İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

RABBANÎ ne demektir? Rabbanî Âlim deniyor mesela, ne kastediliyor onunla?

Cevap

Rabbanî, Rabbine bağlı kul demektir. Bu bağlılık kulun ilimle ameli birleştirmekle ortaya çıkar. Kul, dinini ve Allah’ın rızasını her şeyin üstünde tutar, dinine ait değerler uğruna her şeyi feda eder, işlerinde esnek bulunmayıp azamet yolunu tutar, helal kazanır helal harcar, sürekli zikir hâlinde olur, Allah’ın emirlerini yaymaya, yasaklarını engellemeye çalışır, Kur'an ile yaşar olarak özetlenebilecek bir hayat sergileyebilirse ona RABBANÎ İNSAN denir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ve aleykümselam ve rahmetullah RABBANİ ADAM, hayatını Rabbinin rızasına göre planlamış ve öyle yaşamaya çalışan insan demektir. Bunu bir sahabi mantığı gibi de görebiliriz. Nasıl Rabbani adam olunacağına gelince, elbette kuru bir temenni, geçici bir heyecan yerine yürekten gelen bir istek, sonsuz bir heyecanla bunun mümkün olacağını bilmek gerekir.
 
– Canlı bir iman gerekir. Öyle bir imana uyumlu çevre ve dostlarla oturup kalkmak birinci şarttır.
 
– Hedefi büyük olmak gerekir. Cennetten başka her şeyi ve yeri küçük gören, cennete girmeden soluklanmayacak bir hedefe kilitlenmek gerekir.
 
 – Alfabe çözer gibi büyüklerin hayatını çözecek. Başta peygamberler olmak üzere önceki Rabbanilerin nasıl yaşadıklarını, olaylara gösterdikleri refleksi bilecek, ona göre kendisine plan yapacak.
 – Zaman hassasiyeti olacak. Saat değil dakika hesap edecek.
 
– Mubahlara dalmayacak. Şeytanın büyük insanları harama çekmek için mübahları abartarak başlayabileceğini bilecek. Nimetleri kullanacak ama nimet delisi olmayacak. Uyku ve yemek gibi nimetleri abartmadan dengeli kullanacak.
 
– Gece ibadeti olacak.
 
– Kur’an okumaktan zevk alacak. Okudukça okuyacak.
 
 – Allah için yaptığı sosyal işleri olacak. Allah’a davet edenlerden olacak. Rabbim cümlemizi Rabbani kullarından eylesin

Selamünaleyküm hocam. Sizin sohbetlerinizde kullandığınız RABBANİ GENÇ deyimi h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an âyetlerinden olan bir duayı her hâlükârda okuyabiliriz.

Bir kimsenin annesi veya babası kâfir ise o kişi “Rabbenağfirli” duasını okuyabi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah, herkesin Rabbidir. Rab demek sahibi olmak, onu gözetmek demektir. Allah, kâfire dünyada yaşama izni verdiğine göre onun dua etmesi durumunda duasını kabul etmesine bir mani yoktur. Bu duanın içeriği ise ayrı bir meseledir; mü'min insanın da her duası kabul olmaz.

Hocam kâfirlerin de duası kabul olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’an bir nurdur. O nur, Allah’a isyanla aynı yerde ışık saçmaz. Günahlardan arınmış bir ortamda olmak, kalp, kulak, göz ve dili temizlemek, o temiz organlarla Kur’an’a açılmak gerekir. Kur’an Allah’ın nurudur. Asi olana verilmez. Osman ibni Affan radıyallahu anh diyor ki: “Kalpleriniz temiz olsaydı Rabbinizin sözünden doymazdınız.” ‘Kur’an hayatın kaç numaralı gündemidir?’ şeklindeki bir sorunun bulacağı cevap aynı zamanda ondan ne kadar zevk alabileceğimizin de cevabıdır.

