Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben hergün bin kere zikir veya salavat çekiyorum ve en başta besmele, hamd ve salavatla başlıyorum. Henüz bitirmeden biriyle konuştuğumda kaldığım sayıdan devam edebilir miyim yoksa araya dünya kelamı girdiği için en baştan mı başlamam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Sigara içerken Allah’ın adını anmak asla yakışık almaz, bunu bir daha yapmayın, yaptıklarınız için de istiğfar edin.
Abdest ile zikir yapmanın daha iyi olacağı kesindir ama Kur'an okumak, zikir yapmak veya salavat getirmek için abdest şart değildir.
Zikir, Allah'ı hatırlamaktır. Bir haramla karşılaşılınca Allah'ı hatırlayıp uzak kalmak bir zikirdir. Nimetlerle karşılaşınca gerçek nimet sahibi olan Allah'ı hatırlamak bir zikirdir. Kur'an okuyup ondan lezzet almak bir zikirdir. Şu tespihi şu kadar kere tekrar etmek bir zikirdir. Salavat getirmek bir zikirdir. Fakat bunların felsefesini yapmak yani bu işler üzerinden laf yürütmek zikir değildir. Çünkü zikir, Allah'ı hatırlamak ve o hatırlamanın gereğini yapmaktır.
Selamünaleyküm. O kitaptaki zikirleri yapmanızda sakınca yoktur. Hangi zikre ne zaman vakit belirtildiğini orada bakmalısınız.
Aleykümselam. Boş dünya sözleri olarak anlamalısınız bunu. Kaldı ki böyle bir boş dünya sözleri de olsa kişinin namazının bozulması gibi bir durum yoktur. O anda kazanılabilecek faziletlerden mahrumiyet söz konusu olabilir.
Salavatlardan sonra ve selam vermeden önce okunur ama selamdan sonra da okunsa dua olarak mübarektir.
dua konusundaki diğer fetvalar
Çığır açmak için bir iş yapılmaz. İnsan kendisini yetiştirir. İhlaslı ve azimli olur. Yılmadan hak bildiği işi yapar. Tepkiler ve etkiler onu yıldırtmaz. Neticede de damlaya damlaya göl olduğu gibi onun disiplini ve istikrarı onun adına açılmış bir iz oluşturur. O ize biz çığır açmak deriz. Namaz gibi bir ibadetten sokağı süpürme şeklindeki bir sosyal işe kadar her alan için geçerlidir bu ilke. Şu istikrarı ve ciddiyeti oluşturamayan ise sözünü ettiği çığırın edebiyatı ile meşgul olur. O gitmeden izi biter maalesef. Meselenin özeti şudur: İman, İşe yarar ve makbul bir iş yapma, İhlas, Azim, Dua, Heyecan, Süreklilik, Bıkmama, etkilenmeme, Sonuca değil Allah’ın rızasına kilitlenme.
Bunu bir takıntı durumuna getirmeyin, abartılacak bir durum yoktur. Her insanın öyle veya böyle benzeri geçmişi olur. İbadetinizi yapın, yaşamaya bakın ve bunu unutun. Allah yardımcınız olsun.
Allah, herkesin Rabbidir. Rab demek sahibi olmak, onu gözetmek demektir. Allah, kâfire dünyada yaşama izni verdiğine göre onun dua etmesi durumunda duasını kabul etmesine bir mani yoktur. Bu duanın içeriği ise ayrı bir meseledir; mü'min insanın da her duası kabul olmaz.
Peygamber aleyhisselam efendimiz bizzat kendisi umre yapmak için izin isteyen Ömer bin Hattab radıyallahu anha: “Kardeşim bizi duandan unutma” demiştir. Müslüman, Peygamber aleyhisselam efendimiz için onun makamını küçük düşürmeyecek, edep sınırlarını zorlamayacak cümlelerle dua eder. Bu bereketli bir iş olarak görülmüştür. Ezan duası olarak okuduğumuz duada da onun için dua edilmektedir.
Böyle bir kuruntu ile meşgul olmamanızı tavsiye ederiz. O zaman dua edemeyen şimdi kabirde rahat etmesi için dua eder. Sorun da kalmaz. Kimsenin duası ile kimse kesin iyi olacak değildir. Dua bir insanlık ve merhamet göstergesidir. O zaman yapamayan şimdi yapar.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin duadan sonra ellerini yüzüne sürdüğüne dair hadisler vardır. Bu hadislerden açık bir şekilde bunun yapılabileceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple ellerin yüze sürülmesi sünnet olarak vardır diyoruz.