İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam âlim birinin kendisine değer vermeyen akrabalarını ziyaret etmesi âlimin ağırlığına uygun mudur? Vakara aykırı mıdır? Defalarca emr-i bi’l ma’rûf nehy-i anil münker yaptığı halde kendisini dinlemeyen cahil akrabalarına karşı tutumu ne olmalıdır?

Cevap

Âlim veya cahil, haram işlenen bir ortamda mümin olarak kimse bulunamaz/bulunmamalıdır. Özellikle âlim insanın izlenen bir kişilik sahibi olarak haramın ve ahlak dışılığın önlenemediği ortamda zaruret dışında bulunmamalıdır. Sözü dinlenir veya dinlenmez meselesi ise ikinci bir başlıktır. Sözü dinlenmiyor olsa bile gerektiğinde gider ve konuşur. Dinlenmezse tekrar gider. Kendisini yıpratmadan, vakarını koruyarak orada bulunur. Niyetini ihlaslı tutar. Bulunduğu pozisyonun onun için ecir olmasına gayret eder. Sabreder ve kazanır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Hoca” sözcüğünün ifade ettiği anlam daha çok “din görevlisi” ifadesi ile örtüşmektedir. Siz özellikle hoca sözcüğünün değil “âlim” sözcüğünün ifade ettiği anlam üzerinde değerlendirme yapmalısınız. Önce bunu düzeltelim. Daha sonra da şunu bilmekte yarar olacaktır: Âlimler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin varisleridir yani onun dinini ve davasını kıyamete kadar taşıyacak emanetçileridirler. Âlimlere bu gözle bakmak ve bu saygınlıkla değerlendirmek gerekir. Âlim bir insandır. Asla melek değildir. İnsanlıkla alakalı sınırlar ve sorunlar onun için de geçerlidir. Elbette beynini dolduran ilim ve işgal ettiği makam onu farklı kılacaktır ama asla insan olmanın ötesine götürmeyecektir. Âlimler arasında bir derece ve birikim farkı olması tabiidir. Zira onlar insandır neticede. Hepsinin aynı düzeyde olması beklenemez. Peygamberler arasında bile bir derece farklılığı vardır. Âlimlerin hangisinin değerinin ne olduğu gibi bir ölçme asla yapılamaz. Bunu sadece Allah Teâlâ bilebilir. Âlimin ilmi beşeri ölçülerle ölçülebilir ama fazileti ölçülemez. Âlimin/âlimlerin ilmî birikimleri, ümmete katkısı ise ölçülebilir ama bu ölçme sıradan Müslümanların işi değildir. Bir âlimi değerlendirebilmek için en az o âlim kadar olmak hatta ondan da biraz yukarıda olmak gerekir. Oyuncuları değerlendirir gibi âlimleri değerlendirmeye kalkışmak tam anlamı ile bir cahillik örneğidir. Çok kitap yazmış olmak, sosyal medyada çok mesaj yayınlamış olmak, çok konuşma yapmış olmak gibi belirtiler üzerinden Peygamber aleyhisselamın varisleri arasında değerlendirme yapmak bu ümmetin değerleri ile oynamak sonucuna götürecektir. Bu bir kayma ve kaymayı meşrulaştırma sonucuna sürükleyebilir maazallah. Gayesi Allah’ın rızasını kazanıp cennete girmek olan bir mü'min böyle bir uğraşıyı kendisine uygun bulmamalıdır.

