Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 10 yıllık evliyim. Son 7 yıldır da evliliğimiz her sene bitmek üzereyken aile toplantılarından geri döndü. En son iki yıl önce ailelerde pes etti ve 2 ay kadar ayrı kaldık. Ayrılma kararından gene geri döndük. Nedenlerini anlatmayacağım, sonucu anlatacağım ki biz iki yabancı gibiyiz evde. Bazen iyi yani tartışma yok ama soğuk. Ben eşimi sevemiyorum bunun için sürekli kendimi zorluyorum. Sürekli ikilemdeyim ayrılsam ne olur, ayrılmasam böyle nasıl devam eder? Bu kadar zorlamak doğru mu? Bir şey olmuyorsa Allah’a tevekkül edip oluruna bırakmıyor muyuz başka konularda? Konu evlilik olunca Allah’ın helal saydığı ama en sevmediğim helal dediği bu konuda bu kadar zorlamak ne kadar doğru? Kendi aklımca hâli hazırdaki durumumuzdan daha iyi olmayacağı kanaatine vardım. Eşimin olmadığı zamanlarda kızıma daha iyi davranıyorum daha huzurluyum. Ama sorsanız sadece kızım için eşimle birlikteyim. Kızım aile ortamında büyüsün diye. Ama biz normal bir karı-koca ilişkisi içinde de değiliz. Eşimin televizyon, telefon, net üçlüsünde bana ihtiyaç hissetmeyeceği arkadaşları mevcut. Kendimi sorguluyorum benim yüzümden mi? Hocam ben onu hiç geri çevirmedim. Hatta kızımı uyutur, talep eden ben olmam ama onu beklerim. Kusurum isteyen taraf olmamaksa ben kusurluyum ve elbette ki kusurlarım var. Birkaç kere onunla izledikleri hakkında konuştum. Sonra görmezden geldim. Hocam benzer bir konuda "Eşinizin doktoru olun." demişsiniz. Benim eşime doktorluk yapacak ne gücüm var ne sevgim ne isteğim. Allah’tan başka sığınacak kapım kalmadı. Ben sürekli boşanıp boşanmamayı düşünüyorum. 7 aydır hayırlı olan neyse gönlüme onu sevdir diye dua etmeye devam ediyorum. Duamın sonucu bu diye düşünmem doğru mu? Peygamberimiz iki konu arasında kaldığında helal olduğu sürece nefsine kolay geleni seçermiş. Biz neden konu evlilik olunca, olmadığını olmayacağını anladığımız bir konuda bu kadar zorluyoruz? Başımıza gelene sabredeceğiz, bu Allah’ın emri. Evliliği de böyle mi düşünmeliyiz? Konuştuğum kişilerden duyduğum: "Bu senin imtihanın. Eğer boşanırsan başına daha büyük bir imtihanın gelmeyeceğini nerden bilebilirsin?" Ben sırf boşandım diye Allah beni daha büyük daha zor bir imtihana sokar mı? "Ben onu da mı başaramam." diyorum, korkuyorum. Benim boşanmam benim imtihanı kaybetmem anlamına gelir mi? O zaman helal bir yolu kullanmam beni kötü gayrısalih bir kul yapar mı? Allah’a emanet hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman bir kadın, Müslüman olmayan bir erkeğin karısı olarak kalamaz. Bu birinci kuraldır. Eşinizin “Müslüman Değil” denecek bir duruma geldiğinden şüphe etmeniz onun karısı olmanızı iptal edecek durum değildir. Müslüman olmamasının kesin olması gerekir. Kesin olarak Müslüman olmaması ise onun itirafı ile olur ya da bir müftünün size “o artık Müslüman değil” demesi ile olur. Bu nokta gerçekleşince de ayrılmak zorundasınız. Bu arada sizin bir psikologla görüşmenizde de yarar var, daha temkinli davranırsınız. Allah size yardım etsin.
Bu durumu bir hastalık kabul etmek ve tedavisi için imkânları kullanmak son derece doğal ve olması gereken bir sonuçtur. Allah’ın bu nimetini helal daire içinde aramanız ancak bir fazilet olabilir. Çocuk olmuyor diye boşanmak şart değildir. Eğer bu durum eşlerden birinin tahammül seviyesini zorluyor ve sağlığını etkiliyorsa boşanmak normal görülebilir, belki bir psikologla görüşülebilir. Bununla yaşamayı kabullendiğiniz takdirde bunu eşinizle paylaşınız ki o da rahatlasın. Tam tersi kaldıramayacağınızı anlarsanız da boşanmayı düşünmeniz bir vebal değildir. Çocuk sahibi olmak güzeldir ama yaşamak için şart değildir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Sizin anlattıklarınızın tam bu şekilde olduğunu var sayıyorum ama böyle olma ihtimali düşüktür. Çünkü bir erkeğe böyle yapılması mümkün değildir. Sizin anlattıklarınızı doğru kabul ederek cevap veriyorum. Kimseye sormaya hakkı yoktur. Evlilik yatak odası içindir. Bir yıl içinde sağlık sorunu gibi makul bir neden yoksa erkek veya kadının en az yüz kere doyurucu nitelikte bir cinsel ilişki kurmaları zaruridir. Bunu ihmal eden erkek veya kadın suçludur. Evlilik budur. Sizin bunca zaman sabretmeniz de hatadır. Önce bu durumu onun anne babasına bildirin. Hayâ etmeniz gerekmez. Sağlığınız ve dininizle tehdit altındasınız. Sonra da ona, Allah'ın helal kıldığı imkânları kullanmaya yöneleceğinizi hissettirin. Kadınları en iyi kadınların terbiye edeceğini eşiniz bilir.Ondan sonra da ailesinin de bilgisi dahilinde Allah'ın size tandığı hakları kullanabilirsiniz.
