İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam eşlerden biri özellikle kadın tasavvuf ehli olsa ama erkek tasavvuf ehli olmasa bu durumda kadın nasıl bir davranış sergilemelidir?

Cevap

Tasavvuf ehli olmak farklı bir Müslüman olmak değildir. Normal liseye giden bir talebe nasıl biraz daha iyi not almak için ilave matematik dersi alıyorsa tasavvuf erbabı olmak da böyle kabul edilmelidir. Tasavvuf olsun veya olmasın bir Müslüman için hayatın ölçüsü haramlar/helallerdir. Bunlara dikkat ederek yaşayan bir Müslüman zorunlu olarak aile hayatını öncelikli tutacaktır. Aileyi ihmal ettiren bir tasavvuf olamaz/olmamalıdır da. Mesela kadın tasavvuf sebebi ile eşini ihmal ediyorsa veya erkek bunu yapıyorsa buna tam anlamı ile bir İLAÇ ZEHİRLENMESİ deriz. O ilaç yanlış kullanılmış demektir. Buradaki sorun tasavvufta değil onu kullananda olur. Bu şekilde bakmaya çalışınız.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İlim ilimdir, ilmin erkeği kadını olmaz. Allah Teâlâ kime dininin ilimlerinde ilerlemek nasip etti ise o âlimdir. Onun ilerlediği noktalarda geri kalanlar da onun talebesi olmaya mecburdur. Sahabilerden itibaren binlerce kadın âlim bu dinin ilimlerini nesillere taşımakla şereflenmiştir. Kimi kucağında çocuğu ile ilim öğrenip âlimlik vasfına ulaştı, kimi evlenmeyerek ilim yolunda ilerledi. Binlerce erkek de onlardan icazet aldı. Meşhur âlimlerimiz arasında hanım hocalardan icazet almışlar vardır. Özellikle yaşlı kadınların mahremiyet inceliklerine dikkat ederek ders vermelerini menedecek bir kayıt yoktur. Şu var ki, ilim Allah’ın haramlarını helalleştirmez, fitneyi ortadan kaldırmaz. Bu ayrıntıya dikkat edildikten sonra bir sorun yoktur biiznillah.

Hocam, kadınların dini ilimleri erkeklere okutması ve erkeklere icazet vermesi u
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman erkeğin Müslüman olmayan bir kadınla evlenmesini farklı başlıklarda ele alabiliriz: Müslümanlarla savaş durumunda olan bir yerdeki Hristiyan veya Yahudi kadınla evlenmesi haramdır. Normal bir kâfir ülkede veya İslam ülkesinde yaşayan Hristiyan veya Yahudi kadınla evlenmek mekruh görülmekle beraber caizdir. Bu kadının hür ve namuslu olması şarttır. Ve nikâh akdi Müslüman’ın şeriatına göre muteber bir akit olmalıdır. Hristiyan veya Yahudi olmayan bir kadınla Müslüman erkeğin evlenmesi ise haramdır, nikâh geçerli değildir. Bu evliliklerin caiz olan b şıkkı için de şu noktaların dikkate alınması gerekir: Dinimizin izin verdiği Hristiyan ve Yahudi kadını ile evlenmeye muhatap olacak Hristiyan veya Yahudi var mıdır? Şirk bataklığına batmış bir nesil iken o şirkin üzerine laiklik ve benzeri berbatlıkları getirmiş bir ehlikitap ile muhatabız. Şu andaki Batı kültürü içinde erkek kadın eşitliği ve aileye ait kurallar üzerinden yapılan bir evlilik ne kadar Müslümanca sürdürülebilir, o aile içinde çocuk ne kadar Müslüman olarak yetiştirilebilir? Böyle bir evlilik, hak batıl savaşında Müslümanlar açısından ne getirir ne götürür? Bu soruları iyi düşünmek gerekiyor. Ömer bin Hattab radıyallahu anhın karşı çıktığı, Müslüman kadınlar varken yabancı kadınlarla evlenmeyi yasaklamasındaki hikmette işaret ettiği önemli bir gerçeği de bir Müslüman olarak düşünmek gerekir: Bu tür evlilikler Müslüman kadınları ötekileştirmeye ve ezilmişliğe itmez mi?