Hocam, her hoca aynı ilmi okumuyor mu? Neden bazı hocalar bazı konuları anlamıyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bütün Müslümanların âlim olması beklenemez. İlim bir nasip meselesidir. Allah Teâlâ bazı kullarını ilim ehli olmaları için seçmiştir. Onlar da o yolda ilerleyeceklerdir. Her Müslüman’ın bilmesi gereken bilgi zorunlu din bilgileridir. Mesela namazın farz olduğunu bilmek her Müslüman’ın zorunlu bilgisidir. Namazdaki çok ince ayrıntıları ise bilmeyebilir Müslüman. Ömrünün sonuna kadar bilmediğini öğrenmeye çalışır, öğrendiği ile de amel eder. Böylece Rabbinin rızasını kazanır. Ashab-ı Kiramdan itibaren âlimler, en doğruyu, en uygunu bulmak için çalışmışlardır. Bu çalışma da beraberinde farklı görüşleri getirmiştir. Bunda bir sakınca veya zarar da yoktur. Zira âlimler hiçbir zaman Allah’ın açık emirleri veya yasaklarında tartışmamışlardır. Tartışılan konular zamanla ortaya çıkan konular etrafında olmuştur. Bunda da bir sakınca yoktur. Âlimlerin tartıştığını izleyen Müslüman için endişe edilecek bir durum yoktur. Samimi bir şekilde dinini öğrenmek isteyen bir Müslüman, dünyevi menfaatlerden uzak gördüğü ve âlim olduğuna kanaat getirdiği birisinin görüşleri ile hareket edebilir. En iyisini bulmak elbette arzusu olacaktır. Hasta birisinin en iyi doktoru araştırdığı gibi Müslüman da en iyi âlimi araştıracaktır ama bu araştırma din ve takva üzerinden olmalıdır. Hiçbir âlim tek ve vazgeçilemez değildir. Aynı zamanda âlimler harcanabilir bir kimliğin sahibi de değildirler. Bu iki uç çizginin ortasında itidalli bir yol alış Allah’ın izni ile kurtuluşa yakındır. Müslümanların aralarındaki yardımlaşma alanlarından biri de bilgilerini paylaşmalarıdır. Doğruyu bildiğini zanneden veya öğrendiği kaynağa güvenen onu bir diğer mü'min kardeşine ulaştırmalıdır ama bu ulaştırma baskı ve tek seçenek mantığı ile olmamalıdır.

Hocam, biz işinde gücünde Müslümanlar olarak âlimlerin aralarındaki tartışmalara
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elhamdülillah Müslüman olarak yaşıyoruz bu hayatı. Bazı insanlar Müslüman olduklarını söyleseler de hayatlarında Müslümanlığın izleri olmayabiliyor. Biz, çevremize göre bir İslam yaşayamayız. Dinimizin emirleri ve yasakları bellidir. Olağanüstü şartlar dışında ne insanlarla sürtüşürüz ne de erimeyi kabul ederiz. Şöyle yapınız: - Allah’ın açık bir emri olan sılayırahime karşı boynunuz eğilmiş olsun. - Allah’ın bir haramı ile karşı karşıya kaldığınız yerde sılayırahimi erteleyin. - Böylece sılayırahimi koparmamış ama harama da girmemiş biri olursunuz. - Bunu şöyle yapacaksınız: Buluşma yerinizde haram işleniyorsa ve siz o harama mani olamıyorsanız sılayırahimi telefon veya başka bir iletişim ile halledeceksiniz. Sizden muhakkak mekân beraberliği isteniyorsa TARTIŞMADAN VE ABARTMADAN gelemeyeceğinizi söyleyeceksiniz. - Bu da sizin bir yandan iyi mümin olma gayretinizi sağlayacak diğer yandan da muhataplarınızı dininizin emirlerine davet etmiş olacaksınız.

