Fetva Meclisi
Soru
Teknoloji çağının ürünü olan telefon hatta cep telefonu için, İslamî bir kural konabilir mi? Cep telefonu kullanmanın da takvası nasıl olacak?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’a hamd olsun, teknoloji bir yandan insanın işini kolaylaştırırken bir yandan da dinimize ve dindarlığımıza hizmette kullanılabiliyor. Her ne kadar bu hususta çok geri kaldığımız söylenebilirse de şükürler olsun dikkat eden bir mü'min için bu aletlerden güzel hizmet alınabiliyor. Elbette cep telefonu içinde Mushaf yüklü olsa da bir Mushaf değildir ama mü'min mukaddesatına ne kadar hürmet ederse o kadar Rabbinin rızasını kazanır. Cep telefonunda Kur'an yüklü iken abdestli tutulup tutulmayacağı konusunda şunları söyleyebiliriz: - Cep telefonunu içinde ayetlerin de bulunduğu bir tefsire, dini kitaplara benzetebiliriz. Çünkü telefonun hafızasında Kur'an’dan başka pek çok şey daha vardır. Bu da dini kitaplara abdestsiz tutulabileceği fetvasına göre hareket etmemizi sağlar. Cep telefonunun içinde Kur'an ayetlerinin bulunması telefon cihazının kılıf gibi olmasını ortaya çıkarır. Bu durumda da abdestsiz tutulabilir. Cep telefonunun ekranında Kur'an okunabilecek şekilde hafızasındaki Mushaf açık iken abdestsiz tutulmamalı görüşü öne çıkarılabilir ki ihtiyat bakımından bu evla olandır. Yine de abdestsiz tutulamayacağını kati görüş olarak belirtemeyiz. Cep telefonu ile tuvalete girilmesi konusunda ise şunu tespit edebiliriz: Telefonun ekranı açık ve Mushaf görülüyorsa bunu caiz olamaz, saygısızlık bakımından en azından mekruh olur. Telefon kapalı iken ise cihazla tuvalete girilmesinin özellikle de güvenlik sorunu olan yerlerde sakıncası olmayacağını umarız. Kur'an ayetlerinden alarm veya zil sesi yapmanın caiz olmayacağını kati bir şekilde söyleyebiliriz. Cep telefonunu önüne koyup ona bakarak namazda zammısure okumak özellikle de farz namazlarda mekruhtur. Telefon veya benzeri bir cihazdan Kur'an okuruz ama ona okutup sevap beklememiz isabetli olmaz. Yine de telefon cihazından Kur'an dinlerken Kur'an dinleme edeplerine riayet edilmelidir.
Teknolojinin gerisinde kalamayız, sosyal medya gibi bir nimeti yok kabul edemeyiz, bizi bozmasına göz yumamayız. İmanımız ve ahlâkımızla yaşayarak, erimeden ve taviz vermeden bu tür nimetlerden yararlanmalıyız. Çocuklarımız da koyduğumuz bu kurallara uymalıdırlar ya da biz bunu sağlamalıyız. Sosyal medya konusunda öncelikli kurallarımız şunlar olmalıdır: Şayia, dedikodu bize göre değildir. Yaymayız, yayılmasına alet olmayız. “O dedi, ben demedim” şeklinde bir mazeret yoktur. Peygamber aleyhisselam efendimiz buyuruyor ki: “Kişiye her duyduğunu söylemesi yalan olarak yeter!” yalan çöplüğüne dönen sosyal medyada dikenli arazide yürür gibi yürüyebiliriz. Sosyal medya alanı dinimize ait bilgilerin yayılma alanı değildir. Âyet, hadis, âlimlerimize ait bilgiler ekranda görülmüş olmakla bilgi niteliği taşımaz. Bilgi kaynağımız sosyal medya olamaz. Erkek veya kadın avreti, özellikle kadın mahremiyeti gerektiren hususlarda asla taviz veremeyiz. Cep telefonu veya sosyal medya hiçbir haramı gevşetme nedenimiz olamaz. Buna müzik de bir yasak olarak dâhildir. Cep telefonu veya sosyal medya vakit zayi makinesine dönüşmemelidir. Sosyal medya veya cep telefonu mahrem bilgilerimizi, görüntülerimizi koruma konusunda sorunludur. Cep telefonuna giren bir fotoğraf artık bizim özelimiz olmayı kaybetmiştir. Ne gizleyebilir ne de silebiliriz onu. Bu nedenle Müslüman bir insan topluma çıkamayacağı haliyle telefona da çıkmamalıdır, kalabalıkta söyleyemeyeceğini telefon kulaklığında söylememelidir. Bunun ne şakası olur ne de geçicisi! Telefon görüşmesi yaptıklarımız, sayfasına girdiklerimiz vs. yarın mahşerde beraber olmaktan üzülmeyeceklerimiz olmalıdır. Telefona göre seviyesi oluşmuş Müslüman zayi olmuş Müslümandır. Bilakis Müslüman telefonuna şekil vermelidir. Telefon veya sosyal medya içimizde zaten var olan israf urunu kaşıtmamalıdır. Özenerek, etki altında kalarak hayatımızda israf oluşturan noktalar açmamalıdır. Cep telefonu bir nimet olarak abartılıp adeta ibadet yükümlülüklerimizden pay alıyor gibi bir noktaya taşınmamalıdır. Mesela bize tespih çekmeyi, namaz vaktini hatırlatmalı ama tespihimizi ona çektirmemeliyiz. Neticede her nimet gibi cep telefonunun da bir fitne/fitne sebebi olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Fitnelerin önünde garantili kimse yoktur.
