Fetva Meclisi
Soru
Kıymetli hocam, gıybetin ne büyük bir vebal olduğunu Kur'an ı Kerim'den Efendimiz'in (s.a.v.) hadislerinden ve İslam büyüklerinin sözlerinden biliyoruz. Ne var ki, pek çoğumuzun bu elim hataya sık sık düştüğü de bir gerçek. Yine pek çoğumuz bu günahı bilmeden yahut farkında olmadan işliyoruz. Naçizane bunun en mühim sebeplerinden birinin gıybet ile gıyabî eleştiri arasındaki muğlaklık olduğunu düşünüyorum. Elbette böyle bir muğlaklık hakikatte var olmasa da çoğumuzun zihninde eleştiri ve gıybet ayrımı net değil. Kimimiz gıybet sayılacak şeyi eleştiri zannediyoruz, kimimiz ise eleştiri nevinden bir ifadeyi gıybet addedip eleştirinin nimetlerinden uzak kalmayı tercih ediyoruz. (Bu ikincisine çok daha nadir rastlanıyor olsa gerek. Lakin daha hayırlısı da zannımca budur). Efendim, bizlere eleştiri ve gıybet arasındaki ayrımı nasıl yapabileceğimizi anlatırsanız sizlere bir kez daha duacı olacağız. Bu konuda aydınlatılmaya mü'minler olarak çok ama çok ihtiyacımız var. Temel soru da şudur: Bir mü'min hakkında gıyaben (yıkıcı değil yapıcı) eleştiride bulunmak caiz midir? Yoksa gıybet mi sayılmaktadır? Dua ile.
Cevap
Benzer fetvalar
Hocalar ve âlimler de insandır, makamları büyük ve yüksek de olsa onlar da diğer insanlar gibidirler neticede. Hata edebilirler, yanlışları olabilir. Bunu abartmamak gerekir. Hocalar ve âlimler tenkit edilemez diye bir kural yoktur ama bu bir çocuk oyuncağı ve kahve muhabbeti düzeyine de indirilemez. Şu hakikatleri bilmemiz gerekiyor: Bir Müslüman’ın arkasından konuşmak gıybettir veya iftiradır ya da hak zayiini gidermektir. Bir Müslüman’ın arkasından konuşulurken veya yazılırken gıybet ya da iftira yapılıyorsa haram işleniyor demektir. Hak yerine getiriliyorsa veya hak aranıyorsa mesele yoktur. Bu durumu hoca/âlim hakkında uyguladığımızda ise daha da hassas olunması gerektiği anlaşılacaktır. Hocanın arkasından gıybet/iftira yapılıyorsa bu bir afettir. Çünkü sıradan bir insanın gıybeti haram iken insanlara din öğreten Peygamber aleyhisselamın vekili biri için bu yapıldığında ağırlık daha da çoğalacaktır muhakkak. Hayır durum, hakkı aramak veya yanlışı düzeltmek ise bunu yapan kimdir? Âlimden daha âlim biri olmadıkça oynanan futbol maçında ıslık çalan seyircinin yaptığını yapmış olacaktır Müslüman. Bu bir zayiattır. Allah muhafaza buyursun. Âmin. Hocalar/âlimler belki hak etmiyor, beceremiyor olsalar da bu ümmetin birliğini ve gücünü temsil etmektedirler. Onların yıpratılması, eskitilmesi onlardan önce ümmete zarar verecektir. Bu da unutulmamalıdır. İkaz edilmeleri gerekiyorsa bu özelden yapılabilir. Toplum içinde yankı bulan her yanlış, her dedikodu insanların dinden biraz daha uzaklaşmaları, yanlışın biraz daha yayılması demek olacaktır. Bu da Müslüman’ı asla mutlu etmez/edemez. Bu ümmetten bir mü'min, bu ümmetten olmayanlara hizmet edecek bir işi yapmaz, yaparsa yarın Allah’ın huzurunda hesap verirken zorlanır.