Bu konuyu aile danışmanından ziyade kendiniz bireysel olarak bir psikoloğa giderek kendiniz ve çocuklarınız için en doğrusunun ne olduğunu anlamak niyetli destek almalısınız. Bunun yanı sıra da aile geleceğiniz için de aile büyüklerinizle ve fikir danışabileceğiniz tecrübeli ve yakın büyüklerinizle istişare etmelisiniz. Bu süreçte Allah'tan size yardım etmesini dileyin. Size hidayet etmesini dileyin. Allah bir yol gösterecektir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bu durumu muhakkak bir aile danışmanı ile bizzat görüşün. Aile danışmanından sonra da eşinizi karşınıza alın ve onu incitmeden elinizden gelmeyen nedenle kabalık yapabildiğinizi izah edin. Eşiniz “ben böylesine de razıyım” derse devam edin. Zamanında kalma kararı vermeyecektiniz. Siz de anlıyorsunuz ki iş çok geç. Sabredip sevap kazanmaya çalışın. Eşiniz size ayrılma yönünde bir karar belirtirse o zaman da yine bir aile danışmanı ya da yaşlı bir aile büyüğünüz nezaretinde karar verin.
Selamünaleyküm. Kardeşim, Elbette ateş düştüğü yeri yakar, herkes kendi derdini bilir. Buna itiraz edemem. İnsanların, 'sakın boşama, sabret!' demeleri de normaldir. Sen de olsan aynısını derdin. Bunu da kabul ederiz. Senin meselen le alakalı duruma gelince: Sonrasında nedamet duyacağın bir karar vermenden çekiniriz. Yoksa boşamak zor değildir ve asla, sevginin bulunmadığı bir evliliğin hatır belasına sürdürülmesi doğru değildir. Evlilik bir sevgi çemberinde sürmelidir. Eğer sen, fevri davranmadığını, uzun bir zamanın tecrübesi ile karar verdiğini söylüyorsan, elbette boşayabilirsin. Sana, kararında hata etmiş olabileceğini örnekleyecek bir eksikliğini ikaz edebilirim. Mesela sen, 'gece benim cinsel ihtiyacıma beş ay üst üste cevap vermedi' türünden bir dert zikretmiyor sun. Sadece olmayan bir sevgiyi öne çıkarıyorsun. Yine de sevgisizlik bir ayrılma nedeni olabilir diyorum sana. Seninle Rabbin arasında bir durumdur bu. Eğer daha fazla rahat etmek istiyorsan, eşinin de bu hususu yazmasını sağla. Bakalım onun kendine göre haklılığı var mı? Allah yardımcın olsun.
aile içi geçimsizlik konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. O da huzur istiyorsa işi bırakacak ve evinde sizin kazandığınızı yiyecek. Ancak böyle rahat edebilirsiniz. Anlattığınız durum iç açıcı değil.
Selamünaleyküm. Yanlış yaptın elbette. Oğlunu alıp kaçman yerine, annenle görüşmek için diretmen gerekirdi. Geri dönüp, huzurunu sağlaman gerekir.
İkisinin arasındaki sorunlara sakın siz girmeyin. Onlar kendi kazançları ve zararları için çalışıyorlar. Kimin haklı kimin de haksız olduğunu Allah Teâlâ belirleyecek, hükmü o verecektir. Siz insanlığınızı yapın. Elinize düşerse insanca ve mü'mince davranın. Zulmetmeye kalkarsa zulmüne izin vermeyin. Elinizi koruyun. Dilinizi koruyun. Sabredin, seviye kaybetmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Böyle bir tavsiye ihtiva eden hadis bilmiyorum. Muteber bir alimin öğütleri arasında da yoktur.
Bir hakem her ikinizi dinlemedikçe sizinle ilgili dengeli bir karar verilmesi zordur. Siz aile büyüklerinizden birini yanınıza alarak bir çözüm arayın. Evet, evinizde tek başınıza yaşamak hakkınızdır ama karşınızda sizi anlayacak, saygı gösterecek biri yok anlaşılan. Siz de aile büyüklerinizden biri ile beraber olun. Olmazsa devletten yardım alın ama bu kararları ne kadar duygusal ne kadar da yerinde verdiğinizi siz kararlaştırmayın, muhakkak bir hakem bulunsun.
- Bu durumu ailen gündeme getirsin. - Asla eşine tepki gösterme, haklı iken haksız olursun. - Karşılığını Allah'tan beklesen ve onları duymasan daha iyi olurdu ama madem doldun, baban veya başka biri devreye girsin. - Boşanmak senin aleyhine olur. Boşandıktan sonra kendi kendini yiyebilirsin.