Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam tasavvuf sistem olarak bidadtır demişsiniz bir soruya verdiğiniz cevabınızda ilaveten muhtevası islamın ruhudur demişsiniz. Aslına bakarsanız çok açık ve net bir cevap olmuş. Fakat tasavvuf ne demek? Kişi tek başına tasavvuf ehli olabilirmi? Tek başına tasavvuf ehli olamaz ise sonuç itibariyle bir grubun içine girecek ve her bir grubun kendine has düzeni kaidesi kuralı var bu kaide ve kuralları sistem olarak algılamayacaksak sistemden kasıt nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu ve benzeri hususlarda kimsenin kimseyi tatmin etmesi mümkün değildir. Tatmin olmak için sizden cevap isteyen yoktur zaten. Herkes kendi görüşünün en doğrusu olduğuna inanıyor. Siz, kalbinizin tatmin olduğu tarafa dikkat edin, başkalarının kanaatlerini önemsemeniz gerekmez. Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyen hatta o hükümleri yok sayan bir sistemi, Müslüman'ın kendisine ait görmesi elbette kabul edilemez bir hatadır. Hatta bu kabullenmede samimiyet varsa bunu imandan kayma olarak da görebiliriz. Yalnız tevil ederek yani esasen o sistemi benimsemediği hâlde, bazı tevillerle içinde bulunanlar için aynı şeyleri söylemek gayet tehlikelidir. Bundan Allah'a sığınırız. Olsa olsa bir hatadan söz edebiliriz. Bir başka husus da biz Müslümanlar olarak, vazifemizi yanlışları bulma ve ikaz etme ile sınırlandıramayız. Asıl vazifemiz bize ait olanı ihya etmektir. Bunun için herkes çalışmalıdır.
Selamünaleyküm. Kalpteki iletişime bağlıdır bu. Herkes nereye kaydığını kalbine sormalıdır.
Aleykümselam. Oturup kalkma inceliklerine dikkat edilerek bayanların bulunduğu bir ortamda ders maksatlı oturulabilir. Bu oturma esnasında bayanların kıyafetleri ve oturulan yer, oturma şekli açısından fitne ihtimali varsa öyle bir oturma caiz olmaz. 'Tasavvufta bunlar caizdir' şeklinde bir söz ise cahillikten başka bir şey değildir. Hele hele tasavvufta hiç caiz olmaz böyle şeyler. Bunu söyleyen ne tasavvuf biliyor ne de hizmet gayesi güdüyor deriz.
Selamünaleyküm. Bu mezhepler, İslam'ın kendisi değildir, bilakis İslam'a hizmet için çıkmış gayretlerdir. İslam'ın kendisi Kuran’dır. O insanlar yeri geldiğinde Kuran’a da aynı saldırıları yapabilirler. Biz her saldırının karşısında bir savunmaya geçme ihtiyacı hissetmemeliyiz. Nihayetinde Maturidilik de Eş'arilik de insan üzerinden oluşmuş kurallar üzerinden yürütülmüştür. Muhakkak tenkit edilebilecek tarafları vardır. Bu da pek normaldir. Ama bu tenkidi Müslümanlar yapabilirler. İmanda paylaşmadıkları hususları başkalarının tenkit etmesinin tutarlılığı olamaz.
Selamünaleyküm. Bu, ihtimal kıyamete kadar kimsenin çözemeyeceği kadar köklü bir yer edinmiş sorunlardandır. O yolu izleyen mü'minlerin niyetlerini Allah Teâlâ bilmektedir. Onları itham etmek kimsenin görevi değildir. Samimi niyetlerle yapıyorlarsa ve bunun üzerinden kişisel zevklerini tatmin etmek ve menfaatlenmek gibi bir tutum içinde değillerse onlarla mücadele etmenin yersizliğini düşünüyorum. Yaşadığımız dönem, insanların yanlışlarını tespitten çok neyin doğru olduğunu ispat etme dönemidir. Eğer tasavvuf hatalı ise hatasız olan zühdü ortaya koymalıyız. Birileri Allah'ı zikretmeyi teşvik için tasavvufu metot olarak kullanırken hata ediyor, diğerleri de Allah'ı zikrin ne tilavet ne tesbihat olan hiçbir çeşidi ile meşgul olmadığı hâlde, sadece başkalarının yanlışlarını tadat ederek İslam'a hizmet ediyorsa bu kabullenilemez. Herkes doğru bildiğini yapsın, hesabımız Allah'a kalacaktır.
Selamünaleyküm. Mümin olmayanlarla müminlerin kalpten bir ağ kurmaları caiz değildir. Siyasi ve sosyal beraberlikler olabilir. Yüzeysel muhabbetler kurulabilir.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Doğru olan, kalbinin rahat etmediği bir ortamda bulunmamandır. Mü'min, dolu insandır, uç tartışmalarla meşgul olamaz.
Selamünaleyküm. Böyle bir söz, ilimle alakalı değildir.
Selamünaleyküm. Allah için yapılmış bütün ibadetlerin sevabı ölmüş insanlara bağışlanabilir. Bu husus ulemamız arasında reddedilen bid'atler arasında değildir. Ancak meseleyi 'ölüye Kur'an okuma' şeklinde uygularsak bir sürü tartışma çıkar. O tartışmalar arasında ne ölü ne de diri bir şey kazanamaz. Bir ibadetin sevabını ölüye bağışlamakla ölüye Kur'an okumak arasındaki farkı iyi anlamaya çalışalım.
Selamünaleyküm. Bid'at, sonradan çıkan şey demektir. Sonradan çıkan şey, bir asla benzetilmiyorsa onun için bid'at, fukahanın bir asla dayandırarak ortaya koydukları bir husus ise ona da güzel bid'at denmektedir.
Selamünaleyküm. Bir araya gelip Kur'an okumak olarak bunu yapabilirsiniz. Böyle bir ibadet tarzı oluşturmadığınıza göre buna bid'at dememiz gerekmiyor. Ne var ki, bu işte ihlasın ne kadar bulunduğu önemlidir. Bilhassa hanımların böyle şeyleri gelenekselleştirmeleri meşhurdur.
Selamünaleyküm. Bunlar bid'at kavramı içine girmez. Yararı varsa gidebilirsiniz.