de o nimetin yerli yerinde kullanılmasıdır. Ayrıca bizi tuvaletten başlayan bir edep halkası içerisinde tutan dinimizin, genel kurallardan esinlenerek oluşturulmuş bir telefon kültürü adabına kayıtsız kalmayacağı muhakkaktır. Çoluk çocuğun eline düştü diye biz seviyemizi düşüremeyiz. Telefon adabı olarak şu hususları ön planda tutabiliriz: Bir: Kesinlikle, uygun vakitlerde telefon kullanabiliriz. Kur'an’ımız, bir evin çocukları için dahi yatak odalarına girilemez saatler belirlemiştir. Bu uygun vakitleri genellemek istemiyorum. Ancak arayan ve aranan arasında özel bir bağ yoksa yatsı namazından sonrası ve sabahın erken saatleri telefon görüşmesi için uygunsuz vakitlerdir. Namaz saatlerinde bir erkek mü'minin camide olacağı bilindiğine göre, cep telefonunun çaldırılması oldukça saygısız bir durumdur. Namaz kılan bir mü'mini arayan, ya namaz kılmayan biridir ya da namazda rahatsız edilmemek gibi bir nezaketin sahibi değildir, iki durum da edep dışıdır. İki: İsraf telefonda da haramdır. Telefonda israftan söz edildiğinde lütfen sadece kontör israfında kilitlenip kalmayalım. Zaman israf edilebilir bir nimet midir? Üç: Telefon zili üç defadan fazla çaldırılmamalıdır. Eğer aranması zorunlu bir durum söz konusu ise, iki rekâat namazın kılınabileceği kadar bir vakit geçtikten sonra, tekrar bir üç defa daha çaldırılabilir. Dört: Telefonla konuşmaya başlarken ve bitirirken selam ilk ve son cümlemiz olmalıdır. Beş: Telefon eden kendisini tanıtarak konuşmaya başlamalıdır. Bu sünnettir. Altı: Telefonlarımızın zil seslerini müzik türü olmayan seslere ayarlamalıyız. Telefonumuzda çalan ses, bizim kimliğimizi hissettirmiş olabilir. Yedi: Başka birine ait telefonu izinsiz kullanmak veya şehir içi gibi ucuz bir konuşma yapmaya izin alıp, pahalı bir görüşme yapmak caiz değildir. Sekiz: ‘Alo’ sesi yabancılara aittir. Biz mecburiyet olmadıkça bize ait olanı söyleyelim. Dokuz: Cep telefonlarının ulu orta kullanılması bir görgüsüzlük çeşididir. Önünde hürmetle durulması gerekenlerin yanında telefon kapalı bulundurulmalı, görüşmeler sonra yapılmalıdır.
Eğer sorunun ana kaynağı YouTube ise, kendine tuşlu bir telefon almak suretiyle akıllı telefonunu evde bir çekmecede bırakmayı dene. Günün belli vakitlerinde sadece eline alıp bakmaya izin ver kendine. Ve bu vakitleri özellikle artık ders çalışmaktan yeterince verim alamayacağın vakitlere göre ayarlamaya çalış. Günlük okuma, çalışma gibi konular için belli hedeflerin olsun. Bu hedeflerini tamamladıktan sonra bu konuda biraz daha rahat hissedebilirsin. Telefon vakitlerini de bu vakitlerin içine uygun miktarda olacak şekilde yerleştirebilirsin. Seni bu tür malayani konulara ve sohbetlere çeken arkadaşlarınla çok uzun süre vakit geçirmeden, hedeflerine daha uygun kişilerle arkadaşlık kurmaya gayret et. Çünkü arkadaşların istesen de istemesen de seni etkileyecektir. En azından iyi yöne doğru etkilensinler. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Kendinizi Allah’ın razı olacağı işlerle yoğun duruma getirmezseniz şeytan sizi kendi razı olacağı işlerle doldurur. Temel sorun budur. Bu nedenle şöyle bir planlama yapın: • Muhakkak okuyacağınız bir Kur'an okuma planınız olsun. • Belli zikirleriniz olsun. • Evinizle ilgilenmeyi arttırın. • Sılayırahimi arttırın. • Namazları sünnetleriyle daha ağır kılmaya çalışın. • Bu arada bir psikologla görüşseniz onun da size desteği olabilir. Yılmayın ve usanmayın. Sonuna kadar mücadele edip şeytanı mağlup etmeye kararlı olun.
