Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam, bir arkadaşım umreye gidecek ondan dua istedim önce ahiretim sonra dünyam için dedim biz orda dünya için dua etmiyoruz, peygamberimizin dünyalık duaları yoktu dedi, birde sonsuz nurda okumuş olduğu bir şeyden bahsetti kimki dünyalık isteyip dünya'da rabbim ona onu nasip ettiyse cenneteki payından almış olduğunu söyledi. Bu benim kafamı kurcaladı sonuçta hangi insan yokki dünya içinde dua etmesin tabi ki önceliğimiz ahiret, iman ve ilim fakat ayakkabı bağınızı bile benden isteyin diyen rabbim'den dünyalık nasıl istenmez, yanlış mı anlıyorum hocam dünyada bana verilen nimetler yüzünden cennetteki nimetlerimimi kullanmış oluyorum bu cümleden bu sonuç çıkıyor. Birde hocam borcu olan insan borcu olduğu halde umreye gidebilir mi başkasının üstünde hakkın varken bunu yapmak doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sevgili yeğenim, Kimden ne isteyeceğini biliyorsun, yolun güzel. Şaşmadan devam et. Dua dediğin, bugün olacak diye bir şey yoktur; bekleyeceksin. Er geç talebin yerini bulur. Allah’ın kapısından ayrılma.
Selamünaleyküm. Hata ettiniz ve hatanız da şudur: Adeta Allah'ı sınamaya kalkıştınız siz; O bir şeyi kitabında ya da Peygamber aleyhisselamın hadislerinde bize emrettiğinde Mü'min kul olarak biz, emredileni yapar, sonucu test etmeyiz. Siz tavsiye edileni yapmaya devam edin, yılmayın, umudunuzu kırmayın. Dünyada görülecek sonuçlar için çalışmıyoruz biz; hedefimiz cennettir. Aşağısına asla razı olmayız.
Selamünaleyküm. Çok çocukça ve boş bir işin içinde kalmışsınız. Başka işiniz mi yoktur, internetten dua edecek kadar boş musunuz?
Selamünaleyküm. Duanın zevkine ulaşmak da tıpkı namaz kılmayı öğrenmek gibi bir seviye işidir. Namazı birkaç günde öğrenebilirsiniz ama dua adamı olmak yıllarınızı alabilir. Siz kendinizi bir eğitim parkurunda kabul edin, şeytan yolun sonunu size uzak göstererek yıldırmasın. Sabırlı olun, ciddi olun, gayretinizi eksiltmeyin. Yapamadıklarınız sizi üzsün ama yaptıklarınız için de şükreden bir kul olun. Dua ehli olmak için de dua etmeye çalışın.
Aleykümselam. Allah Teâlâ'dan size sabırlar dilerim. Eşinizle ilişkilerinizde sıkıntınız varsa bu sizin, hem eşinizle ilişkinizden ötürü hem de çektiğiniz sıkıntıdan ötürü iki sevap kaynağına sahip olduğunuzu gösterir. Yavrularınıza sarılın ve onlarla teselli bulun. Eşinizi de zaman içinde eritmeye hazır olun. Bir zaman sonra sizin beklediğinizden daha iyi olabileceğini asla unutmayın. Duanın gücünü bilin, duayı hiç eksik etmeyin. Yavrularınızın etkilenmemesine dikkat edin. Bir de şunu size tavsiye etmeliyim: Madem ki, eşinizin tavırlarını anladınız, onunla hiç tartışmayın. Tartışma başlayacağı zaman susun. Tepki vermeyin. Kısa bir zaman sonra sizi bu sessizliğinizin tartışmanızdan kat kat daha tesirli olduğunu göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun, size sabırlar ihsan etsin.
Selamünaleyküm. Siz, ne okutuyorsunuz, sanki tıbbî bir hizmet mi alacaksınız? Dinimizde olmayan bir şeydir bu. Düğünde ne okutacaksınız? Kıyıldı mı nikâh, ağzı dua tutan biri dua etsin yeter. Böyle şeylerin aslı yoktur. Sizin bilmeyişinizi değerlendirmiş onlar.
cennet konusundaki diğer fetvalar
Ahireti dünya penceresinden izlemek ve düşünmek mü'minin sıfatlarından değildir. Amacımız sadece Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Hedefimiz cennete girmektir. Allah'tan başkasının cevabını bilmediği şeylerin peşine düşmek ise sadece cennetle aramızdaki engeldir. Mü'minin tek görevi imanına uygun hayat yaşamasıdır. Bırakın nelerle karşılaşacağımızı bizi ve ahireti yaratan belirlesin.