Hocam akraba ziyaretinin dinimizde ne kadar değerli olduğunu biliyoruz, ancak eş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimize ait hususları sorup öğrenmek Allah’ın emridir. Kimse böyle bir emri kaldıramaz, yok sayamaz. Âlim de sorar cahil de. Sormak bir ilim vasıtası ise ilme muhtaç olan bir Müslüman neden sormasın. Yalnız şöyle bir durum dikkatimizden kaçmamalıdır: 
Müslüman’ın dinine ait meseleleri, magazin konuları gibi göreceği anlayış kesinlikle kabul edilemez bir anlayıştır. Öğrenmek ve amel etmek gayemiz olmalıdır. Bu gayenin kaybolması veya sulandırılması denebilecek tavırları bir ibadete karşı tavır olarak görmemiz gerekir. Âlimlerin uyardığı nokta bu noktadır. Soru sormayı menetmek diye bir durum yoktur, olamaz da. Sorulması anlamsız ve gereksiz soru örnekleri olarak şunları sayabiliriz: 1. Dinin emretmediği, varsayımlar üzerine kurulu, ekonomik ve sosyal değeri olmayan, Müslüman’ın işini düzeltmeyecek farazi meseleler, 2. Gayba ait olan yani Allah’tan başkasının bilmeyeceğine inandığımız ve hakkında ayet hadis olmayan konular, Bilmece türü meseleler, 3. Soranın ve cevaplayanın, onlara alaka gösterenin şüphesini oluşturabilecek konular, 4. İbadetlerin, emir ve yasakların gerekçesini irdeleyen, merak gidermenin ötesine gitmeyecek sorular, 5. Soru ve cevabı üzerinden bilgiçlik taslama, üstün gelme hazzını tatmin etme soruları, 6. Kur'an ve Sünnet’i irdeleyen, onlarda vesvese ve şüphe oluşturabilecek, alay ve eğlence meyilli sorular, 7. Selefi salihinin ağırlığını zedeleyebilecek sorular sorulmamalıdır.

Hocam, her soru sorulmaz deniyor. Bir Müslüman bir âlim bulunca neden her soruyu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sevgili kardeşim, ben bir âlim değilim ne yazık ki. Beni âlim olarak görme. Buradaki nakilden maksat, sözün sahibini yok kabul edip kendine mal ederek konuşmaktır. Ağırlığı olan, mesuliyet gerektiren sözler için geçerli olur bu. Sıradan her sözü sahibine mal etmek gerekmez. Allah yardımcımız olsun. Size dua ederiz.

Hocam internet fıkhı dersinizde, bir mü'min konuşurken veya yazarken bir âlimin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.1- Dinimizin herkesçe bilinmesi gereken ve ZARURİ BİLGİ dediğimiz bilgileri vardır. Bu bilgiler, Allah'a iman, meleklere iman, namaz, oruç gibi temel konulardır. Siyaset bu listede ZARURİ KONULAR arasında değildir. Bir mü'min, meleklere imanı bilir gibi siyaset konularını da bilmesi gerekmez. Bunu bilinmesi gerekirliği açısından ikinci sırada görebiliriz. İkinci sırada görülmesi ise, gereksizliği ya da itilmişliğinin belgesi değildir. Dolayısıyla, yaşadığı ortamın rüzgârına kapılıp siyaset konusunda hatalı söz kullananları imandan çıkmış gibi göremeyiz.2- Sessiz kalarak da tepki göstermek mümkündür. Siyaset konusundaki tepkiyi iki açıdan ele almalıyız. Birincisi, sıradan halk gündemi olan siyasettir ki, buna tepki vererek bile ola katılmamız doğru olmaz. İkincisi ise, siyasetin temel bir konu olarak ele alındığı yerler ve ortamlar ki, buralarda muhakkak tavrımız olmalıdır.3- Amca, insana en yakın olan akrabalardan biridir. Size bakmamış olsalar bile onlarla iyi geçinmeniz gerekir. Bu geçinme, onların özel hayatına müdahaleniz, kazançlarını irdelemeniz düzeyine gelmeyebilir. Ortak ilişkilerinizde, filan makineyi hangi parayla aldıklarını araştırmanız da gerekmez.

Sayın hocam, yaşadığımız çevrede ve anladığım kadarıyla toplumun genelinde dinim

ahlak konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne baba veya bir başka insanın bir konuyu sır tutmayı rica etmesi ya da emretmesi karşısında sırrı korumamız gerekir. Ahlak bunu gerektirir. Bu durum ikinci bir insanın hakkına tecavüz ya da bir çeşit zulüm nedeni oluyorsa elbette zulme alet olmayız.

