Fetva Meclisi
Soru
Baba ve anne çocuğunu dövdüğü için sorumlu olmaz şeklinde bir kural var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Kişi, mülkiyetinde bulunan mal üzerinde dilediği gibi tasarruf hakkına sahip olduğundan, çocuklarından birine bağışta bulunurken diğerlerinin onayını almak zorunda değildir. Bununla birlikte, anne-babanın çocuklarına karşı başlıca görevlerinden biri de aralarında herhangi bir ayrım yapmaksızın onlara eşit muamelede bulunmaktır. Böyle bir davranış, onların görevi olduğu kadar çocuğun da hakkıdır. Çocukların kız-erkek, büyük-küçük olması sonucu değiştirmez. Anne veya babanın mallarının tamamını veya bir kısmını kız olsun erkek olsun çocuklarından bazılarına vererek aralarında ayrım yapması dinen uygun değildir. Şayet anne veya baba haksız bir şekilde mallarını bir çocuğuna devredip diğerlerini mahrum bırakırsa, bir an önce bu haksızlık giderilmeli ve adalet sağlanmalıdır. Bu yapılmadan ebeveynin vefat etmesi durumunda malın devredildiği çocuğun kendisine devredilen mallardan mirastaki şer’î payları miktarınca diğer varislere vermelidir.
Erkek veya kız bir çocuğun anne ve babasına karşı maddi/manevi sorumluluğu ölene kadar bitmez. Sadece erkek çocuğun kız çocuğuna göre ekonomik ve sosyal olarak yapabilecekleri farklı olduğu noktalarda kimi zaman erkeğin kimi zaman da kızın sorumluluğu artar. Mesela kız çocuğu annenin özel hizmetini yapmak konusunda erkekten daha çok sorumlu olur. Aynı şekilde evde çalışmadan beklemek durumunda olan kız çocuğu da çalışıp kazanan erkeğin sorumluluğu kadar sorumluluk taşımaz. Bunun bir ayrıntısı da kız çocuğunun evlendikten sonra anne ve babasına karşı yapabileceklerinin doğal olarak sınırlanması söz konusu olabilir. Genel olarak anlaşılması gereken budur.
Allah’ın cennetine girmek isteyen herkes anne babasının hizmetinde bulunmak zorundadır. Evli veya bekâr olmak bu kuralı değiştirmez. Çünkü bu bir ibadettir, ibadet herkesin sorumluluğudur. Böyle bir ayrıma gitmeden herkes namaz kıldığı gibi ebeveyninin rızasını kazanmaya da gayret etmelidir. Gücünün yetmediği bir noktaya gelen elbette güç yetiremediğinden sorumlu olmaz. Ne kadar gücü yetiyordu da yetmedi dedi onu sadece Allah bilir.
Anne babaya hizmet etmek Allah’ın emridir. Allah’ın kulu olduğuna iman eden herkes bu emre muhataptır. Bu emir açısından erkek kadın ayrımı yoktur. Çocuklardan biri yaptığı hizmetin karşılığı bir ücret alamaz. Bu bir nevi namazı ücretle kılmak gibi olur. Çocuklardan biri, o hizmeti yaptığı için maişetini temin edemeyecek bir zorluk içinde kaldığı için diğer kardeşleri onu desteklerler ise bu caiz olur. Evli bir kız çocuğu, önceliği eşine vermek durumunda olduğu için anne babasının hizmetinden geri kalıyorsa onun için günah söz konusu olmayabilir.
Allah’ın cennetine girmek isteyen herkes anne babasının hizmetinde bulunmak zorundadır. Evli veya bekâr olmak bu kuralı değiştirmez. Çünkü bu bir ibadettir, ibadet herkesin sorumluluğudur. Böyle bir ayrıma gitmeden herkes namaz kıldığı gibi ebeveyninin rızasını kazanmaya da gayret etmelidir. Gücünün yetmediği bir noktaya gelen elbette güç yetiremediğinden sorumlu olmaz. Ne kadar gücü yetiyordu da yetmedi dedi onu sadece Allah bilir.
Reşit bir insanın evlenmesi kendi sorumluluğunda olur. Evlenmek bir hak veya ihtiyaç, her nasıl görülüyorsa neticede evlenmekten çok daha büyük hak/ihtiyaç olan şeyler kişinin kendi sorumluluğunda olmaktadır. Evet, mü'min bir baba çocuğunun evlenmesini kendisi için bir vicdani vazife veya ihmali durumunda sorumluluk alabileceği bir destek olarak görmelidir ama hukuki bağlayıcılık niteliğinde bir sorumluluğu olmaz. Özellikle de fakru zaruretten ötürü evlenemeyen ve harama girme riski taşıyan çocuğuna karşı bu sorumluluk biraz daha derinleşebilir ama ‘baba sorumludur’ diye bir kural yoktur. Gençlerin evlenme konusunda babalarına dayanmaları, kendileri sağlık açısından bir sıkıntı yaşamadıkları hâlde, arkadaşları ile gezerken babalarının onları evlendirmek için çalışmasını beklemeleri makul değildir. Öğrenci olmak da babaya dayanma nedeni olmamalıdır. Elbette babalar evlatlarını ihmal etmeyeceklerdir ama reşit bir insan kendi evlilik masraflarını üretmelidir. Onurlu bir evlilik açısından böylesi daha basiretli ve hayırlı tutum olur.
dayak konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir şeye inanmak istemiyorum. Ne suç ne de ceza konusunda inanmak istemeyeceğim kadar uçuk geliyor bana bu bilgi.
Dinimiz İslam, fıtrat dinidir. Rabbimiz, kadın ve erkekten fıtratlarını koruyacakları bir sistem üzerinden kulluk ister. Müslümanlık teslim olmaktır. Size binlerce cevap verilebilir, yüzlerce örnek üzerinden kadın ve erkeğin fıtratı anlatılabilir. Sizi ikna eden örnekler, cevaplar verilse de kalbinizde olması gereken, teslimiyettir. Allah emreder, kul itaat eder. Din, budur. Müslüman, teslim olur. Teslim olmayan, bir insan mantığı üzerinden Rabbani hikmeti çözmek ister, bocalar, yorulur, yıpranır ama çözemez. İnsan mantığı, Rabbani hikmeti dünya sınırlılığında çözemeyecektir. Ahiret, Allah'ın hikmeti ile tanışacağımız yerdir. Bu kulluk imtihanıdır. Kulluk, isteyenin kabul ettiği istemeyenin kabul etmediği ama kimsenin değiştirmeye, yorumlamaya da cüret edemeyeceği sistemdir. Müslüman olduğunu söyleyen ama taşıdıkları İslam kimliğine uygun yaşamayan insanlar, İslam'ın kendisi değildir. Kişiler üzerinden İslam'ın tanınması ise Müslümanlığın aslını yansıtmayacaktır.
Eğer teyzeniz buna Allah rızası için katlandı ise ne mutlu ona. O, tebrik edilecek bir hanımdır. Namaz gibi, oruç gibi sevap kazandığı bir işin içinde bulunmuştur. Ancak insanın kaldırması mümkün olmayan sadist bir işkenceye tabi tutuluyorsa, devlete baş vurup kendini koruma altına aldırabilir. Bunun dışında ise o, kazanıyor. Çocuklarını işe karıştırmaması ise ikinci bir meziyetidir; o da çok hoş. Çok dua etsin. Hem eşi için hem de kendisi için dua etmesi gerekir. Allah yardımcısı olsun, dualar ederiz kendisine.