Fetva Meclisi
Soru
Hocam İslam'a göre neden kadın kocasına itaat etmek zorunda? Üstelik erkek ikinci kez evlenirken bile karısından izin almak zorunda değilken. İslam neden her konuda kadına yükleniyor? Ahzab suresine göre kadınlar evlerinde oturmalılar, kocalarının dört karısından biri olmayı kabul etmeliler, şahitlikte yarım olmayı kabul etmeliler, üstüne üstlük itaatsizlik ettiğinde dayak yemeyi de kabul etmeliler, Anadolu’daki dayak kültürü hepimizin malumu, öyle kadınlar tanıyorum ki kocasından, kayınvalidesinden ve kayınpederinden beş vakit namaz niyetine dayak yiyor, eziyet görüyordu. Bu konuda atasözleri bile var, “kadının kucağından çocuğu sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” böyle ata yerin dibine girsin. İtaatsizlik neye göre kime göre? Erkek kim oluyor da kadına ceza veriyor, had bildiriyor? Etrafımızda öyle aşağılık erkekler var ki kendisi her şey yapmakta sıkıntı görmez fakat karısına gelince evden çıkarmaz. Buna da İslam'ı alet eder, bana itaat etmek zorundasın diye, alın size itaat örnekleri! Üstelik erkekler dışarıda rahat rahat gezebilirken eğlenebilirken kadın neden evde oturmak zorunda? Bazı videolarınızı izledim kadınlara üniversite okurken ahlak dersleri veriyorsunuz erkeklere de söylüyor musunuz aynı şeyleri ama yok size göre ahlaksızlık hep kadınlardan çıkar değil mi erkekler masumdur! Lafa gelince kadınların eğitimine çok önem verirsiniz ama icraatta yok şöyle edemezsin böyle edemezsin kendi fıtratına göre iş bulmalısın dersiniz neymiş kadının fıtratı evinde sessiz sessiz pusup kalması, çocuk doğurması ve kocasından dayak yemesi midir? Kadın bilimle, siyasetle veya sanatla uğraşamaz, çalışamaz mı, hayallerini gerçekleştiremez mi? Yok bunları yapmak için kocasından, evli değilse babasından izin almalıymış kadınlar köle mi? erkek çocukları neden hayatları hakkında hayaller kurarken babalarından izin almak zorunda değiller? Allah aşkına bana yardım edin. İslam'ın mantığı kadını erkeğin kölesi etmek mi? Bu konularla alakalı mantıklı izahı olan bir kitap önerin lütfen.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Size sabır diliyorum. Evet, katlanılması sıkıntılı bir süreçle imtihan oluyorsunuz. Anlattığınız kadarıyla siz haklısınız. Eşinizin yaptığı kendisine ve size kuyu kazmaktır. Bunda bir itiraz yoktur. Siz ise, susadıkça tuzlu su içiyorsunuz. Tuzlu su içtikçe de susuyorsunuz. Size öncelikli tavsiyemiz, eşinizin üzerinde etkisi olan çevreyi değiştirin; kadına karşı en büyük silah kadındır. Ona etki eden başka kadınlar vardır muhakkak. Bu kadınlar annesi olur, komşusu olur. Her kim ise siz, eşinize yeni bir çevre oluşturun. Bütçenizden ilave ayırın ve süslenmeye teşvik edin onu. Cinsel gücünü ve isteğini artıracak gıda tüketimini sağlayın. Size üç çocuk verdiğine göre tamamen kör bir kadın değil demek ki, siz hamle yapmak zorundasınız. Nasihat yerine uygulama yapın. Eşiniz de insandır, kadındır. Her kabahati ona yıkmayın. Ben size desem ki, siz de bir erkek olarak becerip bir kadını şekillendiremediniz, ne diyeceksiniz? Bu kadın üç çocuk doğurduğuna göre kendini ispat etmiştir. Siz bir nasihat edip ömür boyu garanti bekliyorsunuz. Allah Teâlâ her gün beş kere ezan okutuyor da yine namaz kılmıyor insanlar. Sakın surat asmayın, sadece kendinizi yakarsınız. Kadına karşı kati zafer kazanmış erkek yoktur bu dünyada. Kendi kendinizi yiyerek bitirirsiniz de onu bitiremezsiniz. Kadın tatlı dilden anlar, nazlanmak ister. Sürekli alaka ister. Bunları yapın siz.Evlilik böyle bir şeydir, her gün takviye ister, her gün. Siz çabuk yılıyorsunuz. Tuzlu su içme yerine daha aktif olun, kendinizi cazip duruma getirin, peşinizden koşmak istesin. Yatak odasını renklendirin. Mesela banyoyu daha neşeli duruma getirin. Sık sık olmasa da baş başa kalabileceğiniz uzak geziler yapın. Yenilik yapmak sizin görevinizdir. Bıkmayın, usanmayın, erken verdiğiniz kararın şeytandan olacağını unutmayın. Sonunda kazanmak üzere yol alın. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Allah size sabırlar versin.
