Fetva Meclisi
Soru
Muta nikâhı kıyamete kadar haram mıdır? İbn-i Abbas'ın bir rivayetine göre zaruret halinde caiz olduğu söyleniyor, böyle bir şey mümkün müdür?
Cevap
Benzer fetvalar
Mut’a nikâhı haramdır, haramlığında da bir şüphe yoktur. Şia’nın isnatsız sözleri dışında mut’ayı helal gören yoktur. Mut’ayı helal gören, bu konudaki hadisleri bilmediği veya tam anlayamadığı için helal olduğunu söylüyorsa onun için kâfir dememiz caiz olmaz. Hadisleri bile bile mut’anın helal olduğunu iddia ediyorsa öyle biri için kâfir olma ihtimali daha yüksektir. Onun için mü'min muamelesi yapamayız. Zira Peygamber aleyhisselamın açık hadislerini ve ümmetin yaygın kanaatini karşısına alan biri için “mü'min kardeş” muamelesi yapamayız.
İslâm’a göre nikâh, evlenme ehliyetine sahip ve aralarında evlenmelerine dinî açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin (veya vekillerinin) şahitler huzurunda “seni nikâhladım, seninle nikâhlandım, seni eş olarak kabul ettim, seninle evlendim.” gibi yoruma ve inkâra imkân vermeyecek sözlerle, birbirleriyle evlenmeleri konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden (îcap ve kabul) ibarettir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/82-83) Bu nikâh akdinin gizli değil, evlenecek olanların kendi aileleri ve yakın çevrelerinin bilgisi dâhilinde icra edilmesi gerekir. Bütün şartların yerine getirilmesi neticesinde icra edilen bu şekildeki bir resmî nikâh, dinen de muteberdir. Nikâh dairelerinde kıyılan resmî nikâhlarda nikâh memurunun “evlenmeyi kabul ediyor musun?” şeklindeki sözün tarafların “evet” veya “kabul ediyorum” şeklinde verdikleri cevaplar bu akdin dinen geçersiz olmasını gerektirmez. Çünkü yapılan nikâh akdinin kesin olduğu hem resmî tescille hem de ortam karinesi ile sabittir. Evlenecek kişiler resmî nikâhtan sonra, isterlerse evlerinde veya münasip bir yerde istedikleri kişilere Kur’ân-ı Kerîm’den bir bölüm okutup dua ettirip nikâh kıydırabilirler. Kurulan yuvanın mutluluklar getirmesi, sâlih ve sağlıklı nesillere vesile olması için dua edilmesi elbette iyidir. Bu aynı zamanda örfümüze de uygundur. Ancak günümüzde resmî nikâh olmadan dinî nikâh yapılması kadının ve çocukların haklarının korunması açısından uygun değildir. Nitekim Osmanlı Hukûk-ı Âile Kararnâmesinde de şehrin kadısına kayıt yaptırılması şart koşulmuş ve nikâhın tescili üzerinde ısrarla durulmuştur.
Selamünaleyküm. Erkek açısından nikâhın varlığına zarar yoktur. Kız açısından ise Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerde öyle bir nikâh yok durumundadır. Bu kuralı bir fıkıh bilgisi olarak kaydettik. Akla ve ahlâka göre ise hiçbir şekilde doğru değildir. İki taraf için de bu bir hatadır.
Şahitlerin ve velinin bulunduğu bir ortamda nikâha dair soruları soran ve cevapları alan biri olarak kadının nikâh kıymasında sakınca olmaz. İslam devletindeki nikâhı resmen onaylayan kâdının makamında olacak bir noktada ise eğer nikâh kıyacak denen kadın, kadının nikâh kıymasının caiz olmayacağını söyleyen ulema vardır. Bu görüşe göre kâdının erkek olması gerekmektedir. Nikâh akdini kıymak da kâdı veya onun vekiline ait bir iş olacağına göre kadının o makamda bulunması caiz değildir, demişlerdir.
Evet, derinleştirilirse bu söz insanı dinden çıkarabilir ve nikâhı düşürebilir. İnşaallah o derinlikte söylenmemiştir. Ciddi ve kalıcı bir tevbe ile tevbe edin. Bu durumu kendiniz ve aile hayatınız için bir ders olarak görün. Daha dikkatli bir Müslüman olarak yaşamaya çalışın. İnşaallah bir sorun olmaz.
Selamünaleyküm. Nikâhta olmazsa olmaz şart, ilan edilmedir. Nikâhın ayrıntıları hakkında şahitlerin yeterli bilgisi olması ve bunun kayıt altında olması ana çizgiyi oluşturmak için yeterlidir. Bunu kadın veya erkeğin yapması sonucu değiştirmez. Ne var ki nikâh, böyle derme çatma olmamalıdır. Böyle bir nikâh için 'zina değildir' denebilir ama nikâh da bu değildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Meseleyi dış kıyafet/iç kıyafet diye ayırmayın rahat edersiniz. Şöyle anlayın: Yabancı bir erkek sizi yakın bir mesafeden gördüğünde sizin üzerinizde erkek olarak hoşlanacağı ve gözle de olsa tatmin olacağı bir ayrıntı yakalıyorsa siz tesettürlü değilsiniz demektir. Bunu önlemeniz için üzerinize alacağınız şeyin adının ne olduğu önemli değildir. Önemli olan sizin o gözden korunmanızdır. Adı dış kıyafet olup da sizi bu açıdan korumamış olan şeyin de kıymeti yoktur zaten. Allah yardımcımız olsun.
Gusülde kuru bir yer kaldığını anlayan kişi SADECE KURU KALAN YERİ YIKAR. Guslün yeniden alınması gerekmez. Bu arada namaz kılmış ise o namazın/namazların yeniden kılınması gerekir.
Gıybetin içeriği ve neticesi sabit değildir. Zinanın içeriği ve neticesi ise sabittir. İkisinin kıyas edilmesi bile mümkün değildir. Zina her durumda ağırdır, şirk ve cinayetten sonraki en büyük haramların başındadır.
İbni Kesir, tefsir ilmine dair ön bilgisi olmayanlar için hatta hafız olmayanlar için tavsiye edebileceğimiz bir tefsir değildir. Özellikle de Türkçe tercümesi çok ağır olabilir.
Bu şekilde bir rivayeti bilmiyorum. Misafirin rızkı ile geleceğine dair rivayetler ise vardır.
Riyazussalihin'in Erkam Yayınları arasındaki sekiz ciltlik baskı değerlidir.