Fetva Meclisi
Soru
Bir gıybet otuz üç zinaya eşittir deniyor, doğru mudur bu bilgi?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanın haram olan bir gıybetin yapıldığı yerde bulunması caiz değildir. Harama iştirak de haramdır. Bu kural bilerek ve razı olarak bulunulması ile alakalıdır. İnsan kerhen ve cebren bulunduğu yerdeki hatadan mesul olmaz.
Selamünaleyküm. Bir kere tenkit, ya siyasi veya idari konumu olan birinin üzerinden yapılır ya da ferden zarar gördüğümüz bir kişi üzerinden yapılır. Bu ikisi de bir hak aramadır ve gıybet hükmünde değildir. Birincisinde toplumun hukuku savunulmaktadır, ikincisinde de şahıs kendi hakkını savunmaktadır. Gıybet ise bir mü'minin arkasından onu rencide edecek şekilde konuşmaktır. Konuşulan şeyin doğru veya yanlış olması bildiğiniz gibi sonucu değiştirmemektedir. Allah hepimizi hayra yönlendirsin.
Müslüman’ın saygınlığının korunması gerekmektedir. Gıybet bu saygınlığı zedeleyen tutumlardan biri olduğu için haramdır. Sabit bir hakkı aramak için mahkemede konuşmak gibi meşru bir sebep yokken kimsenin gıybeti yapılamaz. Bu kurala, boşanan eşler de dâhildir. Özellikle boşanan eşlerin birbirlerinin özel sırlarını konuşmaları gıybet günahı yanında ikinci bir haram daha işlemek olarak görülmektedir. Bir çeşit gıybetten de büyük bir günah olduğu bilinmelidir.
Değerli kardeşim, Gıybet en ağır haramlardan biridir. Gıybeti yasaklayan Kur'an âyeti “ölmüş kardeşin etini yemek” şeklinde tarif ediyor gıybeti. Gıybetin yaygınlaşması, herkesin dilinde olması onu helalleştirmez, sıradanlaştırmaz. Bu bir ihmaldir, hatadır. Allah Teâlâ’dan bizi böyle bir afetten muhafaza buyurmasını dileriz. Elbette elimizden geldiği kadar sakınacağız, beceremediğimiz olursa onun için de Rabbimizin affına sığınacağız. Gıybet, mü'min kardeşini arkasından onun hoşlanmayacağı şekilde konuşmandır. Bu bir onur zedeleme eylemidir. Yasak olan da o onurun zedelenmesi meselesidir zaten. Gıybetin caiz olduğunu söyleyebileceğimiz noktalar da vardır. Prensip olarak gıybetin her çeşidinden sakınmalıyız ama aşağıdaki başlıklarda gıybet haram değildir. Bunu da bilmeliyiz: a. İnsanlara zulmeden bir zalimin zulmünü anlatmak gıybet sayılmaz. Zalimin zulmü konuşulur. b. Evlilik, ortaklık ve benzeri ilişkileri oluşturmak için istişare ederken geçen doğru sözlerden de gıybet oluşmaz. c. Dini anlatan insanların aleni yanlışlarını doğru olarak anlatmak da gıybet olmaz. Bu bir dini koruma eylemi olur. Ancak neyin nasıl söyleneceği yani teşhirin şekli ayrı bir konudur. d. Büyük günahlardan birini alenileştirerek işleyen ve fasık durumuna düşenin hâlini konuşmak da gıybet olmaz. e. Meçhul birinin arkasından konuşulan şey gıybet değildir. Konuşulan şeyden kimin etkilendiği anlaşılmıyorsa o gıybet değildir. f. Aldatan birinin aldatmasını açıklamak gıybet değildir. Mesela bir ticari ilişkide aldatma üzerine kurulu bir alışverişin gerçeğini bilen biri “seni aldatıyor” diye kardeşini uyarsa, bu gıybet olmaz. g. Tanıtım ve bilgilendirmeyi aşmayan bir söz gıybet değildir. Mesela “Topal İdris” sözü, herkesin topal olarak bildiği biri olduğu ve başka türlü de tanıtılamayacağı bir ortamda gıybet oluşturmaz. h. Müftüye fetva sorarken konuşulmak zorunda kalınması gıybet değildir. i. Yardıma muhtaç birinin yardım gerekçesini başka türlü izah edemeyecekse konuştuğu gıybet olmaz. j. Dine ilaveler sokan bid’atçi birinin yaptığı işin konuşulması da gıybet olmaz.
İnsanlara zarar verenlerin zarar verdikleri şeyleri gıybet konusunda istisna edebiliriz. Her ne kadar kâfir için gıybette mü'min gibi hassasiyet aranmıyorsa da dilimizi gıybete alıştırmamamız daha doğrudur.
Gıybet, bir mü'mini ismi veya vasfı ile arkasından rencide etmek yani onurunu kıracak bir söz söylemektir. Zulüm gören ise kendisine zulmedeni, bir medet arama mantığı ile anabilir. Bu bir gıybet değil, hak arayışı olur. Sadece içe atmak bir çare değildir, belki yeni bir sorun ihdasıdır da. İftiraya kaçmadan, yalan üretmeden ve abartmadan dert anlatılır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu şekilde bir rivayeti bilmiyorum. Misafirin rızkı ile geleceğine dair rivayetler ise vardır.
Meseleyi dış kıyafet/iç kıyafet diye ayırmayın rahat edersiniz. Şöyle anlayın: Yabancı bir erkek sizi yakın bir mesafeden gördüğünde sizin üzerinizde erkek olarak hoşlanacağı ve gözle de olsa tatmin olacağı bir ayrıntı yakalıyorsa siz tesettürlü değilsiniz demektir. Bunu önlemeniz için üzerinize alacağınız şeyin adının ne olduğu önemli değildir. Önemli olan sizin o gözden korunmanızdır. Adı dış kıyafet olup da sizi bu açıdan korumamış olan şeyin de kıymeti yoktur zaten. Allah yardımcımız olsun.
Fukahanın söz birliği ettiği kural şudur: Muta nikâh değildir, haramı kaldırmaz. Şuradan buradan getirilebilecek bir delil yoktur. Nikâh ile alakalı hususlarda en küçük gevşekliğe bile kapı aralamak tehlikelidir. Mü'minler arasında muta veya başka bir isimle iffeti korumayı zayıflatan her şey tehlikelidir.
İçki içilmiş bir yerde daha sonra namaz gibi bir ibadetin yapılmasına namazın kabul olması açısından bir sakınca yoktur. Ancak Müslüman insanın, yaptığı işin neye mal olacağına dikkat etmesi gerekmektedir.
Dinimizin bizi ikaz ettiği KUL HAKKI konusuna dâhil edilebilecek bir konu değildir bu. İbadetleri ihmal etmek başlığında da ele alınamaz. Bu bir kişilik ve anlayış meselesidir. Yapamayacağınız işe söz vermemeli idiniz. Söz verince de yapmalı idiniz. Yapmadığınız için dininiz tehlikeye girmiş olmaz. Allah Teâlâ’nın emrettiği ibadetleri yapın, haramlardan kaçının; iyi bir Müslüman olmanız için böylesi de yeterli olabilir.
Gusülde kuru bir yer kaldığını anlayan kişi SADECE KURU KALAN YERİ YIKAR. Guslün yeniden alınması gerekmez. Bu arada namaz kılmış ise o namazın/namazların yeniden kılınması gerekir.