Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Akit yapanlardan birisi tarafından fark verilmesi kaydıyla aynı cinsten iki malın takas edilmesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Aynı cins malın, değiştirme esnasında kalite farkı nedeniyle farklı alınıp verilmesi faizdir ve caiz değildir. Mesela bir ton buğdayın sekizyüz kilo iyi buğday ile değiştirilmesi caiz değildir. Biri değeri üzerinden satılıp diğeri değeri üzerinden alınmalıdır.
Selamünaleyküm. Buğday gibi tartı veya ölçek ile alınıp verilen mallar değiştirilirken, miktarların aynı olması gerekir. Birinci sınıf bir ton buğdayı ikinci sınıf bir buçuk ton buğday ile değiştirmek caiz değildir. Buna faiz denmektedir. Birini satıp diğerini almak gerekir. Allah, helal yemeye hepimizi muvaffak kılsın.
Bir malı peşin olarak satmak caiz olduğu gibi vadeli ya da taksitle satmak da caizdir. Peşin veya çeşitli vadelere göre taksitlendirilerek satışa sunulan bir malın, değişik alternatifleri gözden geçirdikten sonra bunların birini tercih edip, akdi onun üzerine kurmak suretiyle vadeli veya taksitli olarak satımında dinen bir sakınca yoktur. Alışverişte önemli olan, pazarlığın bittiği sırada satış bedelinin belirlenip akdin bu bedel üzerinden kesinlik kazanmış olmasıdır. (Serahsî, el-Mebsût, 13/7-8) Bu şartlara uymak kaydı ile veresiye alışveriş fiyatının peşine göre daha fazla olmasında bir sakınca yoktur. Ancak akit bittikten sonra banka ya da finans kuruluşları gibi üçüncü şahıslar tarafından zimmetteki peşin borcun vadeli olarak yeniden yapılandırılması faizli işlem sayılacağından caiz değildir.
Bir malın taksit sayısına göre, farklı fiyatlarla satışa sunulması caizdir. Mesela bir mal, peşin fiyatı bin liradan, altı ay vadeli fiyatı bin beş yüz liradan, bir yıl vadeli fiyatı da iki bin liradan olmak üzere değişik fiyat seçenekleriyle satışa sunulsa müşteri de bu seçeneklerden birini tercih edip kabul etse yapılan bu alışveriş caiz olur. Zira bu uygulamada satıcı, pazarlık sırasında peşin ya da farklı vadelere göre değişik ödeme seçenekleri ile malın fiyatını belirlemekte, alıcı da bunlardan birisini tercih edip kabul etmektedir. Böylece akit esnasında malın fiyatı taraflarca kesin olarak belirlenmiş olmaktadır. Ancak alıcı seçeneklerden birisini seçip kabul etmeden, “tamam aldım” der ve bu şekilde birbirlerinden ayrılırlarsa akitte fiyat belirlenmediği için bu satış fasit olur. (Serahsî, el-Mebsût, 13/7-8; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 4/526)
İster aynı ister farklı cins olsun hayvanların peşin olarak takas edilmesi ittifakla caizdir (bk. Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 5/241). Örneğin, iki hayvan birbiriyle veya bir hayvan iki hayvan karşılığında peşin olarak takas edilebilir. Hayvanların vadeli olarak takas edilmesi, vade faizi (ribe’n-nesîe) doğuracağı gerekçesiyle Hanefî fakihler tarafından caiz görülmemiştir (Zeylaî, Tebyîn, 4/87). Şâfiîlere göre ise cinsleri ister aynı ister farklı olsun hayvanların peşin takası caiz olduğu gibi vadeli takası da caizdir. Zira Şâfiîler, burada faizin illetinin bulunmadığını söylemişlerdir (Nevevî, Ravdatü’t-tâlibîn, 3/380). Söz konusu vadeli satış, teamül haline gelmişse ihtiyaca binaen Şâfiîlerin görüşüyle amel edilebilir.”
Araştırdığımız kadarıyla bahsettiğiniz ELÜS, lisanslı depolarda bulunan ürünlere temsilen çıkarılan, mülkiyet ifade eden elektronik bir belgedir. Bu belge, temsil ettiği ürünün türü, miktarı ve kalitesi bakımından belirli ve teslim edilebilir durumdaysa bunların alım-satımında dinen sakınca yoktur. Yalnız bu belgelerin, Hileli veya teverruk amaçlı organize edilmiş işlemlere konu edilmemesi; aksi halde alışveriş görüntüsü altında haram bir kazanç olur. Menfaatin faiz/şüpheli zemine dayandığı uygulamalar olmaması, Aynı cins mallarda takas yapılacaksa peşinlik ve eşitlik ilkelerine dikkat edilmesi; böyle yapılmazsa aynı cins mallar takas edildiğinde eşit olmaması (fazlalık faizi) veya vadeli olması (vade faizi) ribâya sebep olur. Farklı cins mallarda takasta ise peşinliğe dikkat edilmesi; çünkü farklı cins mallar birbiriyle takas edildiğinde vadeye bırakıldığında vade faizli muameleye dönüşür. Vadeli muamelelerde en az bir tarafın bedelinin peşin ödenmesi gereklidir.
TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar
Alım-satım akitlerinde malın peşin olması asıldır. Bedeli ise tarafların anlaşmasına göre peşin de vadeli de olabilir. Ancak örfe ve ihtiyaca binaen, Hz. Peygamber (s.a.s.) bazı durumlarda paranın peşin alınarak malın vadeli olarak satılmasına izin vermiştir. Bu şekilde yapılan alım-satım akdine selem veya selef denilir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde; “Bir şeyde selem yapan kişi, belirli ölçekle, belirli tartı ile ve belirli süreye kadar selem yapsın.” (Buhârî, Selem, 2; Müslim, Müsâkât, 128) buyurmuştur. Selem akdi aynı türden olup biri diğerine göre farklılık arz etmeyen mislî mallarda ve taraflar arasında anlaşmazlığa yol açmayacak şekilde cins, renk, yaş ve cinsiyet gibi özelliklerinin belirlenmesi kaydıyla mislî mal gibi değerlendirilebilen kıyemî mallarda yapılabilir. Bu akdin caiz olması için; paranın peşin, malın cinsinin, miktarının, niteliklerinin belli olması, malın teslim tarihinin ve teslimi masraf gerektiriyorsa teslim yerinin belirtilmesi gerekir.
Müşteri, alışveriş akdinde satış bedeli ve niteliği belirtilen birkaç çeşit eşyadan birisini seçme hakkına sahiptir. Bu hakka fıkıh literatüründe ta’yin/belirleme muhayyerliği denir. Buna göre müşteri, bakmak için götürmüş olduğu bu eşyalardan birini seçince, alışveriş o mal üzerinden gerçekleşmiş olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/32)
İslâm âlimleri, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) meyvesi olgunlaşıncaya kadar hurmanın ve aynı zamanda dânesi beyazlaşıp afetten emin oluncaya kadar da ekinin satışını yasaklamasını (Buhârî, Zekât, 58 [1486]; Büyûʽ, 85 [2194]; Müslim, Büyûʽ, 49-50 [1534-1535]) gerekçe göstererek henüz olgunlaşmamış, kendisinden insan yiyeceği veya yem olarak yararlanılacak durumda olmayan sebze ve meyvelerin satışını caiz görmemişlerdir. İnsanlar için yiyecek, hayvanlar için de yem olarak kullanılabilecek durumda olan sebze ve meyvelere gelince; bunların henüz olgunlaşmadan satışı caizdir. Zira bu durumdaki sebze ve meyveler, kendilerinden yararlanılan ve değer taşıyan bir mal olarak kabul edilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/6-7)
Domuzdan elde edilen her türlü ürünün yenilmesi, içilmesi, giyilmesi ve kullanılması haram olduğu gibi Müslümanlara ve gayrimüslimlere satışı da caiz değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/142, 305; Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/52; İbn Abdilber, el-Kâfî, 2/675; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/146) Bunların satışından elde edilen kazanç da haramdır. Dolayısıyla gayrimüslimlere yönelik de olsa sucuk, sosis vb. ürünlerin imalatında kullanılmak üzere domuz bağırsağının alım-satımını yapmak caiz değildir.
Olgunlaştığı hâlde henüz hasat edilmemiş ziraî ürünlerin üçte bir, yüzde yirmi gibi oransal bir kısmının istisna edilerek satılması ittifakla geçerlidir. Konuyla ilgili farklı görüşler bulunmakla birlikte bu ürünlerin, 100 kg. veya müşahhas bir alan/bölüm gibi maktu bir kısmının istisna edilerek satılması da sahih kabul edilmiştir. Zira tek başına satışı caiz olan bir şeyin alışverişten istisna edilmesi de caizdir. (Şeyhîzâde, Mecma‘u’l-enhur, 2/19-20; Mecelle, md. 219) Bu itibarla tarladaki biçilmemiş ekin, bahçedeki hasat edilmemiş sebze, ağaçtaki toplanmamış meyve gibi ziraî ürünlerin oransal veya maktu bir kısmının istisna edilerek satılması caizdir.
Satın alınan bir malda önceden mevcut olan bir kusura ilaveten müşterinin yanında (mülkünde) ikinci bir kusur oluşursa, müşteri bu satış akdini bozarak kusurlu malı satıcıya iade edemez. Ancak müşteri önceki kusurdan dolayı meydana gelen zararı satıcıya tazmin ettirir. Fakat satıcı malı, sonradan meydana gelen ayıplı hâliyle kabul ederse müşteri malı geri verir ve ödediği parayı alır. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/38)