Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ölmüş annemize babamıza kuran okumak, ruhuna fatiha okumakla ilgili bir hadis var mıdır? Arkadaşlarımızla kendi aramızda tartışırken bu konuyu, böyle bir şey olmadıgını bid'at oldugunu söyledi.. "Ölülerinize Yâsin suresini okuyun.”(ibni mace) hadisininse henüz ölmemiş ölecek durumda olan kimseler için okundugunu dile getirdi.. Sizin görüşünüz benim için çok önemli. Siz örnek aldıgım birkaç kişiden birisiniz. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek isterim... Allah'a emanet olun hocam..
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah için, ücretsiz yapılan bir işin sevabı ölmüş birine hediye edilir ama bunun ticareti yoktur.
Aleykümselam. İbadetlerden her biri, mü'min olarak öldüğünü bildiklerimiz için eda edilip sevaplarından istifade etmeleri umulabilir. Genel olarak ulemanın görüşü bu şekildedir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar ise şöyledir: - Mü'min olarak ölen birine arkadan gönderilecek hasenatın faydası olur. - Bu gönderme bir ticarete dönüştüğünde hiçbir değer taşımaz. Zira ibadetler Allah için yapıldığında değerlidirler. Allah için yapılan işte de ticaret olmaz. - Bu bir umuttur. Umut ise kati değildir. Kati olan şeyleri yapmak daha evladır. Mesela ölmüş insanın evladının iyilik olarak yaptığı şeyler daha değerlidir. - Kur'an'da bir ibadet olarak, ölmüş mü'min için okunduğunda elbette sevap kaynağıdır. Ne kadar ticaret, ne kadar gösteriş, ne kadar adet ve ne kadar da ihlaslı bir ibadet olarak yapıldığı ise ancak Allah Teâlâ'nın bilebileceği bir iştir. Evde, mezarda, camide farkı yoktur. İhlaslı veya ihlassız farkı olabilir.
Sorduğun konu, ulemanın ihtilaf ettiği meselelerden biridir. Bu yüzden meseleye ne “kesinlikle yapılmaz” ne de “şartsız, kayıtsız sünnettir” denilerek yaklaşmak doğru olmaz. Resûlullah Efendimiz ﷺ’in kabir başında doğrudan Kur’an okuduğuna dair sahih bir hadis elimizde yok. Ziyaret ettiğinde selam verir, dua ederdi. Sahabiler de aynı şekilde hareket etmişlerdir. Ancak bu, Kur’an okunamaz anlamına gelmez. Çünkü Kur’an okumak başlı başına bir ibadettir. Kabirde değil evde bile okunsa ruhlara bağışlanabileceği pek çok fakihe göre caizdir. Özellikle Hanefî, Şafii ve Hanbelî fakihlerinden bu yönde görüşler vardır. Hatta bazıları özellikle Yâsîn Suresi’nin okunmasının hem ölmek üzere olana hem de kabirdekine faydalı olacağını belirtmiştir. Bu konuda Hazreti Peygamber’den gelen “Yâsîn okuyunuz” hadisi vardır ama kabirde değil, ölüm anındaki kişiye okunmasına dairdir. Günümüzde kabirde Kur’an okunmasını “bidattir” diye toptan reddedenler varsa da bu işi sırf ibadet niyetiyle, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapanları da yadırgamak doğru değildir. Kimse bunu dinin değişmez bir parçası gibi görmüyor, sadece Kur’an’ın rahmetiyle meyyite fayda ulaşsın ümidiyle hareket ediyor. Bu durumda mesele niyete dayanır. Riya, gösteriş, bidatleşmiş toplu uygulamalar, hele hele Kur’an’ı ticarete dökmek gibi yanlışlara bulaşmadan, sessizce okunursa bunda bir sakınca yoktur. Sonuç olarak, Peygamberimiz ﷺ bunu yapmamış olabilir ama bu, yapana günahkâr dememizi gerektirmez. Selef-i Sâlihîn’den bazı âlimler buna cevaz vermiştir. “Bu işi sünnettir.” diye değil, “Rabbim belki kabul eder.” diyerek yapanların hâlini Allah bilir. Yeter ki kimseyi itham etmeyelim, Kur’an’a da saygıda kusur etmeyelim.