Evet, dünya, ahirete doğru yaklaştıkça insanın elindeki nimetler de çoğaldı ve garipleşti. İki asır öncesinden biri dirilip dünyayı seyretse burası neresidir diye şaşırabileceği kadar farklı bir zamana geldik. Allah Teâlâ hepimizi sabit iman ve sarsılmaz kalp sahibi yapsın. Teknolojinin getirdikleri arasında cep telefonları, yoğun alaka ve kullanım bakımından ilk sırayı almaktadır, bilim adamından okuma yazması olmayana kadar herkese hitap edebilmektedir. Telefon ekranları ve bilgisayarlar üzerinde Kur'an’ımızın yüklenmesi ve kullanılmasının faydaları ve sakıncaları olabileceğini not ederek, abdestsiz bir şekilde Kur'an yüklü bir cep telefonuna temas edilip edilemeyeceği konusunda ulemanın çalışmalarını özetlemeden önce şunu tespit etmeliyiz: Henüz on yılını yeni doldurmuş böyle bir gelişme için ulemanın hassas incelemelerinin devam ediyor olacağını bilmeliyiz. Bir başka önemli çizgi de şudur: Sonuç ne olursa olsun bizim Kur'an’ımıza hürmet olacak tavrı tercih etmemiz takvaya uygun olandır. Bu da ne olursa olsun abdestli tutmanın mantıklı olması anlamına gelir. Bir fıkıh hükmü olarak ise meseleyi farklı inceleyebiliriz. Bu konuda âlimler farklı görüşler belirtmişlerdir: Kur'an yüklenen cihazlar MUSHAF SAYILMAZ. Mushaf’ı abdestsiz tutulmayacağı kuralı bunlar için geçerli değildir. Mushaf’ta görülen yazı ve elle tutulur, gözle görülür nesne bunlarda yoktur. Bu konuda cihaz kapalı ve içinde Kur'an yüklü ya da açılmış ekrana taşınmış Kur'an olma/olmama durumu aynıdır. Buna göre bu cihazla tuvalete girmenin de sakıncası yoktur. Kur'an yüklenmiş cihaz, o hâliyle Mushaf gibi hürmet görmesi gerekmez. Açılıp Kur'an ekrana taşındığında görünen Kur'an kelimeleri abdestli tutulmalıdır. Bu cihazdaki Kur’an, Mushaf’ın konduğu bir koliye benzemektedir. İçinde Mushaf bulunan bir koliyi abdestsiz taşıyabildiğimiz gibi bunda da tutulur. İçinde her şey var, bunlardan biri de Mushaf’tır/Kur'an’dır. Kur'an yüklenmiş bir bilgisayar veya telefon kapalıyken abdestsiz tutulabilir. Kur'an ekrana taşındığında ise cihaz abdestsiz tutulmamalıdır. Sadece Kur'an için üretilmiş ve içinde Kur'an’dan başka bir şey bulunmayan cihazlara ise Mushaf gibi muamele edilmelidir. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda gelinen nokta budur. Şüphesiz âlimler incelemeye ve görüşlerini tartışmaya devam edeceklerdir. Mü'minlere düşen, olabildiğince en takvalı görüşle amel etmeleridir.