Allah Teâlâ hepimizi şeriatı üzere kalabilen kullarından kılsın. Âmîn. Özellikle kadınlar arasında “Mü'min Ahlakı” çizgisi üzerinde kalınarak sürdürülebilen muhabbet ortamlarını gayet değerli ve önemli buluyoruz. Zira insanın arkadaş ve sohbet ihtiyacı fıtrîdir. Tabii ve helal yollarla giderilemeyen bu ihtiyaç günümüzde olduğu gibi insandan olmayan metal parçaları ile ve yapay arkadaşlarla giderilmek durumu ile karşılaşılmaktadır. İnsandan daha değerli ve samimi telefonların ve teknik cihazların bulunduğu zannedilmesi böyle bir sıkıntıyı göstermektedir. Belli kurallara dikkat edilerek sürdürülebilecek muhabbet ortamları sadece çocukların ihtiyaçlarını karşılama veya vakit geçirme ile de sınırlı kalmayacaktır. Belki iddialı bir söz gelecektir size ama iyi biliniz ki sürdürülebilmesi durumunda sağlığımıza ve aile içi muhabbetimize bile olumlu etkisi muhakkak vardır. Ana hatları ile böyle bir beraberlik için şu kurallara dikkat edilmesini tavsiye ederiz: Mü'minin hayatında boş ve karşılıksız bir iş yoktur, olamaz da. Her yaptığı işin muhakkak Allah katında bir karşılığı vardır. O iş sonunda sevap ve azap olarak onu bulacaktır. Böyle iman ediyoruz. Yaptığımız spora veya aile için neşelenmelere varıncaya kadar her işimiz bu kurala dâhildir. Bu nedenle kadın kardeşlerimiz aralarında oluşturacakları muhabbet ortamlarını kesinlikle Allah İÇİN YAPTIKLARI İŞ olarak göreceklerdir. Evet, söz konusu oturumumuz bir Kur'an tilaveti değildir ama mü'min olma ilkelerimizle çevrelenmiş bir iştir biiznillah. Böyle göreceksiniz ki neticesinde sevap kazanın. Ana prensibimiz şudur: Mü'min mü'min ile oturur kalkar. Mü'min olmayanla ise sınırları daraltılmış ve etkilenme riskine karşı tedbir alınmış bir ortamda oturulmalıdır. Mü'min olmayanla oturulmaz demeyiz ama mü'min ile oturulur gibi oturulmaz da deriz. Mü'min olduğu hâlde imanını ötelemiş yani haram işlemekten çekinmeyen insanlarla da oturuşumuz bu çizgi içinde olmalıdır. ZARURİ VE SINIRLI BİR OTURUM! Hiçbir beraberliğimiz: 1- Haram işlenebilen bir oturum olamaz. 2- Annelik ve eşlik görevimizi ihmal etmeye yönelik bir oturum olamaz. 3- İbadetleri ihmal etme nedeni olan bir oturum bizim oturumumuz değildir. 4- Kul hakkına girmemize neden olabilecek bir oturum yapamayız. 5- Asla zaman israfı yapamayız. Evli kadınların eşlerinin üzerlerindeki haklarını yok sayarak bir iş yapmaları dinimizin uyardığı hatalardan biridir. Evinde veya evinin dışında böyle bir toplantıya eşinin olurunu almadan mü'min bir kadın katılmamalıdır. Böyle bir toplantı sebebiyle eşi ile huzuru dağılan bir kadın vebal altında kalır. Kadın ve erkek toplantılarının en riskli noktası hele bu zamanda gıybettir. Gıybete asla aralık bırakmadığınız bir toplantıyı sürdürün. Bir iki kere gıybet, dedikodu, iftira ve özel hayata dalma gibi arıza hissederseniz uyarın, uyarınız işe yaramazsa katılmayın. Aileye özel ve kadına mahrem konular o toplantının hiçbir şekilde konusu olmamalıdır. Yatak odası konusu olabilecek bir konu açıldığında anında susturmalısınız, susturamazsanız toplantıyı terk etmelisiniz. Tarikat, siyaset, özel faaliyet kimsenin kimseyi yönlendirmediği başlıklar olmalıdır. Yönlendirme olursa terk etmelisiniz. Kadınların birbirlerinden etkilenmede hassas oldukları unutulmamalıdır. Birbirini kışkırtma gibi bir durum uyarı konusu olmalıdır. Çocuk eğitimi, aile düzeni gibi konularda kültür aktarımı faydalı bir iş olarak görülmelidir. Mümkünse her