Kur’an’dan neden sahabiler gibi zevk alamıyoruz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’an ve sünnetten direkt alıntı yapılabilecek bir konu değildir RABITA konusu. Ayrıntılarına girmemek şartıyla söyleyecek olursak, şirktir gibi ağır bir ithamı kullanmak doğru değildir. Ama bugünkü şekli ile sahabe hayatında görmediğimize göre bizim tavrımız bellidir. Yapmak zorunda değiliz. Yapana karışmayız. Allah’a emanet olunuz.

Rabıtanın Kur'an ve sünnetteki yerini öğrenmek istiyorum. Kişi kendini paçavrala
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.İki secde arasında dua etmek Sünnet'te vardır, yapılması da müstahaptır. Yalnız رَبِّ اغْفِرْ لِي şeklinde yapılırsa uygun olan yapılmış olur.

Sayın hocam. Namaz kılarken 2 secde arasında "ALLAHÜMME RABBENA FİRLİ" diyerek d

alim konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haklısınız, âlim hatta müçtehit olmak biyografisi yazılamaz olmak değildir. Onlar da bizim gibi bir hayat yaşamışlardır. Bu dünyanın insanı olarak yaşadılar. Camilerde, çarşılarda, caddelerde insanlarla beraber oldular. Ticaret yaptılar, cihat yaptılar, seyahat yaptılar. Yazar oldular, ders okuttular, ders dinlediler. Ev geçindirdiler, insanlarla alakadar oldular. Bu dünyanın insanı olarak ahiret mantığı ile yaşadılar. Kendilerinden öndekileri örnek aldılar sonrakilere de örnek oldular. Allah onlardan razı olsun. Onlar: 1. Büyük niyetli insanlardı. Diploma, makam gözlerine girmedi. Maaşlarını Allah’tan alacakları ecirler olarak ayarladılar. Medreselerini tam olarak ahiret tarlası gibi kullandılar. Bu da onları güneş gibi yaptı; perdesi açık olan her eve ışık olarak girdiler. 2. İlimleri ile amel ettiler. O başka bu başka mantığı onları ezmedi. İnsanlar onların sözlerinde bulduklarını tavırlarında da buldular. Onların bazıları bu yüzden zindanlarda ömür bitirdiler. 3. İlim yolculukları hep mezarda bitti. Âlim oldukları için öğrenmeye ara vermediler. İlmi ibadet olarak gördüklerinden tıpkı namazı bir ara bırakmayı düşünmedikleri gibi ilim öğrenmeyi de ölmeden önce hiç bırakmadılar. Kimi kitabının başında öldü, kimi bir şey öğrenmek için çıktığı yolda öldü. Onları dinleyenler ağızlarından sürekli “la edri/bilmiyorum” sözünü duydular. Sürekli talebe, sürekli heyecanlı yaşadılar. 4. Onlar ilim insanı olarak ilmin seviyesini koruyan bir çevrede yaşadılar. İlmin onurundan taviz vermeye yanaşmadılar. Dünyaya tenezzülsüz idrakleri onları kimseye minnet etmeden yaşamaya sevk etti. Bir yandan ilimlerini yaydılar bir yandan da kendilerini eritmediler insanların içinde. Ulaşılabilir ama harcanamaz insanlar olarak yaşadılar. Riya ile vakar arasında muazzam bir denge kurdular. Kibri kanser gibi gördüler, tevazu ile bilindiler. Ucub korktukları bir düşmanları gibi idi. 5. Şüphelendirebilecek, itham altında bırakacak işlerden uzak durdular. 6. Görüntülerinin kimliklerine uygun olmasına özen gösterdiler. Mütebessim ama vakur kimlikle bilindiler. 7. Siyasete mesafeli durdular. Siyasetçilerin onları adeta kullanmasına izin vermediler. 8. Talebelerine babalık yapmayı becerdiler. Bir ilim talebesi onlardan birinin yanında yıllarca kaldı. Onun yediğini yedi, onun giydirdiği ile yetindi. Evlenmesi onun eli ile oldu. Allah onlardan razı olsun. Zamanlarının güneşi gibi enerji yayıp Rablerine gittiler. Bize mükemmel bir ilim serveti bıraktılar. Bir ücret istemediler, telif hakkından söz etmediler. Bize dua ettiler bizden dua istediler. Allah onları varisleri oldukları peygamberlerle buluştursun. Bizleri de gölgelerinde tutsun. Âmîn.