Allah seni hayırlı bir kul, mutlu bir yuva kurucusu ve örnek bir mümine kılsın. Sorun hem önemli hem de senin içinde bulunduğun düşünce iklimini açıkça yansıttığı için cevap verirken sadece fetva değil, bir abla–ağabey sohbeti gibi bir üslupla konuşmamız uygun olur. Bu uzun ama derli toplu cevabı dikkatlice okumanı isterim. İtaat Meselesi Dinimizde Nasıl Anlaşılmalı? İslam’da kadının kocasına “itaati”, zulme boyun eğmesi, ezilmesi veya bir kölenin efendisine boyun eğmesi gibi anlaşılmaz. Bu bir sorumluluk paylaşımıdır. Aile bir gemidir; kaptanı vardır, rotası vardır. Allah bu düzende erkeğe kaptanlık sorumluluğu vermiştir. Ancak bu, erkeğin keyfine göre yönettiği bir diktatörlük değil Allah’ın emir ve yasaklarına göre hesap vereceği bir liderliktir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: "Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim." (Tirmizî, Radâ’ 10.) Bu hadis itaatin kutsiyetini, yani evlilikte saygının ne kadar büyük bir değer olduğunu vurgular. Ama bu bir zulüm çağrısı değil düzen ve merhamet temelli bir ilişki kurulması gerektiğini bildirir. Kadın Çalışabilir mi? Kendi Parasını Kazanabilir mi? Evet, kadın çalışabilir. Helal ve uygun bir işte çalışmasında, eşinin rızasıyla veya evini aksatmadan yaptığı sürece hiçbir sakınca yoktur. Ama buradaki asıl mesele şudur: Kadın çalışmak zorunda değildir ama erkek aile geçindirmek zorundadır. Bu Allah’ın erkeğe yüklediği bir sorumluluktur. Kadın isterse kazancını harcar, istemezse harcamaz. Erkek ise eşine ve çocuklarına harcamakla mükelleftir. Dolayısıyla ekonomik güç erkeğe haklılık kazandırmaz, kadına da keyfi isyan hakkı vermez. Peki İtaatin Sınırı Nedir? Nerede Başlar, Nerede Biter? İtaat, sadece "erkeğin dediği olacak" demek değildir. İslam’da itaatin sınırı vardır: Allah’a isyan olan yerde kula itaat yoktur. (Mesela namazı yasaklıyorsa, tesettüre karşı çıkıyorsa dinen dinlenmez.) Zulüm ve psikolojik baskı varsa, kadın bu itaatten sorumlu olmaz. (Hakaret eden, sürekli engelleyen, baskıcı bir adam varsa itaat değil, sabır + çözüm yolları aranır.) Ortak akıl ve merhamet varsa, itaat sevgidir, güzelliktir. (İki kişi anlaşarak yürür. Biri yürütmezse, ilişki sürmez.) Örnek Olaylara Cevaplar: "Eşim telefona bakma diyor." Eğer kötü niyetin yoksa ve eşin sadece kıskançlık ya da güven problemiyle bunu söylüyorsa, burada eşine anlayışla yaklaşman güzel olur. Ama bu bir baskıysa, konuşularak çözülmeli. "Arkadaşla görüşmeye izin vermiyor." Kıskançlık mı, güvensizlik mi, kötü zan mı? Sebep makul değilse bu konuda da çözüm yolu şura ve danışma ile bulunmalı. "Para vermiyor, çocuklara bile izin vermiyor." Bu bir evliliğin sağlıklı devam etmesinin önüne geçer. Kadın böyle bir durumda aile büyükleriyle görüşebilir, dini danışma alabilir,gerekirse boşanmayı bile gündeme getirebilir. Çünkü İslam’da zulüm altında itaat istenmez. Sözün Özü: İtaat, Arkadaşlığa Benzeyen Bir Saygıdır İtaat, evliliğin bir gereği olarak erkeğin liderliğini kabul etmek demektir. Ancak bu, kadının yok sayıldığı bir kölelik değil, sevgiyle şekillenen bir dostluktur. Aynı Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellem buyurmuştur ki: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanım." (Tirmizî, Menâkıb, 63) Bu hadisin geçtiği bir dinin erkeği, karısına efendilik değil refiklik yapar. Son Söz: Genç Kız Kardeşim! Senin gibi bilinçli, okumayı düşünen, kendi parasını helal yoldan kazanmak isteyen bir genç hanım ümmetin umududur. Ama unutma: Kadın, erkekten aşağı değildir. Evlilik, yarış değil, birlikteliktir. İtaat, ezilmek değil, aileyi ayakta tutma gayretidir. Evlilik, iki tarafın birbirini idare etmesiyle yürür. Allah Teâlâ sana hayırlı bir eş nasip etsin. Senin kıymetini bilecek, sana “haydi beraber cennete yürüyelim” diyecek bir adamla yuva kurmayı nasip etsin.