Hocam babam işi hakkında bazı şeylerin söylenmemesini istiyor. Mesela arabamız v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nur suresinin yirmi altıncı ayetidir bu âyet. Ayette, kötü sözler, kötü kararlar kötüler içindir tarzında bir anlam da vardır. Ayette ayrıca, temiz erkekler temiz kadınlarla evlensin ifadesi herkes dengi ile evlensin şeklinde anlaşılmalıdır. Zina eden bir erkek tevbe etmedikçe temiz bir kadınla evlenmesin şeklinde anlayabiliriz bunu ama ahlâk zafiyeti gibi konulara indirgememiz doğru olmaz. Bariz çirkinlik ve ağır bir hata olan zina, sonrasında tevbe edilmedikçe bir pisliktir, faili de pistir. Ayeti genel olarak böyle anlarsanız tereddüdünüz de gitmiş olur.

Hocam bir ayette Rabbimiz temiz kadınlar temiz erkekler içindir buyuruyor. Çevre
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Telefon veya bilgisayar oyunları için direkt haram dememiz mümkün değildir. Muhtevası haram olan bir oyun için bu söylenebilir. Kumara alıştıran veya oynatan, cinselliği kışkırtan, kâfirleri sevdiren gibi sakıncalar olmadıkça oyun haram değildir. Oynanırken harama sebep olması mümkündür. Öyle bakıldığında bilgisayar için de baştan yok demek gerekir.

