Fetva Meclisi
Soru
Sizden öğrendiğim bilgiler annem ile olan ilişkilerimde yol gösterici oldu. Annenin sözüne karşı gelinmemesi kaynana için de geçerli midir? Belki hukuk karşısında, biyolojik olarak eşit değiller ama dinimiz karşısında bu durum nasıl değerlendiriliyor? Kaynana %100 öz anne konumunda mıdır? Hesap günü tıpkı öz annemden hesaba çekildiğim gibi kaynanamdan da mı öz annemmiş gibi hesaba çekileceğim? Kız ve erkek için bir ayrım söz konusu mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Esasen eşlerin birbirlerini idare etmesini becermelidirler. Beceremeyince de tedbirler alınmalıdır. Bu tedbirlerden biri de gerekiyorsa kaynanaya gitmemek olabilir. Bu da ikinci bir beceri gerektirecektir. Kaynananıza karşı sizin insanlık ve vicdan göreviniz vardır, hukuki bir borcunuz yoktur. Kaynana size incitici davranıyorsa gitmeyebilirsiniz, bundan bir vebal doğmaz. Eşinizin annesine karşı sorumluluğu gibi sizin ona karşı sorumluluğunuz yoktur. İnsanlık ve vicdan vardır. Yalnız eşiniz bu tedbiri aranızdaki evliliği bitirmeye kadar taşıyabilir mi, onu siz tespit edeceksiniz.
Kaynana ve kaynata anne ve baba gibidir ama anne baba değildir. Saygıda kusur edilmemelidir. Nazik davranılmalıdır ama asla anne ve baba değildirler. Elbette kendi anne babanızı öncelikli ve daha yoğun tutacaksınız ama iki şeyi unutmayacaksınız: - Eşinizin de anne babası onun anne babası olarak yoğun olmalıdır ona göre. Ona bu hakkı ve fırsatı tanıyın. • Onların anne babanız olmamaları sizin nezaket ve hakka riayetinizi eksiltmemelidir.
Meseleyi aile gibi önemli bir kurumun, nikâhlanmak gibi bir mukaddes görevin gereği olarak bakarsak elbette insan ELİNDEN GELENİ YAPMALIDIR deriz. Hayır, meseleyi bir hukuk konusu ya da ALLAH’IN EMİRLERİNDEN BİRİ midir şeklinde ele alacaksak gelin eşinin anne babasının hizmetini görmekle yükümlü değildir deriz. Kadın eşinin hizmeti ile yükümlüdür. Eşinin bu hizmet sınırlarını annesi babası düzeyine çıkarma hakkı yoktur. Şüphesiz kadın, Allah’tan sevap umarak ve eşine karşı bir fazilet göstererek bu hizmeti yaparsa gayet üstün bir iş yapmış olur. Aile bu tür tartışma ve gerginliklerle yıpranır. Erkek de kadın da bunu bilmelidir. Erkeğin dini hükümleri zorlama ile kendi menfaati için kullanması da hatadır, eşinin nikâh bağını bu kadar basit tutması bir kadın için de hatadır. Herkes bu hayatı yarın kendisinin ne olacağını, başına ne geleceğini bilmediği gerçeği üzerinden yaşamalıdır. Diğer yandan da kadının da bir kapasitesi olacağını, sınırsız denebilecek yük altına konmamasının insanlık olduğunu bilmeliyiz. Bütün bunların dengeli bir ortalaması bulunamıyorsa aile de zemininden kaymış demektir.
Annen dininden yana olsun. Babanın ne dinen ne de örfen eşinin miras hakkına karışması doğru değildir. Sen evlat olarak hiç karışmamalısın bu tartışmaya. Annen ise kırıcı olmadan dinin emrini yerine getirmelidir.
Sizin “Allah sana emretmiş…” demenizin dayanağı yoktur. Kadına emredilenler arasında “her hafta sonunu kaynanasının evinde geçirmek” diye bir şey yoktur. Siz abartıyorsunuz. Bu durumu dine yaslanarak çözmek yerine oraya gitmek istemeyiş nedenini bulmaya çalışarak çözmelisiniz. Kadın sizi, eviniz olan yerde mutlu etmek ve size itaat etmekle yükümlüdür. Daha ötesi onun insanlığı ve anlayışı ile ilgili bir durumdur.
Selamünaleyküm. Evlilik akdine girmiş bir söze sadık kalmanız gerekir. Eşinizi kendisi razı olursa ne ala. Olmazsa böyle bir hakkınız yoktur.
anne hakkı konusundaki diğer fetvalar
Annenin hakkı elbette büyüktür ama üniversiteye girme üzerine yoğunlaştırılabilecek bir haktan söz edemeyiz. Siz yapabildiğinizi yapın, gayret edin. Gerisini de Allah’a bırakın. Annenizi de üzmeyin, nazik olun, tatlı olun ona karşı.
Aleykümselam. Yavrum, sana Allah'tan güzel sabırlar diliyorum. Başına dağ düşmüş bir insan gibisin; tam anlamıyla bir afettir bu. Sen de, Allah'tan korkmanın bir gençte ne kadar mübarek olduğunu belgeleyen bir belge olmuşsun; seni tebrik ederim. İnşaallah bu sabrının ve mü'mince tavrının karşılığını cennet olarak bulursun. Aman dikkat et, devamı da iyi gelsin. Sana bilmemiş ol bu sahneleri diyemeyeceğim. Ben bile bu halimle annene buğuz ettim de sen bir evlat olarak elbette içine taş gömeceksin. 'Unut' diyemem; ama 'terk et' derim. Bu terk de şöyle olmalıdır: Sen yavaş yavaş kendi yuvana doğru çekilmeye başla. Ondan sonra da zorunlu olanları kadar ve dışa karşı sır vermeyecek bir siyasetle annene karşı annelik görevlerini yap. Bu birinci görevin olsun. İkinci olarak da, onun üzerindeki izleyici gözlerini hiç eksik etme. Yaptığına cevap da verme, izlemeyi de kaldırma ki aynı hataya tekrar dönmesin. Üçüncü olarak da, on kere ölsen ve on birinciye dirilip bu dünyaya yeniden gelsen bile bu olayı KİMSEYE ANLATMA! Hiç kimseye! Hatta kendine bile yani sana bile anlatma!Seni tekrar tebrik ediyorum. Bu güzel tavrından ötürü sana dualar ediyorum. Arş'ın gölgesinde koltuğun olsun sevgili kardeşim!
Selamünaleyküm. Anne ahı, onlarca kere evlenme fırsatından daha büyük bir zarardır. Sakın annenin ahını alma.