Hocam Müslüman bir erkek Müslüman olmayan bir kadınla evlenemez mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanlığın tek ölçüsü Kur’an’dır. Herkesin Müslümanlığı yaşadığı Kur’an kadardır. Kur’an bir kenara bırakıldıktan sonra, Müslümanlığın değeri olmaz. Gözle görülüp, elle tutulacak ölçülerden söz edeceksek, genel olarak Müslümanlığın insanda görülmesi gereken karakterleri şunlardır: -İyi Müslüman salih amel yapan insandır: Salih amel, Allah’ın razı olduğu ve insanlığa yararlı olan işlerin adıdır. İbadet, infak, insanlığa faydalı bir sanat ve benzeri işler salih ameldir. -İyi Müslüman niyeti Allah rızası olan insandır: Allah için olmayan hiçbir işin değeri olmayacağı için, salih bir amel de yapılmış olsa ahiret ölçülerinde değersizdir. Onun için Müslüman, tarlasını ekerken dahi Allah rızasını amaçlar. O takdirde de kargaların tarlasından yediği bile onun hanesine sevap olarak yazılır. Kediye verdiği bir lokma ona sadaka olur. Allah rızası dışında neyi kast ederse etsin, velev ibadet görüntülü bir iş yapmış olsa dahi yaptığı boştur. -İyi Müslüman ilim sahibidir: Dinini yaşayacak kadar din ilmi, hayatını izzetli bir şekilde yaşayacak kadar beşeri ilim sahibidir. Cehaleti asla kabullenmez. Beşikten mezara kadar ilim peşindedir. Yaşlanması veya aciz düşmesi ilim yolundan geri koymaz onu. Çünkü o ilimle Allah’ın rızasını ummaktadır. -İyi Müslüman bir sosyal faaliyet içindedir: İnsanlığa faydalı herhangi bir işte muhakkak bulunur. Dernekte bulunur, vakıfta bulunur. Mahalle mescidini temizler. Düşkünlere yardım eder. Hasta ziyaret eder. Sokağını temizler. Kendinden küçük yaştakilere ilim öğretir. Ama muhakkak bir faaliyette bulunur. Bulunduğu faaliyetten maddi çıkar beklemez. Allah için yapar yaptığını. -İyi Müslüman tevekkül sahibidir: İnsan olarak yapabileceğini yapar. Onun görevi bittiyse, gönlü rahat uyur. Olanda hayır vardır diye bekler. Allah’ın işinde hikmetler arar. Ama bunu tembelliğine kılıf yapmaz. -İyi Müslüman günah ortamında durmaz: İyilerle beraber olmaya çalışır. Günah işlenen yerlerden kaçar. Her şeye rağmen bir günah işlerse derhal tevbe eder. Günahları biriktirmez. Allah’ın iyi kullarını sever. Günahkâr kullarından ve kâfirlerden nefret eder. -İyi Müslüman Kur’an hizmetkârıdır: Onu okur ve onunla amel eder olduğu gibi, onu öğreten, yayılmasına çalışan biri olarak yaşamaya gayret eder. Kur’an için ne yaptım sorusu onun zihninde her gün sorgulanan bir soru olarak kalır. Kur’an’a hizmetten doymaz. -İyi Müslüman iyiliği emreden kötülükten alıkoyandır: Sadece kendisinin iyi olmasıyla yetinmez. İyilik yayılmazsa kötülüğün yayılacağını, kötülük yayıldıktan sonra da “iyi” olmanın yeterli olmayacağını bilir. İyilerin en tabii mücahidi olmaya çalışır. Allah’tan başkasından çekinmez. Kınayıcının kınamasına aldırmaz. -İyi Müslüman ahlaklıdır: İslam’ı temsil etmenin kimlik kartında “Müslüman” yazmasıyla olmayacağını bilir. Yürüyen Kur’an, yürüyen hadis olmaya çalışır. Ahlakı da İslam toplumunun ahlakıdır. İthal ahlakı, yabancı kültürü etkin görmez. -İyi Müslüman iyi bir eştir: Eşine karşı “iyi” olmanın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin karakteri olduğunu, karakterde ona benzemedikçe, iyiliğe ulaşılamayacağını bilir. İyi eş olmak için eziyete katlanır. Sabreder. Sabrının karşılığını da Allah’tan bekler. -İyi Müslüman çok çocuk yetiştirir: Ümmete yapılabilecek en büyük hizmetin insan yetiştirmek olacağını bildiğinden, ne kadar çok çocuk yetiştirirse, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin onunla o kadar övüneceğini bilir. Çocuk yetiştirmeyi cihad mertebesinde görür. -İyi Müslüman boş işle ilgilenmez: Kendisini ilgilendirmeyen işlerle uğraşmamanın iyi Müslümanlık olduğunu bilir. -İyi Müslüman dengeli insandır: Onun ibadeti işini, işi ibadetini ezmez. İbadetinde ciddi ve yoğun olduğu gibi günlük maişetinde de ciddi ve yoğundur. Namaz kıldığı için işini aksatmaz. İşi olduğu için namazını savsaklamaz. Dünya ile ahiret arasında tam bir denge kurar. -İyi Müslüman mücahittir: Malıyla cihad eder. Bedeni ile cihad etmesi gereken yerde