Fetva Meclisi
Soru
Kişinin anne babasına karşı emribil maruf nehyi anil münker yapma sınırı var mıdır? Babasını kötülükten alıkoymak isteyen biri nasıl bir üslup kullanmalı, nasıl bir yol takip etmeli? Örneğin, namaz kılmayan oruç tutmayan vesair emirleri yapmayıp yasakları işleyen bir babaya muamelemiz nasıl olacak?
Cevap
Benzer fetvalar
Anne ve babalarımızın önünde bizim elimiz ve kolumuz, hatta gözümüz, kulağımız bağlıdır. Onlara muhakkak itaat edecek, her ikisinin gönüllerini almaya çalışacağız. Bilhassa yaşlanıp, aciz hale geldiklerinde bu yükümlülüğümüz yoğunlaşmaktadır. Allah’ın kesin emirlerinden biri budur. Arkadaş, eş, iş gibi nedenlerle onları üzemeyiz. Allah korusun, bir anne veya baba ahı bütün hayatımızı zehir edebilir. Bir “ah” yıllar sonra karşımıza çıkıp bizi kahredebilir. Özet olarak şunu bilmeliyiz: Biz anne babalarımızın huzurunda yokuz, onlar ne istiyorsa öyledir. Ancak anne babamızdan ve herkesten önce üzerimizdeki en büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkı önüne hiçbir hakkı geçiremeyiz. Mesela, namaz vakti geldiğinde namaz kılmamız Allah’ın emridir. Bu emri aşabilecek başka bir emir olamaz. Aynı şekilde Allah’ın yasaklarından birine karşı, o yasağı işlememizi emredebilecek bir makam da yoktur. Önce Allah’ın emri geçerlidir. Sonra da O’nun emir ve yasaklarıyla çelişmeyen diğer emirler geçerlidir. Babamızın bizi sigara satın almaya göndermesi, bir günaha alet olmamız anlamına gelmektedir. Sigara, insanlığın topluca nefret ettiği bir pisliktir. Babamızın ona müptela olması, bizim de alet olmamızı gerektirmez. Babamızın o emrine itaat etmeyiz. Ama ona karşı nezaketimizden de geri durmayız. Nazik ve hassas bir şekilde sigara almaya gidemeyeceğimizi ifade eder, ondan özür dileriz.
Selamünaleyküm. Siz, kötülük yapmayan ama kötülüğe de razı olmayan biri olmalısınız. Onunla sürtüşmeyecek ortam üretmeye çalışın. İtmeyin, ezilmeyin.
Tıpkı namaz ve oruç gibi ’emribilmaruf ve nehyi anilmünker’ kıyamete kadar Rabbimizin emri olarak kalacaktır. İlerleyen zaman hiç bir Kur’an emrini eskitemez. Müminler olarak böyle iman etmek zorundayız. Batı kültürü içimize sindikçe ortaya çıkan hastalıklardan biri de ‘kendi hayatı, özel durumu, yasal hakkı’ türünden savunmalarla insanların haramların işlenmesine sessiz kalmaları ve farzların eksik bırakılmasına karşı tepkisizlikte sakınca görmemeleri olmuştur. Bu bir batı hastalığıdır. Önceki milletlerden de bize sirayet etmiştir. Bazı Müslümanların namazı ihmal etmesine ne diyebilirsek buna da onu diyebiliriz. Kesinlikle yanlışa karşı tepkili, iyiliğe karşı teşvik edici olacağız. Dinimiz böyle bir dindir. Şüphesiz eksiğimiz de olacaktır, insanız neticede. Biz a konusunda eksiğiz diye b konusundaki yanlışı düzeltme vazifemizi ihmal etmeyeceğiz. Hatta aynı yanlışı biz yapıyor olsak dahi durum böyledir, ‘bu yanlıştır’ demeye mecburuz. Yalnız şu ince ayara dikkat etmeliyiz: Yapacağımız düzeltme vazifesi mevcut hatadan daha ağırını oluşturacak veya o hataya daha da derinleştirecekse geri durabiliriz, durmalıyız da. Bunun ötesinde kapasitemiz ve imkânlarımızla ölçülü olarak vazifemizi yaparız. Müslümanlık böyle bir dindir.
Selamünaleyküm. Evladın anne ile baba arasında yapabileceği neredeyse hiçbir şey yoktur. İkisinden birini tercih etme, aralarında hakemlik gibi rollere girmemeniz gerekir. Sabredin, dua edin.