Selamünaleyküm. Dikensiz gül olmadığı gerçeğinden daha doğru bir gerçek şudur: Bu dünyada külfetsiz ve imtihansız bir nimet yoktur. Telefon da bunun gibidir. Mü'min olarak onu atmayı tercih edemeyiz; Allah’ın nimetleri öncelikle mü'minlerin hakkıdır. Telefona oyuncak olmaktan da Allah’a sığınırız. Sabah namazına kalkmayı zorluğuna rağmen görevimiz bildiğimiz gibi fitnesine kapılmadan telefonu kullanmayı da bilecek ve gerçekleştireceğiz. Sağa sola yalpalama hakkımız olamaz.
Allah Teâlâ hepimizi şeriatı üzere kalabilen kullarından kılsın. Âmîn. Özellikle kadınlar arasında “Mü'min Ahlakı” çizgisi üzerinde kalınarak sürdürülebilen muhabbet ortamlarını gayet değerli ve önemli buluyoruz. Zira insanın arkadaş ve sohbet ihtiyacı fıtrîdir. Tabii ve helal yollarla giderilemeyen bu ihtiyaç günümüzde olduğu gibi insandan olmayan metal parçaları ile ve yapay arkadaşlarla giderilmek durumu ile karşılaşılmaktadır. İnsandan daha değerli ve samimi telefonların ve teknik cihazların bulunduğu zannedilmesi böyle bir sıkıntıyı göstermektedir. Belli kurallara dikkat edilerek sürdürülebilecek muhabbet ortamları sadece çocukların ihtiyaçlarını karşılama veya vakit geçirme ile de sınırlı kalmayacaktır. Belki iddialı bir söz gelecektir size ama iyi biliniz ki sürdürülebilmesi durumunda sağlığımıza ve aile içi muhabbetimize bile olumlu etkisi muhakkak vardır. Ana hatları ile böyle bir beraberlik için şu kurallara dikkat edilmesini tavsiye ederiz: Mü'minin hayatında boş ve karşılıksız bir iş yoktur, olamaz da. Her yaptığı işin muhakkak Allah katında bir karşılığı vardır. O iş sonunda sevap ve azap olarak onu bulacaktır. Böyle iman ediyoruz. Yaptığımız spora veya aile için neşelenmelere varıncaya kadar her işimiz bu kurala dâhildir. Bu nedenle kadın kardeşlerimiz aralarında oluşturacakları muhabbet ortamlarını kesinlikle Allah İÇİN YAPTIKLARI İŞ olarak göreceklerdir. Evet, söz konusu oturumumuz bir Kur'an tilaveti değildir ama mü'min olma ilkelerimizle çevrelenmiş bir iştir biiznillah. Böyle göreceksiniz ki neticesinde sevap kazanın. Ana prensibimiz şudur: Mü'min mü'min ile oturur kalkar. Mü'min olmayanla ise sınırları daraltılmış ve etkilenme riskine karşı tedbir alınmış bir ortamda oturulmalıdır. Mü'min olmayanla oturulmaz demeyiz ama mü'min ile oturulur gibi oturulmaz da deriz. Mü'min olduğu hâlde imanını ötelemiş yani haram işlemekten çekinmeyen insanlarla da oturuşumuz bu çizgi içinde olmalıdır. ZARURİ VE SINIRLI BİR OTURUM! Hiçbir beraberliğimiz: 1- Haram işlenebilen bir oturum olamaz. 2- Annelik ve eşlik görevimizi ihmal etmeye yönelik bir oturum olamaz. 3- İbadetleri ihmal etme nedeni olan bir oturum bizim oturumumuz değildir. 4- Kul hakkına girmemize neden olabilecek bir oturum yapamayız. 5- Asla zaman israfı yapamayız. Evli kadınların eşlerinin üzerlerindeki haklarını yok sayarak bir iş yapmaları dinimizin uyardığı hatalardan biridir. Evinde veya evinin dışında böyle bir toplantıya eşinin olurunu almadan mü'min bir kadın katılmamalıdır. Böyle bir toplantı sebebiyle eşi ile huzuru dağılan bir kadın vebal altında kalır. Kadın ve erkek toplantılarının en riskli noktası hele bu zamanda gıybettir. Gıybete asla aralık bırakmadığınız bir toplantıyı sürdürün. Bir iki kere gıybet, dedikodu, iftira ve özel hayata dalma gibi arıza hissederseniz uyarın, uyarınız işe yaramazsa katılmayın. Aileye özel ve kadına mahrem konular o toplantının hiçbir şekilde konusu olmamalıdır. Yatak odası konusu olabilecek bir konu açıldığında anında susturmalısınız, susturamazsanız toplantıyı terk etmelisiniz. Tarikat, siyaset, özel faaliyet kimsenin kimseyi yönlendirmediği başlıklar olmalıdır. Yönlendirme olursa terk etmelisiniz. Kadınların