İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kıymetli hocam, bugünlerde aklımı kemiren bir soru zihnimden çıkmıyor hiç; Lailaheillallah'ın içeriğine bakılınca oradaki İlah'ın rızık veren, öldüren, dirilten, yaratan, kanun koyan, hayatımızdaki tek yetkili mülkün sahibi ve daha bir çok özelliğini görüyoruz. Bizler yıllarca İslam adına, bu memleket dinsizlerin elinde kalmasın diye partiler vesilesi ile mücadeleler verdik, meclise vekiller gönderdik. Onlar bizlerin adına kanunlar çıkardılar, ellerini indirip kaldırdılar. Ama şöyle bir baktığımızda mecliste alınan kararlarda, çıkarılan yasalarda Kur'an’ın hiçbir hükmü yok. Rabbimiz bize bir yasa göndermişken ve mü'minlerin tek vekili Allah’tır derken, Kur'an'da her gün, hakimiyet ve egemenlik Allah’ındır, ayetlerini okurken kalkıp seçimle kendimize vekiller seçiyoruz, o vekiller de yasalar çıkarıyor, bizler de o yasalara uyuyoruz. Şimdi anlıyorum ki mücadelemiz hep boşunaymış. Hala bu devlet içki üretiyor, hala zina yaptırıyor ve hala meclis denilen yerde Kur'an hükümleri hiçe sayılıyor. Hocam acaba biz bunlara oy vermekle şirk günahına mı bulaşıyoruz? Niyetimiz iyi olsa bile din adına olsa bile o meclise vekil göndermek için oy kullanmamız doğru mu? Yaptıkları anayasayı desteklemek şirk mi?

Cevap

Keşke bütün Müslümanlar, sizin bu düşüncelerinizi kendilerine dert edinmiş olsalar. Verdik o gitti mantığıyla yaşayan yığınların arasında siz gerçekten cılız kalıyorsunuz. Bu düşüncelerinizde haklısınız, yanlış olmayan şeyler söylüyorsunuz. Ancak bilmemizde fayda bulunan başka meseleler de vardır: a- Bunları düşünmek gibi uygulama imkânımız olmayabilir. Nitekim de yoktur. Siz, mecliste yapılan kanunları zikrediyor ve endişenizi dile getiriyorsunuz ama o kanunlarla iş gören tüccarın şirket kuran Müslüman'ın -ki, belki siz de öyle birisiniz- ne yapacağını söylemiyorsunuz. Söyleyemezsiniz de! Çünkü ne yapacağımıza dair bir sözümüz, alternatifimiz maalesef yoktur. Hilafetsiz yaşadığımız günden beri bu sıkıntımız bizi kemirmektedir. b- Sorunumuz sadece kanunlarla sınırlandırılabilecek bir sorun değildir. Ahlâktan muamelata kadar pek çok konuda bir kanun zorlamasına gerek kalmayacak şekilde git gide erimekteyiz. Ve Müslümanlar olarak da elimiz kolumuz bağlı gibi yaşıyoruz. c- Bu tür içtihat gerektiren yani, 'şu konu şu şekilde hallolur' şeklinde bir kesin bilgimizin bulunmadığı konularda kesin ve aceleci kararlar Ümmet için zarar oluşturabilmektedir. Sabırlı ve istişareli kararlar vermeliyiz. 'Filan konuda şu karar yanlıştı.' diyenden çok, 'şöyle yapılması daha uygundur.' şeklinde pratik çareler üreten Müslüman daha hayırlısını yapmış olur. Müslümanlar olarak, Mısır'dan Özbekistan'a kadar her yerde, daha iyi neler yapılabilirin araştırması içindeyiz. Bu araştırma belki elli yıl daha da sürebilir. Henüz böyle konuları araştıracak enstitülerimiz bile yoktur. Yolumuz uzun, işimiz çetindir. İki hususa çok dikkat edelim. Birincisi: Bu konuları abartıp evham haline getirirsek, pireye kızıp yorgan yakabiliriz. Bu bir tehlikedir. İkincisi: Hallolmaz işler görüp kenara çekilirsek kendimizi yakabiliriz. Gereken şudur: Bunu da imtihanlarımızdan biri kabul edip, üzerimize düşeni yapmaya gayret edeceğiz. Körü körüne teslim olmayacağımız gibi çözümsüzlük yandaşı olup kör inatçı da olmayacağız. Allah Teala, rızası uğruna gayret etmeye bizleri muvaffak kılsın.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İnsan susayınca deniz suyu içer mi? İnsanların cazip ve şirin görmeleri için bir bayanın giyinmesi bunun gibi bir şeydir. Bir de dinimizi buna alet etmiş oluruz. Bunun yerine VAKARIMIZI KORUMA siyaseti izlememiz daha iyidir. Bu vakarımızı koruma siyaseti ise şöyle olmalıdır: - Yüzde yüz tesettür içinde olalım. - Tesettürümüz kendi başına bir ziynet olmasın. - Teşhir için kendimizi zorlamayalım. - İlgiye iltifat etmeyelim. - Artı bir ilgi sebebi çıkarmayalım. Gerisine Allah yardım edecektir. Kalpler Allah'ın elindedir; dilediğini yönlendirir, delideğini de köreltir. Siz ne yaparsanız yapın, kalbi kilitli olanı çekemezsiniz. Müezzinler daha güzel ezan okudu diye insanların namaz kılma oranı artıyor mu? Bunu da öyle kabil edin. Kendinizi kurtarın, onları da Allah kurtarsın. Dualar ederim size.

