Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. 2.05.2010 cennet vizesi sohbetinizde anne babaya itaati anlatmışsınız. Gerektiği yerde farz olan namazdan öne geçtiğini anladım. Buna isnaden sakalı yüzünden babasının evlatlıktan reddettiği birine bu sohbetinizi gönderdim. Fetvalarınızı okurken; “Sünnet üzere bıraktığım sakalımı babam kesmemi istiyor.” diyen bir kardeşimize bu konuda; “Babanıza veya bir başkasına itaat etmenize gerek yok demişsiniz.” Namazı bırakıp seslenen annesine bakması gereken ‘Cüreyc’ (r.a) farzı bırakıyor, daha sonra devam ediyor. Nasıl oluyor da bir sünneti ifa eden kişi babasına itaat etmiyor? Dinlemiş olduğum sohbetinizde; anne babaya itaatin önemine vurgu yapmışsınız. 100 sene teceddüdü kılsan 1 kez annenin duasına denk değil diyorsunuz. Ben bunu anlamadım. Allah c.c. rızası için bunu açar mısınız? Selamünaleyküm…
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Baba-anne ile imtihan, kazanmanız gereken bir imtihandır. Buna çok dikkat edin. Bu uğurda gerektiğinde geçici bir süre için Sünnetlerden de terk edebilirsin.
Selamünaleyküm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin Sünnet'lerini iki açıdan ele alabiliriz. Birinci açı, O'nun kimliğini ve bize vermek istediği mesajın genelini yansıtan açıdır ki, bu açıdan Sünnet'i basit görmenin ucu kâfir olmaya kadar gidebilir. İkinci açı ise, farz, vacip olmayan hükümler anlamına gelen Sünnet açısıdır. İkinci açıdan bakıldığında yani farz vacip olmayan hükümler açısından bakıldığında, bir Müslüman'ın Sünnet olan ibadetleri yapmadığı için 'farzlar gibi' hesaba çekileceğini söyleyemeyiz. Bu durum, onun ecir kaybetmeyeceği anlamına da gelmemektedir elbette.
Selamünaleyküm. Sılayı rahim, Allah'ın farzlarından bir farzdır. Her farz gibi onu da mümin kimliğimizle sahipleniriz. Ancak kimliğimizin tabii gereklerinden biri de şudur: Bir farzı yerine getirmemiz eğer bir harama bulaşmamıza neden oluyorsa o farzı yerine getirmeyiz. Verdiğiniz örnekte açık bir şekilde bir farz uğruna haramlarla iç içe olma durumu vardır. Ölçülü bir mesafe koymanın gerektiğini düşünürüz.
Selamünaleyküm. Sılayı rahim, Allah'ın farzlarından bir farzdır. Her farz gibi onu da mümin kimliğimizle sahipleniriz. Ancak kimliğimizin tabii gereklerinden biri de şudur: Bir farzı yerine getirmemiz eğer bir harama bulaşmamıza neden oluyorsa o farzı yerine getirmeyiz. Verdiğiniz örnekte açık bir şekilde bir farz uğruna haramlarla iç içe olma durumu vardır. Ölçülü bir mesafe koymanın gerektiğini düşünürüz.
Selamünaleyküm. Anne babanın, farzı ayın olmayan konularda çocuklarına müdahale etme hakkı vardır. Yaptığınız işler farzı ayın değilse onun da sizi davet ettiği yer haram bir yer olmadığına göre itaat edin. İkna edip rica etmeniz daha iyi olur elbette. Sakın anne babanızı üzmeyin, ne edin edin dualarını alın.
Selamünaleyküm. İyi bir hocadan Kur'an dersi almanız farzdır. Annenizin bunu ve iyi bir ilmihal dersi görmenizi engellemesi hakkı değildir. Onu incitmeden bu görevinizi yerine getirmelisiniz. Babanız için sadece dua edin; onun doğurduğu bir çocuğu olarak ona akıl vermeniz, nasihat etmeniz kabul edeceği bir şey olmayabilir. Kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Dayınız için de benzer şeyler geçerlidir. Çok dua edin.
cennet konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Son anda ne durumda olduğumuza bağlıyız; tevbe ile gidersek ne ala! Tevbesiz gidersek o takdirde Allah'ın dediği olacak; ne emrederse!
Selamünaleyküm. Bir insan namazın Allah'ın emri olduğuna ya iman ediyordur ya da etmiyordur. İman ediyorsa, cehennemde ebedî kalmaz. Çünkü namazı inkâr etmek yani kabul etmemek cehennemde ebedî kalmayı gerektirmektedir. İman ettiği hâlde kılmayan ise kılmadığının karşılığı olarak cehenneme girecektir ama inşallah Allah Teâlâ'nın ona takdir edeceği cezadan sonra cehennemden çıkacaktır. Ulemamızın özetlediği durum budur. Uygun bir nikâh yaptıktan sonra bir arada olmamanızın nikâha zararı yoktur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Evet. İslam'ımızda kadınla erkek eşit değildir. HERKES YERLİ YERİNDEDİR. Eşitlik bir zulümdür. Herkese kırk numara ayakkabı dağıtılması ne kadar zulüm değilse erkekle kadının onca yaratılış farkına rağmen eşitlik beklenmesi de böyledir. Biz hele bir cennete girelim de orada varsın adalet olmasın! Dostlar, Cennet davamızı böyle ucuz tartışmalarla tüketmeyelim. Ne olur, çürütmeyin umutlarımızı!
Selamünaleyküm. Tam cahilane bir itiraz olmuş bu. Hepimizin namazların sonunda okuduğu 'rabbena atina fiddünya haseneten...' duası bir ayettir. O duada 'dünyada bize güzellik ver Rabbimiz...' diyoruz. Âyet ve hadislere ters cahilce bir söz olmuş o. Belki de riya esaslı bir cevaptır. Borç müthiş bir yüktür. Ödeme imkânları geniş olmayan birinin borcunu bırakıp umreye gitmesi doğru değildir.
Ahireti dünya penceresinden izlemek ve düşünmek mü'minin sıfatlarından değildir. Amacımız sadece Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Hedefimiz cennete girmektir. Allah'tan başkasının cevabını bilmediği şeylerin peşine düşmek ise sadece cennetle aramızdaki engeldir. Mü'minin tek görevi imanına uygun hayat yaşamasıdır. Bırakın nelerle karşılaşacağımızı bizi ve ahireti yaratan belirlesin.
Aleykümselam. Ahiret âlemi ile ilgili tahminde bulunmak kadar mantıksız bir şey olamaz. Âyet veya hadis olmadıkça, orası için söylenen her söz sadece bir varsayımdır. Bu meseleyi de bu açıdan ele almalısınız. Bu hususta açık bir âyet veya hadis yoktur. Biz kendi akıbetimize bakmalıyız.