Selamünaleyküm. Evet. İslam'ımızda kadınla erkek eşit değildir. HERKES YERLİ YERİNDEDİR. Eşitlik bir zulümdür. Herkese kırk numara ayakkabı dağıtılması ne kadar zulüm değilse erkekle kadının onca yaratılış farkına rağmen eşitlik beklenmesi de böyledir. Biz hele bir cennete girelim de orada varsın adalet olmasın! Dostlar, Cennet davamızı böyle ucuz tartışmalarla tüketmeyelim. Ne olur, çürütmeyin umutlarımızı!
Selamünaleyküm. Bence siz ashabı kiramı izleyin, hocalar örnek değil onlar mübarek örneklerdir. Ve siz, cennete girmek için uğraşın daha iyi bir yol edinmiş olursunuz. Elde olmayan bir şeyin metresini gramını ölçseniz ne olacak? Bu tartışmaları hocalar için ayıpladınız da kendiniz için neden uygun buldunuz? Bırakın cennete girme davamız böyle seviyesi düşük işlere kurban edilmesin.
Selamünaleyküm. Son anda ne durumda olduğumuza bağlıyız; tevbe ile gidersek ne ala! Tevbesiz gidersek o takdirde Allah'ın dediği olacak; ne emrederse!
Selamünaleyküm. Allah'ın emirlerini ‘farzlar’ ve ‘farz olmayanlar’ diye ikiye ayırarak ele alın. Farzlar da kendi aralarında bir sıralamaya tabidir. Namaz farzı başkadır, anne babaya itaat farzı başkadır. Anneye itaat farz bir emirdir. Teceddüdü ise farz değil nafiledir. Sakal farzdır. Anne baba farzı ikinci derecede farzdır. Birinci derecedeki farzı, ikinci derecedeki farz için bırakamayız. Buna göre kıyas edebilirsiniz.
Önce şu illetten uzak duralım: Birilerini ezmek, üstün çıkmak için ilim öğrenmek bizde yoktur. Biz, dinimizi üstün çıkarmak için ilim sahibi oluruz, o ilmi kullanırız. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bisetinden sonra yaşayan bütün insanların ona iman etmek zorunda olduğu, ona iman etmeyenlerin cennete girmek için gerekli şartları oluşturmayacağı, diğer peygamberlere iman etmenin kurtuluş olmadığı hatta sadece Allah'a iman ediyor olmanın da kurtarmayacağı bilinen bir hakikattir. Bu konuda ilmine itibar edilen hiçbir âlimin aykırı bir görüşü yoktur. Son yıllarda ortaya çıkan sözünü ettiğiniz görüşün iki nedene dayandığını düşünüyorum. Birincisi, mü'min olmayanların elinde din öğrenen ve ilim adamı kimliği kazanan kişilerin kaptıkları mikrobu saçmalarıdır. İkincisi de, Müslümanların dışındaki mercilerle iyi ilişkiler içinde olmak isteyen ve büyük ihtimalle de bu ilişkileri dine hizmet için kullanacağını hesaplayan iyi düşünceli mü'minlerin yaptığı hesaptan kaynaklanan görüşlerdir. Bunların söylediklerine inandıklarını zannetmiyorum. Dışa karşı böyle konuşup zaman ve fırsat kazanmaya çalışıyorlardır. Ama birinci grubun söylediklerine inandıkları kanaati ağır basıyor. Allah nefislerimize uymaktan bizi muhafaza buyursun. Gerek kitabımız Kur'an ve gerekse onlarca hadis bu hakikati beyan eder. Herhangi bir mealden ve hadis kitabından İslam, İman maddelerini araştırırsanız bunu gayet açık bir beyanla görürsünüz. Allah yardımcımız olsun.