Fetva Meclisi
Soru
Aşure hakkındaki sohbetinizde, aşure çorbasının dinde bir yere oturtulmaması gerektiğini dile getirdiniz fakat bir hadisi şerifte şöyle buyurulmakta: ‘Her kim aşure gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa Cenab-ı Hak da senenin tamamında önün rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.’ et-Tergib ve'l-Terhib, 2/116. Bu hadise göre aşure çorbasının var olduğunu söyleyebilir miyiz, yoksa aşure gününde yalnızca ikramda bulunmamız mı gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Aşure tatlısının, tatlı olarak sakıncası olmayabilir ama ibadetleştirilmesi ve belli güne tahsis edilmesi makul değildir. O gün yapılmasın, o gün yenmesin mesele yoktur.
Ne düşündüğümü gayet açık söyledim: -Böyle bir ibadet yani yapılınca Allah'ın sevap yazdığı bir iş yoktur. Ne Kur'an'da ne Sünnet'te ne de Ebu Hanife'de yoktur. Sonradan uydurulan her şey gibi bu da bid'attir. Ama bid'at olan aşûre değil onun sevap maksatlı yenmesidir. -Eğer aşûre, Nuh aleyhisselamın hatırasına yeniliyorsa bunun adı çirkinliktir. Dokuz yüz elli senelik cihadı yapan o, tatlıyı yiyen biz ama her ikimiz de cennetteyiz. Ne güzel değil mi? Ne kolay cennet! Böyle yapa yapa bir şeyimiz kalmadı. Medine deyince zaten hurma akla geliyor. Mekke deyince de binalar... İstanbul deyince de fetih yok otel var, nerede bu dinin çetin yönleri, nerede Allah dostlarının hatıraları, kala kala onlardan bir tatlı kaldı bizim nasibimize... Bunları dedim, diyorum, diyerek öleceğim inşaallah. Allah'a emanet olun.
Dinimiz Allah’ın vahyi üzerine kurulu bir dindir. Temelinde vahiy bulunan böyle bir bilgi yoktur. Bununla uğraşacak kadar boş ve hesapsız zamanımız da olmamalıdır.
Selamünaleyküm. Peki Uhud için hangi tatlıyı tavsiye edersiniz? Bir tufanı tatlı ile hatırlama, bu ümmetin işi olabilir mi? Siz Nuh aleyhisselamın kavminin başına geleni anlamadınız zannederim. Tufan ve tatlı! Bir kere o tatlıdaki yiyeceklerin hangisi o gün vardı sizce; gemideki yiyecekler arasında ceviz mi, badem mi, fıstık mı, gül suyu mu? Ben sizin gibi düşünmüyorum güzel kardeşim. Elbette siz düşünebilirsiniz, anlaşılmayanı da anlatırsınız ama ben sizin kadar rahat olamam. Allah yardımcımız olsun, hatalarımızı, eksiklerimizi, eksik bıraktıklarımızı mağfiret buyursun. Dualar edin bize.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin on muharremi bağladığı konu, Firavun’un boğulması konusudur. Bunun haricindekilere kaynak aramak, asıl mecrayı değiştirmek olur. İlgilenmemek gerekir.
Sahih sünnette böyle bir dua emrine rastlamadım. Duanın muhtevası güzel ve hoşa gider olsa da onu Peygamber aleyhisselam emretmiş gibi değerlendiremeyiz. Güzel bir dua, iyi bir iş olabilir ama “şu vakitte, şu netice için” şeklinde bir çizgi çizildiğinde aslının sünnette olmasını isteriz. Sünnette olmayan bir şeyi ise ibadet gibi kullanmak olmaz. Buna kaynak aramak da yokları saymak gibi bir şey olur.