Fetva Meclisi
Soru
"Bid'at Bid'attır" adlı dersinizde aşure çorbasıyla ilgili olumsuz söylemleriniz var. Ancak yaşadığım şehirde ve gerçekten sözüne, fetvasına sizinki kadar güvendiğimiz bir alimimiz vardı, Hakk'a yürüdü ama onun aşure ile ilgili düşünceleri ile sizin düşünceleriniz farklı gibi. Açıkçası kafamız karıştı diyebilirim. Bu konuda nasıl aydınlatabilirsiniz bizi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Peki Uhud için hangi tatlıyı tavsiye edersiniz? Bir tufanı tatlı ile hatırlama, bu ümmetin işi olabilir mi? Siz Nuh aleyhisselamın kavminin başına geleni anlamadınız zannederim. Tufan ve tatlı! Bir kere o tatlıdaki yiyeceklerin hangisi o gün vardı sizce; gemideki yiyecekler arasında ceviz mi, badem mi, fıstık mı, gül suyu mu? Ben sizin gibi düşünmüyorum güzel kardeşim. Elbette siz düşünebilirsiniz, anlaşılmayanı da anlatırsınız ama ben sizin kadar rahat olamam. Allah yardımcımız olsun, hatalarımızı, eksiklerimizi, eksik bıraktıklarımızı mağfiret buyursun. Dualar edin bize.
Aşura isimli çorbanın/tatlının özel dinî bir anlam yüklenerek kutsanması başka şey, bir mü'minin ehline ikramda bulunması başka şeydir. Aşure yerine gayet pahalı bir tatlı ikram edilse insanlar ona o gün aynı alakayı gösteriyorlar mı? Neden göstermiyorlar? Çünkü aşure tatlısı, tatlıdan çok din eksenli bir kavram olarak kullanılmaktadır. Reddettiğimiz de budur. Bu bir ilavedir dine, asla kabul edemeyiz bunu.
Selamünaleyküm. 1- Tespih bir alet olarak kullanıldığı için ibadetin kendisi ile alakalı değildir, kullanılabilir. 2- Duadan sonra ellerin yüze sürülmesi hususunda zayıf da olsa hadisler vardır. Dolayısıyla bu şeklide amel edilmesi bid'at değildir. 3- Normal durumlarda aşure yenmesinin hiçbir sakıncası yoktur. Bir ibadet muamelesi görmesi bid'attir. Allah rızası için aşure dağitilması, sevap için aşure yenmesi çirkindir. 4- İnsanı namaz esnasında meşgul eden her şey mekruhtur. Ayna da meşgul edici olduğu için mekruh olur.
Bid'atlerde kimse nihaî bir savaş zaferi elde edememiştir. Bid'atler bu ümmetin iç imtihanlarından biridir. Kesinlikle salıverilmeleri doğru olmaz. Mücadele ederken kendimizi helak etmemize de değmez. Üzerinize düşeni yapın; anlatın, ikaz edin, nasihat edin, doğru olanı gösterin ama abartmayın. Abarttığınızın altında kalabilirsiniz. Şunu da unutmayın: her bid'at ihmal edilmiş bir sünnet’in yerine çıkan mantar gibidir. Siz Sünneti yayın, bid'atler kendiliğinden erisin. Allah'a emanet olun.
Bu söyledikleriniz havaalanında da tren meydanında da öyledir, bu bir hakikat. Bizim vazifemiz ne böyle acı hakikatleri sıralamaktır ne de yılıp bir kenara çömelmektir. Tam aksine küfür içimize sızdı ise bizim de imanımızı ve muamelatımızı mü'min kimliğimizle sürdürme hamlemiz büyümelidir. Ağlayarak bir noktaya gelemeyiz, ağlatmamızın da mecali yoktur. İş yapmak ve proje üretmek, projede iş gören adam olmak zorundayız. Şükredin, Allah sizi o bataklıkta eritmemiş. Ne güzel elhamdülillah, imanınızı kuşanıyorsunuz, yılmayın yürüyün. Allah yardımcımız olsun.
Bir hususu öncelikle sana hatırlatmalıyım kızım: İmanî hassasiyetlerini evlilikle alakalı konularda kullanırken ne kadar gerçekçi ne kadar da sepet dolsun diye konuştuğuna dikkat et. Senin o yaşta evlenip yuva kurmanda hiçbir sakınca yoktur. İyi bir eş ve iyi bir tıp talebesi olabilirsin. Bundan şüphe etmiyorum. Evliliğini 'iman' ve benzeri konular için yaptığını, şehvetinin ve sana yönlendirilen hissiyatların etkisinde olmadan yapıp yapmadığını tekrar düşün. Ailenin duasını almayı ihmal etme. Madem aslında işler iyi gibi duruyor, sabret. Sabret ki hazmede ede yürüsün işin.
aşure konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Nafile ibadetlerin bir sebeple bozulması durumunda iade edilmeleri vaciptir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin on muharremi bağladığı konu, Firavun’un boğulması konusudur. Bunun haricindekilere kaynak aramak, asıl mecrayı değiştirmek olur. İlgilenmemek gerekir.
Dinimiz Allah’ın vahyi üzerine kurulu bir dindir. Temelinde vahiy bulunan böyle bir bilgi yoktur. Bununla uğraşacak kadar boş ve hesapsız zamanımız da olmamalıdır.
Sahih sünnette böyle bir dua emrine rastlamadım. Duanın muhtevası güzel ve hoşa gider olsa da onu Peygamber aleyhisselam emretmiş gibi değerlendiremeyiz. Güzel bir dua, iyi bir iş olabilir ama “şu vakitte, şu netice için” şeklinde bir çizgi çizildiğinde aslının sünnette olmasını isteriz. Sünnette olmayan bir şeyi ise ibadet gibi kullanmak olmaz. Buna kaynak aramak da yokları saymak gibi bir şey olur.