Fetva Meclisi
Soru
Hocam, mut'a nikâhını helal gören biri, harama helal dediği için dinden çıkmış olur mu? Şayet bu nikâh haram ise mut'a nikâhını helal gören biri ile evlenen kadın da küfre mi girer?
Cevap
Benzer fetvalar
Fukahanın söz birliği ettiği kural şudur: Muta nikâh değildir, haramı kaldırmaz. Şuradan buradan getirilebilecek bir delil yoktur. Nikâh ile alakalı hususlarda en küçük gevşekliğe bile kapı aralamak tehlikelidir. Mü'minler arasında muta veya başka bir isimle iffeti korumayı zayıflatan her şey tehlikelidir.
Aleykümselam. Böyle bir nikâh yapan haram işlemektedir. Bu haram da ağır haramlardan biridir. Haram işleyen biri dinden çıkmış olmaz. Dinden çıkmadıkça da bir erkek, karısının nikâhı ondan düşmez. Bu durumda sizin, kadınlık gayreti ile eşinizin bir haramı irtikâp etmesi arasında hangisinin daha ağırlıklı etkisi altında olduğunuzu iyi kestirmeniz gerekir ki, özel nefretinizle dini heyecanınızı karıştırmış olmayasınız. Eğer bu konuda kalbiniz mutmain ise yani o haramı hafif gördüğü için bunu yaptığınızdan emin iseniz, öyle bir erkeğin karısı olmamayı istemenizde sakınca yoktur. Ne var ki aradaki bu çizgiyi yani iki durum arasındaki farkı iyi tespit etmelisiniz. Sabırla ve teenni ile hareket edin. Allah yardımcınız olsun.
Evet, derinleştirilirse bu söz insanı dinden çıkarabilir ve nikâhı düşürebilir. İnşaallah o derinlikte söylenmemiştir. Ciddi ve kalıcı bir tevbe ile tevbe edin. Bu durumu kendiniz ve aile hayatınız için bir ders olarak görün. Daha dikkatli bir Müslüman olarak yaşamaya çalışın. İnşaallah bir sorun olmaz.
Nikâh eğlence değildir. Nikâh neyi helal yapıyorsa o helaldir, zamanında iyi düşünmeli idiniz.
Aleykümselam. Muta nikâhı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yasaklanmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat etmeden önce altı ayrı yerde altı kere muta nikâhını yasakladığı bilinmektedir. Ömer bin Hattab radıyallahu anh ile yasağın bir alakası yoktur. Yanlış bilinmiş bir bilgi olarak bunu düzeltiniz.
Haramları yapmak haram olduğu gibi onları beğenmek, izlemek, destek olmak da haramdır. Mü'min, Allah’ın haramlarına karşı Allah’tan yana olmaya mecburdur. Allah’tan yana olmak da tepki göstermek, itiraz etmek, engellemek demektir. İzlemek ise bunların karşısında kalan bir tavırdır.
dinden çıkmak konusundaki diğer fetvalar
Müslüman bir kadın, Müslüman olmayan bir erkeğin karısı olarak kalamaz. Bu birinci kuraldır. Eşinizin “Müslüman Değil” denecek bir duruma geldiğinden şüphe etmeniz onun karısı olmanızı iptal edecek durum değildir. Müslüman olmamasının kesin olması gerekir. Kesin olarak Müslüman olmaması ise onun itirafı ile olur ya da bir müftünün size “o artık Müslüman değil” demesi ile olur. Bu nokta gerçekleşince de ayrılmak zorundasınız. Bu arada sizin bir psikologla görüşmenizde de yarar var, daha temkinli davranırsınız. Allah size yardım etsin.
Bir günah küçük günahlardan bile olsa ona ısrar edilmesi onu büyük günah durumuna getirir ve sahibini helak edebilir. Bu anlamda bir sözü yanlış aktarmışlar. Günahın işlenmesinde ısrar edilmesi ve günahın gitgide büyümesi başka şey, günah işlemekle dinden çıkmak başka şeydir. Doğru anlaşılmalıdır mesele.
Çok seviyesiz ve basit bir söz bunlar. Tevbe etsin, istiğfar etsin ve acilen ibadetine dönsün. Zihninden geçenlerle de ilgilenmesin.
Bu kardeşimiz öncelikle bir psikologla görüşmelidir. Yaşadığı bu süreç bir sağlık sorununu gösteriyor olabilir. İkinci olarak da tevbesi ciddi ise ve o tevbeyi korursa biiznillah geçmişi zayi olmaz.
Bu sözde kişinin sevdiğine sevgisini abartarak anlatma vardır. Allah Teâlâ'ya karşı imanı zarara uğratacak bir saygısızlık yoktur. Bu nedenle bunu söyleyenin dinden çıkacağı iddia edilemez. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Mümin, içinde Allah geçen sözcükleri kullanırken çok dikkat etmelidir. Mesela bu söz, kullanılmasa daha iyi olur.
Dinin muteber delilleriyle haramlığı sabit olan haramın haram olduğuna inanmamak veya temelden haramı inkâr etmek dinden çıkmaktır. İnkâr etmeden haram işlemek ise büyük günah sahibi olmaktır. İnsanların harama bakışları elbette her müminin derdi olmalıdır ama asıl olan insanın önce kendi imanını ve amelini düşünüyor olmasıdır. Takatımız yettiği kadar da insanlara doğruyu anlatmak isteriz ama asıl olanın kendi imanımızı ve amelimizi korumak olduğunu biliriz. Rabbim yardımcımız olsun.