Fetva Meclisi
Soru
Hocam Aşure günü okunacak aşağıda belirttiğim gibi bir dua var mıdır? Bu duayı yedi kere okuyan o sene ölmez, eceli gelen ise okumaya muvaffak edilmez deniliyor. “Allah Teâlâ’yı mizan dolusunca, ilminin sonsuzluğunca, rızasına ulaşıncaya kadar ve arşının tartısınca tesbih ederim! Allah Teâlâ’dan başkasına sığınılıp kaçılmaz, yine ancak O’na sığınılır! Allah Teâlâ’yı çiftlerin ve teklerin sayısınca ve kelimelerinin tamamının sayısınca tesbih ederim! Ey acıyanların en merhametlisi! Senden rahmetinle (bütün belâlardan) selâmet isterim. O yüce ve büyük olan Allah’ın yardımı olmadan hiçbir günahtan dönüş ve hiçbir ibadete kuvvet olamaz. O bana yeter! Ne güzel vekildir! Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır! Allah Teâlâ, mahlûkatının en hayırlısı olan Muhammed’e ve Ashabının tamamına salât ve selâm eylesin!” Eğer böyle bir dua yoksa bunu sağlam kaynaklardan yararlanarak başka kişilere nasıl açıklayabiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Allah Teâlâ'dan size sabırlar dilerim. Eşinizle ilişkilerinizde sıkıntınız varsa bu sizin, hem eşinizle ilişkinizden ötürü hem de çektiğiniz sıkıntıdan ötürü iki sevap kaynağına sahip olduğunuzu gösterir. Yavrularınıza sarılın ve onlarla teselli bulun. Eşinizi de zaman içinde eritmeye hazır olun. Bir zaman sonra sizin beklediğinizden daha iyi olabileceğini asla unutmayın. Duanın gücünü bilin, duayı hiç eksik etmeyin. Yavrularınızın etkilenmemesine dikkat edin. Bir de şunu size tavsiye etmeliyim: Madem ki, eşinizin tavırlarını anladınız, onunla hiç tartışmayın. Tartışma başlayacağı zaman susun. Tepki vermeyin. Kısa bir zaman sonra sizi bu sessizliğinizin tartışmanızdan kat kat daha tesirli olduğunu göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun, size sabırlar ihsan etsin.
Sünnette var olan bu duayı hayatınızın birçok alanında okuyabilirsiniz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın bu duayı ettiğini duyduktan sonra “Ona hayran kaldım. Cennetin kapıları ona açıldı.” diye buyurmuştur. Bunu duyan İbni Ömer -sahabe- bir daha bu duayı hiç terk etmediğini söylüyor. Siz de bunu hayatınıza işlemeye çalışabilirsiniz. Rabbim yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselamın bize emri, onun ve raşid halifelerinin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dininin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak kaldırılmalarının nedeni oldu. Bu ümmet, eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken törenler değil Sünnet'e ittiba etmektir. Herkes şöyle bir mazerete sığınmayı tercih etmektedir: Kötü bir zamandayız, insanlar ancak böyle törenleri anlayabilmektedirler. Bu da bir mazerettir. O zaman bu mazeretin karşılığını ne kadar bulabiliyoruz? Bir kere biz, başkalarından önce kendimizi düşünmek zorundayız. Adeta biz, Sünnet'i tam anlamıyla yaşadık da, başkaları anlamakta zorlandılar, bunun üzerine de onlar için taviz vermek durumunda kaldık. Bu doğru değildir. Maalesef gerçek olan, bizim de başkaları gibi asıl yapmamız gerekeni yapmakta ayak sürtmemizdir. Zorumuza gidiyor, kolayı ile teselli buluyoruz. Mevlid kandili kutlamaları, kutlu doğum haftası ve benzerleri, sahih sünnette ve Ashâb-ı Kirâm'ın hayatında görmediğimiz uygulamalardır. Allah sonumuzu hayır etsin. Yapmamız gerekenler varken beğendiklerimizle teselli bulamayız.