Hocam teknoloji ilerliyor bununla beraber yeni iş imkânları doğuyor. Bunlardan b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size aktaracağım nasihatlerden evvel şunu bilmelisiniz: Hangi meseleyle ilgili olursa olsun şeytanın vesveselerini dinlemeye başlayıp o kapıyı araladığınız zaman dönüşü zor bir yola girmişsinizdir. Elbette herkesin kalbinden geçen vesvese kıvılcımları vardır. Bizim mücadelemiz de bu kıvılcımlar yangına dönmeden söndürebilmek ve kulağımıza fısıldayan bizden daha kurnaz olan ve yüzyıllardır insanla uğraşan şeytanı duymazdan gelebilmektir. Kişi kendisini yetiştirmek niyetiyle gittiği bir ortamda her anını “kendini yetiştirmek” olarak görebilmelidir. Yeri gelir bu “yetiştirme” oturduğunuz sırada bir hocanızı saygıyla dinlemek ile olur, yeri gelir beraber kaldığınız insanlara karşı doğru tutumun nasıl olacağını bilmek ile olur. Mesela; kitap okumak eğer ilişkilerimizi etkilemiyorsa demek ki biz ilme farklı açıdan bakıyoruz. İlk etapta eğitimi; başta insanlık, insan ilişkileri olmak üzere hayatımızı güzelleştiren her şey olarak görmeliyiz. Eğitim için gittiğiniz ve gecesiyle gündüzüyle bir arada durduğunuz kişilerle ilişkilerinizde dikkat edebileceğiniz bazı maddeleri şöyle sıralayabiliriz: - Biz nerede olursak olalım insan olduğumuzu ve zafiyetlerimizle var olduğumuzu unutmamalıyız. Sorun çıkarmaya müsait olup sıkıntının kaynağı olarak herkes, kendisinin de buna uygun yapıda olduğunu bilmelidir. - Sorunsuz bir insanla bir arada olamayacağımız gerçeğini bilmeli ve insanın hata yapmaya elverişli bir varlık olduğu her an hatırlanabilmelidir. - İnsan sosyal bir varlık olarak gerek kısa süreli gerek ise uzun süreli birlikte olduklarının da insan olduğunu unutmamalıdır. Elbette ki herkesin eksikleri, hataları olabilir; problem üretebilir. - Çoğu zaman karşıdan kaynaklandığı sanılan sorunların, kendisini hatasız gören kişiler sebebiyle olduğu bilinmelidir. - Belli bir amaç için ev dışında yatılı kalınan yerlerde farklı ailelerin farklı yapıda çocuklarının birlikte kalması elbette kolay değildir. Ama problem çıkmaması için herkes önce kendini kontrol etmelidir. Bu sebeple başkasına zarar vermeyen insan olma hedefi ile yol almaya gayret etmek; elin, dilin, bakışların, tavırların, düşüncelerin, duyguların başkalarına zarar vermemesi için çalışılmalıdır. - İyi geçinen ve kendisiyle geçinilebilen olunması gerektiği hakikati bilinmeli, herkes bu konuda kendini gözden geçirmelidir. Bu sebeple şahsına yapılmasına hoşlanmadığın bir tavrı başkasına da yapmamaya karşı hassas olunmalıdır. - Farklılıklarımıza rağmen de ne olursa olsun “birlik” görüntüsü verebilmeyi becerebilmek diye bir hedef taşınmalıdır. - “Farklı mizaçlar bu dünyada ihtilaf edecek” gerçeğini bilip ihtilafları kavgaya çevirmemek için mücadele edilmelidir. - Bireysel, genel ve benzeri istişare gerektiren durumları kendi içinde ya da başkasıyla çözmek yerine doğru olana yönlendirecek bir rehbere danışılmalıdır. - Sünnete riayet edebilmek adına mutlaka bir baş seçilmelidir. Baş seçilirken de liyakate de dikkat edilmesi “ayrıntı” bir mevzuymuş gibi gözükürken aslında sacayağı olan mevzulardan biridir. Başa itaat etmenin ortamın huzurunu ve bereketini sağlayacağı unutulmamalıdır. - Bulunulan kurum her neresi olursa olsun insani ilişkiler ortamın düzensizliğine veya kurumun kurallarına aykırı bir tavra sebebiyet vermemelidir. - Ortak kullanım alanlarının ve burada bulunan eşyaların birçok kişi ile beraber kullanıldığının ve kişiye ait bir eşya, ortam olmadığının farkında olunmalıdır. - Birkaç kişi ile beraber ortak bir iş yapılması gerektiğinde verilen görevi beğenmeme veya itiraz etme gibi durumlar oluşturmamaya dikkat edilmelidir. - Bulunduğu ortam gereği beraber iş yapma durumunda birlikte iş yapmaktan keyif almak ve bundan mutlu olabilmeyi becerebilmek kişiye hem elindekine kanaat edip mutlu olabilmeyi öğretecek hem de kalpte oluşabilecek olası bir vesvese durumundan uzaklaştıracaktır. - Bir arada yaşamak; kişiyi asla taviz vermeye, zulüm görünce susmaya veya hakikati konuşmamaya götürmemelidir. Bize veya başkalarına zarar veren herhangi bir noktada gereken tedbir alınmalı ve başta olan sorumlu (yönetici) ile bu durum istişare edilmeli, değerlendirilmelidir. Bu durum günlük hayatımızın akışını bozmamalı ama her üzeri örtülen sorun, ileride bir sorun yumağı veya kişilik bozukluğu olarak karşımıza çıkabileceği unutulmadan çözüme gidilmelidir. - Kişinin yapılmasından memnun olmadığı, hoşlanmadığı bir durumda her iki tarafın da birbirinin üzerine gitmemesi ve memnun olunmayan bu durumun uzun süre devam etmesine göz yummayıp çözüm için öncelikle karşı tarafla bu konuda konuşmalıdır. Herhangi bir gelişme olmaması durumunda mutlaka rehbere danışılmalıdır. - Toplu yaşanılan bir ortamda kalplerde vesvese oluşma ihtimalini en çok oluşturacak olan sebeplerden biri olan ben merkezli, bencilce