toplantı birkaç âyet okunarak başlamalı ve bir hadis şerhi ile beraber kısaca okunmalıdır ki bereket olsun. Vakit hassasiyeti önemlidir. Şu kadar saat için toplanıyoruz diye bilinmeli ve o saat limiti aşılmamalıdır. Toplantı bittiğinde şu dua okunmalıdır: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ ، أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Teknolojinin gerisinde kalamayız, sosyal medya gibi bir nimeti yok kabul edemeyiz, bizi bozmasına göz yumamayız. İmanımız ve ahlâkımızla yaşayarak, erimeden ve taviz vermeden bu tür nimetlerden yararlanmalıyız. Çocuklarımız da koyduğumuz bu kurallara uymalıdırlar ya da biz bunu sağlamalıyız. Sosyal medya konusunda öncelikli kurallarımız şunlar olmalıdır: Şayia, dedikodu bize göre değildir. Yaymayız, yayılmasına alet olmayız. “O dedi, ben demedim” şeklinde bir mazeret yoktur. Peygamber aleyhisselam efendimiz buyuruyor ki: “Kişiye her duyduğunu söylemesi yalan olarak yeter!” yalan çöplüğüne dönen sosyal medyada dikenli arazide yürür gibi yürüyebiliriz. Sosyal medya alanı dinimize ait bilgilerin yayılma alanı değildir. Âyet, hadis, âlimlerimize ait bilgiler ekranda görülmüş olmakla bilgi niteliği taşımaz. Bilgi kaynağımız sosyal medya olamaz. Erkek veya kadın avreti, özellikle kadın mahremiyeti gerektiren hususlarda asla taviz veremeyiz. Cep telefonu veya sosyal medya hiçbir haramı gevşetme nedenimiz olamaz. Buna müzik de bir yasak olarak dâhildir. Cep telefonu veya sosyal medya vakit zayi makinesine dönüşmemelidir. Sosyal medya veya cep telefonu mahrem bilgilerimizi, görüntülerimizi koruma konusunda sorunludur. Cep telefonuna giren bir fotoğraf artık bizim özelimiz olmayı kaybetmiştir. Ne gizleyebilir ne de silebiliriz onu. Bu nedenle Müslüman bir insan topluma çıkamayacağı haliyle telefona da çıkmamalıdır, kalabalıkta söyleyemeyeceğini telefon kulaklığında söylememelidir. Bunun ne şakası olur ne de geçicisi! Telefon görüşmesi yaptıklarımız, sayfasına girdiklerimiz vs. yarın mahşerde beraber olmaktan üzülmeyeceklerimiz olmalıdır. Telefona göre seviyesi oluşmuş Müslüman zayi olmuş Müslümandır. Bilakis Müslüman telefonuna şekil vermelidir. Telefon veya sosyal medya içimizde zaten var olan israf urunu kaşıtmamalıdır. Özenerek, etki altında kalarak hayatımızda israf oluşturan noktalar açmamalıdır. Cep telefonu bir nimet olarak abartılıp adeta ibadet yükümlülüklerimizden pay alıyor gibi bir noktaya taşınmamalıdır. Mesela bize tespih çekmeyi, namaz vaktini hatırlatmalı ama tespihimizi ona çektirmemeliyiz. Neticede her nimet gibi cep telefonunun da bir fitne/fitne sebebi olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Fitnelerin önünde garantili kimse yoktur.
Selamünaleyküm. Allah işinizi kolay kılsın, amellerinizi kabul buyursun. Namazın dinimizin esası, direği olduğunu hepimiz biliyoruz. Ne yazık ki şeytanın aldatmalarına karşı bir kısmımız dikkatli olamamaktadır. Eşinize karşı gayet nazik olmalısınız. Asla bu nedenle ona karşı bir kin biriktirmeyin, aksı takdirde aranız tamamen dağılır, şeytan bunu çok iyi kullanır. Her gün hiçbir şey olmamış gibi konuşun, rica edin. Bir hafta hiçbir şey söylemeyin sonra söyleyin. Bir de onu çok sevdiğinizi sık sık söyleyin. Yatak odasını çok iyi kullanın, kadın olarak kıymetli olduğunu anlasın. Çok geçmeden istediğinizden daha iyi olduğunu biiznillah göreceksiniz. Siz de namaza ait fıkhı iyi öğrenin, bir ders halkasına muhakkak katılın. Allah yardımcınız olsun.