Allah sizden razı olsun. Hocam, Türkiyenin önde gelen üniversitelerinin birinde
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Dualarınızı beklerim. Tespitlerinizde haklısınız, doğru ve yerinde tespitler yapmışsınız. Bir kere şunu bilmelisiniz ki, insan denen mahlûk hata yumağıdır. Hatasız insan olamaz. Bizim de hatalarımız vardır, inşaallah hıyanetimiz olmaz. Dua edin ayağımız kaymasın. Günlük olaylara dair, açık bir beyan yapmadığımız doğrudur. Bilerek yapmıyoruz bunu. Nedenine gelince, insanların bütününe hitap etmeyi gaye edinen biri, grup mantıklı olarak konuşmaması, yazmaması gerekiyor. Filan günlük mesele hakkında konuşulduğunda o mesele günlük olayların içinde eriyor. Bizim asıl meselemiz, iman davamızın kökleşmesini sağlamaktır diye düşünüyoruz. Şüphesiz yaptığımız tek doğrudur şeklinde bir iddia peşinde değiliz. Dökülen yapraklar yerine ağacın köklerini korumayı amaç edindik. Günlük olayların içindeki kargaşada asıl davamızın erimesinden çekiniyoruz. İnşaallah da doğru yaptığımızı düşünüyorum. Diğerlerinin yanlış olduğu anlamında değil ama birilerinin de bunu yapması gerekir şeklinde bir anlayışımız var. Dua edin lütfen.

Selamünaleyküm. Değerli hocam Allah sizden razı olsun uzunca bir süredir sizi ta
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ size afiyet ve huzur ihsan etsin. Âmin. Babanla ilgili konuda gereksiz yere endişe ediyorsun. Babanın böyle bir hakkı yoktur. Yaptığının doğru olması veya olmaması başka bir konu ama sana müdahale hakkı yoktur. Onunla tartışma, gerekli gereksiz cevap verme hatta sessiz kal. Bildiğini de yap. Halana gelince: Senin onunla sadece akrabalıktan dolayı sorumluluğun olabilir. Kaynanan olarak sana karışamaz, karışsa da değeri olmaz. Bu anlattığına göre sana tavsiyem şudur: Eşinle iyi ve başarılı bir aile ortamını canlandırmaya çalış. Halanı yok say. Sanki o yokmuş gibi davran. Her şeyi duyduğun ve gördüğün için bunalıyorsun. Sokaktaki trafik gürültüsüne kafanı takarsan delirebilirsin. Bu da bir trafik gürültüsü sayılır. Öyle say. Sılayırahim bir görev olarak vardır ama sağlığımızı harap eden, aile huzurumuzu bitiren veya dinimize zarar veren bir sılayırahim olmayabilir. Bunda hiçbir sakınca yoktur. Halan, kendisiyle ilgilenildiği için bu politikayı sürdürüyor. Yok sayılabileceğini anlasa susar ya da yok sayabilenle ilgilenmez bile... Allah yardımcın olsun. Sen eşinle ve çocuklarınla ilgilen. Önceliğini eşine ver.