bir ilişki kurulması engellenmeli; herkes bu konuda kendisini hesaba çekebilmelidir. Her zaman kendisinin veya sevdiklerinin haklı olamayacağı da gözden kaçırılmamalıdır. - Bulunulan ortamda en başta kişinin kendi kalbinin ve zihninin berrak olabilmesi için haset, kıskançlık, öne geçme hırsı gibi kalbî hastalıklar gün yüzüne çıkmayacak bir şekilde hareket edilmelidir. Zandan, iftiradan ve diğer kötü özelliklerden korunmak için Kur'an ve sünnetten beslenmeli; boşluğa düşmekten ve nefsin oyunlarından kaçınmalıdır. - Herhangi bir meselede veya sorunda, en az kendisi kadar muhatap olduğu kişinin de kalbinin kırılmamasına özen göstermelidir. - Konuşması veya hareketleriyle moral bozan değil moral veren, yokluğuyla rahat edilen değil aranan insan olmak şiar edinilmelidir. - Şahsi sorunlarımızın, moral bozukluklarımızın, iç sıkıntılarımızın, huzursuzluklarımızın, vesveselerimizin çevremizi, ortamımızı olumsuz etkilemesine izin verilmemelidir. - Başkalarının ayıbını, herhangi bir meselesini sürekli ortaya dökmekten kaçınılmalı ancak herkese zarar veren bir hatası olması durumunda da bu kişinin hatasını ilgili merciye iletmek; zarar görmemeye ve bulunulan kurumun düzeninin sağlanmasına yardımcı olacaktır. - Kur’an ve Sünnet’i rehber edinen bir hanımefendi olarak hatası olan arkadaşına göre şekil almadan, yakın arkadaş da olsa yanlışına “Dur!” diyebilmek ve bu konuda onu uyarabilmek; devam etmesi durumunda da gerekli merciye bildirilebilmek diye bir hassasiyetimiz olmalıdır. - Arkadaşlarımıza, görevlilere, hocalarımıza veya yöneticilere olan sevgimizde; hoşumuza gitmeyen bir tavırda kalbimizdeki soğuklukta itidali elden bırakmayıp her ikisinde de aşırıya kaçmamaya dikkat edilmelidir. Aksi takdirde başta kendimize olmak üzere zarara götüren bir sürece sebebiyet verebiliriz. - Yeri geldiğinde yardım, fedakârlık, hediyeleşme gibi birlikteliğin, kardeşlik şuurunun derinden hissedilmesine yardımcı olacak hususlardan, iş ve davranışlardan kaçınılmamalıdır. - Gün içerisinde kişi, kendisini olduğu kadar bir başkasını da düşünebildiği tavırlar sergileyebilmelidir. Bu, onun ilişki kurmaya çalıştığı diğer şahıslarla daha huzurlu yaşamasına vesile olacaktır. - Günlük denebilecek bir olaya, duyguya, harekete, düşünceye takılıp dedikoduyla şeytanın tuzağına düşmemeye çalışmak; toplu ortamda yaşanırken yapılabilecek en büyük cihatlardan birisidir. Kişinin kendisini ilgilendirmeyenden yüz çevirmesinin ahlakının güzelliğinden olduğu hakikatiyle hareket edilmelidir. Böyle bir durumda konuşarak hak aramak değil “haklı” olunsa bile bir rehbere danışarak yol alınmalıdır. - Kişinin kendisini ilgilendirmeyen bir meseleyi veya olayı terk etmesi, bulunduğu yerde huzurun kaçmamasına ve amacından uzaklaşmamasına yardımcı olacaktır. - İhtilaflı herhangi bir mesele üzerinde asla durulmamalı; uzun veya kısa olmasına bakmaksızın böyle bir konu asla açılmamalıdır. Herkesin kendini haklı gördüğü ve karşı tarafın görüşünü önemsemeyeceği bir mevzunun konuşulması, sadece kardeşlik bağlarının zedelenmesine sebebiyet verecektir. - Nerede bulunursak bulunalım orada bulunma amacımızı şeytan unutturmaya çalışabilir. Gerçek amacımızı ara ara kendimize hatırlatmamız bize iyi gelecektir. İnsanlık tarihinin bir parçası olabilecek büyük bir çapta iş yapmaya çalışırken küçük şeylere takılı kalmak, ümmetimize zarar verebilecek büyük bir hata olabileceği unutulmamalıdır. Şeytanın bu tuzağına düşmemek için herkes kendini sorgulamalı, hedefi ile paralel bir ortamda bulunmalıdır. Hedef, hayattan beklenti ile bulunulan ortamın farklılık arz etmesi; kişinin kendisini oyalamasına ve huzursuz bir ortamın oluşmasına sebebiyet verecektir. Kişinin kendisini tanıyarak hareket etmesi; hayata anlam katıp hem kendi hem de onunla ilgilenenlerin vaktinin zayi olmamasına vesile olacaktır. - Hayatın doğallığı devamlı tazelenmeyi, iyi insan olmayı ve iyi insan olarak kalmak için gayret etmeyi gerektirir. Bu sebeple zora talip olan insanlar olarak çıkan sorunlar, bizim hâlâ iyi kalmamıza engel olmamalıdır. Vesvese konusuna gelince; Bazı durumlarda kendi başına çözülemez hâle gelmiş olabilir. Böyle bir durumda bir rehber veya uzman yardımı alınması daha sağlıklı ve kalıcı bir çözüm olabilir. Bunca maddeyi elbette ki uygulamak, hayata geçirmek kolay değil ama bizler yirmi üç senede medeniyet kuran Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ‘ahlakı tamamlamak’ üzerine gönderildiğini biliyoruz. Bu iş bu kadar zahmetsiz, kolayca olacak olsaydı ne bunun için bir peygamber gönderilirdi ne de bu hayat gerçeğine uyardı. Şeytanın karşı cephede durduğu hiçbir iş, bir saatte hallolamaz. Önemli olan insani ilişkilerimizi etkileyen hasletlerimizin farkına varmak ve bir an evvel kendimizi terbiye etmenin yöntemlerini aramaktır. Bu sebeple daima ahlakı tamamlamak üzere gelen bir peygamberin ümmetinden olma hakikati unutulmadan yaşanmalıdır.

