Fetva Meclisi
Soru
Bu ümmetin büyük âlimleri, müçtehitleri sürekli övülüyor, övgüyü de şüphesiz hak ediyorlar. Ben bir hoca efendiye bana bizim âlimlerimizi anlatır mısın dedim hayret ettiğim bir cevap verdi: "Ben onlardan biri değilim nasıl anlatayım sana!" Hayret ettim doğrusu müçtehit olmak melek olup görünmemek demek midir? Bizim adlarına bile hürmet ettiğimiz âlimlerimizin özellikleri nelerdir anlatır mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
Kuluz; kulluk yapacağız. Mü'miniz, imanımızın gereğini yapacağız; Allah’tan başkasını Rab bilmeyeceğiz. İbadet ederek yaratılış gayemizi gerçekleştireceğiz: Haramlardan uzak durarak, farzları yerine getirerek, nafilelerden de yapabildiğimiz kadar yaparak ibadet yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz. Bütün bunlar için de: - Asla umutsuz olmayacağız ve şımarmayacağız. - Çevremizi nasıl olmak istiyorsak onlar gibilerden oluşturacağız. - Midemize haram girmemesine dikkat edeceğiz. - Zamanı çok iyi değerlendireceğiz. - Sabır silahını hiç eksik etmeyeceğiz. - Çok dua edeceğiz. - Muhakkak bir iş sahibi olacağız. - Kabiliyetimiz olan işi yapacağız. - Aile sahibi olmanın en büyük hareket olduğunu bilecek ve aileyi cihadımız bileceğiz. - Allah için nafile olarak yapacak bir iş muhakkak bulup onu yapacağız. - Ve yılmayacak, yorulmayacak hayatımızı Allah’ın lütfettiği kadar yaşamaya bakacağız. - Allah’a güvenimizi hiç sarsmayacağız ki şeytan bize çengel atmasın.
İmanî hayat, yaratılışımızda var olan ya da sonradan bize bulaşan yanlışlarla mücadele etmenin adıdır. Sizdeki o yanlışlar başkalarında da vardır ya da değişik şekilleri vardır. Önemli olan onlara esir olmadan yaşamaktır. Kazanırken de onlarla mücadele ettiğimiz için kazanıyoruz. Ahlâki zafiyetlerle mücadele için: a- Çevrenizi temiz tutmalısınız. Eğer yalandan uzak kalmak istiyorsanız mesela, açık yalan konuşanlarla bağınız olmayacak. b- Atmak istediğinizin yerine önce almak istediğinizi getirin ki, gelen iyi, gitmesi gereken kötüyü atsın. Mesela üzerinizdeki cimriliği atmak için cömertlik denemeleri yapmaya çalışın. c- Özellikle ashabı kiram başta olmak üzere Allah'a dostluk açısından bizden daha yakın olanların hayatlarından bölümleri öğrenin. Bilhassa ashabın hayatında büyük dersler vardır. d- Riyazü's Salihin isimli kitabı evinizde periyodik bir sistemle ders olarak okuyun, sürekli tekrarlayın. Bir antibiyotik gibi sizi mikroplardan arındırdığını göreceksiniz. e- İhya-ı Ulumuddin isimli kitaptan sözünü ettiğiniz sıkıntıları anlatan bölümleri okuyun. f- Kesinlikle yılmayın. Mücadeleye devam edin. Şeytan sizi, başaramayacağınız konusunda bıktırmaya çalışacaktır. Direnin. Rabbinizin cemaline kavuşana kadar mücadeleye hazır olun. Bin kere çökseniz bile bin birinci kıyama hazır bir yürek taşıyın. Allah Teala sizin de bizim de yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. İyi bir hocadan Kur'an dersi almanız farzdır. Annenizin bunu ve iyi bir ilmihal dersi görmenizi engellemesi hakkı değildir. Onu incitmeden bu görevinizi yerine getirmelisiniz. Babanız için sadece dua edin; onun doğurduğu bir çocuğu olarak ona akıl vermeniz, nasihat etmeniz kabul edeceği bir şey olmayabilir. Kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Dayınız için de benzer şeyler geçerlidir. Çok dua edin.