Hocam ben halamın oğlu ile evlendim ve iki de evladım var. Size ilk sorum, baba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam yaşanan olaylar neticesinde bir yanım korku içerisinde bir yanım otur sade
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Hedefinizi 'önce mü'min olarak kalmak' şeklinde belirleyin. İnsanlıkla uğraşırken eldekini de kaybetmeye götürmesin sizi hedefiniz. Bunun için de muhakkak bir grup içinde bulunun; şeytan yalnızları pek sever. Sağlık veya siyaset, biri diğerinden önemsiz değildir. İnsanla ilgili ne varsa o önemlidir. Kabiliyetinizi keşfettirin, ehil kimselerle görüşün, size 'sende şu kabiliyet var' desinler. O alanı tercih edin. Allah yardımcınız olsun, size dua ederiz. Siz ümmetimizin umudusunuz. Sizi melekler korusun.

Selamünaleyküm hocam. Ben üniversite sınavına giren bir gencim. Şu anda tercih d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yaşadığımız şartların getirdiği yeni sorunlar hakkında iki ayrı sorundan söz edebiliriz. Bunların birincisi, açık bir şirk veya haram olan sonuçlara götüren sorunlardır. Bu tür sorunları aslında sorun olarak görmenin de bir gereği yoktur. Müslüman'ın tavrı açık ve nettir. Mesela faiz, ekmek, su gibi çıkmıştır önümüze. Ama bizim tavrımız bellidir. Kıyamete kadar faiz haramdır. Bu kadar. İkinci tür sorunlar, Müslümanların aralarında görüş ayrılığına neden olan, ulemanın farklı içtihatlar yaptığı konulardır. Demokratik bir eyleme iştirak etme veya demokrasiyi kullanma gibi konular böyledir. Bu durumda Müslümanlar olarak kesinlikle birbirimizi incitmeyiz. Tabi olduğumuz âlimlerin görüşüne göre hareket ederiz. Bizim izlediğimiz yolun doğru olduğunu ama diğerlerinin izlediği yolun da doğru olabileceğini, bir noktadan sonra yanıldığımızı anlarsak taassuba kaçmadan o görüşe intikal edeceğimizi bilmeliyiz. Nefislerimize uymadan, şeytanı sevindirmeden yol almanın usulü budur. Allah'a emanet olunuz.

Hocam, şu an içinde bulunduğumuz ülkede oy kullanma diye bir durum söz konusu bi

allahın kanunları konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ayet veya hadis, kendi görüşünü doğru kabul edene bir yarar sağlamaz. Sözünü ettiğiniz kişilik bir hastalık üzerine kuruludur. Kendinizi korumanızı tartışarak aranızdaki mesafeyi uzatmamanızı tavsiye ederiz size.

