Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yapacağım her şeyi eşime danışıyorum. Fakat eşimden de her konuda olmasa bile beni ve onu direkt ilgilendiren konularda aynı davranışı bekliyorum. Bunu ondan talep ettiğim için feminizm yanlısı olduğumu, aramızda eşitlik olamayacağını ve güvenliğim için ona her şeyi söylemem gerektiğini düşünüyor. Ona hak veriyorum ama onun benim üzerimde hakkı olduğu kadar benim de onun üzerinde hakkımın olduğunu düşünüyorum. Benim merak ettiğim şey şu aslında dinimiz açısından bunun karşılığı nedir? Koca bir şey yaparken karısına danışmalı mıdır? Onun da fikrini almalı mıdır? Benim sahip olduğum düşünce yanlış mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Erkek evlendiği kadınını geçindirmek zorundadır. Dinimizde kadın isterse çalışır. İstemiyorsa çalışmaz, erkek sorumluluğunu kadınla paylaşma hakkına sahip değildir. Siz, aile huzurunuz açısından meseleye bakın. Çalışabildiğiniz kadar çalışın. Eşinizle bu konuda tartışırsanız şeytan sizi buradan tutuşturduğu bir ateşle yakabilir maazallah.
Eşiniz ve siz bir aile danışmanına gitmelisiniz. Eşiniz de bir insan olarak hata ettiğini anlamayabilir. Ola ki nasihat ona etki eder. Umudunuzu kesmeyin. Düzelebileceği ve eli açık duruma gelebileceği umudu ile sabredin, nasihat edin, çevresinin daha güzel insanlardan olması için uğraşın. Bir de işi inatlaşmaya kaydırmamak için dikkat edin. Allah yardımcınız olsun.
Sabırlı olun. Yaşanan gerginlikleri konuşarak ve sağduyuya çağırarak çözmeye çalışın daima. Belki biraz zaman alır. Sabırlı olun. Eşiniz ile aranızdaki anlaşmazlıkları tartışmayla çözmeye çalışmayın. Bu işleri daha da kötü yapmaktan başka pek bir işe yaramaz. Aranızdaki iyilik hali büyüdükçe birbirinize karşı cesur sözler ve hareketleriniz de azalır biiznillah. Allah'a emanet olun.
Bu konuyu içinizde problem olarak yaşamaktansa eşinizle sakin bir dille konuşun. Ona, kendi ailenize öncelik vermesi gerektiğini ve bu yükün sizi zorladığını anlatın. Görümcenize destek olmak istiyorsa, onun da maddi katkıda bulunmasını talep edin. (Kendi giderlerini ve en azından kira farkını ödemesi gerektiğini söyleyebilirsiniz.) İsraf etmeye devam ederse, ona para harcamanın adil olmadığını belirtin. Ayrıca eşinizin bu konuda size adaletli davranması gerektiğini hatırlatın. (Sadece kardeşinin değil, sizin de bir emanet olduğunuzu anlatın.) Yalnız bu süreçte görümcenizle şeytanın sevineceği bir kavganın içerisine düşmeyin. Sakin olun. Allah'tan yardım isteyin.
Selamünaleyküm. Evet, bir noktadan sonra babanızın sizi menetme hakkı yok ama sizin de çocukluk etme hakkınız yoktur. Dışarıdan izlemekle insanlar hakkında nasıl kesin bir kanaate varabiliyorsunuz? Bu yaptığınız duygusallıktır sonra pişman olacağınız bir işi yapmayın.
Eşinizle tartışmadan ikna etmeye çalışın. Ona eski yaşadığı yerde çok huzursuz olduğunuzu, ailesini dilediği zaman görmeye gidebileceğini söyleyerek ikna etmeye çalışın. Kocanızı geri dönmeyi istemesine rağmen sizin istememekle kocanızın hakkına girmiş olmazsınız. Kocanızın sizi huzur bulacağınız, emniyette olacağınız bir yere götürme mecburiyeti vardır. Allah yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Kuluz; kulluk yapacağız. Mü'miniz, imanımızın gereğini yapacağız; Allah’tan başkasını Rab bilmeyeceğiz. İbadet ederek yaratılış gayemizi gerçekleştireceğiz: Haramlardan uzak durarak, farzları yerine getirerek, nafilelerden de yapabildiğimiz kadar yaparak ibadet yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz. Bütün bunlar için de: - Asla umutsuz olmayacağız ve şımarmayacağız. - Çevremizi nasıl olmak istiyorsak onlar gibilerden oluşturacağız. - Midemize haram girmemesine dikkat edeceğiz. - Zamanı çok iyi değerlendireceğiz. - Sabır silahını hiç eksik etmeyeceğiz. - Çok dua edeceğiz. - Muhakkak bir iş sahibi olacağız. - Kabiliyetimiz olan işi yapacağız. - Aile sahibi olmanın en büyük hareket olduğunu bilecek ve aileyi cihadımız bileceğiz. - Allah için nafile olarak yapacak bir iş muhakkak bulup onu yapacağız. - Ve yılmayacak, yorulmayacak hayatımızı Allah’ın lütfettiği kadar yaşamaya bakacağız. - Allah’a güvenimizi hiç sarsmayacağız ki şeytan bize çengel atmasın.