Selamünaleyküm. Şurası iyi veya burası kötü, şu zaman iyi bu zaman kötüdür dememiz doğru olmaz. Çalışan için her yer iyi, her zaman iyidir. Bize düşen, kabiliyetlerimizi iyi tespit edip çalışabilmektir. En önemlisi ihlastır. İhlas olunca Allah Teâlâ yardım ediyor. Size öncelikle tavsiyem budur; ihlâsla yola çıkın, sakın kendinizi basit görmeyin. Her mü'min, cennete adaydır. Cennete aday olmak kadar 'iyi' olmanın belgesi olan bir şey olabilir mi? Eğer evli iseniz, muhakkak eşinizin razı olacağı çalışmalar yapmalısınız. Evli değilseniz durum daha rahat demektir. Buna göre de şöyle bir çalışma yapabilirsiniz: 1- Sürekli kitap okuyun. Bir kitap okuma programınız bulunsun. Kitap okumamak, eldekini tüketmek ve yenilenmemektir. Yenilenmeyen ise zamanla hikaye anlatmaya mecbur olur. Ümmetimizin dertlerini anlatan, çözümler öneren ve aşırılığı olmayan kitaplar okuyun. Farklı hatipleri dinleyin, size en yakın tarzı tespit edince ona yoğunlaşın. Bu hususta sosyaldoku.com sitesindeki HOCA dersini izlemenizi tavsiye ederim. 2- Dine hizmette hiçbir zaman uç konularla ilgilenmeyin. Milyonda bir kişiye lazım olacak konular yerine umumu alakadar eden ana meselelerle ilgilenin. 3- İHL'lerde bayan ve erkek her hocaya bu dönemde çok ihtiyaç vardır. İffetinizi ve vakarınızı koruyabileceğiniz bir bayan bölümünde ders vermenizi zaruri görürüm. Kur'an kurslarında iş becermek sabır ve tecrübe ister. 4- Hizmet ediyor olmak asla sizin özel ibadetlerinizi gevşetmemelidir. Namazınız, Kur'an tilavetiniz, virdiniz, sılayırahiminiz gevşemesin. Bu çalışmalara dayanarak bekâr iseniz evliliğinizi de geciktirmeyin. 5- İstişare en güçlü kaynağınızdır; itimat ettiklerinizle istişareler yapın. Bize tekrar yazarsanız, muayyen bir konuyu yazın ki, istişare daha bereketli olsun. Size dualar ederiz, dinini dert edinmiş mücahide hanım!
Selamünaleyküm. Aile içi ilişkide, yatak odası ihtiyacı erkekle kadın arasında aynıdır. Kadın da erkek kadar o ihtiyacı hisseder. Meselenin sadece erkeklere mahsus gibi bilinmesi yanlıştır. Kadının, erkeğinden yılda yüz defayı düşmeyecek bir ilişki talebinde bulunması hakkıdır. Bu hakkını karşılamayan eşinden boşanmayı talep etme yani mahkemenin nikah akdini feshetmesini istemesi hakkıdır. Erkeğini ilim tahsili gibi bir mazeret makul mazeret değildir.