Selamünaleyküm. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ sizi acil bir şifaya kavuştursun. Şifanız mukadder değilse sizin de eşinizin de çektikleri hasenat defterlerinize kaydolsun. Tıbben yapılması gerekenleri hiç ihmal etmeyin, ne istiyorsa tabip onu yapın. Sözünü ettiğiniz mektup hakkında bir bilgim yoktur. Öyle bir şey taşımanız şirk olmaz. Geçmiş olsun tekrar.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ, gurbetinizi rızasını kazanmaya vesile kılsın.1- Farz namaz kılan birinin imamının da farzı ve aynı namazı kılıyor olması gerekir. Nafile kılan nafile kılana uyabilir. Nafile kılanın, farz kılan imama uyması da mümkündür. Bu durumda yanlış yapanın yanlışı, siz onu daha sonra ikaz etti iseniz size vebal yüklemez.2- Normal giyilen çorap üzerine mesh etmek caiz değildir. Buna göre bile bile böyle birinin arkasında namaz kılmamanızı tavsiye ederiz. Cuma namazı gibi durumlarda ise zaruretten kılmanızda sakınca yoktur; o görüş de içtihadına itibar ettiğimiz mezheplerden birine aittir.3- Çıplak gözle bakıldığında pislik görülmeyen yerde namaz kılınır. Bazı kardeşlerimiz bu hususta lakayt davranabilirler. Abartmamak kaydıyla siz hassasiyetinizi muhakkak iletin. Temizlik delisi olmak da doğru değildir.4- Nafile oruçları, farz ibadetleri ve günlük hayatı aksatmayacak durumda olanlar tutmalıdır. Günlük hayatınızı etkileyecek düzeyde sorun oluyorsa nafile oruç tutmayabilirsiniz. Netice de her gün nafile için uygundur. Allah'a emanet eder, sıhhat ve afiyet dileriz size.
Aleykümselam.Böyle olması normaldir. Büyük bir imtihan içindeyiz. Yaşınıza göre başınıza gelecek olan böyle bir durumdur. Vaktinizden çok iş üretecek bir program oluşturmalısınız. Uyumaya bile vaktiniz kalmayacak şekilde iş üretin, çalışın, gezin ama boş kalmayın. Arkadaş çevrenizi de yenilen ve büyütün. Duayı unutmayın.
aşure konusundaki diğer fetvalar
Dinimiz Allah’ın vahyi üzerine kurulu bir dindir. Temelinde vahiy bulunan böyle bir bilgi yoktur. Bununla uğraşacak kadar boş ve hesapsız zamanımız da olmamalıdır.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin on muharremi bağladığı konu, Firavun’un boğulması konusudur. Bunun haricindekilere kaynak aramak, asıl mecrayı değiştirmek olur. İlgilenmemek gerekir.
Aşura isimli çorbanın/tatlının özel dinî bir anlam yüklenerek kutsanması başka şey, bir mü'minin ehline ikramda bulunması başka şeydir. Aşure yerine gayet pahalı bir tatlı ikram edilse insanlar ona o gün aynı alakayı gösteriyorlar mı? Neden göstermiyorlar? Çünkü aşure tatlısı, tatlıdan çok din eksenli bir kavram olarak kullanılmaktadır. Reddettiğimiz de budur. Bu bir ilavedir dine, asla kabul edemeyiz bunu.
Selamünaleyküm. Peki Uhud için hangi tatlıyı tavsiye edersiniz? Bir tufanı tatlı ile hatırlama, bu ümmetin işi olabilir mi? Siz Nuh aleyhisselamın kavminin başına geleni anlamadınız zannederim. Tufan ve tatlı! Bir kere o tatlıdaki yiyeceklerin hangisi o gün vardı sizce; gemideki yiyecekler arasında ceviz mi, badem mi, fıstık mı, gül suyu mu? Ben sizin gibi düşünmüyorum güzel kardeşim. Elbette siz düşünebilirsiniz, anlaşılmayanı da anlatırsınız ama ben sizin kadar rahat olamam. Allah yardımcımız olsun, hatalarımızı, eksiklerimizi, eksik bıraktıklarımızı mağfiret buyursun. Dualar edin bize.
Selamünaleyküm. Nafile ibadetlerin bir sebeple bozulması durumunda iade edilmeleri vaciptir.
Ne düşündüğümü gayet açık söyledim: -Böyle bir ibadet yani yapılınca Allah'ın sevap yazdığı bir iş yoktur. Ne Kur'an'da ne Sünnet'te ne de Ebu Hanife'de yoktur. Sonradan uydurulan her şey gibi bu da bid'attir. Ama bid'at olan aşûre değil onun sevap maksatlı yenmesidir. -Eğer aşûre, Nuh aleyhisselamın hatırasına yeniliyorsa bunun adı çirkinliktir. Dokuz yüz elli senelik cihadı yapan o, tatlıyı yiyen biz ama her ikimiz de cennetteyiz. Ne güzel değil mi? Ne kolay cennet! Böyle yapa yapa bir şeyimiz kalmadı. Medine deyince zaten hurma akla geliyor. Mekke deyince de binalar... İstanbul deyince de fetih yok otel var, nerede bu dinin çetin yönleri, nerede Allah dostlarının hatıraları, kala kala onlardan bir tatlı kaldı bizim nasibimize... Bunları dedim, diyorum, diyerek öleceğim inşaallah. Allah'a emanet olun.