Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Bid'atler hakkinda birkaç sorum olacaktı. 1) Parmaklar yerine tespih için tespih kullanmak bid'at diye duydum, doğru mu? 2) Namazdan hemen sonra, yani selam verildikten sonra, elleri yüze sürmek bid'at mi? 3) Aşure bid'at dediniz. O zaman biz aşureyi o gün pişiremeyiz mi? Başka bir gün olursa olur mu? 4) Bu soru bid'atle ilgili değil ama aynanın önünde namaz kılmak doğru değil diye duydum. Böyle bir şey var mı? Allah razı olsun hocam. Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tesbih namazının sayma zorluğu bulunduğu gerçektir. Eğer bu zorluğa katlanılmayacaksa neresinden sevap kazanılacak, o namazın ana özelliği, bütün benliğinle tesbihe dalmaktır. Onun için de işçi tutunca ne değeri kalacak? İbadetlere daha ciddi bakmak gerekir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Namazın ses yükselticisi ile kılınması, namaza bir ilave değildir. Dolayısıyla bid'at kavramı ile ifade edilmesi yerli yerinde olmaz. Caiz midir değil midir şeklinde araştırılmalıdır. Bu hususta da caiz olmayacağına dair kuvvetli bir belge yoktur.
Selamünaleyküm. Bu, ihtimal kıyamete kadar kimsenin çözemeyeceği kadar köklü bir yer edinmiş sorunlardandır. O yolu izleyen mü'minlerin niyetlerini Allah Teâlâ bilmektedir. Onları itham etmek kimsenin görevi değildir. Samimi niyetlerle yapıyorlarsa ve bunun üzerinden kişisel zevklerini tatmin etmek ve menfaatlenmek gibi bir tutum içinde değillerse onlarla mücadele etmenin yersizliğini düşünüyorum. Yaşadığımız dönem, insanların yanlışlarını tespitten çok neyin doğru olduğunu ispat etme dönemidir. Eğer tasavvuf hatalı ise hatasız olan zühdü ortaya koymalıyız. Birileri Allah'ı zikretmeyi teşvik için tasavvufu metot olarak kullanırken hata ediyor, diğerleri de Allah'ı zikrin ne tilavet ne tesbihat olan hiçbir çeşidi ile meşgul olmadığı hâlde, sadece başkalarının yanlışlarını tadat ederek İslam'a hizmet ediyorsa bu kabullenilemez. Herkes doğru bildiğini yapsın, hesabımız Allah'a kalacaktır.
Selamünaleyküm. Tespih kullanmak şart olmadığı gibi yasak da değildir.
Selamünaleyküm. Bu konudaki kural şöyledir: Mü'min, emribilmaruf ve nehyianilmünkeri muhakkak yapacaktır. Kendisi aynı hatayı işleyen de bu görevi yapmalıdır. Çünkü, bir hatayı işlemek bir hata ise, işlenmesine seyirci kalmak da başka bir hatadır. Aynı zamanda iki hatayı işlemektense biri ile yetinilmelidir.
Selamünaleyküm. Hiç bir bid'atte hayır yoktur; hayır olduğu gibi Sünnet'tedir.Ancak, mümin iki risk arasında kaldığında hafif olan riski tercih eder. Bu bir fıkıh kaidesidir. İnsanlara tebliğ yollarını tıkatacaksa öyle bir toplantıya katılmak hafif olan riski tercih etmektir. Gidip orada asıl işin dünyada iken Kur'an'la amel etmek olduğunu anlatacaksak, gidebiliriz. O tip toplantılarda mü'min şahsiyetimizin erimemesine dikkat etmeliyiz.
amel konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kurtubi tefsiri uzmanlık gerektiren ağır bir tefsirdir. Çağrı yayınlarınınki daha hafiftir ama çok uzundur. Beş cildi geçmeyen bir tefsir sizin için idealdir.
Selamünaleyküm. Evet, Cuma namazı aynen kılınmalıdır, bir değişik durum yoktur. Ne kadar yapabiliyorsak o kadar yapalım ibadetleri.
Selamünaleyküm. 1- Yemin keffareti yiyecek olarak verildiğinde ON AYRI FAKİRE VERİLMESİ ŞARTTIR. Bir tek fakire verilecekse on güne dağıtılarak verilmesi bazı alimlerce caiz görülmüştür. 2- İstememek durumu, düşmanlık, elle müdahale, hile yapma gibi bir noktaya sürüklemedikçe imana zararı yoktur. 3- Bilhassa niyet konusunda vesvese tehlikelidir. Açık bir belirti olmadıkça niyetleri irdelemek yanlıştır. Kendi kuyunuzu kazmamalısınız. 4- Hak sahibi ile helalleşmek mümkün değilse onun adına istiğfar ederek, ona dualar ederek helalliği oluşturmak da mümkündür.
Selamünaleyküm. Evet, Cuma namazı aynen kılınmalıdır, bir değişik durum yoktur. Ne kadar yapabiliyorsak o kadar yapalım ibadetleri.
'Zayıf hadis,' hadistir. Hadis olarak kabul edilmeyen ise 'Mevzu hadis'tir. Bir hadise zayıf hükmü verilmesi o hadisin, hüküm gerektiren konularda delil olmayacağını gösterir. Hüküm dışındaki konularda mesela zikir, dua, ahlâk ve benzeri konularda delil olur. Ama bir farzın veya haramın tayininde kaynak olmaz. Allah'a emanet olun.
'Dinde zorlama yoktur.' hükmü, dışarıdan İslam'a girebileceklere Müslüman olmaları için zorlama yapılmaması şeklindedir. İnsan Müslüman olduktan sonra ihtiyariliği olmaz; sözünü verdiği kulluğu yapmak zorundadır. Çocuklarımızın, özellikle namaz konusunda zorlanmaları ise dövülmeleri, itilmeleri, atılmaları ile sonuçlanacak bir zorlama olarak anlaşılmamalıdır. Aslında zorla ibadet yaptırmak insanın yapısına ve ibadetin şekline aykırıdır. Ebeveynlerin görevi sevdirmek ve ibadete münasip çevre oluşturmaktır. Dayak ve benzeri şiddet türleri ilk etapta yararlı gibi görülse de uzun vadede itici ve kırıcıdır. Bu nedenle, sevdirme mücadelesini esas almamız bilhassa fitne asrında yaşayan bizler için daha yararlıdır, hatta tek çaredir. Allah'a emanet olun.