Bacı, Allah yardımcın olsun. Hissiyatınız ve sabrınız için sizi tebrik ederim. Sizin için tavsiyelerim şöyledir: Bir: Bu sözünü ettiğiniz aile olsa olsa Firavun ailesi kadar kötü olabilir. Ki öyle değil elhamdülillah. Olsa bile sizin o aileden Asiye olup çıkmanız, orada Musa yetiştirmeniz mümkündür. Değil mi? Bu bakışa sahip olun. Huzur bulursunuz. İki: Sizin en büyük cihadınız, göreviniz erimemektir. Erimeyin, dik durun, sebat edin. Bunu becerdiğinizde güneş gibi olursunuz, sizi gören buzlar muhakkak erir. Sözünüz ve nasihatinizden daha önemlisi yılların önünde değişmeyen sebatınız ve ahlâkınızdır. Üç: Beklentinizi zamana yayın. Siz fidan dikeceksiniz, günler geceler geçecek, yaz olacak kış olacak ama bir gün o meyve verecek. Akşamdan sabaha büyüyen bir ağaç yoktur, bunu unutmayın. Dört: Büyük aile içinde sizin alanınız siz, eşiniz ve çocuklarınız olsun. Acil kurtarılacak, yaşatılacak isimler bunlardır. Gerisini dert etmeniz gerekmez. Mücevher sizsiniz, gerisi sizin etrafınızda var veya yok gibidir. Beş: Dua en büyük silahınızdır. Herkes için özel olarak ve sürekli dualar edin. Duadan yorulmayın, usanmayın. Hatta gelecek yılların duasını bile yapın adeta. Altı: Umutsuzluğu haram bilin. Bir saat bile umutsuz kalmayın. Her şey Allah’ındır ve herkes onun kuludur. O görüyor, duyuyor, biliyor. Sen de onun kulusun. Allah Teâlâ sana ve hiç kimseye kaldıramayacağını yüklemez. Yedi: Eşinle ilişkilerin çok önemlidir. Her şeyi onunla daha iyi bir durumda olmaya göre planla. Sekiz: Aile içi hiçbir tartışmaya girme, taraf olma, izleme, konuşma, katılma. Aile içi konularda sen sağır ol, kör ol, dilsiz ol. Herkese selam ver, herkesten selam al. Dokuz: Çocukların sana ve babalarına bağlılığı hiçbir zaman aileden diğerlerinin hiçbirinden geri kalmamalıdır. Çocukları onların içinde salınmış olarak tutma. Onlardan uzak tutarak da problem oluşturma. Ortada bir siyaset oluşturmaya çalış. On: Bir daha soru yazacağın zaman, genel yazma, özel başlığı yaz. Mesela de ki: Dayısı çocuğuma helal olmayan çikolata verdi, ne yapayım? Böylece dağ gibi bir sorunla değil çakıl kadar bir sorunla uğraşmış olursun ve çözümü kolay olur. Senin için, çocukların ve eşin için dualar ederim. Senden de dua beklerim. Allah’a emanet olun.
Sizin için şöyle bir özetleme yapabilirim: 1. Her Müslüman, günlük hayatına ve iş olarak yaptığına dair dininin hükümlerini öğrenmek zorundadır. Hayatına yeni soktuğu bir iş varsa mesela evleniyorsa onunla alakalı temel din bilgisini öğrenecektir. Külfetsiz, emeksiz ve kuralsız bir dindarlık olamaz. Bir iş kuruluşu yapan o işin temel inceliklerini öğrenecektir. 2. Bir Müslüman, dininin ona ne emrettiğini Kur'an’dan ve Peygamber aleyhisselamın hadislerinden öğrenir. Bu tür bir öğrenme elbette medreselerde yıllar süren bir eğitimi gerektirdiği için çok az Müslüman böyle bir öğrenme ile öğrenir. Bu nedenle Müslümanların geneli, âlimlere sorarak veya kitaplarını okuyarak dinlerini öğrenirler. Bu durumda da Müslüman’ın; a. Âlime sorması, b. Bir kitabı okuması öğrenme yöntemi olur. 3. Hangi âlim, hangi kitap sorusu öne çıktığında da deriz ki: Elbette, sesini yükselten herkes Müslüman’a din öğretecek değildir. Bilhassa bizim çağımızda iletişim imkânlarının yaygınlaşması ile herkes âlim rolüne girmiş sayılmaktadır. Bu noktada da Müslüman’ın “seçme kabiliyeti” bir imtihan olarak önünde durur. Dinine dair bir soru soracağı kişinin, ne kadar dininin adamı olduğunu incelemesi yani dine dair konuşan ama dini yaşamayan biri ile yaşayan biri arasında ayrım yapmak Müslüman’ın imtihanı olur. Sahte para ile doğru parayı ayırmak zorunda olduğu gibi, âlim ile âlim kılıklı arasındaki farkı da görecektir. Çevresi, birikimi, geçmiş örnekleri incelemesi, âlimin üzerindeki ihlâs belirtileri, ekonomi ve şöhret ile alakası gibi bağlantıları ile dininin âlimini bulmak zorundadır. Bu noktada şöyle bir benzetme yapabiliriz: Doktorlar arasında iyisini bulduğu gibi âlimler/hocalar arasında da iyisini bulacaktır. 