Fetva Meclisi
Soru
Dinen alkolün hangi türü haramdır ve neden haramdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Alternatifi bulunmayan ilaçların içindeki haram nesneler kullanılmalarına mani değildir. Alternatifi varsa helal olanı kullanmalıyız.
Dinimizde sarhoşluk veren içkilerin çoğu haram olduğu gibi azı da haramdır.Müslüman'ın alkollü içki ve uyuşturucudan uzak durması gerekir. Kur'an-ı Kerim'de, “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan şarap (içki) ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide, 5/90-91) buyurulmaktadır. Hadislerde de sarhoşluk veren bütün maddelerin içilmesi/alınması yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber, “Sarhoşluk veren her içki haramdır” (Buhâri, Vudû, 71; Edeb, 80; Müslim, Eşribe, 7); “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” (Ebû Dâvud, Eşribe, 5: Tirmizî, Eşribe, 3) buyurmuştur. Ülkemizde alkolsüz içeceklerle ilgili düzenlemeler, 2007/26 tarih ve sayılı “Türk Gıda Kodeksi-Alkolsüz İçecekler Tebliği” ile yapılmaktadır. Bu Tebliğde alkolsüz içecekler; "meyveli içecek, aromalı içecek, meyveli şurup, aromalı şurup, meyveli içecek tozu, aromalı içecek tozu, meyveli doğal mineralli içecek, aromalı doğal mineralli içecek, yapay soda, kola, tonik ve aromalı suyu kapsar” şeklinde sıralanmakta ve Tebliğin 5. maddesinin (b) bendinde “Bu Tebliğ kapsamında yer alan içeceklerde üretimin doğasından kaynaklanabilecek etil alkol miktarı en çok 3,0 g/L olmalıdır” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, bu tür ürünlerin kalite özelliklerinin fermantasyon yoluyla değişikliğe uğramasını kontrol etmek amacıyla düzenlenmiştir. Bu tür alkolsüz içeceklerin üretiminde çeşitli meyve/meyve sularının yanı sıra aromatik bileşikler de kullanılabilmektedir. Meyvelerin bünyesinde doğal olarak % 0,1-0,3 oranında alkol bulunabildiği gibi, aromatik bileşenlerin kullanılması durumunda ürün içinde etil alkol, keton, ester vb. bileşikler de oluşabilmektedir. Hatta ekmek de dahil birçok fermente üründe üretim sonucunda az miktarda alkol ortaya çıkabilmektedir. Ancak bu ürünlerin tüketilmesi, o gıdanın alkol olarak tüketimi anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, bileşiminde % 0,3 gr./litre ve daha az oranda alkol bulunan gıda maddelerinin tüketimi, alkol alımı amaçlı değildir. Diğer taraftan bu tür içeceklerde bulunan alkol miktarı ile bir insanı sarhoş edebilecek alkol oranı ve karaciğerin alkolü parçalayarak dışarı atma oranı dikkate alındığında, % 0,3 veya daha az oranda alkol içeren yiyecek ve içeceklerin tüketilebilecekleri en üst düzeylerde bile, içerdikleri alkolden dolayı, kişilerin reflekslerinde olumsuz bir gelişmeye neden olmayacakları konunun uzmanları tarafından belirtilmektedir. Bu itibarla, söz konusu gazlı içeceklerin alkollü içecekler sayılamayacağına karar verildi.
Etil alkol gibi sarhoş edici bir nesne direkt katılırsa gıdayı haram hale getirir. Alkol gıdada kendiliğinden oluşursa sarhoş edici seviyeye geldiğinde haram olur. Meyve suları, sirke, turşu gibi gıdalarda oluşan alkol %0,2-0,3 düzeyine kadar sarhoş edici olmadığı için gıda da haram olmaz. Kefir, boza bunun örneğidir. O noktaya gelmedikçe haram olmaz. Gıdanın köpürmesi, tadının keskinleşmesi, paketli gıdalarda son tüketim tarihi veya açıldıktan sonraki tüketilme için verilen tarih alkolleşme ihtimalinde ölçü olarak alınabilir. Alkol çözücü olarak kullanıldığında ise (mesela aromanın çözümünde kullanılması durumu) farklıdır. Her ne kadar sarhoşluk verici bir nesne olarak içilmesi haram ise de cüzi bir oranda çözücü olarak kullanıldığında gıdayı haram hale getirmeyebilir.
Selamünaleyküm. Tıpta kullanılan ve alternatifi olmayan alkol caizdir. Yalnız bunun, uzman hekim tarafından tavsiye edilmesi şarttır.