Selamünaleyküm. İsa aleyhisselam hakkında imanımız onun ölmediği şeklindedir. Yeni görüşler, Ümmet'in eskilerine ait olmayan görüşlerdir. Meşhur olmak için üretilmiş beyanlardır bunlar. İlahiyatlar, Müslümanları dinlerini öğretmek için kurulmuş kurumlar değildir. Müslümanların dinlerini kontrol etmek için kurulmuş kurumlardan ne bekleyecekseniz onu bekleyin.
Selamünaleyküm. Bize göre hoş ve güzel şeyler olabilir bunlar ama ashabı kiramın yaptığına dair bilgimiz olmayan işlerdir.
1- Mezarlıklarda muayyen olarak yapılması gereken bir okuma Sünnet'i yoktur. İbadet olan Kur'an'ın okunmasının diriye de ölüye de fayda vereceği ise kesindir. Mevcut riyakâr ve ekonomik maksatlı okumalar dışında ihlaslı bir okumanın ise biiznillah faydası vardır. Esas olan, mü'min ölüye selam vermektir. Bunun ötesi ise bir umuttur. Allah Teâlâ'dan önceden salih amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz. 2- Muhiddin Arabî hakkında iki zıt kutup niteliğinde görüşler vardır. Bir görüş onu, zirvelerin zirvesinde görürken bir görüş de en dipte görmektedir. Bu da onun tartışılabilir bir kimlik sahibi olduğunu gösterir. Nitekim İmam Rabbanî de onu diğer evliya gibi müdafaa etmemektedir. Son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ise onun hakkında çok ağır sözler kullanmaktadır. Hesabı Allah'a havale edilmiş biri olarak görüp durmak en güzelidir, diye düşünüyorum. 3- Ölmüş mü'minin ardından ibadet olan her şey on sevap olması için yapılabilir ama bunun ticari olmamamsı, herhangi bir ibadetin kabulüne mani bir aksaklık olmadan yapılması şarttır.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bid'at, sonradan çıkan şey demektir. Sonradan çıkan şey, bir asla benzetilmiyorsa onun için bid'at, fukahanın bir asla dayandırarak ortaya koydukları bir husus ise ona da güzel bid'at denmektedir.
Selamünaleyküm. Böyle bir söz, ilimle alakalı değildir.
Selamünaleyküm. Tasavvuf, sistematik olarak ashabı kiram zamanında yoktu. Ama İslam'ı ince ayarlarıyla yaşama anlamındaki muhtevasını İslam'ın ruhundan almaktadır. Bunun tartışılacak bir yönü yoktur. İmam Gazâlî gibi bir mutasavvıf, peşinden gidilecek ve izi sürülecek bir şahsiyettir ama lüks ve şatafat içinde yaşayıp zühd edebiyatı yapan tasavvuf sektörü mensupları sun'idir, asla peşlerinden gitmek zorunda değiliz. Kim Kur'an ve Sünnet'i birinci ve aşılamaz ölçü görüyor, gördüğü gibi yaşıyorsa adının ne olduğu hiç önemli değildir. Onu severiz sayarız. Felsefeyi dine karıştıran, çağın fitnelerine karşı cıvık kalan, ashabı kiramı ikinci plana düşüren de bizim gözümüzde arızalıdır. Ne severiz ne peşinden gideriz. Kandiller için de şunu söyleyebiliriz: Eğer kandiller 365-5 = Müslümanlık gibi bir formülün gerçekleşmesi için ise onu da yok sayarız. Bu bir tuzaktır deriz. Hayır, birbirimizi hatırlama ve hiç değilse bir günü kurtarma sebebi ise ona sıcak bakarız. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Tasavvuf, ince çizgileri ile İslam'ı yaşamak ise ki, öyle olduğunu sayarak konuşuyoruz, bunu her Müslüman yapabilir. Resmi bir kayıt veya belli bir üye sayısı gibi bir şart olamaz, yoktur da.
Selamünaleyküm. Hiçbir ilave doğru değildir, hoş görülebilir değildir. İkaz edin, müftülüğe müracaat edin, doğrusunu sorun. Böylece hatanın düzelmesine katkıda bulunun, sevap kazanın.
Selamünaleyküm. Doğru olan, kalbinin rahat etmediği bir ortamda bulunmamandır. Mü'min, dolu insandır, uç tartışmalarla meşgul olamaz.