Selamünaleyküm. Şurası iyi veya burası kötü, şu zaman iyi bu zaman kötüdür dememiz doğru olmaz. Çalışan için her yer iyi, her zaman iyidir. Bize düşen, kabiliyetlerimizi iyi tespit edip çalışabilmektir. En önemlisi ihlastır. İhlas olunca Allah Teâlâ yardım ediyor. Size öncelikle tavsiyem budur; ihlâsla yola çıkın, sakın kendinizi basit görmeyin. Her mü'min, cennete adaydır. Cennete aday olmak kadar 'iyi' olmanın belgesi olan bir şey olabilir mi? Eğer evli iseniz, muhakkak eşinizin razı olacağı çalışmalar yapmalısınız. Evli değilseniz durum daha rahat demektir. Buna göre de şöyle bir çalışma yapabilirsiniz: 1- Sürekli kitap okuyun. Bir kitap okuma programınız bulunsun. Kitap okumamak, eldekini tüketmek ve yenilenmemektir. Yenilenmeyen ise zamanla hikaye anlatmaya mecbur olur. Ümmetimizin dertlerini anlatan, çözümler öneren ve aşırılığı olmayan kitaplar okuyun. Farklı hatipleri dinleyin, size en yakın tarzı tespit edince ona yoğunlaşın. Bu hususta sosyaldoku.com sitesindeki HOCA dersini izlemenizi tavsiye ederim. 2- Dine hizmette hiçbir zaman uç konularla ilgilenmeyin. Milyonda bir kişiye lazım olacak konular yerine umumu alakadar eden ana meselelerle ilgilenin. 3- İHL'lerde bayan ve erkek her hocaya bu dönemde çok ihtiyaç vardır. İffetinizi ve vakarınızı koruyabileceğiniz bir bayan bölümünde ders vermenizi zaruri görürüm. Kur'an kurslarında iş becermek sabır ve tecrübe ister. 4- Hizmet ediyor olmak asla sizin özel ibadetlerinizi gevşetmemelidir. Namazınız, Kur'an tilavetiniz, virdiniz, sılayırahiminiz gevşemesin. Bu çalışmalara dayanarak bekâr iseniz evliliğinizi de geciktirmeyin. 5- İstişare en güçlü kaynağınızdır; itimat ettiklerinizle istişareler yapın. Bize tekrar yazarsanız, muayyen bir konuyu yazın ki, istişare daha bereketli olsun. Size dualar ederiz, dinini dert edinmiş mücahide hanım!
Selamünaleyküm. Farzı ayın bir durum olmadıkça kadının eşine karşı görevi dışarıdaki bütün görevlerinden daha önemli ve önceliklidir. Bir erkek böyle bir durumda farzı ayın olmayan ya da mubahlığında tereddüt ettiği işlere katılmasına karşı eşine engel getirebilir. Bunun fıkıh boyutu böyledir.
dayak konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir şeye inanmak istemiyorum. Ne suç ne de ceza konusunda inanmak istemeyeceğim kadar uçuk geliyor bana bu bilgi.
Müslüman insanı bağlayan en önemli kurallardan biri olan veda haccı konuşmasında Peygamber aleyhisselam efendimiz bütün Müslümanlara hitap ederek: ‘Kanlarınız, mallarınız, namuslarınız birbirinize haramdır.’ Kuralını koymuştur. Bu kurala dahil olanlardan biri de çocuktur. Çocuk da olsa insan olarak canı, malı, onuru koruma altındadır. Dolayısıyla baba veya bir başkası çocuğa eziyet edemez. Dövmek bir eziyettir, onur kırmadır. Babaya ve anneye izin verilen nokta ‘eğitim maksatlı’ cezalandırmalardır. Eğitim maksatlı cezalandırmalarla kinini kusma denebilecek dövmeler arasında gözle görülür büyük farklar vardır. Sinirlerini çocuklarda boşaltan anne babalar hatalı bir iş yapmaktadırlar.
Eğer teyzeniz buna Allah rızası için katlandı ise ne mutlu ona. O, tebrik edilecek bir hanımdır. Namaz gibi, oruç gibi sevap kazandığı bir işin içinde bulunmuştur. Ancak insanın kaldırması mümkün olmayan sadist bir işkenceye tabi tutuluyorsa, devlete baş vurup kendini koruma altına aldırabilir. Bunun dışında ise o, kazanıyor. Çocuklarını işe karıştırmaması ise ikinci bir meziyetidir; o da çok hoş. Çok dua etsin. Hem eşi için hem de kendisi için dua etmesi gerekir. Allah yardımcısı olsun, dualar ederiz kendisine.