de bedenini Allah yolunda feda etmeye hazırdır. Can gerektiğinde de canını verir. -İyi Müslüman çok dua eder: Sadece namazlardan sonra veya hatimlerin ardından dua etmekle ya da dualara âmin demekle yetinmez. Namaz gibi, duaya da vakit ayırır. Çok dua eder. Sürekli okuduğu dua kitabı vardır. Dilini duadan kuru tutmaz. -İyi Müslüman muhasebe yapar: Hesaba çekilmeden kendini hesaba çekmesini bilir. Hatalarından dolayı helallik istemesi gerekiyorsa helallik ister. İstiğfar etmesi gerekiyorsa istiğfar eder. -İyi Müslüman ümmetinin dertleriyle ilgilenir: Onun ırkı, köyü din kardeşlerini ihmal etmesine neden olmaz. Kadından iki türlü hizmet beklenir. Birincisi kadının, erkeğinin iffetini koruması, onun cinsel ihtiyaçlarını tatmin etmesi ve bu cinsel ihtiyacın tabii bir sonucu olarak eşine çocuk vermesi hizmetidir. İkinci hizmet de, bugünkü evliliklerin neredeyse tamamen özdeş anlamı hâline gelen ev hizmetleridir. Bu hizmetler evi süpürmekten yemek pişirmeye, bulaşığa ve benzeri erkeğin “yapmayacağı” kabul edilen hizmetlere kadar uzanmaktadır. Kadının birinci hizmet türünün tartışılması gerekmiyor. Zaten evlilik esasen birinci türdeki hizmetler için vardır. İkinci türdeki hizmetlere gelince, bu türdeki hizmetler için ümmetin müçtehitlerinin iki görüş beyan ettiklerini görüyoruz. a- Büyük çoğunluğu oluşturan müçtehitlere göre kadın, kocasının ikinci türdeki hizmetlerini görmek zorunda değildir. b- Hanefi mezhebindeki müçtehitlerin içtihatlarına göre ise kadının erkeğinin ikinci türdeki hizmetlerini de görmesi dinen vazifesidir. Ancak onların getirdiği “dinen vazifesidir” kaydı, meselenin hukuka intikal etmesi durumunda kadına bir mecburiyet getirilemeyeceğine de işaret etmektedir. Ortada şöyle bir durum vardır: Kadına, erkeğinin bulaşığını yıkamayı, evini süpürmeyi, tarlasında çalışmayı emreden bir âyet ve hadis yoktur. Evet, pek çok hadiste kadının çalışmalarından, iş yapmasından söz edilmektedir ama onlar, açık bir ifade ile kadına çalışmayı emretmemektedir. Hâlbuki kadının birinci türdeki işiyle alakalı birden çok âyet ve hadis vardır ve onlar gayet açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu durum, müçtehitlerin farklı içtihatlarda bulunmalarına neden olmuştur. Bir aile içinde erkek ve kadın, neyi ne kadar yapacaklarına dair hukuki istinatlara başvurduktan sonra o ailede, İslam’ın insanlardan beklediği aile ciddiyeti bulunamaz. Meseleye vacip midir Sünnet midir mantığından önce, aile istikrarı için hangisi gereklidir şeklinde bakmak gerekiyor. Şeriatımızın kurduğu dengenin formülü şudur: Marûf ölçüsünde iş yürütmek. Marûfun en net ifadesi, karşındakini takdir etmek, kendin için istediğini onun için de istemek, kendin için hoşlanmayacağına onun için de razı olmamaktır. Buna insanlık da diyebiliriz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, “Âişe yemek yap, su ver.” gibi ifadeler kullandığını, eşlerinin de ona hizmetten zevk aldıklarını görüyoruz. İş resmiyete döküldükten sonra, bir evde haklı yoktur. Anlayış ve fedakârlık ise huzurun kaynağı, bereketin kendisidir. Buharî’nin rivayet ettiği meşhur “Hepiniz çobansınız.” hadisinde de kadın için “Kadın da eşinin evinde çobandır.” ifadesi iyi düşünülmelidir. Evet, kadına evde iş görmeyi emreden âyet yoktur, hadis yoktur ama başta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hanımları annelerimiz olmak üzere, ashabın kadınları un öğüttüler, yemek yaptılar, çamaşır yıkadılar, hayvanların bakımlarını yaptılar. Bunları da doğurdukları beş, on çocukla beraber yaptılar. Âişe annemiz radıyallahu anha, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden söz ederken: “Evinin işine yardım eder, namaz vakti geldiğinde de namaza çıkardı.” demiştir. Meselenin ruhu buradadır. Allah rızası için yapılan, içine dünyalık bir maksat karışmayan her iş değerlidir. Yeter ki Allah için yapılmış olsun, usulüne uygun yapılmış olsun. Bu ibadettir, değerlidir. Ancak; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şeriatına aykırı olan bir işten sevap beklenecek, ibadet maksatlı bir iş çıkmaz. Bu kuralımız olsun.