Hocam, kızlar olarak kamplara giriyoruz. Evimizden ayrılıp yabancı bir ortamda k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz namazı zahiri şartlarına yani kitaplarda tarif edilen namaz kurallarına göre kılarız. Bir eksiğimiz yoksa namazda, onun kabul olacağını umut ederiz. Daha sonra o kıldığımız namazın bize kazandırması gerekenlere dikkat ederiz. Mesela namazın bizi kötülüklerden alıkoyması gerekir, onu kıldığımız namazdan bekleriz. O beklenti gerçekleşsin veya gerçekleşmesin biz namaza devam etmek zorundayız. Eğer gerçekleşmedi ise beklentimiz, bizim namaz heyecanımızın artma sebebi olmalıdır. Zira bizim vazifemiz bize emredileni yapmaya devam etmektir. Allah Teâlâ amellerimizi en iyi şekilde yapmaya bizi muvaffak kılsın.

Hocam bir videonuzda namazın insanı kötülüklerden alıkoyduğunu asıl namazın bu o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir bilim dalı olarak yeni yeni konuşulan ve fizik kanunlarını incelemeyi kasteden bu anlayışın iman ve ibadetler ile direkt bağlantısı yoktur. Fizik için ne dersek bunun için de onu deriz. Eğer bu çalışmanın üzerinden imanımız ve ahlakımızla alakalı bir olumsuzluk üretiliyorsa o olumsuzluğa tepki gösteririz.

Hocam yeni zamanların kullanılan kavramlarından biri de KUANTUM MEKANİĞİ. Bizim

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.