Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Hocam, "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu hiristiyan, yahudi veya mecusi yapar." Bu hadis ve Hz. Musa (a.s.) ile Hızır(a.s.) arasında geçen kıssada öldürülen çocuk yorumlandırılarak ve birkaç örnekle daha desteklendirilerek şöyle bir iddiada bulunanlar var; Ölen her çocuk cennete girmez. Böyle bir şey var mı hocam? Biz bugüne kadar buluğ çağına ermeden ölen her çocuğun cennetlik olduğunu biliyorduk. Ayrıca bahsedilen hadisin itikadî değil fıkhî manası vardır diyorlar, o da miras meselesidir diyorlar.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Doğan her çocuğun fıtrat üzere yani İslam'a aday doğduğu sabit bir gerçektir. Her doğan çocuk için bir tür Müslüman diyebiliriz. Bu Müslümanlık, bizim kullandığımız manada değildir şüphesiz. Baliğ olunca Müslüman olmanın gereğini yapmadıkça Müslüman olmuş olmaz. Ama küçük bir çocuk ebeveyni kafir olsa bile kafir muamelesi görmez. Bu manada küçük çocukları 'Müslüman Kardeş Adayı' olarak görmemizde bir sakınca yoktur. Zikrettiğiniz bu sözün ne maksatla söylendiğini bilemediğim için daha farklı bir şey söylemem doğru olmaz.
Selamünaleyküm. Ölenin borçları ödendikten sonra geriye kalan ne ise onun % 12,5 'u eşinin, %21,875'i erkek çocuklarının her birinin ve % 10,938'i de kızlarının her birinin olur.
Aleykümselam. Zamanımızın ahir veya neresi olduğunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez. Biz, bugün kıyamet kopacakmış gibi heyecanlı olmaya mecburuz. Mü'min olmamız bunu gerektiriyor. Hadisi şerif hakkındaki bilginiz doğrudur. Bu ve benzeri hadisler, imanın dilde bir slogan niteliğinde kalacağını, öze inmenin düşünülmeyeceğini göstermektedir. Allah Teâlâ o hâle düşmekten muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Bırak cahilleri ve cahilliği, mücahit yavrular büyütmeye çalış.
Dinimiz ‘bana göre/bence’ düzeyinde bir din değildir. Allah onları cehennemlik ilan ederken bizden birinin cennete taşımakta ki heyecanı neye göre belirlenecek, bu bir hastalık değil midir? Bizim öncelikle kendi durumumuzu, halifesiz, başsız bir ceset görüntümüzü konuşmamız ve çare üretmemiz gerekir. O tür bir sözün ilmi bir dayanağı yoktur. Öyle bir Yahudi ve Hristiyan da yoktur zaten.
Selamünaleyküm. Bu şekilde bir beyan çok tehlikelidir. Anlatmaya ve anlattığınız gibi olma gayretine devam edin. Bu sözü bu anlamda duymamış olun.
cennet konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir insan namazın Allah'ın emri olduğuna ya iman ediyordur ya da etmiyordur. İman ediyorsa, cehennemde ebedî kalmaz. Çünkü namazı inkâr etmek yani kabul etmemek cehennemde ebedî kalmayı gerektirmektedir. İman ettiği hâlde kılmayan ise kılmadığının karşılığı olarak cehenneme girecektir ama inşallah Allah Teâlâ'nın ona takdir edeceği cezadan sonra cehennemden çıkacaktır. Ulemamızın özetlediği durum budur. Uygun bir nikâh yaptıktan sonra bir arada olmamanızın nikâha zararı yoktur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Allah'ın emirlerini ‘farzlar’ ve ‘farz olmayanlar’ diye ikiye ayırarak ele alın. Farzlar da kendi aralarında bir sıralamaya tabidir. Namaz farzı başkadır, anne babaya itaat farzı başkadır. Anneye itaat farz bir emirdir. Teceddüdü ise farz değil nafiledir. Sakal farzdır. Anne baba farzı ikinci derecede farzdır. Birinci derecedeki farzı, ikinci derecedeki farz için bırakamayız. Buna göre kıyas edebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Son anda ne durumda olduğumuza bağlıyız; tevbe ile gidersek ne ala! Tevbesiz gidersek o takdirde Allah'ın dediği olacak; ne emrederse!
Selamünaleyküm. Evet. İslam'ımızda kadınla erkek eşit değildir. HERKES YERLİ YERİNDEDİR. Eşitlik bir zulümdür. Herkese kırk numara ayakkabı dağıtılması ne kadar zulüm değilse erkekle kadının onca yaratılış farkına rağmen eşitlik beklenmesi de böyledir. Biz hele bir cennete girelim de orada varsın adalet olmasın! Dostlar, Cennet davamızı böyle ucuz tartışmalarla tüketmeyelim. Ne olur, çürütmeyin umutlarımızı!
Selamünaleyküm. Tam cahilane bir itiraz olmuş bu. Hepimizin namazların sonunda okuduğu 'rabbena atina fiddünya haseneten...' duası bir ayettir. O duada 'dünyada bize güzellik ver Rabbimiz...' diyoruz. Âyet ve hadislere ters cahilce bir söz olmuş o. Belki de riya esaslı bir cevaptır. Borç müthiş bir yüktür. Ödeme imkânları geniş olmayan birinin borcunu bırakıp umreye gitmesi doğru değildir.
Ahireti dünya penceresinden izlemek ve düşünmek mü'minin sıfatlarından değildir. Amacımız sadece Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Hedefimiz cennete girmektir. Allah'tan başkasının cevabını bilmediği şeylerin peşine düşmek ise sadece cennetle aramızdaki engeldir. Mü'minin tek görevi imanına uygun hayat yaşamasıdır. Bırakın nelerle karşılaşacağımızı bizi ve ahireti yaratan belirlesin.