Fetva Meclisi
Soru
Hocam son iki yıldır eşimin manevi problemleri var. İbadeti iyiden iyiye bıraktı. Son zamanlarda da düşüncelerim değişmeye başladı diyor. Benimle de bu konuyu uzun uzun konuşmaktan hiç hoşlanmıyor. Karakter olarak yönlendirilmeye de hiç uygun değil. Ben yol göstermeye çalışsam, problemi tam olarak anlamaya çalışsam da konuşma bitmeden kapatıverir. Anası babası konuşsa da bir şey değişmez ve konuşmak istemez. Pek çok şeye imanımı kaybettim diyor. Dini kullanıyorlar, insanları ellerinde tutmak istiyorlar falan diyor. Mevcut düzeni ve olanları böyle yorumluyor. İnanın hastalandım son zamanlarda. Onun karakterini de bildiğim için konuyu kurcalamak ve bunaltmak istemiyorum. En son olarak durumun beni çok üzdüğünü söyledim. Müslüman olmazsan evli kalamayız, bir gün Müslüman olmadığına karar verirsen bana söyle dedim. Ne yapmalıyım hocam? Kendisinden de razıyım, benim ibadetime hiç müdahale etmez. Duadan başka elimden ne gelir, ne yapmalıyım? Eşi olarak davranmaya, onu hoş tutmaya devam mı etmeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Size Allah'ın tanıdığı hakları eşinizin koruması şarttır. Bu durumu eşinize iletin. Sizi koruyamayacaksa eşi olarak neden tutuyor? Anne baba hakkına sığınması yanlıştır. Sizin anlattığınız gibi ise eğer siz diretebilirsiniz. Ne kadar duygusal olup olmadığınızı ise yakınlarınızla istişare ederek kararlaştırın.
Düzelme umudun son ana kadar devam etmelidir. Sabretmemiş bir kul olmamaya bak. Evet, kaderimizdekine razıyız ama kaderde ne olacağını bilmediğimizden iyinin peşinden gitmeye çalışacağız. Sabredeceğiz, yorulmayacağız, yılmayacağız. Bu arada böyle bir durumun seni harama kaydırıyor olmasından korkmalısın. Aman dikkat et, şeytan seni veya eşini sömürmesin.
Selamünaleyküm. Evli bir kadının, eşiyle böyle konularda tartışması uygun değildir. Eşinize karşı, Müslümanlar arasındaki ihtilaflı konulardan birini tutmayın. Hiçbir şekilde eşinizle tartışmayın bunları. Onun düşündüğü gibi düşünmek zorunda değilsiniz ama şeytana aranıza fitne sokması için fırsat vermeniz de hakkınız değildir. Özür dileyin ve tekrarlamayacağınızı bildirin on, durum düzelsin.
Kıymetli kardeşim, bu kararı almadan önce aile büyüklerinizden sözüne itibar ettiklerinizle istişare edin. Sırf laf olsun, torba dolsun, diye konuşan insanlarla değil de adalet sahibi, vicdan sahibi, ilim-irfan sahibi kişilerle istişare edin. Buna binaen de bir karar alın. Kararınızı alırken istihare duası yapmayı da unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ size sabır versin. Ne edip edin eşinizi bir psikoloğa gitmeye ikna edin. Anlattıklarınızdan eşinizin rahatsızlık geçirdiği anlaşılmaktadır. Siz bu durumu mesela filan hastalığa yakalanması veya bir trafik kazası geçirmesi gibi görmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kendinizi yıpratırsınız. Bu da sorunun bir iken iki olmasını sağlar. Onunla tartışmayın. Dolaylı yollardan konulara girin. Bir süre bu hastalığı devam edecektir. Tartışırsanız derinleşecek ve iyileşmesi daha uzun yıllar alacaktır. O diretmedikçe çocuk konusunda ertelemeden yana olmanızı size tavsiye ederiz. Üzerinize düşeni yapın gerisini Allah’a havale edin. Tam anlamı ile bir hastalık veya kaza geçirmektesiniz. Size dua ederiz.
Aleykümselam. Eşinizin o denli uzun bir zaman evden uzak kalması normal değildir. Belli bir noktadan sonra dayanamamanız tabiidir. Eşinizle durumu konuşun, gerekiyorsa ülkenize dönün, daha ucuz bir iş bulun ama tabii ortamda aileniz sürsün.
dinden çıkmak konusundaki diğer fetvalar
Bir günah küçük günahlardan bile olsa ona ısrar edilmesi onu büyük günah durumuna getirir ve sahibini helak edebilir. Bu anlamda bir sözü yanlış aktarmışlar. Günahın işlenmesinde ısrar edilmesi ve günahın gitgide büyümesi başka şey, günah işlemekle dinden çıkmak başka şeydir. Doğru anlaşılmalıdır mesele.
Mut’a nikâhı haramdır, haramlığında da bir şüphe yoktur. Şia’nın isnatsız sözleri dışında mut’ayı helal gören yoktur. Mut’ayı helal gören, bu konudaki hadisleri bilmediği veya tam anlayamadığı için helal olduğunu söylüyorsa onun için kâfir dememiz caiz olmaz. Hadisleri bile bile mut’anın helal olduğunu iddia ediyorsa öyle biri için kâfir olma ihtimali daha yüksektir. Onun için mü'min muamelesi yapamayız. Zira Peygamber aleyhisselamın açık hadislerini ve ümmetin yaygın kanaatini karşısına alan biri için “mü'min kardeş” muamelesi yapamayız.
Çok seviyesiz ve basit bir söz bunlar. Tevbe etsin, istiğfar etsin ve acilen ibadetine dönsün. Zihninden geçenlerle de ilgilenmesin.
Bu sözde kişinin sevdiğine sevgisini abartarak anlatma vardır. Allah Teâlâ'ya karşı imanı zarara uğratacak bir saygısızlık yoktur. Bu nedenle bunu söyleyenin dinden çıkacağı iddia edilemez. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Mümin, içinde Allah geçen sözcükleri kullanırken çok dikkat etmelidir. Mesela bu söz, kullanılmasa daha iyi olur.
Bu kardeşimiz öncelikle bir psikologla görüşmelidir. Yaşadığı bu süreç bir sağlık sorununu gösteriyor olabilir. İkinci olarak da tevbesi ciddi ise ve o tevbeyi korursa biiznillah geçmişi zayi olmaz.
Dinin muteber delilleriyle haramlığı sabit olan haramın haram olduğuna inanmamak veya temelden haramı inkâr etmek dinden çıkmaktır. İnkâr etmeden haram işlemek ise büyük günah sahibi olmaktır. İnsanların harama bakışları elbette her müminin derdi olmalıdır ama asıl olan insanın önce kendi imanını ve amelini düşünüyor olmasıdır. Takatımız yettiği kadar da insanlara doğruyu anlatmak isteriz ama asıl olanın kendi imanımızı ve amelimizi korumak olduğunu biliriz. Rabbim yardımcımız olsun.