Hocam örnek Müslüman bir kadın nasıl olmalıdır, nelere dikkat etmelidir? Kocasın
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Tasavvuf, ince çizgileri ile İslam'ı yaşamak ise ki, öyle olduğunu sayarak konuşuyoruz, bunu her Müslüman yapabilir. Resmi bir kayıt veya belli bir üye sayısı gibi bir şart olamaz, yoktur da.

Selamünaleyküm. Hocam tasavvuf sistem olarak bidadtır demişsiniz bir soruya verd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.

Selamünaleyküm. Değerli hocam kadın-erkek ilişkileri hususundaki fetvaları biliy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Farzı ayın bir durum olmadıkça kadının eşine karşı görevi dışarıdaki bütün görevlerinden daha önemli ve önceliklidir. Bir erkek böyle bir durumda farzı ayın olmayan ya da mubahlığında tereddüt ettiği işlere katılmasına karşı eşine engel getirebilir. Bunun fıkıh boyutu böyledir.

Selamünaleyküm Değerli Hocam. Size sormak istediğim soru, İslami şuura sahip ve

aile konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

• Bir Müslümanın kâfir olan bir yakını öldüğünde ona baş sağlığı dilenebilir. • Bir kâfirin Müslüman olan yakını öldüğünde ona da baş sağlığı dilenebilir. • Kâfir birinin kâfir olan bir yakını öldüğünde de baş sağlığı dilenebilir. Bu taziyelerde kâfire rahmet dileme gibi bir cümle kullanılamaz. İslam ile alenen savaş durumunda olan bir kâfirin cenazesine alaka gösterilemez. Ulemanın büyük bir bölümü Müslüman’ın bir kâfirin cenaze törenine katılmasının doğru olmayacağı hükmünü belirtmiştir. Bunun istisnası kişinin baba, anne, kardeş gibi çok yakını olan bir kâfirin cenazesine katılması olabilir demişlerdir.

Müslüman olmayanların cenazelerine gidebilir miyiz? Yakınlarına taziyede bulunab
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kaynana ve kaynata anne ve baba gibidir ama anne baba değildir. Saygıda kusur edilmemelidir. Nazik davranılmalıdır ama asla anne ve baba değildirler. Elbette kendi anne babanızı öncelikli ve daha yoğun tutacaksınız ama iki şeyi unutmayacaksınız: - Eşinizin de anne babası onun anne babası olarak yoğun olmalıdır ona göre. Ona bu hakkı ve fırsatı tanıyın. • Onların anne babanız olmamaları sizin nezaket ve hakka riayetinizi eksiltmemelidir.