Selamünaleyküm. Gıybet, bir mü'minin toplum içindeki onurunu yaralama açısından haramdır. İnsanların onurunun korunması gerektiği gibi mü'min toplumun ahlâk ve akidesinin de korunması gerekmektedir. Eğer şahıslar mü'min topluma zarar verir duruma geliyorlarsa kendileri gıybete izin çıkartma durumuna gelmiş olurlar. Öyle bir durumda da gıybet haram olmaz. Bir insanın yaptığı hatanın kendisi ve Rabbi ile baş başa kalmış bir hata olması başka şey hatasının mü'min topluma zarar verecek bir hata işlemesi başka şeydir. Onunla Rabbi arasındaki hataları etrafında gıybetini yapamayız. Mü'min topluma zarar dönüşen hata ise umumun maslahatı için konuşulabilir. Şu kadar ki, böyle bir kararı verirken ne kadar nefsi davranıyoruz ne kadar da dinimiz adına konuşuyoruzun hesabını çok dikkatli yapmalıyız. Şeytan haramları gayet cazip hâle getirmekte pek mahirdir.
Değerli kardeşim, Gıybet en ağır haramlardan biridir. Gıybeti yasaklayan Kur'an âyeti “ölmüş kardeşin etini yemek” şeklinde tarif ediyor gıybeti. Gıybetin yaygınlaşması, herkesin dilinde olması onu helalleştirmez, sıradanlaştırmaz. Bu bir ihmaldir, hatadır. Allah Teâlâ’dan bizi böyle bir afetten muhafaza buyurmasını dileriz. Elbette elimizden geldiği kadar sakınacağız, beceremediğimiz olursa onun için de Rabbimizin affına sığınacağız. Gıybet, mü'min kardeşini arkasından onun hoşlanmayacağı şekilde konuşmandır. Bu bir onur zedeleme eylemidir. Yasak olan da o onurun zedelenmesi meselesidir zaten. Gıybetin caiz olduğunu söyleyebileceğimiz noktalar da vardır. Prensip olarak gıybetin her çeşidinden sakınmalıyız ama aşağıdaki başlıklarda gıybet haram değildir. Bunu da bilmeliyiz: a. İnsanlara zulmeden bir zalimin zulmünü anlatmak gıybet sayılmaz. Zalimin zulmü konuşulur. b. Evlilik, ortaklık ve benzeri ilişkileri oluşturmak için istişare ederken geçen doğru sözlerden de gıybet oluşmaz. c. Dini anlatan insanların aleni yanlışlarını doğru olarak anlatmak da gıybet olmaz. Bu bir dini koruma eylemi olur. Ancak neyin nasıl söyleneceği yani teşhirin şekli ayrı bir konudur. d. Büyük günahlardan birini alenileştirerek işleyen ve fasık durumuna düşenin hâlini konuşmak da gıybet olmaz. e. Meçhul birinin arkasından konuşulan şey gıybet değildir. Konuşulan şeyden kimin etkilendiği anlaşılmıyorsa o gıybet değildir. f. Aldatan birinin aldatmasını açıklamak gıybet değildir. Mesela bir ticari ilişkide aldatma üzerine kurulu bir alışverişin gerçeğini bilen biri “seni aldatıyor” diye kardeşini uyarsa, bu gıybet olmaz. g. Tanıtım ve bilgilendirmeyi aşmayan bir söz gıybet değildir. Mesela “Topal İdris” sözü, herkesin topal olarak bildiği biri olduğu ve başka türlü de tanıtılamayacağı bir ortamda gıybet oluşturmaz. h. Müftüye fetva sorarken konuşulmak zorunda kalınması gıybet değildir. i. Yardıma muhtaç birinin yardım gerekçesini başka türlü izah edemeyecekse konuştuğu gıybet olmaz. j. Dine ilaveler sokan bid’atçi birinin yaptığı işin konuşulması da gıybet olmaz.
Selamünaleyküm.Bütün insanlığı ıslah etme heyecanı ile çalışacağız ama sonunda asıl gayenin kendimiz olduğunu unutmayacağız. Gıybet örneğinde meselâ, gıybetin bütün insanlıktan kalkması için gayret ederken biz önce kendimizi ondan uzak tutmanın yollarını arayacağız. Metodumuz bu olmalıdır. Bir de duayı unutmayalım.