Bu ümmetin büyük âlimleri, müçtehitleri sürekli övülüyor, övgüyü de şüphesiz hak
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmam Rabbani’nin Mektûbat’ı bereketli bir kitaptır. Belli bir ilim seviyesi hatta belli bir özel tasavvuf bilgisi olmayan için neredeyse HİÇBİR FAYDASI olmaz; gayet ağır ve özel bir konu etrafında yoğunluğu olan bir kitaptır. Onun yerine bir ilmihal okumanız daha iyi olur. Riyâzü’s Salihîn alın, şerhi ile onu okuyun. Az olan vaktimizi en iyi şekilde değerlendirme yollarını bulmalıyız. Allah’a emanet olunuz.

Değerli hocam, ben İmam Rabbani Hazretlerinin Mektûbat adlı eserini almak istiyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öyle değil durum. Biz bir geminin yolcularıyız. Onlar gemiyi delerse onlarla beraber biz de batarız. İçine kapanmış bir Müslümanlık Allah’ın bizden istediği Müslümanlık değildir. Bunu çok yanlış düşünüyorsunuz. Münafıklar ümmetin içinde sürekli fitneyi ve bölünmeyi körüklerler. Onlar bilinmezse içimizde fitne büyür, yaygınlaşır. Dine karşı sarsılmaz bir iman yerine en önemli dini iman esaslarından bile şüphe eden bir nesil gelir sonunda. Ve münafıklar kompleksli yani kendi öz kimliği olmayan tipler oldukları için onların faaliyetleri yaygınlaştıkça toplumda kompleksli, şahsiyetsiz bir nesil oluşur maazallah. Onlar bir tür kanser hücresidir. Münafıklar aktif oldukça insanları Allah’a davet eden, dinin yaşanması ve yaşatılması için çalışan âlimler, hocalar kimlik sahibi olamazlar. Onların hedefinde ilk eskitilecek şahsiyetler olarak peygamberlerin varisleri olan âlimler vardır. Bu nedenle münafıklar, Allah’tan belalarını bulsunlar mantığı ile tavır sergileyemeyiz. Onlarla fiili bir savaşa belki gerek yoktur, o ortam da oluşmayacaktır ama fikri bir mücadeleden hiçbir zaman en azından kendimizi koruma açısından geri duramayız.

Münafıklar dini konuşmalarda hep öne çıkıyor. Onlar inanmıyor ama inanır gibi gö
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bizim kullandığımız SELAM, dinimizin en mukaddes kelimelerinden ve dualarından biridir. Selam Allah’ın isimlerindendir. Biz selam verirken karşımızdakine “Allah’ın emniyeti senin üzerine olsun” demiş oluruz. Bu ise kâfire söylenemez. Bu nedenle Müslüman kâfire selam vererek söze başlamaz. Âlimler bunu haram görmüşlerdir. Buna bir zaruret de yoktur esasen. Zira bu asırda selam yerine farklı ifadeler kullanılmaktadır. Merhaba, iyi günler veya benzeri ifadeler kullanılabilir. Yasak olan Allah’ın ismi olan Selam kelimesinin kullanılmasıdır. Medeni bir iletişim kullanılmasında sıkıntı yoktur. Evet, kâfire selam verilmesi haramdır.

Müslüman kâfire selam veremez mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Din bilgileri konusunda uzman olana ÂLİM denir. Bilgi düzeyinin çok yüksek olduğu konusunda sıkıntı olmayan büyük âlimlere de büyük âlim anlamında ÂLLAME denir.

Bazı büyükler için allame deniyor. Ne demektir allame?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haram para ile edinilmiş bir ev sahibine elbette haramdır. Sahibinden onu başka bir yolla mesela miras yoluyla alan için ise âlimler “onun için haram olmayabilir” demişlerdir.

Hocam, babam faizi de katarak bir daire satın almıştı. Sadece faiz de değil başk

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.