Hocam anne ve baba hakkından hep bahsediyorsunuz, bahsettiğiniz şeyler eşimizin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sizin “Allah sana emretmiş…” demenizin dayanağı yoktur. Kadına emredilenler arasında “her hafta sonunu kaynanasının evinde geçirmek” diye bir şey yoktur. Siz abartıyorsunuz. Bu durumu dine yaslanarak çözmek yerine oraya gitmek istemeyiş nedenini bulmaya çalışarak çözmelisiniz. Kadın sizi, eviniz olan yerde mutlu etmek ve size itaat etmekle yükümlüdür. Daha ötesi onun insanlığı ve anlayışı ile ilgili bir durumdur.

Hanımım annemleri ziyarete gitmeye yanaşmıyor. Ben her hafta sonu annemlerde ola
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ortada şöyle bir gerçek var: Oturup kalkmadaki mahremiyet inceliklerine dikkat edilerek girip çıkma yapılıyorsa sizin eşinizin ailesi ve yakınlarına ziyarete gitmeniz insanî olan, gerekli olduğu tartışılamayacak olan bir hakikattir. Bunu sormaya bile gerek yoktur. Ancak durum sizde olduğu gibi kadının psikolojik de olsa eziyet görmesine neden olan tavırlar barındırıyorsa gitmek zorunda değilsiniz. Eşinizin sizi her durumda eziyetten koruması gerekmektedir. Yakınlarının sılayırahimi kadar sizin korunmanız da ona görevdir. Eşinizin yakınları sizin kan bağı ile oluşmuş yakınlarınız değildir. Dolayısıyla onların sılayırahimi size farz değildir. Eşinizin bunu zorlamaya hakkı yoktur. Eşiniz sizi eziyet görmeye karşı koruyamadığı bir yere götüremez. Şunu bilmenizde fayda vardır: Aile bu tür tartışmaların başlaması ile risk altında kalır, keşke bu tartışmaya girmese idiniz, sabredebilse idiniz, çok daha iyi ederdiniz. Dinen size mecburiyet getirilmemiş olsa bile sizin aile huzurunuzu dikkate almanız sizin lehinize bir durumdur.

Kocam beni annesi ve ablalarının ziyaretine gitmeye mecbur tutuyor. Ben gidince
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorunun içeriğinde bir tartışma bulunduğu anlaşılmaktadır. Tartışmada taraflar kendilerine göre haklıdırlar ama meseleyi adalete göre değerlendirebilmek için her iki tarafın da dinlenmesi gerekir. Tek taraflı anlatılan bir sorunun cevabı sadece o soruya cevap olur, adaleti gerçekleştirmeyebilir. Bunu tespit etmiş olalım. Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim rehberimizdir. O evini ve çocuklarını ihmal etmedi ve cihadın en güzelini yaptı. İnsanların beceriksizliklerini dine mal etmelerini kabul edemeyiz. Müslüman’ın üzerinde; - Allah’ın hakkı var, onu verecek. - Bedeninin hakkı var, onu verecek. - Ailesinin hakkı var, onu verecek, - Arkadaşlarının hakkı var, onu verecek. Herkesin hakkını herkese verebilen iyi Müslümandır. Bu düzeye gelene kadar da herkes eğitilmeye devam ediliyor demektir. Allah yardımcımız olsun.

Bir beyin ailesini ikinci planda bırakarak, hanımından ve çocuklarından sık sık
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Danışılacak konuları ayırmak gerekir. Aile içi işlerde elbette herkes birbirine danışmalıdır ama erkeğin iş alanında mesela eşine danışarak iş yürütmesi pratiği olmayan bir beklentidir. Size tavsiyemiz şudur: Aile huzurunuzu bu konudan daha önemli ve öncelikli bir konu görün. Şeytan böyle takıntıları pek çok sever, bunun üzerinden aranızdaki ünsiyeti bitirebilir aman dikkat edin.

Hocam ben yapacağım her şeyi eşime danışıyorum. Fakat eşimden de her konuda olma

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.