Eniştem bir yıla yakındır siyasetle ilgilenmeye başladı ve demokrasinin küfür ol
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sünnetullah, Allah’ın koyduğu kurallar, yasalar demektir. Bu yasalar da evreni, insan toplumunu ve hayatı düzenlemek için koyduğu kurallardır. Sünnetullah değişmezlik, standartlık, devamlılık üzere konmuştur. Hayatın akışı içinde hak batıl mücadelesinin sürekli var olması, insanların sürekli bir imtihan içinde olması, belaların ve musibetlerin hayatla beraber sürekli var olması, insanların imanlarına göre değil de insan olarak var olmalarına göre olaylarla karşılaşmaları, toplumların yükseliş ve inişlerine ait sonuçlar, toplumların kendini değiştirmedikçe Allah’ın onları değiştirmeyeceği, hayatın sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak sürmesi gibi gözlemlerimiz sünnetullah gereğidir. Sünnetullah yerine ADETULLAH ifadesi de aynı manada kullanılmıştır. Sünnetullah ve zalimlerin zulmü ile alakalı olarak şu tespitleri yapabiliriz: Sünnetullah denen olaylar ve kurallar Allah’a ait işleri yansıtır. Yani bunlar ilahidir. İlk insan toplumundan beri sünnetullah işlemektedir. Kur'an’ımız bunlardan bazılarını bize aktarmıştır. Bu da zulmün sebepleri, zalimlerin akıbetleri gibi konularda mü'minler ibret almak ve gereğini yapmakla yükümlüdürler. Bu aynı zamanda Allah’ın kullarını yanlış yolda olmaları halinde azabı ile tehdit etmesidir. Sünnetullah bilgisi bir tarih ve sosyal analiz bilgisi olarak da görülebilir; dünün zalim karakteri bugünün zalim karakteri olarak devam etmektedir. Allah’ın kanunu değişmiyor. Bu nedenle sünnetullahı iyi anlayan dini de iyi anlamış olur. Bugün cereyan eden olayları ve insanların halini de en temel kaynağından tahlil etmek kolaylaşmış olur. Sünnetullah iyi anlaşıldığında görülür ki Allah Teâlâ yeryüzünde zalimlerin yaptığını biliyor ama anında cezalandırma yapmıyor. Bilakis zalimlere bir mühlet vermeyi önde görüyoruz. Bu mühlet verme de onun takdir buyuracağı bir hikmet üzerinden yürüyor. Aslında bu mühlet verme yani cezasını ileri bir zamana erteleme zalimler için bir tuzaktır. Zalim bunu takdir edemediği için zulmüne zulüm katmakta ve hesabı daha ağır olmaktadır. Kafirler bu yüzden büyük bir gurur ve kendini güçlü görme bataklığına düşmüş olmaktadırlar. Yine de Allah Teâlâ, mühlet vermeden yani cezayı ileriki zamanlara yaymadan bir ümmeti topluca helak etmemektedir. Bu da insanlara bir rahmet esintisidir. Mazlum da başındaki sıkıntılarla imtihan içinde bir hayat yaşadığı için sebat edebildiği sürece kazanan olmaktadır. Sünnetullahın en çok görüldüğü alanlardan biri de istidractır. İstidrac, adım adım helake doğru çekmek anlamına gelen bir kavramdır. Kafirler her türlü nimet ve fırsatın ayaklarına geldiği bir ortamda yaşarken Allah Teâlâ onları ellerindeki nimetler sebebiyle tuzağa doğru çekmiş olur. Onlar bu durumu anlayamazlar; her istediklerini yapacakları bir gücün sahibi olarak kendilerini değerlendirirler. Vakti gelince de Allah’ın azabı onları bulur. O zaman görür ve anlarlar ki ellerindeki imkanlar onlar için bir tuzak imiş. Bu kural yani istidrac kuralı bireyler için geçerli olacağı gibi toplumlar için de geçerli olabilir. Allah’ın zalimleri helak etmesi onun dileyeceği ve hikmeti ile yapacağı bir zaman ve şekilde olur. Zalime bir başka zalimi musallat edebilir. Zalimi kendi içinde kahredebilir. Mü'minlerin eliyle yapabilir. Ekonomik veya siyasi sebeplerle onları parçalayarak yapabilir. Nasıl ve ne zaman dilerse helakleri öyle olur. Mazlum durumda olanlar ise insan olarak yapabileceklerini yapıp zalime karşı kendilerini korumaya çalışırlar. Son ve bitiren kararı ise Allah Teâlâ verir.

Dünya zalimlerinin Müslümanlara yaptığı zulümleri konu olarak ele aldığımızda ho

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.