Fetva Meclisi
Soru
Hocam kâfirlerin de duası kabul olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’a iman etmeyen kâfirler de Allah’ın kullarıdırlar. Dualarının kıyamet açısından hiçbir faydası yoktur. Dünyalık işlerde ise onlar da dua etseler Allah onların dualarını kabul eder. Cumhur ulemanın kanaati bu şekildedir.
Kur'an âyetlerinden olan bir duayı her hâlükârda okuyabiliriz.
Kâfir birisinin hidayet bulması için bile dua edilir; edilmelidir de...
Allah Teâlâ hepimizi kabir azabından muhafaza buyursun. Âmîn. Kabir azabı mü'min bir insanın günahları sebebiyle ise günahlarının gerektirdiği kadar azap görür. Kâfir birinin azabı ise azabı ebedidir.
Evet, bu bir umuttur, iyiye yorma emelidir ama Allah Teâlâ, mümin olmayan kulunun duasını da kabul edebilir. Duanın kabulünü sevilmiş olma olarak yorumlamak tam isabetli olmayabilir.
Duanın belli bir kalıbı yoktur. Hangi tarzda dua edilirse o kabul olur biiznillah. Ama duanın bir edebi muhakkak vardır. O edep de daha samimi olmamıza, kabule daha yakın olmamıza yardım eder. Bu edeplerden biri de duaya başlarken Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmektir. Allah'a emanet olunuz.
dua konusundaki diğer fetvalar
Bunu bir takıntı durumuna getirmeyin, abartılacak bir durum yoktur. Her insanın öyle veya böyle benzeri geçmişi olur. İbadetinizi yapın, yaşamaya bakın ve bunu unutun. Allah yardımcınız olsun.
Çığır açmak için bir iş yapılmaz. İnsan kendisini yetiştirir. İhlaslı ve azimli olur. Yılmadan hak bildiği işi yapar. Tepkiler ve etkiler onu yıldırtmaz. Neticede de damlaya damlaya göl olduğu gibi onun disiplini ve istikrarı onun adına açılmış bir iz oluşturur. O ize biz çığır açmak deriz. Namaz gibi bir ibadetten sokağı süpürme şeklindeki bir sosyal işe kadar her alan için geçerlidir bu ilke. Şu istikrarı ve ciddiyeti oluşturamayan ise sözünü ettiği çığırın edebiyatı ile meşgul olur. O gitmeden izi biter maalesef. Meselenin özeti şudur: İman, İşe yarar ve makbul bir iş yapma, İhlas, Azim, Dua, Heyecan, Süreklilik, Bıkmama, etkilenmeme, Sonuca değil Allah’ın rızasına kilitlenme.
Allah Teâlâ kabul buyursun. Zikir, namaz gibi ara verince bozulan bir ibadet değildir. Benzer bir şekilde ara verince kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. En iyi olanı hiç ara vermemek olsa da verilen ara zikri bölmez.
Peygamber aleyhisselam efendimiz bizzat kendisi umre yapmak için izin isteyen Ömer bin Hattab radıyallahu anha: “Kardeşim bizi duandan unutma” demiştir. Müslüman, Peygamber aleyhisselam efendimiz için onun makamını küçük düşürmeyecek, edep sınırlarını zorlamayacak cümlelerle dua eder. Bu bereketli bir iş olarak görülmüştür. Ezan duası olarak okuduğumuz duada da onun için dua edilmektedir.
Böyle bir kuruntu ile meşgul olmamanızı tavsiye ederiz. O zaman dua edemeyen şimdi kabirde rahat etmesi için dua eder. Sorun da kalmaz. Kimsenin duası ile kimse kesin iyi olacak değildir. Dua bir insanlık ve merhamet göstergesidir. O zaman yapamayan şimdi yapar.
Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmemiz Kur'an’ımızın emridir. Bu şekilde İbrahim aleyhisselamı anarak ya da teşbih yaparak salavat getirmemiz ise bizzat Peygamber aleyhisselamın emridir. Dolayısıyla bu salavatta akılla veya beceri ile oturtulmuş bir şey yoktur. Emir böyledir böyle yapılmaktadır. Tam olarak hikmetini de ancak Allah Teâlâ bilir. Bildiğimiz makul gerekçe ise şudur: İbrahim aleyhisselam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dedesidir. Allah Teâlâ İbrahim aleyhisselamın evine rahmet etmiş, bereket vermiştir. O bereketin aynısını bizim Peygamberimiz için de talep etmiş olmaktayız. Burada İbrahim aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamdan üstün olmasını gerektirecek bir durum da yoktur. Zira teşbih bereket/rahmet üzerindendir isimler üzerinden değildir. Rabbim ibadetlerimizi kabul buyursun. Peygamber efendimize, ehlibeytine, ashabına salat ve selam etsin.