Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm Hocam... Bidât-ı hasene nedir ve dinde yeri var mıdır? Buna örnek verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bid'at, ibadet olarak yapılan fazlalığın adıdır. Mezhep tanımamak ise bir ekol olarak değerlendirilmelidir.
Selamünaleyküm. Dinin aslında olmayan herhangi bir işin, ne kadar gerekli ve yararlı görülse de yüzde yüz faydalı, olmazsa olmaz gibi anlaşılması mümkün değildir. Verdiğiniz örnekte de bu açıkça görülmektedir. Şu kadar ki, bazı şartlarda faydasıyla zararını ölçebilmekteyiz. Bu da her konunun aynı şartta değerlendirilmemesi gerektiğini göstermektedir. Hasene cinsinden bile olsa bidatleri savunmakta sıkıntılı sonuçlar olabilir. Buradaki ölçü, fukahanın ittifaken kabul ettikleri ile yetinmek şeklinde kabullenilmelidir. Alenen bir uçurum oluşturmayanlarla da, mü'minler arasındaki vahdete zarar vermeme açısından mücadele etmeyi doğru bulmuyoruz.
Selamünaleyküm. Namazın ses yükselticisi ile kılınması, namaza bir ilave değildir. Dolayısıyla bid'at kavramı ile ifade edilmesi yerli yerinde olmaz. Caiz midir değil midir şeklinde araştırılmalıdır. Bu hususta da caiz olmayacağına dair kuvvetli bir belge yoktur.
Selamünaleyküm. Böyle bir etkinliği, BİR ŞEYLER ÖĞRENMEK, ÖĞRETMEK maksadı ile yapmayı normal görmemiz gerekir. Bid'at kuralını da bu durumda gündeme getiremeyiz. Bu eğer, bir ibadet yani Peygamber aleyhisselamın izinde bir ibadet maksadı ile yapılıyorsa bu durumda bid'at olur. Bid'atten sevap beklemeyiz, öyle bir bid'ate katılmayız. Bir başka husus da şudur: Bu törenler, kutlamalar ne getiriyor ne götürüyor, hesabını iyi yapmak durumundayız. Bu zamanda Peygamber aleyhisselam için yapılması gerekenler nedir, ne yapılıyor açısından da ele alınmalıdır.
Selamünaleyküm. Bunlar bid'at kavramı içine girmez. Yararı varsa gidebilirsiniz.
Selamünaleyküm. O şekilde yapılması sünnet değildir ama yapılmasında da sakınca yoktur.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah için yapılmış bütün ibadetlerin sevabı ölmüş insanlara bağışlanabilir. Bu husus ulemamız arasında reddedilen bid'atler arasında değildir. Ancak meseleyi 'ölüye Kur'an okuma' şeklinde uygularsak bir sürü tartışma çıkar. O tartışmalar arasında ne ölü ne de diri bir şey kazanamaz. Bir ibadetin sevabını ölüye bağışlamakla ölüye Kur'an okumak arasındaki farkı iyi anlamaya çalışalım.
Selamünaleyküm. Böyle bir söz, ilimle alakalı değildir.
Selamünaleyküm. Tasavvuf, sistematik olarak ashabı kiram zamanında yoktu. Ama İslam'ı ince ayarlarıyla yaşama anlamındaki muhtevasını İslam'ın ruhundan almaktadır. Bunun tartışılacak bir yönü yoktur. İmam Gazâlî gibi bir mutasavvıf, peşinden gidilecek ve izi sürülecek bir şahsiyettir ama lüks ve şatafat içinde yaşayıp zühd edebiyatı yapan tasavvuf sektörü mensupları sun'idir, asla peşlerinden gitmek zorunda değiliz. Kim Kur'an ve Sünnet'i birinci ve aşılamaz ölçü görüyor, gördüğü gibi yaşıyorsa adının ne olduğu hiç önemli değildir. Onu severiz sayarız. Felsefeyi dine karıştıran, çağın fitnelerine karşı cıvık kalan, ashabı kiramı ikinci plana düşüren de bizim gözümüzde arızalıdır. Ne severiz ne peşinden gideriz. Kandiller için de şunu söyleyebiliriz: Eğer kandiller 365-5 = Müslümanlık gibi bir formülün gerçekleşmesi için ise onu da yok sayarız. Bu bir tuzaktır deriz. Hayır, birbirimizi hatırlama ve hiç değilse bir günü kurtarma sebebi ise ona sıcak bakarız. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Tasavvuf, ince çizgileri ile İslam'ı yaşamak ise ki, öyle olduğunu sayarak konuşuyoruz, bunu her Müslüman yapabilir. Resmi bir kayıt veya belli bir üye sayısı gibi bir şart olamaz, yoktur da.
Selamünaleyküm. Hiçbir ilave doğru değildir, hoş görülebilir değildir. İkaz edin, müftülüğe müracaat edin, doğrusunu sorun. Böylece hatanın düzelmesine katkıda bulunun, sevap kazanın.
Selamünaleyküm. Doğru olan, kalbinin rahat etmediği bir ortamda bulunmamandır. Mü'min, dolu insandır, uç tartışmalarla meşgul olamaz.