4. Müslüman, dinini öğrendiği âlimin saygınlığını koruyacaktır ki, ondan öğrendiği din kendisi için ciddiyet sağlasın. Saygınlığını korumakla onu putlaştırmak arasında dengeli duruş şarttır. 5. Farklı görüşlerin bulunduğu bir ortamda Müslüman, aynı şartlar ve düzeyde gördüğü âlimler arasında ihlâsa en yakın olan, dünyaya meyilden uzak duran görüşü ve sahibini tercih eder. Müslüman’ın gayesi Allah’ın rızasıdır. O rıza da ahirete, haramdan kaçınmaya en yakın olana her zaman daha yakındır. Yaşadığı siyasi ortamın etkisi altında kalanla dini hissiyatında hür mantıklı olan arasındaki farkı, maişetini yazdığı kitaplarından temin edenle insanların malından istifade etmeyen arasındaki ince çizgiyi anlamak yol göstericidir. 6. Her zaman kolayı, gönüllere hoş geleni tercih eden, çevreyi ve toplumu üzmeme tarafına kayan birine tercih etmek Müslüman için, bile bile risk almaktır. Aynı şekilde âlimlerin, ruhsatlandırdıkları şeyleri arayıp bulmak da bir hastalıktır. Müslüman, Allah’ın rızasını, helali arayan insan olmalıdır. 7. Müslüman için “şu mezhepten olacak, bizim ekolden olacak” diye bir arayış da olmamalıdır. Ona dinini öğreten kim ise ya da yaşadığı yerde Allah’ı ve dinini kim öğretiyorsa ondan dinini alır. Marka tutkunluğu gibi bir tutkunluk gerekli değildir. Gerekli olan takvadır, şeriata uygunluktur. 8. Müslüman, önceden öğrendiği şeylerin bazılarını sonradan farklı olarak öğrenirse şunu yapar: Çıplak gözle bakıldığında yeni bilgiyi sunanın bilgisi daha derin, takvası daha üstün, siyaset ve çevreden etkilenmişliği daha az biri ise onu tercih eder. Böyle değilse her farklı görüşle yeni bir mecraya girmesi gerekmez. Bu hususta ilave bir bilgi olarak şunu da söylemeliyiz: Bu mesele, zannedildiği gibi içinden çıkılamaz, kavganın/kargaşanın içinde eriyip gidilecek bir mesele değildir. Allah, herkese aradığını verir. Tartışma ve sürtüşme arayan, âlimlerin birbirlerini yiyip bitirdiklerini zanneder ve o da yenir bitirilir o zeminde. Derdi dinini yaşamak olan ise aynı ortamda ibadetini yapar, haramlardan kurtulur. Belli şeyleri eksik yapsa bile Allah’ın rahmeti onu kuşatır. Ne aradığını bilmeyen biri de bir ona bir buna bakarak ömrünü geçirir gider. Dine bir eğlence gibi bakmakla onu dünya ve ahiretimizin saadeti olarak görmek meselesidir bu mesele. Allah Teâlâ hepimizin muini olsun.
Güzel kardeşim, bu gayretini, niyetini, hedefini tebrik ederim. Bu konuda dertlenmen çok güzel. Rabbim ayaklarını sabit kılsın. Allah seni hem bu dünyada hem ahirette izzetli kılsın. Öncelikle mü'min bir hanım olarak Allah’ın haramlarından nerede korunmuş olarak bulunabilecekseniz orada olmanız gerekir. İmanımızı ve ahlâkımızı korumak en önemli gayemizdir. Fıtratınıza uygun, kabiliyetinizi en verimli olarak kullanabileceğiniz alan hangisi ise onu tercih etmeniz yerinde olur. Bu konuda ehil birine kendinizi tanıtın ve sizi neye yönlendirdiğine bakın. Eğer sizin kabiliyetiniz sosyolojide ise ve bu kabiliyeti ehil biri size söylemiş ise bu alanı ümmetimiz için değerlendirebilirsiniz. Anne babalara karşı alttan almamız, onları incitmeden yaşamak Allah’ın en büyük emirlerinden biridir. Onlara karşı nezaketinizi koruyup tatlı dilli olmayı ihmal etmeyin. Sakın tartışma yoluna gitmeyin. “Kadın çalışamaz” şeklinde bir kural yoktur. Kadının kendisini yıpratmaması, işin kendisi ve ortamı helal olması önemlidir. Anne babanın gazabını çekecek tutum ve davranışlardan uzak durmanız çok önemli. Onları üzmeyecek bir üslup kullanarak tercihlerinizi, isteklerinizi ifade edebilirsiniz. Rabbim umduğunuzdan daha güzel işler yapmanızı nasip etsin değerli kardeşim. Ümmet-i Muhammed için faydalı olmanız nasip olsun. Allah kolaylıklar versin. Muvaffakiyetler.