Bu sorunun içeriğinde bir tartışma bulunduğu anlaşılmaktadır. Tartışmada taraflar kendilerine göre haklıdırlar ama meseleyi adalete göre değerlendirebilmek için her iki tarafın da dinlenmesi gerekir. Tek taraflı anlatılan bir sorunun cevabı sadece o soruya cevap olur, adaleti gerçekleştirmeyebilir. Bunu tespit etmiş olalım. Peygamber aleyhisselam efendimiz bizim rehberimizdir. O evini ve çocuklarını ihmal etmedi ve cihadın en güzelini yaptı. İnsanların beceriksizliklerini dine mal etmelerini kabul edemeyiz. Müslüman’ın üzerinde; - Allah’ın hakkı var, onu verecek. - Bedeninin hakkı var, onu verecek. - Ailesinin hakkı var, onu verecek, - Arkadaşlarının hakkı var, onu verecek. Herkesin hakkını herkese verebilen iyi Müslümandır. Bu düzeye gelene kadar da herkes eğitilmeye devam ediliyor demektir. Allah yardımcımız olsun.
Ortada şöyle bir gerçek var: Oturup kalkmadaki mahremiyet inceliklerine dikkat edilerek girip çıkma yapılıyorsa sizin eşinizin ailesi ve yakınlarına ziyarete gitmeniz insanî olan, gerekli olduğu tartışılamayacak olan bir hakikattir. Bunu sormaya bile gerek yoktur. Ancak durum sizde olduğu gibi kadının psikolojik de olsa eziyet görmesine neden olan tavırlar barındırıyorsa gitmek zorunda değilsiniz. Eşinizin sizi her durumda eziyetten koruması gerekmektedir. Yakınlarının sılayırahimi kadar sizin korunmanız da ona görevdir. Eşinizin yakınları sizin kan bağı ile oluşmuş yakınlarınız değildir. Dolayısıyla onların sılayırahimi size farz değildir. Eşinizin bunu zorlamaya hakkı yoktur. Eşiniz sizi eziyet görmeye karşı koruyamadığı bir yere götüremez. Şunu bilmenizde fayda vardır: Aile bu tür tartışmaların başlaması ile risk altında kalır, keşke bu tartışmaya girmese idiniz, sabredebilse idiniz, çok daha iyi ederdiniz. Dinen size mecburiyet getirilmemiş olsa bile sizin aile huzurunuzu dikkate almanız sizin lehinize bir durumdur.
Sizin “Allah sana emretmiş…” demenizin dayanağı yoktur. Kadına emredilenler arasında “her hafta sonunu kaynanasının evinde geçirmek” diye bir şey yoktur. Siz abartıyorsunuz. Bu durumu dine yaslanarak çözmek yerine oraya gitmek istemeyiş nedenini bulmaya çalışarak çözmelisiniz. Kadın sizi, eviniz olan yerde mutlu etmek ve size itaat etmekle yükümlüdür. Daha ötesi onun insanlığı ve anlayışı ile ilgili bir durumdur.
· Zekâtı hak eden bir fakire bir kerede ne kadar zekât verilebilir sorusunun cevabıdır buradaki sorunun cevabı. Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin içtihadında ancak nisap miktarı kadar verilebilir. Diğer Fukahanın içtihadında ise bir yıllık ihtiyacı kadar verilebilir. · Bir ev fiyatı genellikle bir ailenin yıllık nafakasından çok daha fazla bir rakamdır. Bu nedenle fukahanın ölçülerine göre fakirlere zekât olarak ev verilmesi yerine oturması zor bir durumdur. Aynı şekilde araba verilmesi de böyledir. · Şöyle bir çözüm olabilir: Fakir bir ev satın alır. O evden ötürü yüklü borcun altına girer. Derneğiniz de “borçlu” olduğu için ona zekât fonundan o evin ödemesine yardım eder. Bu olabilir ama neticede bir zorlamadır. · Makul olan fakirin ev kirasını vermektir ki, ev kirası mantığı birden çok fakirin zekât fonundan istifade etmesidir. Zira bir ev fiyatı ile pek çok fakirin evinin kirası yıllarca ödenebilir. · Mümkün olduğu kadar zekâtı, fakirlerin çalışma ve ekonomik kazanç elde etmesine yönelik bir tercihte değerlendirmeye çalışınız. Mesela iş üretip kullanabileceği alet, işinde kullanacağı araç, dükkân yönünde değerlendirilse daha kolay fetvaya uyumu bulunabilir. · Burada bir istisna olarak şunu zikredebiliriz: Bazı yörelerde “ev” birkaç duvardan müteşekkil basit bir yapıya deniyor olabilir. Onun maliyeti de fukahanın “bir yıllık” sınırlamasına aykırı olmayabilir. O tür zorunlu durumlar için böyle bir tercih yapılabilir.
Eş, eşinden ne istiyorsa onun muadilini kendisi yapmalıdır. Ömer radıyallahu anh örneklemesi yapacak olursak vay halimize o zaman. Evet, evliliğin temelleri ile alakalı değildir bu kural ama en temel nezaket kuralları ile alakalıdır. Yapmadığını beklemek ile yapıp benzerini beklemek farklıdır. Siz yine nezaketle ve usandırmadan bunu hatırlatın.