Selamünaleyküm. Gıybet ve benzeri dil sıkıntılarının en önemli nedeni, kalbi boş bırakmaktır. Kalp hiç boş kalmamalıdır. Kalbin doluluğu da iki şeyle gerçekleşir. Birincisi, mü'min insanın ahirete ait meseleleri sürekli canlı tutması, Kur'an, hadis ve selefe ait bilgileri sürekli öğrenmesi ve tekrarlamasıdır. İkincisi de, çevresini salihlerden oluşturması ve 'biri bitince diğerine geçilecek' bir iş yoğunluğu içinde olmasıdır. Böylece mü'min şeytanın tuzaklarına karşı uyanık kalmış olur. Gıybete, dostluğun bahane edilmesini de kabul edemeyiz.
Aleykümselam.Allah’ın emirleri ve yasakları ile aynı anda yüz yüze geliyorsak, başka bir ifade ile bir emri yaparken bir haram ile yüzleşeceksek o emri yapmayız. Sıla-ı rahim, akrabalık ilişkileri bu şekilde değerlendirilebilir. Eğer bir ziyaret harama düşürüyorsa bizi, o ziyareti erteleyebiliriz veya haramsız kadarı ile yaparız.Müslüman, tövbe eder. Tövbesini korur. Sonrasını da Rabbine havale eder. Daha ileri giderse şeytanı memnun eder.
dedikodu konusundaki diğer fetvalar
Mümkün ise, konu belirterek helalleşmek daha doğru olur. Ama umumen de olsa helallik muhakkak alınmalıdır. Çok zor bir yere gidiyoruz. Oraya hak götürmek tehlikelidir. Allah'a emanet olun.
İsmini vererek zarar görmesine sebep olduğunuz biri varsa ondan özellikle helallik alın. Helallik mümkün değilse veya özellikle ismini vermeden dedikodu yaptı iseniz ya da benzeri genel denebilecek durumlar için toplu istiğfar etmeniz yeterlidir. Allah'ın mağfiretini umar ve umutla yaşarız. Allah yardımcımız olsun.
Derdi paylaşmak dedikodu değildir. Paylaşımı işe yaramayacak kimselerle paylaşmak, en azından moral verip hakkı gösterme kabiliyeti olmayana aktarmak dedikodu olabilir. Bir de özellikle ilave yaparak anlatmak yani yalan katmak asıl dedikodu olur.
Bu bir hastalıktır. Tamamen kurtulmak mümkün olmasa da en asgariye indirmek mümkündür. Bunun için de şunları uygulayabilirsiniz: a- Bununla ilgili âyet ve hadisleri ders olarak hazmedin. Dinimiz bu tür hastalıklar için neler tavsiye ediyor onu bilin. b- Çevre seçici olun. Bu hususta zafiyeti olanları elemeye çalışın. c- Arkadaşlarınızla bu konuyu gündem yapın, çirkinliğini sık sık gündeme getirin. Neticede sizin bu konudaki hassasiyetinizi bilsinler; hem onlar sakınsın hem sizin tutumunuz gereği size saygı göstermek zorunda kalsınlar. d- Sürekli okuyan, yazan biri olmaya bakın. Bu şu demektir: Kendinizi kültürle dolu biri yapın. e- Zikir yapmayı ilke edinin. Zikir şudur: Boş kaldığınızda ezber bildiğiniz âyetleri okuyun. Sureleri tekrar edin. Tesbih yapın. Mesela, on defa ‘subhanellah’ deyin. f- Her şeye rağmen yine bataklığa düşerseniz istiğfar edin, tevbe edin. Tekrar etmemeye azmedin. g- …Ve dua etmeyi unutmayın. Her gün dua edin. Dua mü'minin silahıdır.
Sizinle alakalı bir olayı nakletmek dedikodu olmaz. Derdinizi anlatabilirsiniz ama ilave yapmayın, abartmayın, anlatmamayı tercih etmeye çalışın. Ve asla anlattığınızda size yarar getiremeyecek birine de anlatmayın.
Söz konusu üretilmiş sözlere rağmen bayanın dışarıdan bakıldığında Müslümanca kimliği açık görülebiliyor ve bir sıkıntı hissedilmiyorsa evlenebilirsiniz. Aksi ise yani söylenenleri doğrulayacak işaretler görüyorsanız Müslüman olarak kendinizi böyle bulanık bir suya atmamalısınız. Aynı durum erkek için de geçerlidir.