Böyle bir gitmeme fırsat kaçırma değildir, emre itaat etmektir. Gitmeyin, umreyi gerekiyorsa değerlendirin. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Dışa karşı babanızın onurunu koruyun. İçeride ona asi olmayın. Kendinizi de ezdirmeyin. Maaşınızın bir bölümünü ona vermeyecek bir yol bulabilirsiniz. Onun hataları onun hesabını vereceği şeyler olsun, siz temiz kalın.
anne konusundaki diğer fetvalar
Şu yaşadığımız dünya olduğu gibi imtihandır. Siz de bu imtihanın bir çeşidini yaşıyorsunuz. Sabreder ve iyi olmaya çalışırsanız büyük bir ecir sizi bekliyor haberiniz olsun. Allah Teala ayağınızı kaydırmasın. Babanızın ve annenizin size babalık veya annelik yapmamış olması onların sorunudur. Çünkü sizin evlatlık yapmanız kadar onların da babalık yapmaları görevleri idi. Onlar kendi imtihanlarını siz kendi imtihanınızı yaşıyorsunuz. Sizin üzerinize düşen en önemli görev, geçmişteki hatalarından ötürü onları yok saymamanızdır. Siz bir şey olmamış gibi davranmaya çalışın. Asla, böyle böyle yaptınız gibi şeyler yüzlerine söylemeyin. Hastalanırlarsa ilgilenin, para isterlerse vermeye çalışın. Aralarındaki tartışmaya kesinlikle karışmayın. Çevrenize onların size yaptıklarını anlatarak onları kötü duruma düşürmeyin. Çok iyi bilin ki, namaz kılıyor gibi sevap kazanmaktasınız. Sevap makinenizi bozmayın. Bırakın çalışsın dursun. Sonunda kazanacaksınız. Allah yardımcınız olsun.
Anne olarak okuduğunuz sürece onun helalliğinin bir değeri yoktur. Bir kadın olarak okuduğunuz zaman çocuk hak sahibidir. Çocuğunuz hakkındaki düşünceleriniz çok güzel. Ancak, bu zamanda açık bir kapı muhakkak bırakmalısınız; ne tam güvenin ne de şüpheci bir yol izleyin. Bir de bilmelisiniz ki, bu raporunuz bugünkü durumu yansıtıyor. Yarın her şey değişebilir. Çok dua edin, tam sabır yapın. Allah yardımcınız olsun.
Annenizin dini ile ilgili hiçbir işine müdahale etmeyin. Siz onun doğurduğu bir çocuksunuz. Onun sizden nasihat dinlemesi ondan beklenemez. Doğru olan sizin evlatlığınızı her şeye rağmen en güzel şekilde yapmanızdır. Sizin her şeye rağmen sürdürdüğünüz evlatlık ilişkileriniz onu daha iyi düşünmeye sevk edecektir. Aman sabredin, daha derine kaymasına neden olmayın. Allah yardımcınız olsun.
Bazı meseleler vardır ki, asırlardan beri ulemasıyla, sade Müslüman'ı ile dinle ilgilenen (ve son zamanlarda dinden uzak insanların da) herkesin alakasını çeken, tartışmalara malzeme olan meseleler oldukları halde hiçbir şekilde sonuçlanmamıştır. Sözünü ettiğiniz mesele de bu meselelerden biridir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin anne babasının mü'min olduklarına dair iddialar, o iddiaları teyit edebilecek dayanaklar bulunduğu kadar, mü'min olmadıklarına dair de iddialar ve o iddiaları teyit edecek dayanaklar vardır. Anlaşılan şu ki, Allah Teala bu meseleyi kullarına açık ve seçik bir şekilde bildirmeyi murat etmemiştir. Üzerine gidip karıştırmanın bir yararı olmadığını düşünüyorum. Bizim için daha açık ve elzem meseleler vardır. Onları çözmemiz, çözmek için uğraşmamız bizim lehimizedir. Efendimizin ebeveynine ait tartışma dinin özüyle ilgili değildir. Allah'a emanet olunuz.
Sizin böyle bir baba gören ilk çocuk olmadığınızı iyi bilin. Bu bir fitnedir, imtihandır. Sizi de böyle sınamayı dilemiştir Allah Teala; gayret edip bu sınavı kazanmalısınız. a- Asla babanızın şirk ve haram olan bir emrine itaat etmeyin, yardım etmeyin. Sizden böyle bir şey isterse nezaketle karşı durun. Ama seviyenizi kesinlikle düşürmeyin. b- Evlat olarak, babanızın babalığını inkâr edemezsiniz. İnkâr etmedikçe de babanızın evladı olarak yapmanız gerekenleri istemeyerek, hoşlanmayarak da olsa yapacaksınız. Mesela hastalanınca ilgileneceksiniz. Ama o, sizden bir şey beklemediği sürece siz bir şey yapmak zorunda değilsiniz. c- Hidayeti için dua etmeye devam edin. Onun kötülüğünü uluorta konuşmayın. Zira siz, onu kötü olarak konuştukça kendinizi de yıprattığınız gibi şeytanın da işini kolaylaştırmaktasınız. d- Annenize sahip çıkın. Onun yanında olun, duasını alın. Fakat, ikisinin arasında hakem ya da savcılık rolüne bürünmeyin. Annenizi mesela döverken annenizi kurtarmaya çalışın ama babanızı ezerek olmasın bu. Çok sabırlı olun; sabrınız sayesinde bu sıkıntınız sevaba dönüşsün. Allah yardımcınız olsun.
İnsan üstüne ve altına zekât veremez. Üst ve alt, kişinin anne-baba, dene-nene, çocuk ve torunlarıdır.