Fetva Meclisi
Soru
Peygamberimize dua edilir mi yani bizden biri için şöyle olsun böyle olsun diye dua ettiğimiz gibi onun için de dua edilebilir mi? Yoksa o Peygamber aleyhisselam olarak bizim duamıza muhtaç değildir mi deriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Dua ederken veya Fatiha gönderirken bağlayıcı bir durum yoktur, rahat edebilirsiniz. Allah kabul etsin.
Duanın belli bir kalıbı yoktur. Hangi tarzda dua edilirse o kabul olur biiznillah. Ama duanın bir edebi muhakkak vardır. O edep de daha samimi olmamıza, kabule daha yakın olmamıza yardım eder. Bu edeplerden biri de duaya başlarken Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmektir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Mü'min için asıl olan, Allah'ın razı olacağı amelleri yapmasıdır. Haramlardan kaçınmak ve farzları eda etmek en büyük yatırımdır. Dua da ilk sıradaki ibadetlerdendir. Duayı, kişinin kendi Salih amellerine dayandırması evla olandır. Dua eden mü'minin: 'Peygamber aleyhisselamın hürmetine…' şeklindeki duası etrafında tartışma olmuştur. Bunu insanların, asıl yapmaları gereken işlerin yerine oturtmaları ve görevlerini ihmal etmelerine sebep olan bir vesile kılma hatalı bulunmuştur. Netice olarak, ortada ulemanın farklı yorumladığı bir mesele var. Biz bu meselede şöyle bir tatbikat yapabiliriz: Bu şekilde dua eden bir mü'mini şirk ve benzeri ağır ithamlara maruz bırakmak makul değildir. Ortada cinayet yoktur, kasıt yoktur. Böyle dua etmeyi uygun bulmayana da namaz kılmayan biri muamelesi yapmak yanlıştır.
Böyle bir kuruntu ile meşgul olmamanızı tavsiye ederiz. O zaman dua edemeyen şimdi kabirde rahat etmesi için dua eder. Sorun da kalmaz. Kimsenin duası ile kimse kesin iyi olacak değildir. Dua bir insanlık ve merhamet göstergesidir. O zaman yapamayan şimdi yapar.
'Her ikisi de olabilir' diye inanmak zorundayız ama olacağını şartlı olarak beklemeye hakkımız yoktur. Zira dua, tıpkı namaz gibi yapmak zorunda olduğumuz ama ayrıntılarını irdeleyemeyeceğimiz bir değerdir.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, sen etmiyor olabilirsin ama eden cihadını ediyor. Cihat elbette sadece dua değildir ama sadece kılıç da değildir. Her şey cihat düzeyinde olabilir. Ekonomik, siyasi, sosyal cihat bunların hepsi gereklidir. Bunlarla da Yahudi ezilebilir. Bunu unutmayalım.
dua konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ kabul buyursun. Zikir, namaz gibi ara verince bozulan bir ibadet değildir. Benzer bir şekilde ara verince kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. En iyi olanı hiç ara vermemek olsa da verilen ara zikri bölmez.
Çığır açmak için bir iş yapılmaz. İnsan kendisini yetiştirir. İhlaslı ve azimli olur. Yılmadan hak bildiği işi yapar. Tepkiler ve etkiler onu yıldırtmaz. Neticede de damlaya damlaya göl olduğu gibi onun disiplini ve istikrarı onun adına açılmış bir iz oluşturur. O ize biz çığır açmak deriz. Namaz gibi bir ibadetten sokağı süpürme şeklindeki bir sosyal işe kadar her alan için geçerlidir bu ilke. Şu istikrarı ve ciddiyeti oluşturamayan ise sözünü ettiği çığırın edebiyatı ile meşgul olur. O gitmeden izi biter maalesef. Meselenin özeti şudur: İman, İşe yarar ve makbul bir iş yapma, İhlas, Azim, Dua, Heyecan, Süreklilik, Bıkmama, etkilenmeme, Sonuca değil Allah’ın rızasına kilitlenme.
Bunu bir takıntı durumuna getirmeyin, abartılacak bir durum yoktur. Her insanın öyle veya böyle benzeri geçmişi olur. İbadetinizi yapın, yaşamaya bakın ve bunu unutun. Allah yardımcınız olsun.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin duadan sonra ellerini yüzüne sürdüğüne dair hadisler vardır. Bu hadislerden açık bir şekilde bunun yapılabileceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple ellerin yüze sürülmesi sünnet olarak vardır diyoruz.
Allah, herkesin Rabbidir. Rab demek sahibi olmak, onu gözetmek demektir. Allah, kâfire dünyada yaşama izni verdiğine göre onun dua etmesi durumunda duasını kabul etmesine bir mani yoktur. Bu duanın içeriği ise ayrı bir meseledir; mü'min insanın da her duası kabul olmaz.
Evet, gerekli olan, insanın sürekli ibadet hâlinde olmasıdır. İbadetteki boşluklar aleyhimize yazılmaktadır. Bu doğru olandır. Fakat bir gerçek daha var. O gerçek de şu sorudur: Biz, Allah’ın kulları olarak başımıza bir bela geldiğinde Allah’tan başka kime sığınacağız? Allah’tan başka kim bizi kabul eder ve bizi kurtarabilir? Ona karşı kabahatli olsak bile yine tek kapımız onun kapısıdır. Şeytan bizi, ilk hamlede ona karşı kusurlu duruma getirdikten sonra tam onun kapısına sığınacakken bu sefer de “Senin hakkın mı var, ne yüzle geldin?” türünden vesveseler üretir. Bu bir şeytan tuzağıdır. Kesinlikle varabileceğimiz tek kapı Allah’ın kapısıdır: Geçmişe tevbe ederiz, Geçmiştekilere tekrar dönmeyiz, Geçmişin telafi edilebilir hataları varsa onu telafi ederiz. Şimdiki zamanı en iyi şekilde ibadet, istiğfar, dua ve zikir ile doldururuz. Ve ERHAMURRAHİMİN olan Rabbimize güvenir, yaşarız biiznillah.