Fetva Meclisi
Soru
Hocam anne ve baba hakkından hep bahsediyorsunuz, bahsettiğiniz şeyler eşimizin anne babası için de geçerli midir? Biz eşimle ailelerimizden farklı bir şehirde yaşıyoruz. Memlekete gittiğimde daha çok kendi annemlerde kalıyorum eşimin ailesinin de yanına gidiyorum, severim sayarım ama daha az giderim. Dini açıdan bir sıkıntı var mıdır varsa nasıl davranmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Yanlış yapıyorsunuz. Annenizin hastalığına karşı ne yapacaksanız öyle yapın. Yani annenizle ilgilenin, onu önemsediğinizi hissettirin ama babanızla onun adına kavga etmeyin. Onların arasına girmekle siz sadece aradaki kavgayı büyütmüş olursunuz. Kendiniz de günaha girersiniz. Nasıl anneniz hasta olunca onunla ilgileniyor ama hastalığa sövmeye yanaşmıyorsunuz çünkü bunun size bir faydası olmayacaktır; bu durumda da aynısını yapın.
Selamünaleyküm. Bir kadın bir erkekle nikâhlandıktan sonra, eşi baba ve annesinin önüne geçer. Birinci derecede eşi onun üzerinde hak sahibi olur. Anne ve babasına karşı da hürmet ve alakada kusur etmemeye çalışır. Buna rağmen sizin durumunuz, muhtemel bir fitneye sebep olacağından eşinizin belli bir süre alakasız kalmasında sakınca olmamasını gerektirmektedir. Kesinlikle sizinle ailesi arasındaki tartışmaya fiilen katılmasın, hakemlik rolü üslenmesin. Bu durum, onun onlarla bağının tamamen inkâr etmesi seviyesine de gelmemelidir. Cenazelerle, hastalıklarla ilgilenme, bayramlarda görüşme şimdilik yeterlidir. Büyük sözler sarfetmeden yolunuza devam edin.
Kimsenin annesinden başka ‘annesi’ yoktur. Anne tektir. Ebedîdir anne. Alternatifsizdir anne. Kaynana ile aramızda insanlık ve dindarlık vardır. Anne ile ise insanlık, dindarlık ve annelik vardır. Böyle bir oranlama bile yapılamaz. Annemizden başka ‘cennetimiz veya cehennemimiz’ olan kimse yoktur. Anneye itaat adeta sınırsızdır. Kaynanaya itaat ise sınırları olan bir insanlık vadisidir. Bu kural, erkek için de kadın için de aynıdır. İnsan olarak iman eden herkes içindir bu.
Allah doğmuş ve doğacak çocuklarınızı sâlihîn, âbidîn ve mücâhidîn listesine alsın. Baba hatalı da olsa kapının önüne bıraktığı ayakkabısıyla bile olsa kavga edilmemelidir. Babaya saygı konusunda taviz vermeden devam edilmelidir. Bu babanın yaptığı her işin doğru olduğu anlamına gelmemektedir. Gerek eski eşine gerekse çocuklarına yaptığı haksızlıkların cezası Allah'a aittir. Bu aşamadan sonra babanızın da nasihatine değer verdiği büyüklere müracaat edilmelidir. Bu konuda kendilerinden tavsiye alınmalı ve gerekirse aile büyüklerinin olduğu bir meclis oluşturulmalıdır. Kendi başınıza çözmek yerine büyüklerinizi devreye sokarak halletmeye çalışın. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/zulmeden-babayla-ve-akrabalarla-iliski-nasil-olmali
Selamünaleyküm. Bu konuda babanızla sürtüşmeyin, yanlış yapmış olursunuz. Kayınpederinizi de yok saymayın. Ara ara giderek, babanızı bilgilendirmeyerek orta yolu bulun.
Bir sıkıntıya sıkıntı ile karşılık vermek yanlış olur. Zaman geçtikçe daha rahat olacaksınız. Babanızı hatası ile baş başa bırakın. Siz kendi hayatınızı sürdürmeye çalışın. Babanız için de dua edin, erkenden ıslah olsun. Genel uygulamanız böyle olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Tasavvuf ehli olmak farklı bir Müslüman olmak değildir. Normal liseye giden bir talebe nasıl biraz daha iyi not almak için ilave matematik dersi alıyorsa tasavvuf erbabı olmak da böyle kabul edilmelidir. Tasavvuf olsun veya olmasın bir Müslüman için hayatın ölçüsü haramlar/helallerdir. Bunlara dikkat ederek yaşayan bir Müslüman zorunlu olarak aile hayatını öncelikli tutacaktır. Aileyi ihmal ettiren bir tasavvuf olamaz/olmamalıdır da. Mesela kadın tasavvuf sebebi ile eşini ihmal ediyorsa veya erkek bunu yapıyorsa buna tam anlamı ile bir İLAÇ ZEHİRLENMESİ deriz. O ilaç yanlış kullanılmış demektir. Buradaki sorun tasavvufta değil onu kullananda olur. Bu şekilde bakmaya çalışınız.
Doktor ol, tedavi et. Sabret, yıllarca beklemeye hazır ol. Ondan değil Allah’tan bekle, ihlaslı ol. Çok konuşma, konuştuğun değersiz olmasın. İyi tarafları unutma, artı ve eksi ortalaması yap ki adil olasın.
Bu durumu tek başınıza çözemeyebilirsiniz. Bir aile danışmanına gidin. Onun değerlendirmesine göre gelecek planlaması yapın. Ama unutmayın ki, sabretmek yegâne kaynağınızdır, onu iyi değerlendirin.
• Bir Müslümanın kâfir olan bir yakını öldüğünde ona baş sağlığı dilenebilir. • Bir kâfirin Müslüman olan yakını öldüğünde ona da baş sağlığı dilenebilir. • Kâfir birinin kâfir olan bir yakını öldüğünde de baş sağlığı dilenebilir. Bu taziyelerde kâfire rahmet dileme gibi bir cümle kullanılamaz. İslam ile alenen savaş durumunda olan bir kâfirin cenazesine alaka gösterilemez. Ulemanın büyük bir bölümü Müslüman’ın bir kâfirin cenaze törenine katılmasının doğru olmayacağı hükmünü belirtmiştir. Bunun istisnası kişinin baba, anne, kardeş gibi çok yakını olan bir kâfirin cenazesine katılması olabilir demişlerdir.
Eşinizin yaptığı isabetlidir diyemeyiz ama şunu da bilmeniz gerekir: Eşinizi bu hususta ikaz ederek, tepki göstererek siz onu oraya daha fazla itersiniz. Bir süre bu gündemden uzak durun. Hiç bir şey yok gibi davranın. Eşiniz doğal olarak sizin bulunduğunuz yere gelme ihtiyacı hissetsin. Bir süre sonra da itidali sağlama noktasına gelir inşaallah.
Sizin “Allah sana emretmiş…” demenizin dayanağı yoktur. Kadına emredilenler arasında “her hafta sonunu kaynanasının evinde geçirmek” diye bir şey yoktur. Siz abartıyorsunuz. Bu durumu dine yaslanarak çözmek yerine oraya gitmek istemeyiş nedenini bulmaya çalışarak çözmelisiniz. Kadın sizi, eviniz olan yerde mutlu etmek ve size itaat etmekle yükümlüdür. Daha ötesi onun insanlığı ve anlayışı ile ilgili bir durumdur.