alim konusundaki diğer fetvalar
İmam Rabbani’nin Mektûbat’ı bereketli bir kitaptır. Belli bir ilim seviyesi hatta belli bir özel tasavvuf bilgisi olmayan için neredeyse HİÇBİR FAYDASI olmaz; gayet ağır ve özel bir konu etrafında yoğunluğu olan bir kitaptır. Onun yerine bir ilmihal okumanız daha iyi olur. Riyâzü’s Salihîn alın, şerhi ile onu okuyun. Az olan vaktimizi en iyi şekilde değerlendirme yollarını bulmalıyız. Allah’a emanet olunuz.
Rabbanî, Rabbine bağlı kul demektir. Bu bağlılık kulun ilimle ameli birleştirmekle ortaya çıkar. Kul, dinini ve Allah’ın rızasını her şeyin üstünde tutar, dinine ait değerler uğruna her şeyi feda eder, işlerinde esnek bulunmayıp azamet yolunu tutar, helal kazanır helal harcar, sürekli zikir hâlinde olur, Allah’ın emirlerini yaymaya, yasaklarını engellemeye çalışır, Kur'an ile yaşar olarak özetlenebilecek bir hayat sergileyebilirse ona RABBANÎ İNSAN denir.
Öyle değil durum. Biz bir geminin yolcularıyız. Onlar gemiyi delerse onlarla beraber biz de batarız. İçine kapanmış bir Müslümanlık Allah’ın bizden istediği Müslümanlık değildir. Bunu çok yanlış düşünüyorsunuz. Münafıklar ümmetin içinde sürekli fitneyi ve bölünmeyi körüklerler. Onlar bilinmezse içimizde fitne büyür, yaygınlaşır. Dine karşı sarsılmaz bir iman yerine en önemli dini iman esaslarından bile şüphe eden bir nesil gelir sonunda. Ve münafıklar kompleksli yani kendi öz kimliği olmayan tipler oldukları için onların faaliyetleri yaygınlaştıkça toplumda kompleksli, şahsiyetsiz bir nesil oluşur maazallah. Onlar bir tür kanser hücresidir. Münafıklar aktif oldukça insanları Allah’a davet eden, dinin yaşanması ve yaşatılması için çalışan âlimler, hocalar kimlik sahibi olamazlar. Onların hedefinde ilk eskitilecek şahsiyetler olarak peygamberlerin varisleri olan âlimler vardır. Bu nedenle münafıklar, Allah’tan belalarını bulsunlar mantığı ile tavır sergileyemeyiz. Onlarla fiili bir savaşa belki gerek yoktur, o ortam da oluşmayacaktır ama fikri bir mücadeleden hiçbir zaman en azından kendimizi koruma açısından geri duramayız.
Bizim kullandığımız SELAM, dinimizin en mukaddes kelimelerinden ve dualarından biridir. Selam Allah’ın isimlerindendir. Biz selam verirken karşımızdakine “Allah’ın emniyeti senin üzerine olsun” demiş oluruz. Bu ise kâfire söylenemez. Bu nedenle Müslüman kâfire selam vererek söze başlamaz. Âlimler bunu haram görmüşlerdir. Buna bir zaruret de yoktur esasen. Zira bu asırda selam yerine farklı ifadeler kullanılmaktadır. Merhaba, iyi günler veya benzeri ifadeler kullanılabilir. Yasak olan Allah’ın ismi olan Selam kelimesinin kullanılmasıdır. Medeni bir iletişim kullanılmasında sıkıntı yoktur. Evet, kâfire selam verilmesi haramdır.
Din bilgileri konusunda uzman olana ÂLİM denir. Bilgi düzeyinin çok yüksek olduğu konusunda sıkıntı olmayan büyük âlimlere de büyük âlim anlamında ÂLLAME denir.
Haram para ile edinilmiş bir ev sahibine elbette haramdır. Sahibinden onu başka bir yolla mesela miras yoluyla alan için ise âlimler “onun için haram olmayabilir” demişlerdir.