birbirlerinden etkilenmede hassas oldukları unutulmamalıdır. Birbirini kışkırtma gibi bir durum uyarı konusu olmalıdır. Çocuk eğitimi, aile düzeni gibi konularda kültür aktarımı faydalı bir iş olarak görülmelidir. Mümkünse her toplantı birkaç âyet okunarak başlamalı ve bir hadis şerhi ile beraber kısaca okunmalıdır ki bereket olsun. Vakit hassasiyeti önemlidir. Şu kadar saat için toplanıyoruz diye bilinmeli ve o saat limiti aşılmamalıdır. Toplantı bittiğinde şu dua okunmalıdır: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ ، أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا أَنْتَ ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Allah Teâlâ nimetler verirken hiçbir nimeti hesapsız ve sonuçsuz vermiyor; her nimet bir hesap ve imtihan çizgisi üzerinden gelir bize. İnternet ve ona bağlı oluşturulan imkânlar Allah Teâlâ’nın en güzel nimetlerinden biri olarak bize ulaşmıştır. Her nimet gibi bu nimetin de hesabı olacaktır. Ne kadar helal kullandığımız ne kadar lehimize veya aleyhimize çalıştırdığımız muhakkak sorgulanacaktır. İnsanlar interneti suçlayarak Allah’ın hesabından kurtulamazlar. Alkol tüketenlerin üzümü suçlaması kadar basit ve anlamsız bir suçlama da internetin insanları günaha sevk ettiğini söylemek olur. Evet, internet ölçümü yapılamayacak kadar büyük uçurumlar oluşturdu ama bu bir nimettir, her nimet gibi kullanılma şekline göre kâr veya zarar getirecektir. Ailelerin bozulma nedeni olarak interneti göstermeden önce iradelerimizin çürüdüğünden söz etmemiz daha isabetli olur. Allah’a sığınmak ve birilerinin helakine neden olan interneti bizim hidayetimizin artmasına vesile kılmamız gerekir. İnternet ve ona bağlı olarak kullanılan sosyal medya ve benzeri araçları kullanırken Müslüman olarak zihnimizde bulunması gereken uyarıları bir kırmızı çizgi niteliğinde görerek değerlendirebiliriz. Buna bağlı olarak: Allah’ın murakabesini yani kulunu sürekli denetlediğini hiç unutmayacaksın. Nerede olursan ol, Allah seni denetliyor, melekleri yazıyor ve her şey yarın önüne konacak. Yüzünü kızartacak şeyleri yazma, konuşma, görme, duyma! Bu kontrolü bir dakikalığına da olsa unutma ki, küçük bir delikten şeytan büyük bir çöküntü oluşturmasın. Gaflet bir saniyelik olur ama direksiyon ebediyen gidebilir elden. Gafletin ve yanlışın birazı olmamalıdır. Yazdığın, konuştuğun hakka destek için olmalıdır. Dolaylı da olsa batıla destek olacak işi söyleme, yazma. Bir kelime bile olsa batıla destek olacak söz olmasın arşivinde. Anladığın işi, konuyu yaz ve konuş. Her işten asla anlamazsın. Her işte ve konuda sözün olabiliyorsa sen boşsun, boşlukta bocalıyorsun demektir. Muhatap aldığın kişi, sayfa, hesap her ne ise senin seviyeni gösterecektir. Protesto etmek için bile muhatap alman sevine işaret eder. Seviyesiz, boş insanların senin muhatabın olması vakit israfıdır, prestij kaybıdır. Dikkat et. Âyet ve hadis yazarken konuşurken muhakkak önünde kaynağı olsun. Dini konularda âlimlerin dengi gibi olma. "Demiş…" ile din aktarılmaz. İşine bak, âlimler de işine baksın. Fitnecilerin, bidat ehlinin, demokratların, laiklerin bulunduğu yerde bulunma. Sonra melekler seni "onlarla beraberdin" diye görürler. “Tesebbüt” iyice incelemek öyle karar vermek Müslüman karakteridir. İnsanların iffetleri, onurları kutsaldır, bunu bileceksin. Kimsenin niyetini okuyarak, dışa vurmadığı kanaatini tahmin ederek konuşma, yazma. İnsanların şahıslarına saygılı olmamız gerektiği kadar küfür/şirk olmayan kanaatlerine de en azından sessiz kalmamız gerekebileceğini unutmayacağız. Yazarken ve konuşurken kullandığın kelimeler, mimiklerin, kullandığın sembollerin seni yansıtacak, düzeyini gösterecek. Bunu bilerek konuş ve yaz.