İslâm, sarhoş eden keyif verici içeceklerin bu amaçla üretim, satım ve içimini kesin bir dille yasaklamıştır (Mâide 5/90-91; Müslim, Müsâkât, 67). Hz. Peygamber (s.a.s.) çok miktarı sarhoşluk veren maddelerin azının da haram olduğunu bildirmiştir (Buhâri, Vudû, 71; Müslim, Eşribe, 7; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5: Tirmizî, Eşribe, 3). Bu hükümler, sarhoşluk vermesi için özel olarak ve belli usullerle üretilen içeceklerle ilgilidir. Bu yolla üretilen alkollü içeceğin tedavide kullanılması da ancak meşru bir alternatifin olmaması halinde zarureten caizdir. Dinî literatürde “hamr” olarak bilinen bu özellikteki içecekler dışında, sentetik olarak üretilen alkol veya bazı meyve ve gıdalarda kendiliğinden oluşan alkol, farklı değerlendirilmelidir. Nitekim meyvelerin bünyesinde doğal olarak (binde bir-binde beş) arasında alkol bulunabilmekte; ekmek dâhil birçok fermente (mayalanmış) ürünün üretim süreçleri sonunda az miktarlarda alkol ortaya çıkabilmektedir. Bazı gıda maddelerinin üretim aşamalarında aromatik bileşenlerin kullanılması durumunda son ürün içinde etil alkol (ethanol), keton, ester vb. bileşikler de oluşabilmektedir. Hal böyleyken içinde kendiliğinden ya da “eser” miktarda yani çok az ölçüde ilave edilen maddeler dolayısıyla alkol oluşan bu tür ürünlerin tüketilmesi haram olmaz. Zira burada söz konusu olan alkol, özellikle sarhoşluk vermesi amacıyla ve belli yöntemlerle üretilen alkol yani hamr değildir. Aksi halde bileşeninde belli oranlarda alkol bulunuyor gerekçesiyle birçok meyvenin ve ürünün de yenmemesi gerekirdi. Şu halde: 1. Sarhoşluk vermesi amacıyla üretilen içkilerin azını da çoğunu da içmek ve bunları gıda maddelerine katmak haramdır. 2. Gıda maddelerinde sarhoş etmeyecek ölçüde doğal olarak oluşan alkol, o gıda maddesini haram kılmaz. 3. Sentetik alkolün içki olarak tüketilmesi haram olmakla beraber, çözücü olarak kullanılması böyle değildir. Çünkü bu son durumdaki kullanım amacı sarhoş olmak veya keyif almak değil, aromatik maddelerin çözünürlüğünü sağlamaktır. 4. Sentetik alkolün temizlik ürünlerinde veya temizleyici olarak kullanılması da caizdir. Bu bağlamda mesela ispirto, kolonya vb. sıvılarla, temizlik amacıyla üretilen alkollü maddelerin içilmesi haram olmakla birlikte (bk. Buhârî, Edep, 80; Müslim, Eşribe, 73) bunların temizlikte kullanılmaları caizdir. Bu özellikteki maddeler dinen necis de sayılmadığından, namaz kılmadan önce bu ürünlerin sürüldüğü yerlerin yıkanması da gerekmez (Kâsânî, Bedâî’, V, 115; Elmalılı, Hak Dini, II, 763-764). 5. Gıda maddelerinin helalliğinin tespitinde gıda sağlığı ve güvenliği ilkelerine riayet de dinî bir gerekliliktir. 6. Her konuda olduğu gibi sentetik alkol kullanılmasında da, zihinlerdeki şüpheleri gidermek gerektiğinden başka alternatif bileşenler aranmalı ve varsa öncelikle bunlar kullanılmalıdır.
Beyne uyuşturucu etkisi yapan alkolle üretilmiş gıdaların tüketilmesi caiz değildir. Gıdanın üretilmesi esnasında ikincil ürünlerde kullanılan ama gıdaya etkisi olmayan çok az denebilecek bir alkol kullanımı varsa onun için kullanmayı caiz görebiliriz. Genelde gıdada kullanılan alkol tüketicinin tükettiği gıdada direkt bulunan cinstendir. Takva olan yani asıl mü'min tavrı olan ise alkolle bir çeşit bağı bulunan gıdadan uzak durmaktır.
alkol konusundaki diğer fetvalar
Bu anlattığınız gibi bir bağda işçi olarak üzüm toplamanın günahı olmaz.
Sorunuzu uzman doktorumuzla görüştük. Bize yazdığı cevabı, size cevabımız olarak iletiyoruz: “Hocam homeopati, normal tıbbın ilmi değil tecrübi şeklidir. Normal ilaçlara göre daha doğal olduğunu iddia eder ancak ruhsat/denetim vs. söz konusu değildir. İçinden ne çıkacağı üreten esnafın insafına kalır. Mevcut ürün ilaç özelliği taşımadığı için, yapısındaki alkol vs. zaruret olarak da değerlendirilemez kanaatindeyim.”
Kozmetik, alkol gibi direkt olarak çalışılması yasak bir alan değildir.
Ne satıcının ne de alıcının alkol kullanıyor olması “alkol satan yerden mal almak” gibi değildir. İnsanların günahı var diye ticaret yapmak yasak olmaz.
Alkollü bir mekân işletmek gibi haram bir kazanç üzerine iş yapan ve ev alan, geçimini temin eden biri tevbe ettikten sonra şöyle yapmalıdır: a. Tevbesinde samimi ise ve onu sürdürüyorsa biiznillah tevbesi makbuldür. Tevbesinden şüphe etmemelidir. b. O zamana kadar kazanıp harcadıklarından dolayı bir şey yapması gerekmez. Evi ve benzeri sahibi olduğu şeyleri elinden çıkarması gerekmez. c. Elinde hâlâ o haram paradan varsa o para sadaka verilebilir, bir yere vermelidir. Verdiğinde kendisi darda kalacaksa vermeyebilir acil ihtiyacı kadarını alır gerisini verir.
Herkes Müslüman’dır, herkes dinine hizmet edecektir. Herkes iyiliği yayacak kötülüğü engelleyecektir. Herkes Müslüman ise gerçek budur. Şu var ki herkes aynı kapasite ve fırsatlara sahip değildir. Bu da bir gerçektir. Namazı bile gücümüz kadar eda ediyoruz; ayakta duramayan oturarak kılabiliyor. Yıllarını ilme vermiş biri dini bütün yönleri ile anlatmakla yükümlü olur. Sıradan bir Müslüman ise dinin herkesçe bilinen bir gerçeğini konuşur. Birinci kişi mesela namazın bütün ayrıntılarını anlatır. Sıradan olan ise “namaz kılmalısın” der. Herkes gücü kadar sorumludur. Alkol haramdır, faiz haramdır diyemeyecek biri var mıdır? Korkmaya gerek yok haddimizi bilmeye gerek vardır bu durumda. Allah yardımcımız olsun.